GeriGündem Fatma Şahin Antarktika’yı anlattı: Dondurucu soğukta Antep biberiyle ısındık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fatma Şahin Antarktika’yı anlattı: Dondurucu soğukta Antep biberiyle ısındık

Fatma Şahin Antarktika’yı anlattı: Dondurucu soğukta Antep biberiyle ısındık
Abone Olgoogle-news

Herkesin aklına ilk gelen soru, “Antarktika çok mu soğuk?” oluyor. Evet, soğuk. Kışın eksi 85’i buluyor. Allah’tan yanımıza biraz Antep fıstığı, İslahiye üzümü ve kırmızı Antep biberi almıştık. Bunlar soğukta içimizi ısıttı. Turistik bir yer değil, en fazla penguenlerle fotoğraf çekebilirsiniz! İnternet bağımlıları için hayat zor, TV, radyo, internet yok.

Ocak ayı başında Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mustafa Varank aradığında açık konuşmak gerekirse ilk aklıma gelen konu bu yıl Gaziantep’te düzenlenecek olan Teknofest oldu. Hem Teknofest hem de başka birkaç konuyu konuştuktan sonra Sayın Bakan “seni bir hemşehrinle birlikte Antarktika’ya gönderelim mi?” diye sorunca ilk önce “acaba yanlış mı anladım?” diye düşündüm. Çünkü yeryüzünde insanın aklına ilk gelen yerlerden biri olmuyor Antarktika. Meselenin ayrıntılarına inince TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinesindeki Bilim Ekibi ile birlikte düzenlenecek 4. Antarktika Ulusal Bilim Seferi’ne katılmamın gündeme geldiğini söyledi.

Mustafa Varank Bakanımızla konuşurken bir yandan da haritada Antarktika’yı inceledim. Coğrafi olarak insanın kafasında bir yer oluyor ama hiçbir zaman gideceğini düşünmediğin için ayrıntılarına bakmıyorsun. Sayın Bakan bilim ekibinin başında Gaziantepli bir kadın olduğunu, seferin sponsorlarından birinin de Gaziantep’teki üniversitelerimizden Hasan Kalyoncu Üniversitesi olduğunu da söyleyince Antarktika’ya, kışın hava sıcaklığının -85 derece olabildiği bir yere kanım biraz daha ısındı!

Eşimle ve çocuklarımla da konuyu istişare ettik. Antarktika, bilimsel araştırma, küresel ısınma, iklim, kutupların, Antarktika’nın önemini vs. konuştuk. Zor bir yolculuk olacağını konuştuk. Onlar da, zorluğu olsa da bir yandan da böylesine tarihi bir görevde yer alma duygusunun beni etkilediğini görünce en sonunda “sen görev insanısın, görev Antarktika’da da olsa gidersin” gibi sözlerle teşvik edince karar verilmiş oldu.

Fatma Şahin Antarktika’yı anlattı: Dondurucu soğukta Antep biberiyle ısındık

Antarktika yolculuğumuz neden önemliydi?

Daha önceden de kendisini biraz tanıdığım TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü, Antarktika Bilim Ekibi’nin koordinatörü Doç. Dr. Burcu Özsoy’la da konuştum. Onun anlattıkları beni daha da heyecanlandırdı. Antarktika Bilimsel Araştırma ve Bilim Üssü Projesi, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sorumluluğunda ve benim de mezunu olmaktan gurur duyduğum İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kutup Araştırmaları Uygulama Araştırma merkezi (PolReC) koordinesinde de 3 kere yürütülmüş. Hem Sayın Bakan hem de Burcu Hoca’yla konuşmalarımızdan ortaya çıkan başlıklar bu yolculuğu benim gibi hem bir yerel yönetici, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı hem de bir kadın, anne, mühendis ve kimyager olarak beni çok etkiledi.

  • Teknoloji çağındayız. Bilgi ekonomisine katkı veren bir ülke olamazsak Türkiye’nin geleceğine yönelik attığımız adımlar eksik kalacak.
  • Türkiye Cumhuriyet’in 100. yılında küresel bilim araştırmalarının içinde olmazsa dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hayalinin gerçekleşme ihtimali olmayacak.
  • Antarktika gibi dünyanın görece daha az keşfedilmiş bölgelerinde dünyanın bütün ülkeleri bilimsel araştırma, enerji sahaları gibi alanlarda söz sahibi olmak istiyor. Türkiye de Cumhurbaşkanımızın talimatları ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde TÜBİTAK gibi kurumlarımızla bu amaçla önemli çalışmalar yürütüyor. Burcu Hoca’dan geçen senelerde yapılan çalışmaların sonuçlarını dinledikçe, bu seneki bilim seferinin hedeflediklerini duydukça böyle bir çalışmanın küçük de olsa bir parçası olmanın hem bana hem de Gazi şehrime artı bir vizyon kazandıracağını düşündüm.
  • Aynı zamanda Türkiye’deki tüm belediyelerin üyesi olduğu Türkiye Belediyeler Birliğinin de başkanıyım. Orada çalıştığımız Akıllı Şehirler ve Belediyeler Projesi’nin önemli bir amacı da akıllı kentler uygulamaları ile şehirlerimizdeki atıklar, küresel ısınmaya katkı, çevre sorunları gibi konuları çözmek. Bu bilim gezisinin bu anlamda ciddi katkısı olacağını düşündüm.
  • Geçen yıla kadar İstanbul’da yapılan dünyanın ve Türkiye’nin en büyük teknoloji fuarlarından Teknofest bu yıl Gaziantep’te düzenlenecek. 2 milyon kişinin katılmasını bekliyoruz. Yerli ve milli teknoloji hamlesinin bu büyük etkinliğinin bayrağını yine önemli bir milli araştırmanın yapılacağı yere götürmek ve iki önemli etkinlik arasında bir bağ yaratmayı çok önemsedim.
  • Çok önemli bir diğer neden de bir kalkınma yolculuğunun önemli ayağı olan bu bilim seferinin lideri Doç. Dr. Burcu Özsoy’la birlikte tüm kadınlarımıza, gençlerimize ilham vermek, rol model olmak fırsatını yakalamışken kaçırmamaktı.

Güney Kutbu’na gitmeye hazırlanan Gaziantepliler

Hemen önce internetten biraz araştırmalara başladım. Önce Anadolu Ajansı’nın yayınlamış olduğu kitabı okudum. Bulabildiğim belgeselleri izledim. Öğrendikçe heyecanım ve hevesim daha da arttı. Ekiple ilgili olarak Burcu Hoca’dan bilgiler aldım.

Pasaportumuzu yanımıza almak dışında şahsi olarak bir hazırlık yapamıyorsunuz. Çünkü bir ekiple gidiyorsunuz ve çok ciddi kurallara uymak zorundayız. Zaten orada giyeceğimiz özel kıyafetlerimizi kendimizin temin etmesi zor. Bilim ekibinin verdiği kıyafetlerle ve yönlendirmeleri ile ufak bir valiz hazırladım.

Bir de, iki Gazianteplinin herhangi bir yere giderken yanına alması gereken UNESCO tescilli Antep mutfağından gıda maddeleri var ama Antarktika’ya giderken bu alışkanlığımızdan vazgeçtik tabiki! Burcu Hoca Allah’tan biraz Antepfıstığı, biraz İslahiye üzümü ve biraz da kırmızı Antep biberi almamıza izin verdi. Ama soğukta iyi beslenmemiz açısından çok işe yaradı bunlar. Bütün ekibin aklının, İstanbul Havalimanında uçağa binmeden yediğimiz Gaziantep baklavasında kaldığını anladım ama!

Antarktika ya da diğer adıyla Güney Kutbu bir kıta bildiğiniz üzere. Ama üzerinde hiçbir ülkenin bilim dışında varlığının olmadığı bir kıta. 100 yılı aşkındır insanlık bilim ile orada ama hala çok fazla gizemi olan bir yer. Bu alanda Katabatik olarak adlandırılan saatte 320 kilometre hızla esip bütün nemi yok eden bir rüzgar esiyor. Milyonlarca yıldır hiç yağış almadığı düşünülüyor.

Antarktika’da hayatta kalmak için eğitim şart!

TÜBİTAK öncülüğünde, benim de mezunu olduğum İTÜ olmak üzere çeşitli üniversitelerden güçlü ve nitelikli bir akademik kadronun bu konuyla ilgili olarak çalıştıklarını gördüm. Ülkemizin gelecekteki Aziz Sancarları, Gazi Yaşargilleri olacak genç bilim insanları ile tanışmak heyecan ve umut verici oldu.

TÜBİTAK’ın organizasyonuyla İstanbul, Tuzla’da bir ön eğitim aldık. Orada anladım ki zor bir görev olacak. Antarktika koşullarında yaşanması muhtemel sıkıntılarda nasıl hayatta kalınır? Bir sorun olduğunda nasıl çözülür? gibi soruların yanıtlarını bu eğitimde aldık.

Beyaz Kıta’ya yolculuk

9 Şubat’ta yola çıktık. Hayatımın en uzun yolculuğunda okumak için yanıma, bir süredir okuma listemde de olan rahmetli Halil İnalcık Hoca’nın, Alev Alatlı’nın İskender Pala’nın kitaplarını aldım. İstanbul Havalimanı’dan törenle uğurlanan ekiple birlikte ilk uçuşumuz Brezilya’nın Sao Paulo kentine oldu. Yol boyunca Burcu Hoca’yla sohbet ettim, Antarktika’yla, bilimsel araştırmalarla ilgili bilgiler edindim. Yanımda getirdiğim kitapları okudum. Bu seyahatin ulaştırma sponsoru, dünyanın bence en iyi havayolu firması THY’nin listesindeki ödüllü filmleri izledim.

24 kişilik ekibimizle önce Sao Paulo’ya indik. Buradan Şili’nin başkenti Santiago’ya geçtik. İki şehirde de büyükelçimiz ve başkonsolosumuz ile kısa da olsa görüşme şansımız oldu. Santiago’dan Şili’nin güneyindeki Punta Arenas’a, oradan da güney yarımkürede yerleşimin olduğu en uç nokta olan Puerto Williams’a ulaştık. Uzun ve yorucu yolculuğumuzun ardından 3 gece burada konakladık. Belki sosyal medya hesaplarımdan Puerto Williams’da ekibimizdeki Burcu Camcıoğlu ve Can Moral tarafından çekilmiş olan videoyu izlemişsinizdir.

Puerto Williams’taki konaklamamızın bu kadar uzun sürmesinin nedeni meteorolojik koşullar. Dünyanın iklim olarak çok farklı bir bölgesi burası. Her istediğiniz zaman uçak kaldırmak, deniz yolculuğuna çıkmak mümkün olmayabiliyor. Üç günün sonunda iki saatlik bir uçak yolculuğuyla Antarktika’nın King George Adası’na vardık.

Fatma Şahin Antarktika’yı anlattı: Dondurucu soğukta Antep biberiyle ısındık

Antarktika’ya ayak basmak öyle kolay değil!

Antarktika’ya gitmek aynı zamanda büyük sorumluluk. Kıtaya varınca öyle hemen kıtaya ayak basamıyorsunuz. Çünkü buranın çok özel bir ekolojik dengesi var ve bunun olabildiğince bozulmaması gerekiyor. Bu nedenle biz de ekip olarak Türkiye’den, uçtuğumuz uçaktan, Santiago’dan, Şili’deki konakladığımız otelden herhangi bir canlı organizmayı oraya taşımamak için ayaklarımızı, ayakkabılarımızı dezenfektan suyla temizleyerek karaya çıktık.

Daha sonra da Türk bilim ekibinin araştırmalarını sürdüreceği Betanzos isimli araştırma gemisine helikopter ve Zodyak botlar kullanarak geçtik.

Herkesin aklına ilk gelen soru “çok mu soğuk?” oluyor. Evet. Ciddi bir soğuk var. Hatta zaman zaman özellikle kışın -85 dereceleri buluyormuş. Ama bize öyle bir soğuk denk gelmedi. Hatta haberlerde görmüşsünüzdür. Biz oradayken şu ana kadarki en yüksek sıcaklıklar kaydedildi. Bu çok kötü bir durum dünya için. Oradaki sıcaklık artışları dünyanın genelini çok kötü etkileyecek bir gelişme.

Yine de özel kıyafetlerin, hazırlığın olmadan dayanılacak bir iklim değil Antarktika iklimi. Buzulları eriten bir küresel ısınma olabilir ama hala bir insanı donduracak kadar soğuk olabiliyor! Dikkatli olmak lazım.

Bizler Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile TÜBİTAK’ın tecrübesiyle yaptığı hazırlık sayesinde ve yaşadığımız heyecanın da katkısıyla soğuğu çok hissetmedik.

Antarktika: Bilimin Merkezi, Barışın Odağı, Dayanışmanın Kıtası

Antarktika adeta yeryüzünün laboratuvarı ve kara kutusu gibi bir yer. Çok gizemli. Çözülmesi gereken birçok sırrı var. Dünyadan pek çok ülkenin hevesi var ama henüz çok az ülke burada bilimsel araştırma yapabiliyor. Türkiye de onlardan biri. Ama bizim Antarktika ile ilgili geçmişimiz çok eskilere dayanıyor.

Gelmiş geçmiş en önemli denizcilerden, coğrafya insanlarından Piri Reis’in 15. Yüzyıl’da ürettiği, çok kıymetli, hala pek çok sırrı barındıran dünya haritası ile Antarktika insanlığın gündemine girmiş.

Antarktika’da Türk İzleri

Antarktika kıtasında bilimsel amaçlı çalışmalar için bulunan ilk Türk 1967 yılında ABD'nin Plateau İstasyonu'nda çalışmalar yapan Atok Karaali. Hatta rahmetli Karaali’nin soyadını taşıyan Karaali Kayalıkları bulunuyor.

Prof. Dr. Serap Tilav ve Prof. Dr. Umran İnan’ın isimleri de kıtada belli bölgelere verilmiş. Memleketimizden üç bilim insanının adının, kıtada “Karaali Kayalıkları”, “Tilav Buz Dili” ve “İnan Tepesi” olarak bulunduğunu bilmek insanı mutlu ediyor. 2017’den bu yana süren ve yoğunlaşan seferlerle Türkiye’nin Antarktika’daki izleri daha, bilimsel çalışmalara katkıları çok artmış, daha da artacak.

Fatma Şahin Antarktika’yı anlattı: Dondurucu soğukta Antep biberiyle ısındık

Antarktika, İnsanlığın Ortak Mirası

ABD, Rusya ve İngiltere başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülke, büyük kıta Antarktika’ya araştırma üslerini kurmuş durumda. Örneğin Kore 1985 yılında kıtada araştırmalara başlamış. Başta iklim değişikliği olmak üzere araştırmalar yapıyorlar.

Türkiye olarak biz şu anda “gözlemci ülke” statüsündeyiz. İlk olarak 2017’de Ulusal Antarktika Bilimsel seferlerimiz Cumhurbaşkanlığımız himayelerinde sürdürülebilir standartta başlamış oldu.

Türkiye'nin Antarktika Antlaşmalar Sistemi'nde “danışman ülke” statüsünü kazanabilmek hedefi çok önemli. Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde ve ilk olarak İstanbul Teknik Üniversitesi teknik koordinasyonunda başlayıp TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda bundan sonra devam edecek olan tüm bu çalışmaların amacı “danışman ülke” statüsünü kazanmak ve özgün bilimsel eserlere Türk bilim insanları tarafından imza atmak. “Antarktika'ya Bilim Üssü Kurulması Projesi” bunun önemli bir adımı.

Antarktika araştırmaları gururumuz olacak

Bu yolculuk ihtimalinin başından bu yana şahit olduklarım büyük bir ciddiyet ve planlamayla hazırlanan Antarktika çalışmalarının bizlere çok büyük gururlar yaşatmaya aday olduğu.

Türkiye’nin bugüne kadar düzenlediği ulusal seferlere dahil olan 100'e yakın bilim insanı 20’ye yakın uluslararası bilimsel makale hazırlamış. Pek çok yayının hazırlıkları devam ediyor. Bir bilim insanımız ilk defa görülen bir türü kayıt altına almış. 10 bin yıl önce yaşanan buzul erimelerini incelemişler. “Holosen” adı verilen bu dönemde buzulların hızlı eridiği ortaya konulmuş.

İkinci seferde küresel konumlama sistemleriyle ilgili hazırlanan ve bölgede yapılacak seyrüsefer, deniz mühendisliği, hassas hidrografik ölçüm, oşinografi, kıyı yönetimi gibi olası çalışmalara ışık tutacak bir çalışma çok ses getirmiş. Bundan önceki son seferde yeni bir bakteri türü keşfetmiş bilim insanlarımız. Hemşehrim olmasından gurur duyduğum Burcu Hoca’da her üç seferin de liderliğini yaparken bir yandan da bilimsel etki değeri yüksek bircok yayına imza atmış. NASA’nın ICEsat uydusunun verilerinin deniz buzu kalınlığını tespitinde yeni bir algoritma geliştirilmesine katkıda bulunmuş.

Deniz Kuvvetlerimiz Antarktika’da yaptığı araştırmayla bölgeyle ilgili haritalarda önemli bir güncelleme sağlamış. Dünyada bu bölgede mikroplastik konusunu çalışan üç ülkeden biriyiz ayrıca. Bilim insanlarımızın önceki seferlerde Antarktika’dan aldıkları su örneklerinde gemilerden daha önce denize atılan bir diş macununun içindeki plastik maddeyi incelediğini, markasına kadar tespit ettiğini öğrendim. Yani buradaki hassas bilim çalışmaları tüm dünyada işe yarayacak küçük ama çok önemli ayrıntıların, yeni bilgilerin ortaya çıkmasına katkıda bulunuyor.

Antarktika çok turistik bir yer değil! İyi ki değil!

Fotoğraflarda da gördüğünüz gibi Antarktika öyle çok turistik amaçlı gidilecek bir yer değil. Coğrafya ve iklim uzun uzun gezmenize, fotoğraflar çektirmenize ve internet erişiminiz olmadığı için sosyal medyadan anında paylaşmanıza izin vermiyor maalesef! Zaten bilimsel araştırmalar dışında yasak bölge. Gelseniz de en fazla penguenlerle fotoğraf çektirebilirsiniz ki biz de bunu yaptık gördüğünüz gibi! Ve bu pengurenlere bile belirli mesafeden fazla yaklaşmamanız gerekiyor. Bu turistler için kötü ama insanlık için iyi bir şey. Çünkü bu alanın çok iyi korunması gerekiyor.

Dediğim gibi bilimsel araştırmalar dışında kapalı bir alan. Nükleer araştırmalar, madencilik ya da askeri amaçlı olarak herhangi bir şey yapamıyorsunuz burada. Kurallar çok katı. Bu alanın yapısının bozulmaması için tam anlamıyla sıfır atık politikasının uygulandığı bir alan burası.

Antarktika her ne kadar turistik bir alan olmasa da bilim insanları için çok önemli bir alan. Antarktika insanlığın geçmişine dair, buzullar üzerinde yapılan basit araştırmalarla bile rastlanabilen önemli bulguları barındıran bir alan. Örneğin yüzyıllar içindeki iklim değişikliklerini buranın katmanlarındaki karbondioksit oranları sayesinde anlayabiliyoruz. Bu Antarktika’da çalışan bir bilim alanının basit bir araştırma konusu. Daha ayrıntılı çalışmalarda nelerle karşılaşılacağına dair çok büyük beklentileri var bilim insanlarının.

Ülkeler Antarktika araştırmaları için çok ciddi bütçeler ayırıyor

Antarktika araştırmaları yüksek bütçeli çalışmalar. Türkiye olarak ciddi bir bütçe ayırıyoruz. Ama dünyadaki diğer ülkelerin ayırdığı bütçeleri duyunca burada yapılan araştırmaların önemine dair bir ispata daha sahip oluyorsunuz. ABD beyaz kıtadaki araştırmaları için yıllık 500 milyon dolar bütçe ayırıyor. İngiltere’de buna yakın bir bütçeyi Antarktika araştırmalarına ayırmış durumda.

Norveç, İngiltere, Fransa, Şili, Arjantin, Yeni Zelanda ve Avustralya bu bölgede hak iddia ediyorlar. 1959’da bu bölgeye ilişkin bir Antarktika Anlaşması imzalanmış. Ama altında ABD ve Rusya’nın gün gelip ihtiyaç doğarsa bu anlaşmayı tanımayıp, kıta üzerinde hak iddia edebilme şerhiyle!

Bilim ekibinin bulunduğu geminin lojistik lideri Özgün Kaptan’ın da dediği gibi: “Fiziki olarak burada varlık göstermek, Antarktika üzerinde sonradan oluşacak hak iddialarını destekliyor. Bulunmadığınız bölgede hak iddia edemiyorsunuz.”.

Güney Kutbu internet bağımlıları için tam bir felaket!

Biraz da oradaki ve gemideki yaşam şartlarımızdan bahsetmek istiyorum. Dünyayla bağın neredeyse tamamıyla kopuyor. Sadece bir sorun olduğunda erişim amacıyla kullanmak için tasarlanmış bir iletişim sistemi var.

Eğer internet bağımlısıysanız gideceğiniz yer Antarktika olmasın. Bizim nesil gibi internetle belli bir yaştan sonra tanışanlardansınız uyum sağlamak kolay ama doğduklarında internetle çalışan nesil orada gerçekten zorlanabilir. Teknoloji bağımlıları kendilerini kötü hissedebilir. TV ve radyo da yok. Sürekli maruz kaldığımız bu kitle iletişim araçlarının modern insanın beynini nasıl yorduğunu orada daha iyi anlıyorsunuz.

Bize özel olarak oraya göre milli gayretle tasarlanmış kıyafetler verildi. Bir örnek bu kıyafetler soğuğa ve iklim şartlarına göre malzemelerden üretilmiş. Ancak sıcak tutması ve terletmemesi için geliştirildiğinden aşırı ağır. İnsan içinde zor hareket ediyor. Antarktika’ya tam olarak uygun kıyafetler olduğu için penguenler gibi ağır ağır hareket edebiliyorsunuz.

Araştırma gemisinde hayat sabah 07.00’de başlıyor. Tam bir disiplin ortamı mevcut. Herkes kendi temizliğini yapıyor, kendi bulaşığını yıkıyor. Sınırlar ve yetkiler net. Bilimsel ve insani ihtiyaçlar düzenli olarak takip ediliyor. Çünkü denize açıldıktan sonra eksik olanları temin mümkün değil. O nedenle biraz stres de var haliyle.

Okyanus tam bir görsel şölen ama bu arada. Bir anda geminizin önüne bir balina sürüsü çıkabiliyor. Kutuplara has kuş türleri var. Penguenler zaten her yerde mevcut. Biraz daha uzun kalsak kim bilir hangi nadir tür hayvan ve bitkilerle karşılaşacaktık?

Kıtaları aşıp Antarktika’ya gelen çöplerden alınan dersler

Sürdürebilir kalkınmayı çevresel kalkınmayla eşzamanlı olarak başaramazsak; havayı, su ve toprağı koruyamazsak insanlığı da koruyamayacağımızı hem bilim insanlarımızdan dinledim hem de gözlerimle gördüğüm küresel ısınmayla iyiden iyiye hissettim. Dünyayı cennete dönüştürmek ya da cehenneme çevirmek bizim elimizde.

Atılan çöplerin okyanusları aşıp Antarktika’ya kadar geldiğini görmek çok üzücü. Tüm Türkiye çapında uyguladığımız, Cumhurbaşkanımız ve Emine Erdoğan Hanımefendi’nin çok önemsediği sıfır atık projesinin önemini bir kez daha anladım. Eğer insanlık olarak aklımızı başımıza almazsak, kendi sonumuzu hazırlayacağız. Torunlarımıza gösterecek ne penguenler kalacak ne de foklar.

Büyük hedefler önemli bir liderlik ve vizyon istiyor. Cumhurbaşkanımızın himayesi ve siyasi iradesiyle, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mustafa Varank’ın çalışkanlığı ve kararlılığı ile sürdürülen Antarktika Ulusal Bilim Seferleri ile Türkiye üzerine düşen görevi yapmaya çalışıyor. Halkımızda bu konuda bir bilinç oluştu. Bu bilimsel çalışmaları takip eden kesim sürekli artıyor. Bu çalışmalar özellikle de gençlerin ufkunu açıyor, özgüvenini artırıyor.

Ben de, Türkiye Belediyeler Birliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı olarak gidip, yapılan çalışmaları yerinde görünce çok heyecanlandım. Türkiye’nin Antarktika üssünün bir an önce açılması için Doç. Dr. Burcu Özsoy’la beraber heyecanla bekleyeceğim. Üstüme düşen bir görev varsa da yapacağım. Güzel bir söz var: “Sen istersen o bir hayal değildir.” Biz de millet olarak Antarktika’da, dünyanın böyle önemli bilim araştırma alanlarında söz sahibi olmayı çok istiyoruz. Başaracağız.

Bakan Varank, Türk Bilim Ekibi'ni uğurladı
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle