GeriGündem Geçmişimle iftihar ediyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Geçmişimle iftihar ediyorum

Abone Olgoogle-news

Tulûhan TEKELİOĞLU

‘‘Bommer Kuşağı’’ ile ilgili olarak 16 ülkede yapılan araştırmanın Türkiye ayağını, İstanbul'da RI'ya (Research International) bağlı çalışan Barem Research International şirketi gerçekleştirdi. Orta gelir düzeyinden, şehirli, evli, bekar, torun sahibi, her meslekten toplam 48 kişiyle görüşüldü. Barem'den Nursel Çokyaşar, ‘‘Amacımız yaşları 45-57 arasında değişen kadın ve erkeklerin psikolojik ve sosyal yapısını, ilgi alanlarını öğrenmek, marketing açısından onlarla nasıl iletişim sağlanabileceğini ortaya çıkarmaktı’’ diyor. Araştırmaya katılanların son dönemde yaşanan önemli siyasi olaylar, Susurluk ve tarikat skandallarının ortaya çıkardığı fotoğraftan etkilenerek yanıt vermiş olabileceğini söylüyor: ‘‘Çünkü katılımcılar oldukça karamsar bir tablo çizdiler.’’

Araştırmada Türkiye'deki Boomer Kuşağı'nın Avrupa ve Amerika'ya kıyasla tüm dünyadaki 1968 hareketlerinden çok fazla etkilenmemiş olduğu ortaya çıkmış. ‘‘Çocukluk ve gençlik dönemlerinde çok büyük yokluklar içinde yetişen, şeker bulamayıp çayı kuru üzümle içen, büyük abi ve ablalarının giysileriyle büyüyen bu kuşak, tüm yaşadıklarını iftiharla anlatıyor.’’ Fakat söylediğine göre, bugüne oldukça kaygılı bakıyorlar: ‘‘Yaşam standartlarının giderek düştüğünü, ülkenin ekonomik ve politik durumunun daha kötüleştiğini düşünüyorlar. Eğitim sistemini acımasızca eleştirirken, adalet mekanizmasının çöktüğünü söylüyorlar.’’ Görüşülen kişilerden biri Türkiye'deki eğitim sistemini bakın nasıl özetliyor: ‘‘Daha bilinçsiz bir kuşak yetiştirmek amaçlandı. Bu yüzden genç kuşak sosyal meselelere karşı daha duyarsız. Çocuklar okulda ezberlemeyi öğreniyorlar, düşünmeyi değil!’’

45-57 yaş arasındaki insanların oluşturduğu bu kuşağın bugünkü yaşamı oldukça sıradan. Marjinal düşünce ve davranışlardan uzaklar. Genelde tutucular. Kaygılarının başında ekonomik durum geliyor. Genç kuşağa oranla ekonomik kaygıları daha fazla. Yaşlılıkta başkasının bakımına muhtaç olmadan yaşamak istiyorlar. Hayallerin başında ‘ev sahibi’ olmak geliyor. Batılılarda böyle bir kaygı yok. Çünkü yaşam standartlarıyla orantılı bir şekilde Türklerden daha önce bir ev ve otomobilleri oluyor.

Türkiye'deki 68 kuşağı, günümüze dek sorunlarını tam olarak çözümleyememiş görünüyor. Sorulara cevap veren biri, Türkiye'ye sosyal özgürlüğün oldukça farklı bir yoldan geldiğini söylüyor. ‘‘İki yanı uçurum olan çukurlarla dolu bir yoldu...’’

Politikadaki yozlaşmadan rahatsızlar. ‘‘Görüşmelerimizde temiz toplum, temiz siyaset düşüncelerini sık sık dile getirdiler. Doğuda bir içsavaş yaşandığını, bu savaşın bitmesi için gerekenin yapılması gerektiğini söylüyorlar. Türkiye'ye barışın gelmesini, Avrupa Topluluğu'nun bir parçası olmamızı istiyorlar’’ diyor Çokyaşar.

Türkiye'de de Boomer Kuşağı enformasyon teknolojisinin iş hayatını kolaylaştırdığını düşünürken, kendisini bilgisayardan olabildiğince uzak tutuyor. Daha dayanışmacı, daha paylaşımcı oldukları geçmişin özlemini çekiyor. Eskiden akraba ve aile ilişkilerinin çok daha fazla olduğunu, bugün komşuluk ilişkilerinin bile zayıfladığını ve her türlü iletişimin çekirdek aile içinde kaldığını belirtiyorlar.

SİNEMA YERİNE TELEVİZYON

Gelecek için karamsarlar. AIDS gibi, tedavi edilemez hastalıkların artacağını düşünüyor, insanların giderek daha da yalnızlaşacağını söylüyorlar. ‘‘İşsizlik artacak, fakirlik artacak...’’

Medya çok önemli bu kuşak için. Okuyorlar. Tıpkı batılı yaşıtları gibi yazılı basını daha ön planda tutuyorlar. En büyük sosyal etkinliklerinden biri ise televizyon seyretmek! Özellikle ‘‘Olacak O kadar’’, ‘‘Bir Demet Tiyatro’’ gibi dizileri kaçırmıyorlar. Sinemaya gitmiyor, televizyonda film seyretmeyi tercih ediyorlar. Korku ve şiddet filmlerinden nefret ediyorlar.

Televizyonda objektif bilgi veren haber programlarını seyrettiklerini söylüyorlar. Televizyonculukta kalite arıyor, reality şovlardan aşırı rahatsızlık duyuyorlar. Marka bağımlılıkları yok. Ancak kendilerine verilen hizmetin ve aldıkları ürünün ‘‘kaliteli’’ olmasına önem veriyorlar. Çoğu reklamı ise kendileriyle özdeşleştirmiyor, bu yüzden de reklamları beğenmiyorlar. En çok ilgilerini çeken reklamlar ise çocuk ve aile figürlerini işleyen reklamlar.

X ve Boomers kuşakları arasındaki fark

PARA PARA PARA

Research International Observer, bugün 20-35 yaş arasında olan ve ‘‘X Kuşağı’’ adı verilen insanlarla, 45-57 yaşlarındaki ‘‘Boomer Kuşağı’’nı karşılaştıran bir araştırma da yaptı. X Kuşağı, (Türkiye'de 12 Eylül Kuşağı ya da Kayıp Kuşak) yani şimdiki gençler ile Boomer'ların ‘‘genç yetişkin’’ olduğu dönemleri karşılaştırdı. Ortaya çok ilginç sonuçlar çıktı...

Bireysellik, 20-35 yaşındakilerin tescilli markası gibi. Onlar için önemli olan rahat, doğal ve kişinin kendi stilini olabildiğince yansıttığı bir yaşam. ‘‘Tek bir doğru yok. Herkesin kendi doğrusu var. Dolayısıyla kişinin karakteri ile bağdaştığı sürece herşey serbest olmalı...’’ 45-57 yaşındakiler ise toplumsal olaylara dayanışma ruhu ile tavır gösteriyor. Özgürlüğü ne kadar savunsa da yine de toplumun etkisinde kalıyor.

X kuşağı bireyselliğine düşkün olmasına rağmen, toplumsal uyum yönünden hiçbir sorun göstermiyor. Bireyselliği, alışılagelmişin dışında olmak veya marjinallik gibi algılamıyor. Bireyselliğini, geleneksel, muhafazakar ve aile kökenli değerlerle bağdaştırmak, genç yetişkinler arasında çok daha yaygın bir tutum. ‘‘Başkasının bireyselliğin, özgürlüğünü, haklarını çiğnemeye başladığım noktada benim bireyselliğim veya özgürlüğüm söz konusu olamaz.’’

Boomer Kuşağı (Mahrumlar), geleneklere ve muhafazakarlığa başkaldırmış bir kuşak olarak özeleştiriye dayalı insan ilişkilerinden yana. Bireyselliğe karşı olmalarına rağmen insan ve insan hakkı onlar için çok kutsal. Bireysellik bu kuşak için neredeyse egoistlikle eş anlamlı kabul ediliyor ve yadsınıyor. ‘‘Biz toplum için verdiğimiz mücadelemizle bu ülkenin batmamasını sağlayan ve sağlamaya devam eden kuşağız...’’

Eski kuşaklardan farklı olarak genç yetişkinlerin artık kahramanları yok. Film yıldızları ve süperstarlar kahraman olarak anılmıyor bile. Popüler kültürün içinden gelen ‘‘idealize edilmiş’’ tiplerden öte, günlük hayatın kahramanları onlar için daha önemli. Boomer'lar ise ideolojik ve siyasal düzeyde duygusal bir kuşak olduğu için kahramanlarını mit haline getirmiş. Belki film yıldızları onlar için kahraman olamamışlar ama müzik grupları ve sanatçılar arasında onların idolleri var.

Daha önceki kuşaklar kadar idealist değil, genç yetişkinler. Dünyayı değiştirmek gibi bir kaygıları yok. Kontrolleri dışında olan koşulları değiştirmek adına çaba harcamıyorlar. Boomer'lar ise özgürlükçü barışçı bir dünya ve toplum düzeni için idealleri olduğunu söylüyorlar. İdealleri doğrultsunda savaş verdiler. Düşüncelerinde içtendiler.

X kuşağı için para, statü ve güç ön planda. Daha iyi yaşam standartlarına kavuşmak için gereken ekonomik güç için motive olmuşlar. Zenginlikle ölçülen bir başarı istiyorlar. Boomer'lar için dürüstlük, saygınlık ve insan ilişkileri ön planda. Eşitlik, sosyal devlet ve toplumsal barış için motive olmuşlar. İz bırakacak başarılara imza atmak, bu alanlarda başarılı olmak istiyorlardı.

X kuşağı imaja ve statüye fazla düşkün. Statü ve imaja verdikleri önem en çok tüketim alışkanlıklarında kendini gösteriyor. Bu kuşak tüketim ekonomisinin en başarılı örneği. Neredeyse tüketmek için yaşıyorlar ve kişiliklerini tükettikleri markalarla tanımlıyorlar. Mahrumların döneminde ise cilalı imaj devri henüz bilinmiyordu. Halkla ilişkiler ve reklam sektörleri bu kadar revaçta değildi. Bu yüzden onların genç yetişkin olduğu dönemde ihtiyaca göre tüketim yaygın. Tutumluluk herşeyden önce ülke ekonomisi için gerekli.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle