GeriGündem Fatma Hanım ses getirdi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fatma Hanım ses getirdi

Fatma Hanım'dan bir mail geldi... Bir isyandı, çaresizce yardım isteniyordu... Yazdık... Hurriyet.com.tr günlerdir konunun üzerinde... Fatma Hanım gibi aynı sorunları yaşayan binlerce insandan, binlerce mail aldık... İşte o Fatma Hanım'ın isyanı simge oldu... Maliye Bakanlığı Müsteşarlığı harekete geçti...


İŞTE FATMA HANIM'IN İSYANI

Sevgili okurlar sizlerden yüzlerce, onbinlerce uyarı, yorum, içinde isyan işaretleri olan çığlıklar geliyor…

Hasan Basri Aktan çok uzun yıllar Maliye Bakanlığı’nda görev yapmış, şu anda müsteşarlığı yürüten düzgün bir bürokrattır. Bu yüzden Fatma Hanım'ın bu isyanını doğrudan ona iletiyoruz… Bakalım nasıl bir sonuç alacağız…

İşte isyanı….

''Merhaba Fatih Bey, Yazılarınızı takip ediyorum ve en son engelliler ile ilgili yazınızı da okudum. Ben de %42 engelli bir vatandaşım.Vergi indiriminden faydalanmak için vergi dairesi beni devletin belirlediği hastanelerden birine gönderdi.

Yıllardır özel sektörde engelli statüsünde çalışan ben, raporumun geçerli olabilmesi için tekrar rapor almam gerektiği ve Ankara'nın onaylaması gerektiğini öğrendim. Neyse birkaç günlük eziyetten sonra 7 uzman doktorun ve başhekimin onayıyla %42'lik raporumu tekrar aldım.

Ankara'ya onay için gitti ve 3 ay sonra geçen hafta sonuç geldi. %15...
Bu ne demek şimdi? Ben devletin belirlediği bir hastaneden devletin doktorlarının muayeneleri sonucu verdiği raporumu Ankara'ya gönderiyorum. Fakat oradaki vatandaş beni görmeden, muayene etmeden ve 7 doktorun %42 engellidir ve engeli daimidir raporuma %15 engellidir diyebiliyor.

Bu nasıl bir zihniyettir, nasıl bir vicdandır, nasıl bir ahlaktır?

Lütfen bana bir akıl verin. Vergi dairesini aradım. Bu rapora itiraz etmek istiyorum dedim. Bana verdiği adres "Maliye Bakanlığı Gelir Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Daire Başkanlığı". Buraya itiraz edin dedi.

Bu arada itirazların şimdiye kadar hiçbirinin kabul edilmediğini ve raporlarının değişmediğini söyledi.

Resmi gazetede yayımlanan özürlü derecesi saptama listesinde bile benim rahatsızlığımın en hafifi %20 belirtilmiş.Ankara uyuyor ve binlerce özürlünün hayatı ile oynuyor. Emekliliğime 6 ay kalmıştı. Şimdi ise 5,5 yıl çalışmam ve toplamda 11 yıl yaşımı beklemem gerekiyor.

Lütfen yardım edin,bana bir akıl verin.Ben özürlü müyüm değil miyim? Bu raporun düzeltilmesi için ne yapmalıyım?

Çok teşekkür ederim. İyi Çalışmalar ve başarılarınızın devamını dilerim.''

fcekirge@hurriyet.com.tr

"Merhaba Fatih Bey" diye başlıyordu o mesaj. Okuyan şöyle bir kaç saniye donup kalıyordu. Engelli bir insandı Fatma Hanım. Engelsiz insanların bile binbir güçlükle yürüdüğü kaldırımlarda ilerlemek, merdivenleri tırmanmak, otobüslere binmek, karşıdan karşıya geçmek zorundaydı... Üstelik yasal engelleri aşmak zorundaydı. Bize yazdı, biz de haber yaptık. Fatma Hanım'ın yaşadığı sıkıntıları yaşayan o kadar çokmuş ki! Türkiye'nin dört bir yanından benzer sorunlarla ilgili binlerce mail geldi, çığ gibi gelmeye devam ediyor.

İşte o Fatma Hanım'ın maili, benzer sorunları yaşayan, bir türlü de çare bulamayan on binlerin derdine tercüman oldu. Maliye Müsteşarlığı hemen devreye girdi, özel bir mail adresi verdi. Derdi olan, çare bulamayan, engelleri bir türlü aşamayan binlerce engelli o adrese mail yağdırıyor.

Maliye Müsteşarlığı bu mailler tek tek inceliyor, kaydediyor ve bizimle paylaşıyor.

Şimdiden görünen o ki artık engeller o kadar aşılmaz değil.

Yarın engelli vatandaşlarımızın Maliye Bakanlığı ile ilgili sorunlarının çözümü konusunda önemli bir gelişmeyi burada açıklayacağız.

Dertlerinizi paylaşmayı sürdürün engeller teker teker aşılsın...

 









 

 

HURRİYET.COM.TR'YE MAİL YAĞIYOR, İŞTE O MAİLLERDEN BAZILARI


Sayın Fatih ÇEKİRGE, Fatma Hanım' ın isyanı başlıklı yazınızı okudum. Bende imkan buldukça yazılarınızı okuyorum ve sizi takdir ediyorum. Ben de bir kamu kurumunda % 43 özürlü bir memur olarak görev yapmaktayım. Bu hantal bürokrasi ve hantal devlet yapısına birde iş bilmeyen sözde özürlü olmayıp ta beyinsel özürlüleri eklediğimizde bende bu rapor konusunda mağdur edildim. Gerçi benimkisi Fatma hanım' ın ki gibi değil ama. neyse uzatmadan konuya gireyim. Ankara' da adı ve kendi büyük bir Tıp Fakültesinden almış olduğum raporla kamuda özürlü olarak işe başladıktan sonra vergi indirimi için bulunduğum ilçedeki Vergi Dairesine müracaat ettim. Oradaki iş bilmeyen zekâ özürlü görevli elimdeki TIP Fakültesi raporunun geçerli olmadığını, TAM TEŞEKKÜLLÜ bir hastaneden tekrar rapor almam gerektiğini ve beni sevk edeceklerini söylediklerinde aklıma ilk gelen iki hastaneden biri Bursa Tıp, diğerine Eskişehir Tıptı. Ancak ne hikmetse tam teşekkülü olmayan il devlet hastanesine beni sevk ettiler. Buraya kadar ki enteresanlıklar bir yana Devlet Hastanesine elimdeki raporla müracaat ettiğimde doktorlar Tıp Fakültelerinden alınan raporun kendilerince sayılmayacağını beyan ettiklerinde kendilerine ne mezunu olduklarını sordum TIP dediklerinde bende sizin doktorluğunuzu saymıyorum o zaman dedim. İş çığırından çıktı. Beni kavga dövüş tam 1 ay bekleterek heyete sevk ettiler. Heyet üyelerine bu hastanenin tam teşekküllü olup olmadığını sordum. baş hekim alaycı bir gülüşle tabiî ki dedi. Bende o zaman bana ONKOLOJİ (Kanser) departmanlarının nerede olduğunu gösterimisiniz dediğimde ise alaycı tavrı birden değişti ve bana yok dedi. Bende onlara nasıl o zaman tam teşekküllü olursunuz diyerek elimdeki Tıp Fakültesi Onkoloji bölümünden alınmış raporu ibraz ettim ve ya aynısını verirsiniz yada sizi mahkemeye veririm diyerek çıkıp gittim. daha sonra vergi dairesinden bana 3. dilim indiriminden faydalandığıma dair yazı gönderdiler ve 6 yıldır yararlanıyorum.
Umarım özürlü olmadığını iddia eden bu özürlüler bir gün gelir değişirde insanlar rahat bir nefes alır. Saygılarımla size iyi çalışmalar dilerim....


Merhaba Fatih Bey,

 

Aslında yazmak istediğim çok şey var fakat mail yoğunluğunuzu tahmin ettiğim için uzatmıyorum.

 

Hürriyet.com.tr’de 2 Milyon kişi olduklarını yazmışsınız. Lütfen bizleri de dahil edin. O sayı o zaman sanırım 2 milyonu da aşacaktır.

 

Saygılarımla,

 

Pinar ADANALI  

 



Merhaba Fatih Bey,

 

Az önce Fatma hanımın isyanını adlı yazınızı okudum.Fatma hanım yalnız değil.Ben de bir özürlü bayanım ve çocuklukta Almanya'dan alınmış,yıllar önce burada Tr.'de alınmış%40 raporlarım olmasına rağmen şimdi %19 rapor aldım.Benim bildiğim kadarıyla bedensel engeller yaş ilerledikçe engelde ilerler ama maalesef bizim engeller de iyileşme olmuş.Buna benzer bir çok insan tanıyorum.Hata Bakırköy'de heyete girerken bende kötü durumda olanlar vardı da%20 fazla vermediler.Tabiî ki isyan etmemek elden değil.Ben daha önce bütün şehri yaya gezsem yorulmak nedir bilmezdim ama şimdi bir 100 mt gitsem elimle ayağıma destek vermek zorunda kalıyorum,aniden tökezleyip düşecek oluyorum.Zaten yollar kaldırımlar malum herkes biliyor.

 Bu nasıl memleket, bu nasıl insana verilen değer anlamış değilim.Bazen böyle bir memlekete yaşadığım için utanıyorum.

 


Fatih bey merhaba,

 

Engellilerimizle ilgili yarattığınız gündemden dolayı sizi kutlarım.

 

Ben 17 yıldır engelli çocuklarımıza özel eğitim hizmeti veren bir kurumun kurucusuyum. 2006 yılında meclisimizde kabul edilen yasa ile sosyal güvencesi olsun olmasın tüm engelli çocuklarımızın eğitim ihtiyacını karşılamak üzere milli eğitim bakanlığının bütçesine ödenek kondu.

 

Eğitim gören engelli çocuklarımızın sayısında inanılmaz bir artış oldu ve bu çocuklara hizmet veren kurum sayısı 2000 lere yaklaştı. Ev ev dolaşılarak yaklaşık 200 bin çocuğumuz eğitim ortamlarına çekildi. Bu süreçte görüldü ki sanıldığı gibi 7 milyon engellimiz değil 700 bin dolayında eğitime ihtiyaç duyan engellimiz varmış.

 

Elbette bu süreçte devletin verdiği eğitim desteğini suiistimal eden kimseler çıktı. Gazetenizde bu konuda haberler çıktı. Bu istismarlar doğru olmakla beraber oldukça abartıldı.

 

Engellilerin eğitimi ile ilgili bürokratlar bu istismarları fırsat bilerek yeni bir düzenlemeye gitti. Haziran 2008 de özürlüler yasasında yapılan değişiklikle, engelli çocuklarımızın özel eğitim haklarını önemli ölçüde sınırlayacak düzenlemelerin önü açıldı. Asıl görevi engellinin eğitimini teşvik etmek olan kurumlar, engellinin eğitimini nasıl kısıtlarım? anlayışıyla hareket etmeye başladı.

 

Yapılan suiistimalleri denetim yoluyla önlemek yerine , özel eğitim kurumlarına yönelik savaş açmayı tercih ettiler. Gelinen noktada özellikle engellilerimizin teşhisi ve eğitim ihtiyaçlarını planlamaktan sorumlu olan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, engellilere verdikleri raporlar ile eğitimin önünü kesmeye başladı. Engelli çocuklarımızın yoğun özel eğitim ihtiyacı olmasına rağmen "devletin parası boşa gidiyor" anlayışı ile bir yıl yada aylarla sınırlı hale getirilmeye başlandı.

 

Yılların birikimini özel eğitim alanına yatıran bizleri de "devleti soyan" kişiler olarak ilan etmekten çekinmediler. Halen özel özel eğitim okullarına devam eden ve geneli alt sosyo ekonomik düzey ailelerden gelen çocuklarımızın eğitim giderlerini "ailenin" karşılaması istenmektedir. Bu süreç böyle devam ederse bizler okullarımızı kapatmakla karşı karşıya kalacağız. Yaptığımız girişimlerin pek çoğu belli bir grup bürokratın geçiştirmesi ile sonuçsuz kaldı.

 

Bir yandan siyasi otorite yaptığı düzenlemelerin çağdaşlığından söz ederken öte yandan bürokratik yollarla bu çağdaşlığın ters yüz edilmesini kaygıyla izlemekteyiz.

 

Sonuç olarak engellinin yaşamında en önemli destek olan "özel eğitim", hangi amaca hizmet ettiği pekte anlaşılmayan bir kaç bürokratın hırsına kurban edilmek üzeredir.

 

Bu konuda kamuoyunu bilgilendirmede desteğinize ihtiyaç duymaktayız. İlgilenirseniz daha ayrıntılı bilgi vermeye hazırım.

 

Saygılarımla

 Bedi Aydın


32 yaşında engelli bi vatandaşım ben diğer engelli  arkadaşlarımdan şanslıyım zira kendi başıma hareket etmekte çok fazla problem yaşamıyorum.29 Mart Genel seçimlerde bir çok engelli vatandaş gibi bende oy kullandım ama okula ulaşmak ne mümkün araç park edecek yer bulamadığımdan 1 km ye yakın yürüdüm Allahtan okulun giriş katındaydı oy kullanacağım sınıf.
 
Çok fazla konuyu uzatmadan bir çok engelli arkadaşımın muzdarip olduğu bir konuyu gündeme taşımanızı istiyorum. Malum kentin bir çok yerinde engelli park yerleri var hani mavi bir levha üzerine tekerlekli sandalye ibaresi olan park levhaları ama onun altına park etmek ne mümkün kent merkezinde (ulus ve kızılayda) işim olmaması için dua ediyorum veya normal vatandaşlar gibi aracımı otoparka bırakıyorum. Geçen akşam İzmir caddesinde ayakkabı dünyasının yanındaki engelli park yerine park etmek istedim ne mümkün BMW marka siyah büyük bir araç camındaki kartta ise 23. dönem TBMM kartı var trafik polisini çağırdım abi biz ne yapalım kanunu çıkaran adamlar bu kurala riayet etmezse vatandaş hiç etmez diyor haklı Avrupa ve Amerika’da engelliler için ayrılan yerlere hiç bir araç kesinlikle park etmezken bizde karşınıza sizin için ayrılmış yere park etmiş bir araç veya boş bulduğunuz engelli park yerinde otopark değnekçileri çıkıp 5 lira para istiyorlar. Orası benim hakkım ben bedava park ederim dediğinde ise ya sen bilirsin araban güvende olmaz cevabıyla veya hakaretle karşılaşıyorsunuz.
 
Şimdi son olarak soruyorum Beyni engelli yöneticilere madem o levhaları oraya diktiniz neden engelli plakalı araçların park etmesini sağlayamıyorsunuz? Bir kaç tane kendini bilmez otopark değnekçisiyle veya yolcu almak için bekleyen sizin yerinize park etmiş taksiciyle bizi muhatap ediyorsunuz?
 
Çözüm kolay her park yerinin altına bir trafik polisi dikecek değilsiniz ama bir kaç yerde ibreti alem için oraya park etmiş normal plakalı araçları çekersiniz görün bakalım bir daha aynı yere park edebilirler mi?
 
Başar UYANSOY

 


Başvuru belgemi  kaybettim  çünkü sinirimden yırttım. Daha önce İzmir Alsancak devlet hastanesinde %40 rapor almıştım. ve hiç vergi indiriminden faydalanmak için başvuruda bulunmadım.
Bundan 1,5 ay önce emekli olmam için başvuruda bulunmak gerektiğini söylediler. Bende başvuruda bulundum. Beni devlet hastanesine sevk ettiler. Daha sonra Ankara dan vergi indirimden faydalanamadığıma dair yazı aldım ve şok oldum. yani şimdi ne yapacağımı bilemiyorum.
yardımcı olursanız çok ama çok sevinirim. Sevgi ve saygılarımla...

 

Muhittin Yalçın


 

'Maalesef Türkiye'de yaşıyorum'

 

 

Konulu yazınızı okudum..Ve ben de etkilendim..Bir okuyucunuz olarak lütfen o imam hatip okulunun müdürü olan kişiyi o yurttaşımız  aracılığıyla  belirleyin ve  adını duyurun..madem bu kadar düşüncesizlik yapmayı göze  alıyor, sonuçlarına da katlansın… Ve hangi bakanlık ilgileniyorsa kınama cezası versin...çünkü sadece bunu yazmakla ve okutmakla kalırsak bir arpa yol gidemeyiz..çözüme ulaştırmamız lazım.. Aksi takdirde hep tıkanır kalırız...

Sevgi ve Saygılarımla,


Sn. Fatih Çekirge.

Ülkemizde engellilere ne kadar değer verildiğini gösteren bir başka konuyla ilgili bir dava dilekçesini sizinle paylaşıyorum.

Üniversitelerin özel bölümünden mezun olan özel eğitimcilerin hakları ellerinden alınırken, engellilere verilen değeri görebilmek için çok çok güzel bir örnek oluşturuyor, bu davanın konusu. 4 yıl eğitim yerine 8 aylık bir sertifikalı eğitim ile sınıf öğretmenlerinin zeka engelliler öğretmeni yapılması sonrasında bu öğretmenler zeka engellileri ne kadar eğitebilirler, acaba...

Bu ülkede kör olduğu için konservatuara alınmayan kardeşlerimizde var, biliyor muydunuz?

Sevgi  ve saygılarımla.

"Oku, öğren ve paylaş ki, bilgi sende kalmasın."

 

Sacit SERİM

 


 

Sayın Fatih Çekirge,

 

"Engelliler nasıl oy kullandı?" yazınızı okudum, çok haklısınız.

 Aklıma bir soru daha takıldı, peki normal çocuklarla eğitim görmesinde hiçbir sakınca olmayan bedensel engelli çocuklar o okulda ders görmeye nasıl gidiyor, öğlen tatilinde hava almaya nasıl çıkıyor? Muhtemelen gidemiyor.

 Belki de daha okul çağlarından çocukları normal ve bedensel engelli olarak ayırdığımız için, hiç beraber olmadıkları için, toplamsal yaşamda, kaldırımlarda ve her yerde engelli insanları yok görmeye devam ediyor olabilir miyiz?

 

Teşekkürler & Saygılar,

 Özge Belen

 


Sayın Fatih ÇEKİRGE,

 

Son 2-3 gündür engelliler adına gündemde tuttuğunuz konular için size ne kadar teşekkür etsek, ne kadar minnetlerimizi sunsak inanın azdır. Bir engelli vatandaş olarak yılın sadece bir haftasında ve onun da sadece 1-2 gününde hatırlanmak ve sürekli tekrarlanan cümlelerle sanki engelliler için bir şeyler yapılıyormuş gibi görünmek bizlere ne kadar acı veriyorbilemezsiniz. Engelliler olarak günlük hayatta yaşadıklarımızdan çok fazla bahsetmeyeceğim, bu zaten malumunuz. Ben şahsen Başkent Ankara’nın göbeğinde Kızılay da yaşarken bile ilkel üst geçitlerden, tam ortasına reklam panosu konmuş delik deşik kaldırımlardan ve bunun gibi bir sürü medeniyetsizliklerden engellilerin neler yaşadığını yazsam ve sayfalar yetmez. Ancak sizden ricam başka olacak. Biz engelliler olarak, engelli dernekleri, temsilcileri milletvekilleri olarak, engelliler adına bazı şeyleri düzeltmeyi ne acıdır ki başaramadık. Maalesef bir gerçek ki sesimizi duyuramadık, seçmede seçilmede o bilince sahip olamadık. Seçtiklerimizin de ya gücü yetmedi ya da sisteme ayak uydurdu. Artık teknolojinin, bilişimin, internetin, haberin günümüzdeki gücü inkar edilemez. Bu yüzden lütfen, lütfen, lütfen engelliler adına gündemde tuttuğunuz yazılarınıza, haberlerinize devam edin. Bu vesile ile sizin sayenizde 1 engellinin bile hayatı kolaylaşırsa, bu 1 hayat demek, inanın bu çok büyük bir başarı demek. Bu ömrünü tekerlekli sandalyede, koltuk değneğinde ya da başka şekilde engeliyle geçiren bir birey için çok şey demek. LÜTFEN DESTEKLERİNİZE DEVAM EDİN. SESİMİZİ 1 YETKİLİYE DUYURMAYI BAŞARIP, GÜNLÜK HAYAT İÇİN 1 İYİLEŞTİRME BİLE YAPILSA BU 1 HAYAT DEMEKTİR.

 

Saygılarımla.  

Selahattin ÇALIŞKAN

 


Sayın Çekirge,
Ben Berk GUMUS,Amerika’nın Florida eyaletinde yasamaktayım ve olağan gücümler haberleri takip ederek güncel olayları kaçırmamaya çalışıyorum,engelli yazısını okuduktan sonra bir engelli olmadığım halde  Amerika’da yasayınca insana nasıl değer verildiğini burada yasayıp görmek müthiş bir deneyim oluyor.Ancak bu  eğitimden de geçiyor örnek verecek olursam mutlaka  Amerika’ya geldiğinizde büyük alışveriş merkezlerine gitmişsininizdir oralarda bedensel engellilere arabalarını park etmeleri için  park yerleri mevcuttur eminim son zamanda Turkiye de de gelişmektedir ancak en önemlisi engelli olmayıp ta oraya park ederseniz 250 dolar cezası  var diyeceksiniz ki polis nerden görüyor,iste burada eğitim devreye giriyor isterseniz en yakin arkadaşınız  oraya park etmiş olsun buradaki insanlar  ben dahil 911 arayıp hemen sheriff isteyip ceza kesmesini istiyorsunuz bunun dışında Orlando daki Disney Word yada Sea Word yada üniversal parklarına  giderseniz roller coaster lara binmek isterseniz ve engelliyseniz hic bir probleminiz yok bunlar inşa edilirken belediyelerden izin alırken belediye bunlari yapmazsan asla  ruhsat vermem diyor o yüzden  kurallara herkes uymak zorunda,abi ben sana surdan 2.000 ytl veriyim isimi hallet diyemezsiniz.Ayrıca belediye otobüsüne engelli yada tekerlekli sandalyeli bir vatandaş binecekse şoför otobüsü durdurduktan sonra açılır kapanır koltukları olan yan kısımda üstelik herhangi biri oturuyorsa ona  kalkmasını söyleyip engelli vatandaşı otobüse alıp arabasını yerleştirdikten sonra kemerini de  takarak tekrar yola devam ediyor.İnanın Türkiye de bir belediye otobüs şoförü böyle bir uygulamayı yapsa siz sormadan ben şanslıyım bütün millet mirin kirin eder söylenir  ve hatta sikayat eden bile olur.O yüzden Amerika sempatizanı olmadığım halde insan olmanızın değerini çok iyi anlayan bir ülkede yasamak gerçekten insani mutlu ediyor,bununla beraber bizim bu insanlardan ne eksiğimiz var deyip kendi ülkemizdeki yönetimlere ve insanlarımıza da bazen veryansın etmiyor deyilim.Yazınızı bu nedenle çok beğendim ve umarım bir etki olduğunu düşünmekteyim.Öncelikle Türkçemden dolayı sizden çok özür diler başarılarınız devamını dilerim.


Berk GUMUS

 


 

Fatih bey,

Engellilerle ilgili konuyu gündeme taşıyor olmanızdan çok mutluyum. Çünkü benin babam da 1 yıl kadar önce şeker hastalığına bağlı olarak maalesef sağ bacağını diz altından kaybetti. Dolayısıyla bahsettiğiniz konular bizim de gündemimizde.

Babamı apartmanın kapısının önüne bile çıkartmak gerçekten bir sorun. Tekerlekli iskemleyi üç kişiyle giriş merdiveninden zar zor indirebiliyoruz.  İndirdik diyelim, kesintisiz yüz metre yürünebilecek düz bir yol yok. Düşünün, annem ve babam Ataköy'de oturuyor. Baktığınız zaman en düzenli yerlerden biri. Yunus Emre sitesi yönetimi bu konuda kılını bile kıpırdatmış değil.

Benim yaşadığım Etiler'de durum daha da vahim. Bırakalım tekerlekli sandalyeyi, çocuk arabasıyla bile bir yerden bir yere gitmek neredeyse imkansız. Kaldırımlar zaten standart değil, bir de elektrik direkleri, trafik lambalarının ayakları ve gelişigüzel bir sürü reklâm levhası kaldırımları işgal etmiş durumda. Bir tekerlekli iskemlenin, kaldırımdan yola  indirilmesi dahi emin olun zor bir iş.
Sonuç olarak babamı 1 yıl içerisinde ancak üç veya dört kez dışarı çıkarabildim. Babam, evde derin yalnızlığıyla baş başa oturuyor ve ben maalesef hiç bir şey yapamıyorum.

Ümitsiz değilim. Mutlaka düzenlemeler yapılabilir. Yeter ki yöneticiler, belediyeler engelliler konusuna konsantre olsun, önemsesin. Girişiminizi çok faydalı buluyorum ve teşekkür ediyorum.

Saygılarımla,

Mustafa İLGÜN


SEVGİLİ  FATİH BEY

30 MART PAZARTESI TARİHLİ  HURRIYETTE YAYINLANAN ENGELLİLER VE SEÇİM İLE İLGİLİ MÜKEMMEL YAZINIZ VE BU KONUDAKİ DUYARLILIĞINIZ İÇİN SİZİ CANDAN KUTLUYORUM. 1973 YILINDA GECIRMIS OLDUGUM TRAFIK KAZASI SONUCUNDA HAYATIMIN GERI KALAN BOLUMUNU TEKERLEKLI SANDALYEDE GECIRMEKTEYIM.ITU MIMARLIK FAKULTESINDE OGRENCI IKEN GECIRDIGIM BU KAZA SONUCUNDA ÜNİVERSİTEYİ SİZİN DE BAHSETTİĞİNİZ NEDENLERLE BİRÇOK ZORLUKLARLA ,ARKADAŞLARIMIN (BİRİ ŞU ANDAKİ EŞİM ) DESTEKLERİYLE  BİTİRDİM.YILLARDIR BU KONUDA COK UGRAS VERDIM.GENELDE KONULARIN COGUNLUGU MESLEGIMIZ ILE DE DIREKT ILGILI.HALEN EŞİM ,BEN  SAMSUN DA MİMARLIK MESLEĞİMİZE DEVAM EDİYORUZ.BİR KIZIMIZ VAR O DA AYNI MESLEĞİ SEÇTİ .İSTANBULDA MİMARLIK MESLEĞİNİ SURDURUYOR.

 BU SEÇİMDE DE AYNI BAHSİNİ ETİĞİNİZ SORUNLARI SAMSUNDA TEKRAR YAŞADIM.YEREL BİR GAZETEDE BU KONUYLA İLGİLİ ÇIKAN HABERİ VE YUKSEK SEÇİM KURULUNA BU KONUNUN COZUMU ILE  ILGILI YAZDIGIM DILEKCE ORNEGİNİ DE EKTE GONDERIYORUM.

AYRICA GORME ENGELLİLER İCİN DE SHOW TV DE PROGRAM YAPAN EVREN BEYİN GECEN GUN TV DE BIR ONERISI VARDI

OY PUSULALARIN BIR KISMININ KABARTMALI BASILMASI.

 

DUYARLILIGINIZ VE  ILGINIZ ICIN SONSUZ TESEKKURLER

INSALLAH  BIRSONRAKİ  SECIME BU KONUYU HEP BIRLIKTE COZMUS OLARAK GIRERIZ.

 

SAYGILARIMLA

SERVET  BASKAN

 

 


  

 

Sayın Fatih Bey..

Ben 24.04.1964 Mudanya Doğumluyum

Antalya Sağlık Müdürlüğünde Çevre Sağlığı Teknisyeni Olarak Görev Yapmaktayım.

01.04.2009 tarihinde yayınlamış olduğunuz Fatma Hanımın yazısını okuyunca derin bir üzüntü duydum. Ancak biliyorum ki burası Türkiye.

Benim rahatsızlığım Ankilozanspondolit yani Türkçe karşılığı Muz Hastalığı veya odun adam denilmekte, bu rahatsızlığın etki alanı tüm kemik sistemini etkilemekte bir örnek verecek olursak Rahmetli Suna PEKUYSAL’ın rahatsızlığından.

Yaklaşık bu rahatsızlığım 25 senedir var ve hiçbir tedavisi bildiğim ve araştırdığım kadarıyla yoktur.

Bu rahatsızlığım sebebiyle ne uzun süre yürüyebiliyorum, ne de uzun süre dinlene biliyorum ve hatta son beş senedir de sırt üstü yatamadığım için 2 koltukta oturur vaziyette uyumaya çalışıyorum.

Bundan 3 sene önce maliyeye müracaat ederek hastaneye sevk edildim ve bana Maliyenin böyle bir hastalık tanısı olmadığı için %10 sakatlık raporu verildi. Geçen senenin Kasım ayında tekrar müracaat ettiğimde hastaneden solunum yetmezliğinden dolayı %80 olan rahatsızlığım %40 ve Tansiyondan dolayı %6 verilerek toplamda %46 özürlü raporu verildi ve Maliye onayladı. Ancak bu rahatsızlığımın gerçek özür değeri bu değil. Ankilozanspondolitin etkilediği alanlar;

 

  • Ortopedik olarak: Bel omurları, Boyun Omurları, Eklem yerleri, Göğüs kafesi
  • Nöroşirurjik olarak: Omurlar arası sıkışmadan dolayı Sinirlere baskı,
  • Göğüs olarak: Göğüs kafesi daralma ve esneme olmadığından solunum yetersizliği ve karın soluması
  • Kalp olarak: yetersiz solunumdan dolayı kalp büyümesi
  • Psikolojik olarak: yeterli ve dengeli uyku alınmadığından dolayı bitkinlik halsizlik ve asabiyet hali v.b.

Birçok etki alanları mevcutken böyle bir rahatsızlık Maliyede geçerli değil bunlar için ayrı ayrı rapor alınmakta ve bu raporların toplamında ise Maliye Bakanlığının kabulü beklenmektedir.

Şimdi tekrar Maliye Bakanlığına müracaat edeceğim ama aldığım %46 hiçe sayılıp hayır kardeşim sen sağlamsın derse ne yaparım ve son çıkan anlamsız ve bilinçsiz olarak yayımlanan genelgede dediği gibi Sakat olarak işe girenler kabul ama sonradan olanlar değil,denildiği gibi.

Sizden ricam lütfen benim gibi olan tüm çeşitli nedenlerden dolayı önceden veya sonradan sakat olan arkadaşlarımızın birileri bu gerçekleri üst düzey yöneticilere anlatılmalı ve bu nedenlerden dolayı hak edilmesi gereken sosyal yardımlardan yararlandırılmalıdır.

Şu anda herhangi bir araçla veya yürürken ufak bir tümsek veya çukurlardan geçerken sarsılmamdan dolayı çektiğimim sıkıntıları benimle aynı rahatsızlıkta olan arkadaşlarım anlar.

    Bizler sakat ve özürlü olarak yaşayan veya olumsuzluklara karşı mücadele veren Türkiye gerçeklerinden bir grubuz, Lütfen bu konuda hassasiyetinizi ve çeşitli nedenlerden bu duruma düşmüş tüm arkadaşlarımızın sesi olun.

    İlgi ve alakanızdan dolayı sonsuz teşekkürler ve saygılarımla.

 


 

Sevgili Fatih bey;

 

1993 yılında İstanbul Haseki hastanesinden %42 engelli raporu almıştım.Bir ayağımdan çocuk felci diğer ayağımda kaza sonucu eklem yerinden kırıldı ve baston kullanmaya başladım.2008 Haziran ayında Vergi indirim için başvurduğumda tekrar rapor almam gerektiği eski raporların geçersiz olduğu belirtildi.

 

Tekrar rapor için başvurduğum hastanede 3ay  içinde bütün kontrollerden geçtim ve ilave olarak 2 hasatlığım daha ortaya çıktı. Kurul buna rağmen %39 engelli raporu verdi ve nedenini sorduğumda Bu Hükümetin çok başvuru olduğu için Baltalar hesaplama sistemini getirdiğini bu hesaplama sistemine göre %39 verdiklerini söylediler ve bende işin peşini bıraktım ve çevremde hep bu hükümetin bağlı olduğu siyasal parti aleyhine çalıştım.

 

Birkan Timurlenk

 


 

Sayın Fatih Çekirge,

 

İşitme engelliyim, sevinerek okuduğum haberinizdeki konulara ilginize ve samimi desteğinize tüm kalbimle teşekkür ediyorum.

Sağlık raporlarında keyfi tahrifatla, abes iddialarla ülkemizde yaşayan engelli sayısı için göz boyamaya gerek duymalarının nedenini anlayabilmiş değilim.

Şahsen 35 yılı aşkın süredir yurt içinde derneklerden tutun Konfederasyona kadar birçok İşitme Engelli STK organlarında görev yaptım, son 8 yıldır yurt dışına açılıp Deaflympics ve EDSO (Avrupa Sağır Spor Birliği) yönetim kurullarında görev yaptım, Halen Avrupa Sağır Spor birliği yöneticiliğim devam ediyor.

Hal böyle olunca birçok ülkeye gidip tesis ve olanakları görme imkanına sahibim. Sevgili Türkiyem’e her dönüşümde ülkemizdeki eksikliklerin ezikliğini hissediyorum. Kürtçeye bile izin veren devletimiz İşitme Engellilerin yegane iletişim dili için (yasa ve yönetmelikler çıkarmasına rağmen) bırakın uygulamayı kendi öz dilimiz olan işareti öğrenmemizi bile engellemektedirler.

Ülkemizde katıldığım bazı toplantılarda koskoca Milli Eğitim bakanımız bile Ülkemizde yaşayan işitme engelli sayısını 240 bin civarında telaffuz ediyor.

Son bir yıldır yetkililer sadece işitme engelliler değil genelde tüm engellileri az gösterme çabaları (bazen talimat verilerek) devam ediyor bunun belli bir amacı mı var? Mızrağın çuvala sığması veya güneşin balçıkla sıvanması daha kolay bence.

Yalanlama lüksüne sahip değilim, ancak sayın bakanımızın iddiası doğruysa ya UNESCO, WHO ve benzeri kurumlar analizlerinde çok ciddi hatalar yapıyorlar ya da Türkiye sağlık ve sakatlığın önlenmesi hususunda çok ciddi çalışmalar var ki sakat insanlarımız oldukça az, dünya ortalamasının çok altında, rekor sayılacak kadar az sakat insanımız yaşıyor. İnanabilirimsiniz?

Ne desek neye tepki göstersek duymayan biz değiliz onlar.

Bu iddiaya bir cevap bulunabilirse sevinirim.

Tekrar teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

 

Doğan Özdemir

 


Sayın Müsteşarım,

 

Engellilere araç alımında Özel Tüketim Vergi indirimi sağlanmıştır.Bu indirim sakatlık derecesi  % 90 ve daha fazla olanlar engellilere uygulanmaktadır.Benim oğlum 24 yaşında yürüyemiyor ve ellerini kullanamıyor.Yani başkası olmadan hayatını idame ettiremeyecek durumda. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi tarafından oğluma verilen Sağlık Kurulu Raporunda oğlumun Ağır Özürlü olduğu, kusur derecesinin de  % 88 olduğu karara bağlanmıştır. Bu durumda Engellilere araç alımında sağlanan Özel Tüketim Vergi indiriminden faydalanamamaktayız. Bakıma muhtaç durumdaki yani yürüyemeyen ve kendisinin öz bakımını yapamayan  kişinin özür derecesinin bu kadar hassas bir ölçüm ile nasıl % 88 olarak tespit edilmiş olduğu bir tarafa, engelliye sağlanan vergi indiriminin bu kişilerin araç alımının biraz kolaylaştırılmasına yönelik düşünce olduğu açıktır.Ancak bu indirimden yararlanmak için konulan ölçüler arasına hiç olmazsa kişinin yürüyemiyor olmasının da dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Saygılarımla.

 

Hikmet Yaşar ŞENER

 


 

 

Yazıma başlamadan önce böyle bir olanak verdiğiniz için şimdiden sizlere ömür boyu sağlıklı sıhhatli ve özürsüz yaşam dilerim. 1963 doğumlu olup, şu anda bir kamu kuruluşunda memur statüsünde görev yapmaktayım %52 özürlü olarak vergi indiriminden yararlanmaktayım. 1999 yılında yurt dışından özürlü olarak bir araç getirdim ve 10 yıldır bu aracıma biniyorum. Şükürler olsun Cenabı Allah insana beyin özürlülüğü vermesin ortopedik özürlü kişiler hayatlarını Türkiye’nin zor şartlarında hayatlarını devam etmektedir.

Park sorunu, heyet raporu alma sorunu, özürlü aracı alma sorunu, aracı alsan park edecek yer sorunu, bunları uzatmak ve bunları çoğaltmak çok mümkün Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığının vermiş olduğu özürlü kimlik kartı ne işimize yarıyor onu da bilmiyoruz.


Özürlü kimlik kartı ile özrümüzün sürelimi süresiz mi olduğunu gösteriyor ama tam teşekkülle devlet hastanelerinden rapor almak çok zor

Ben doğuştan sol taraf felç, sağda kalça çıkıklığı, sağ dizde sıvı kaybı, sol tarafta 4 cm. kısalık ama maalesef rapor almakta zorlanıyorum.

Dertlerimle sizleri sıkmak istemiyorum Allah razı olsun bizim bu sorunlarımıza eğildiğiniz için,

 

Fikret Karaman

 


  

5 YIL ÖNCE YENİ İŞE BAŞLADIĞIMDA VERGİ İNDİRİMDEN YARARLANMAK İÇİN VERGİ DAİRESİNDEN ANTALYA DEV.HAS.% 58 RAPOR VERDİLER.DAHA SONRA İŞTEN ÇIKARILDIM YENİ İŞE BAŞLADIĞIMDA YENİDEN BAŞVURDUM BU SEFER % 36 RAPOR VERDİLER NEDEN DİYE SORDUĞUMDA RAPOR ORANLARI DERECELERİ DÜŞÜRÜLDÜ DEDİLER.NEYSE HASTALIK İLERLEYİCİ DİYE DAHA SONRA TEKRAR BAŞVURUR ALIR 17-18 YILI DOLDURDUĞUMDA EMEKLİ OLURUM DİYE DÜŞÜNÜYORDUM.AMA YENİ SGK AÇIKLAMALARINDA 3.DERECE 20 YIL ÇALIŞMA 6480 İŞ GÜNÜ İSTİYORLAR DİYE OKUDUM.BU  DÜNYADA YÜZÜM GÜLMEDİ BİR DE SİZ ENGELLİLERİN ÖNÜNE BÖYLE SIKINTILAR ATARSANIZ VAY BİZİM HALİMİZE;BİRAZDA HASTALIĞIMDAN BAHSEDEYİM :ANKİLOZON SPONDİLİT EKLEM ROMATİZMASI HASTASIYIM SAĞ KALÇAM YAPIÇIK VE PLATİN VAR SOL KALÇA % 80 KISITLI VE EKLEMLERİMİN HEPSİNDE AĞRI VE SIZI VAR GÜNDE 9 HAP ATIYORUM YOLDA 10-15 MT ZOR YÜRÜYORUM ZOR KOŞULLARDA ALLAH RAZI OLSUN İYİ BİR İŞ YERİNDE ÇALIŞIYORUM AMA YARININ GARANTİSİ YOK TEK AMACIM VARDI ERKEN EMEKLİ OLUP HAYATIMI GARANTİ ALTINA ALABİLİRMİYİM DİYE DÜŞÜNÜYORDUM O DA BU GİDİŞLE ÇOK UZAK HERHALDE ;ŞİMDİ NE YAPACAĞIMI BİLMİYORUM ÇARESİZLİK İÇİNDE ÇIRPINIYORUM:EVLİYİM 2 KIZIM VAR ONLARIN YÜZÜ HÜRMETİNE TÜM ENGELLİLER İÇİN YASALARDA YENİLİK YAPILMASINI RİCA

 

RAMAZAN ORHAN

 


 

MERHABALAR,

 

2002 YILINDA İZMİR ATATÜRK DEVLET HASTANESİNDEN %40 ORANINDA ÖZÜRLÜ OLDUĞUMA DAİR, RAPOR ALDIM. VE BAŞBAKANLIKTAN DA ENGELLİ KARTIM ADRESİME GELDİ VE NÜFUS CÜZDANIMA DA %40 ORANINDA ENGELLİ OLDUĞUM YAZILDI. BEN DE 2008 YILINDA ÇALIŞTIĞIM ÖZEL SEKTÖR FİRMASINDA ENGELLİ VERGİ İNDİRİMİNDEN YARARLANMAK ÜZERE İZMİR VERGİ DAİRELERİ BAŞKANLIĞINA BAŞVURDUM VE BENİ YİNE AYNI HASTAHANEYE YÖNLENDİRDİLER VE HASTANEDEN BU SEFER %35 ORANINDA RAPOR VERİLDİ. BAŞVURU BELGELERİMİ KAYBETTİM. AMA BAŞBAKANLIKTAN GELEN KARTIM VE NÜFUS CÜZDANIM HALA MEVCUT. ÖMÜR BOYU SÜRECEK OLAN ENGELİMLE VE BEN GİBİ VATANDAŞLARLA DALGA MI GEÇİLİYOR ANLAMIŞ DEĞİLİM. DAHA HENÜZ HERHANGİ BİR NÜFUS İŞLEMİ YADA ENGELLİLİKLE ALAKADAR BİR İŞLEM YAPTIRMADIĞIM İÇİN DEVLETİMİZİN GÖZÜNDE HALA ENGELLİMİYİM DEĞİLMİYİM, İYİLEŞMİŞ BİR ENGELLİMİYİM BUNU DA BİLMİYORUM. LÜTFEN BİZE YARDIMCI OLUNUZ.

 

SAYGILARIMLA

 

MEHMET  AKAR

 


 

 

Sn. Aktan,

Adım Levent Koca 

%82 özürlü - raporu olan bir vatandaşım.Ben erken emekli olmaktan vazgeçtim. 

ODTÜ / İnş. Müh. Fakültesini bitirdim. Kurduğum Proje Şirketimin tek çalışanıyım.

Bu halim ile Çalışıyorum üretiyorum, Evimi geçindiriyor, 16 yaşındaki oğlumu Fen Lisesinde okutuyorum.

Şirketim Ekim 2008 de, 4 yıl geriye yönelik Maliye incelemesine alındı.

Uzlaşma ile 55.000 TL vergi borcu çıktı bir anda.

18.000 i taksitlendi - gerisi tarih itibarı ile kapsam dışı kaldı. 

Krizden dolayı taksitli kısmı dahi zor ödüyorum - kalanını  ödeyebilmek için ailemden bana kalan - büro olarak kullandığım dükkânımı satışa çıkardım - satılmıyor. Aylık faiz ile borcum artıyor  - banka kredi borcum zaten var - yeni kredi alamıyorum.

Böyle giderse - ancak 20 yılda sahip olabildim evim arabam ve dükkânıma devletim el koyacak.

 Koca Türkiye Cumhuriyeti - bırakın korumayı -  özürlü vatandaşının kazanıp ödeyeceği vergiye muhtaç kalmış.  

Allahın izni ile çalışırım kazanırım öderim - 

Sayın bakanıma saygı ile arz ederim.

 


 

Doğuştan sol elimde var olan bir özürüm var, iyileşme durumu yok, ameliyatla düzelme durumu yok, 2001 yılında %40 resmi devlet hastanesi raporu ile Defterdarlıkta göreve başladım. Gelir İdaresi Başkanlığına Nisan 2008 numune hastanesinden almış olduğum yeni rapor ile vergi indirimi için başvurdum. 23.05.2008 tarih ve 51793 sayılı yazıları ile Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen yazıda özür durumumun %32 olduğu bildirildi ve indirimden yararlanamayacağım söylendi. Hastanenin verdiği %40 lık rapor %32 e indirildi. Beni muayeneye kimse çağırmadı görmedi ve yönetmeliğe göre karar verildiği söylenildi.

 

bu konuda yardımlarınızı bekliyorum

 

Saygılarımla.

 

Turhan KÜÇÜKMURAT   

 


 

Çalışanlarımızdan Ramazan Gümüş’ün de %40 olan raporu şu an %26 olarak belirlenmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığından gelen 11/03/2009/7638 numaralı evrakta belirtilmiştir. 02/12/2008 tarihli ve 9701 sayılı rapordur.

 

İncelenmesini ve gereğini rica ederiz.

 


 

Sayın Müsteşar Hasan Basri Aktan;

 

İsmim Yusuf YURTSEVEN;

 

Kalbimde Mitral yetmezliğim var. Elime gelen raporda %10 iş gücü kaybı olduğu yazılı. Tansiyonum günde 5-6 defa 8, 4 e düşüyor.

Saygılarımla,

 

Şimdiden Teşekkürler,

 

 


 

Sayın Yetkili
bedelli askerlik ile ilgili bir çalışma hala gündemde değil,hem ülke olarak hemde birey olarak ekonomimiz hızla daralmakta,bedelli askerlik çıkması durumunda hem ülkem hemde ben ve benim gibi bedelli askerliğin çıkmasını bekleyen onbinlerce insan rahat bir nefes alacaktır,29 yaşındayım evliyim zamanında şartlarım el vermediği için askerlik hizmetimi yerine getiremedim ama devletimin bir mükellefi olarak vergimi düzenli olarak ödedim çalışanlarımın ssk primlerini ödedim buda bir hizmet değilimdir istihdam sağladım onlarca kişiye,ama şu gün ki geldiğim noktada bi çare ne yapacağımı düşünüyorum askere gidersem işyerimi kapatıp gitmek zorundayım ki döndüğümde hele de şu günkü ekonomik kriz ortamında sıfırdan hayata başlamam gerekecek borçlarım var kim ödeyecek ben gidersem.Keşke devletim bana en başta askerliğini yap gel,işyerini öyle aç deseydi bugün bu sorunları yaşamayacak olurdum,bu bağlamlarda bedelli askerliğin gündeme alınması için gerekli çalışmaların başlatılması konusunda umutla yardımlarınızı bekliyorum,çok zor durumdayım sokağa bile çıkmaya korkar oldum,ben devletime olan borcumu bir bedel ödeyerek yapmak istiyorum,vicdan-ı retçi kesinlikle değilim ama vergimi ödeyerek borçlarımı ödeyerekten bu borcumu ödeyebilirim,lütfen vatandaşının sorununu çözen bir hükümet olarak üzerinize düşeni yapın umutla gelecek ekonomik kriz önlem paketlerinde bedelli askerliğin çıkmasını bekliyorum,saygılarımla...

 

 

FATİH ERDAL

 


 

Sayın Yetkili,

 

Ben vergimi hak eden kişilere dağıtın ve hizmet edin diye veriyorum, hak edene dağıtılmamasını sağlamak için çalışanların maaşlarını ödemek için değil...Lütfen görmeden muayene ederek bu ülkeye küstürülen vatandaşlarımızın raporunu muayene bile etmeden art niyetli olarak düşüren çalışanlarınızı işten uzaklaştırın....

 

Saygılarımla,

 


 

Merhabalar
 
Öncelikle çalışmalarınız için teşekkür eder devamınızı dileriz. Basında  internette engelliler için düzenlenen yenilikler çalışmaları sürekli olarak vakit buldukça takip etmekteyim  fakat bu iyileştirmeler sadece bu yazılarda kalıyor gercekler ise bunları yansıtılmıyor. Engellilere kolaylık yerine zorluk çıkartılıyor haklarımızı aramak istediğimizde ise çok farklı sonuçlarla karşı kaşıya geliyoruz.
 
Benim sorunum doğuştan her iki gözünde katarakt bulunan bugüne kadar 7 kadar ameliyat geçiren ve son olarak 10 yaşında her iki gözüne sabit 25 ve 26 numaralı mercek takılmış aynı zamanda MR (Mental Reterdasyon) hiperaktif ve otistik ile ilgili sağlık sorunları bulunan şuan 16 yaşında olan bir oğlum var. Bu oğlum için son seneye kadar her yıl özel eğitim alabilmesi için değişmeyen hastalığı için ve her yılda ilerleyen büyük sorunlarımız olduğu bilinmekte iken her yıl rapor eziyetimiz bulunmaktadır. Bu bir tarafa bu çocuk özürlü toplum içersinde kalabalıkta bunalan sıkılan hem kendisine hem de çevresine zarar verebilen aynı zamanda da görmediği için yürüme sıkıntıları bulunmaktadır. Ben çok bir şey istemedim sadece oğlumun daha rahat gidip gelebilmesi için sinirlenmeden bunalmadan derslerine katılabilmesi için çevreyi tanıyabilmesi için yaşayarak bir şeyler öğretmek için kısacası oğlumu topluma kazandırabilmek için %90 zorunluluğu bulunan ÖTV vergisinden faydalanabilmek için rapor almak istedim fakat alamadım. Nedeni ise benim oğlum  hastane kalabalığında bunaldı sıkıldı sinirlendi kendisine zarar verdi ve psikiyatri testine girmek cevap vermek istemedi. Oradaki Dr ise  tam olarak beni bile dinlemeden sadece bir iki soru sordu oğlum sinirli olduğu için cevap vermedi duvarda bir tabela gösterdi çocuk görmediği için cevap veremedi bir müddet sonra seçebildi ve bu girip çıkmamız sadece 2 dk sürmüştür ve kısaca bu gözlem üzerine otistik test edilemedi cevabı cıktı. Göz bölümüne götürdüm burada da muayene olmak istemedi cihazlarla tedaviden korktuğu için oradan da bir sonuç alamadık bugüne kadar hep anestezi ile tedavi yaptırdım kendisine zarar veriyor elini yüzünü yırtıyor vs. izah ettiğim halde  psiyatri testi yeterli olunur denildi ve çıkarıldım odadan  sonra heyet denildi heyet bekledik benim çocuğumu heyet görmedi bile içeri bile alınmadı ve çıkan sonuç ise %75-%79 dur. Şimdi benim çocuğumun birden fazla özrü var benim çektiğim sıkıntıyı toplumda yolda yaşadıklarımızı sadece ben biliyorum ve de benim gibi çekenler bunlara hakkımız olduğu halde neden alamıyoruz biz bu tür çocukları eve mi hapsetmek zorundayız ne yapmalıyız artık ben şaşırdım ne yapacağımı rapora şikayet ettim sağlık bakanlığına bildirdim çıkan sonuç zaten belli psikayri testine göre değerlendirme  ya bu nasıl oluyor beni dinlemeyi anlamayan bir dr beni devam eden sıkıntılarla baş başa bırakıyor gözle görünen   rahatsız görme sorunlu ,zihinsel özürlü,otistik bir çocuk var ortada ve görmezden geliniyor ben anlayamıyorum . Başka yollardan mı denemek gerekiyor bazılarının ceplerinin mi dolması gerekiyor . Yardımlarınızı bekliyorum Şimdiden teşekkür ederim
 
İyi günler dilerim

 


Ekonomik krizle beraber çok zor durunda kaldık.Borçlarımızı ödeyemiyoruz. Vergi borçlarımız faizleri düşürülerek yeniden yapılandırılmasını bekliyoruz.Bu konuda lütfen bizlere yardım edin.
 
Saygılarımla...


 SAYIN MÜSTEŞARIM,

 

OĞLUM DOWN SENDROMU İLERİ DÜZEYDE MENTAL RETARDE

 ADI VE SOYADI: İSMAİL SANDIKCI

SAĞLIK KURULU RAPORU: ALINAN YER:ANTALYA DEVLET HASTANESİ

RAPOR NUMARASI: 15663

ANTALYA DEFTERDARLIĞIN YAZISI : 11 NİSAN 2001 GÜN VE B.07.4.DEF.0.07.10/SAK.2000.161.2408 YAZI

 İYİ GÜNLER DİLEĞİYLE SAYGILAR SUNARIM.

 

MEHMET ALİ SANDIKCI

 


 

 

SAYIN yetkili;

Engelli çocukların eğitim bedelleri bilindiği gibi MEB bütçesine konan ek ödenek tarafından karşılanıyor.ilgili evraklar her ay mutat olarak maliye bakanlığına gönderil iliyor..Evrak bazen 1 günde geri dönerken ,Çoğu zaman  15 günde bile geri dönmüyor. bu konuda zaten ödeneklerini geç alan kurumlar gerçekten mağdur oluyor.maaşları vermekte gecikiliyor..binlerce insan bu ödeneği bekliyor..sırf bu yüzden bile hükümetimiz binlerce oy kaybetmiştir..
 Bu konuda gereğinin ilgili bürokratlarla görüşülerek hızlandırılmasının faydalı olacağı kanaatindeyim...Sade bir vatandaş olarak bu ödemelerin bir düzene bindirilmesinin binlerce kişiyi rahatlatacağını, bir imza için günlerce beklenilmesinin vatandaşlara anlatmakta güçlük çekildiğinin bilginiz dahilinde olmasını istedim...
                                                              

18/02/2009 tarihli Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aldığım özürlülük raporunda daha önce tüm hastanelerde bana verilen % 50 daimi engellilik derecesi bu hastaneden sonra %25 'e indirilmiş ve 'ağır polio sekeliliği' olan engelliliğimin nörolojik etkisinin göz önüne alınması gerekirken bu etki göz önüne alınmamış ve bu konu için yaptığım itiraza rağmen yine aynı oran verildi. Hakkımdaki ilgili bilgiler aşağıda yazıldığı gibidir.

Bu konu hakkında gerekli incelemenin yapılmasını arz ederim.

 

Bülent bulut

 


 

 

başvuru belgemi kaybettim.
daha önce %40 rapor almıştım.
şimdi ise vergi indirimden faydalanamadığıma dair yazı aldım ve şok oldum.

 

Muhittin yalçın

 


 

*BEN EKTE DE GÖNDERDİĞİM ÜZERE 11 SENEDİR (MS HASTASI) ENGELLİ BİR GENCİM.

BIRAKIN OY KULLANMAK İÇİN SANDIĞA GİTMEYİ...SAĞOLSUN NUFUS MÜDÜRLÜĞÜNÜN YAPTIĞI HATA SONUCUNDA OY BİLE KULLANAMADIM..DOĞDUĞUMDAN BU YANA İSTANBULLU OLAN BEN ANTALYAYA ATILMIŞTIM.YANİ OY LİSTELERİNDE ANTALYADA GÖZÜKTÜM.VE DĞİŞTİRMEK İÇİN NÜFUSA GİDEMEDİM OY KULLANMAYI KAÇIRDIM.Kİ RAHATSIZLIĞIM YÜZÜNDEN PEK FAZLA İŞTEN DE İZİN ALAMIYORUM.GÜN İÇİNDE SÜREKLİ OTURMAKTAYIM.OTURARAK ÇALIŞIYORUM. VS....

NEYSE KONU BUNDAN İBARET.YANİ SİSTEMİNİZİN (DEVLETİ SİSTEMİNİN) YAPTIĞI BİR HATA SONUCUNDA BEN OY BİLE KULLANAMADIM.

GEÇTİĞİMİZ HAFTA NUFUSA(BAHÇELİEVLER) GİDEBİLDİM ANCAK ÖYLE DEĞİŞTİRDİM TEKRAR İKAMETİMİ TEYİT ETTİRDİM.AMA EN DOĞAL HAKKIM OLAN SEÇİMLERİ KAÇIRMIŞ OLDUM(SİSTEM VE SORUMLULARI YÜZÜNDEN) İNANILMAZ BİR İHMAL VE DUYARSIZLIK YÜZÜNDEN...

BU KONUDA NE DİYECEKSİNİZ? 

 

 

 



İyi günler


Özden Karakütük        


Ben bir kas hastasıyım her iki  bacağımda diz altından itibaren  herhangi bir işlev yok diz altı tamamen ölü ve ellerimde de kayıplar var sağ elimde çok belirgin güç kaybı cisimleri tutama sorunu var

1994 yılında aldığım Bakırköy hastanesinden raporda derecem %40 tı kas hastalığı ilerleyen bir hastalık ve tedavisi olmayan bir hastalıktır

 

2008 senesinde sakatlık indirimi için başvurduğum yine aynı hasteneden bana verılen rapor  %34 tür

 

Nöroloji servisinde emg girdiğimde doktorlarI sen nasıl ayakta duruyorsun yürüyorsun diye şaşkınlıklarını dile getirdiler milyonda bir olan bir vaka olduğu için hatta asistanlarını çağırıp gösterdiler eğitim amaçlı

 

Geçen 14 yıl zarfında derecem yükseleceğine azaldı

 

Hastalığımın kısa adı  ctm  dir

Raporda orta derecede yürüme bozukluğu diyor heyetteki doktorların hiçbir deme diki bir yürü görelim bir çıkar bacaklarına bakalım

Ortopedik ayakkabı ile yürüyebiliyorum normal ayakkabı giyemiyorum

 


 

 

Fatih Bey yazima başlamadan önce size buram buram vatan hasreti kokan sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.14 yasında Türkiye de menenjit ve beyin kanamasi gecirdim ve ondan sonra babam beni isci ailesi olarak Almanya’ya getirdi.Almanya da ikimizdik ve on yil beraber kaldik Hasta oldugum halde bana aklınıza gelmiyecek iskenceleri yaparak 1994 yilinda vurdugu dayaklar neticesinde büyük bir beyin ameliyati gecirdim.Fatma hanimin yazisini okudum ama sakatlik belgesi almak icin Almanya daki doktorlar Türkiye de ki doktorlardan farkli değiller Ben %80 sakatlık belgesini alabilmek icin Almanya da avukatımla beraber iki yıl ugrastım ve hastalıgımdan dolayıda emekli olabilmek icin 14 sefer doktor heyetine girdim ve gecici emekli olmak icin on yıl ugrastım.Şimdi gecici emekliyim ve gereken islerimi yapmasi icin devletten bir tane yardımcı istedim ve mahkeme kararıyla bana bir tane yardımcı bayan verdiler ve simdi Allaha sükür cok rahatım.kagıt,doktora gitme ve devletle olan islerimi hep o yardımcı bayan yapıyor ama bu hakları kazanıncaya kadar anamdan emdigim süt burnumdan geldi okadar cok zor.Fatih abi cok dolu oldugum icin uzun yazdim basinizi agirttigim icin özür dilerim.

 

zekeriya keles-wickede(ruhr)

 


 

Fatih Bey Merhaba

Öncelikle bize zaman ve yer ayırdığınız için Allah 2 cihanda sizi korusun...
Dertlerimizden bir tanesi yani engellilerle ilgili bir sıkıntıda sigortalılık süresi ile ilgili;
düşünsenize devlet iş kazası geçiren kişileri hemen emekli ediyor. (şu an var olan bir uygulama)
Zaten engelli olduğu için zor çalışan (şüphesi olan varsa bizi 1 gün taklit ederek çalışabilirler sadece 1 gün yeter) insan atıyorum 3840 gün sigortayı dolduracak yada 4500 günü sonrada emekli olamayacak nedeni ise.
2003 te çıkarılan yasa ile emekli olabilmek için sigortalılık süresi şu tarihle şu tarih arası deyip 15 yıl ile 18 yıl 4 ay arası beklemesi gerekiyor kolay mı çalışmak yada çalışmadan geçinmek zaten zor şartlarda çalışıyoruz devlet bu sigortalılık bekleme süresi yerine pirim gününü dolduran engelliyi emekli etse
hem bize hem de kendine zor olmaktan çıkar yerimize başka engelli arkadaşlar işe girerler ve istihdamda yaratılmış olmaz mı?
Neden anlamak ve çözüm üretmek istemiyorlar????

Sonsuz teşekkürlerimiz sunarım...

Mustafa TURHAL


 İşte bu da Oğuzhan Bey'in isyanı

 OĞUZHAN CEYHAN'IN İSYANI...

 


 

Keşke sizin gibi gazetecilerin sayısı fazla olsa…

Keşke bu tür ‘halka ait’, ‘gerçek’, ‘hayatın ta kendisi’ sorunlar

daha fazla gündeme getirilse…

Bunu daha fazla yapın lütfen….

Ben engelli değilim ama görme engelli yakın bir arkadaşım adına  

o kadar sevindim, o kadar mutlu oldum ki bu yazıları gazetenizde okuyunca….

Tekrar teşekkürler…

 

Nil Derya Kılıç

 


 

Benim çocuğumun doğum esnasında görevli ebenin doğum olayı gerçekleşmemesine rağmen zorlayarak doğum yaptırmaya çalışması ve çocuğumun doğum esnasında hayati tehlike atlatması sonucu acilen çocuk doktorunun çağrılması sonucunda çocuk doktorunun ağzından çocuğumun doğum esnasında zorlama dolayısıyla sağ kolunda paralizi oluştuğunu söyledi ve sizi hastaneden taburcu olurken ANKARA ya pediatrinin olduğu bir yere sevk edeceğini söyledi ve ANKARA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİNE  gönderdi orada çocuğumu muayene ettirdikten sonra çocuğuma Obstestetik Brekial Pleksus Palsy teşhisi konuldu yani doğumsal felci veya sinir kopması anlamına geliyormuş çocuğum iki kez ameliyat oldu kolunu yeni kıpırdatmaya başladı şu anda çocuğum iki yaşındadır doğumundan bu yana ameliyat ve her gün fizik tedavi  oluyor. Ancak bundan 1,5 ay önce çocuğuma verilmiş olan %49 luk raporla Gelir Müdürlüğüne başvurdum bana gelen cevapta yeniden film ve grafikleri çekilerek rapor düzenlenmesi yönündedir. Küçücük çocuğun tekrar tekrar aynı acıları çekmesi ve aynı sıkıntıları yaşaması kolay bir iş değil verilen rapor devlet hastanesinden alınmış rapordur bu konudaki yardımlarınızı bekliyorum   e mail adresim = oral_bayrak@hotmail.com şimdiden teşekkür ederim diğer özürlülere yardım ettiğiniz gibi umarım bize de yardımcı olursunuz çocuğum

 

ömer batu bayrak

 


 

 

Fatih bey, dün size gönderdiğim mailin Hürriyet'te yayınlandığını gördüm. Birilerinin bizi hatırlamış olması ve sorunlarımızla ilgilenmesi beni gerçekten çok sevindirdi...Bugün de vergi indirimi ile ilgili Fatma hanımın mesajını okuyunca işte şimdi tam oldu dedim. Çünkü yaklaşık 2-3 yıl kadar önce bu sorunu bende yaşadım.

Ben bir kamu kuruluşunda, taşeron firmadan çalışıyorum. Hiç yürüyemiyorum. Dolayısıyla tekerlekli sandalye kullanmak durumundayım. Koskoca devletin, koskoca araştırma hastanesinden, bilmem kaç doktorun verdiği rapora göre %80 kalıcı ve sürekli sakatlığım var. Ancak Ankara'da oturdukları yerden sadece ahkam kesmeye yarayan bazı şahıslar, %80 olan raporumu %60'a indirdiler. Bununla da kalmayıp, bu şahıslar tam iki kere raporumu geri gönderip, bir sürü tetkiklerin yeniden yapılmasını istediler. Ben de yılmadan aynı prosedürleri tekrar uygulayıp vergi indirimi hakkımı ALDIM. Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi derecemi %80'den %60'a düşürmüşlerdi.

Şimdi ben yetkililere soruyorum. Ben bu ülkede ailesinin çabalarıyla ve zar zor okutulmuş, üstüne bir dizi ameliyat geçirmiş, dahası zar zor iş bulabilmiş ve çalışmaya başlamış bir engelli olarak geçmiş dönemlerde devleti birilerine peşkeş çekenlerin cezasını çekmek zorunda mıydım? Sahte raporlarla emekli edilmiş insanların günahlarının cezasını ben mi çekmeliydim? BİZ Mİ ÇEKMELİYDİK???

Lütfen bu saçmalığa en kısa zamanda bir dur densin.

Tekrar engelsiz bir yaşam dileğiyle...

Saygılarımla

ŞULE ÇARKÇI

 


 

Merhaba ,

 

Ben Kocaeli den Dilek

 

2,3 yaşlarında yüksel ateş ile havale geçirdim ve sol bacağım ince, kısa yani çocuk felci ...

Benim araba almam gerekti ve bunun için doktordan dendiği gibi yeni bir heyet raporu almam gerekti . Hastaneye gitti tüm doktorlara gözüktük bir doktora takıldık neyin var dedi bende raporumu yenileyeceğim, araç alacağım kendime dedim . yat , uzan bakalım dediler yanımda eşim neyse tamam %15 ben o an orda yıkıldım yoksa araç alamayacağım , emekli olamayacağım . her neyse......

 

Doktor Bey bakın bu benim elimde olan eski raporum , siz kalmışsınız bana % 15 veriyorsunuz o günden bu güne benim özürüm mü değişti dedim . Yok %15 dedi gene bana , tabi sinirlendim eşimde sinirli, her şey artık yoldan çıktı ve son doktor raporu almam lazım  Doktor Bey ben özürlüyüm ve özrümü kabul ediyorum size ne oluyor dedim. Allah Allah özürlüyüm ya bu özrü siz kabul ettirdiniz şimdi yarıladınız bu ne ya felan falan

 

Sonra diğer asıl ortopedi doktoruna gittim ve anlattım ben özrümü kabul ediyorum ve özürlüyüm diyorum ayağımda burada başka ayak değil neden bu böyle dedim . Kızım dur sakin ol dedi ve bana raporumu verdi. Demek istediklerim şu şekilde

 

Bir merdivenden çıkarken bizler , insanlar bize bakıyor be acıyor bizler o zaman özürlü değiliz mi ?

 

Bir iş yerine görüşme gidiyoruz, özürlü kadrosunda yerimiz yok açılırsa sizi ararız demeyi biliyorlar o zaman özürlü değimliyim

 

Devlet dairelerinde çalışmak için , kpss, bilemem ne sınavlarına girip belli bir ödeme yapıp eğer ki o puan tutarsa ancak devlet dairesine yerleşiriz. O zaman değil miyim ben özürlü

 

 

Hadi kazandın kpss yerleştiğinde ama nereye uzak bir yere , Ya devlet uyuma beynini çalıştır sen özürlü bir insanı nasıl yerinden yurdundan ayrı bir yere yerleştirirsin , o insan tek gidemez , anası , babası bilemedin kardeşi ile gitmesi gerek , sanki önümüze milyarları seriyorsunuz da bide yollayın uzak yere eee sonra ne oldu geçinemedik eve döndükkk . değil miyiz ki o özürlü biziz.

 

Aslında yazmam gereken o kadar çok şeyler var ki ama uzun olması gerek onlarıda yazacağım .

 

Şimdi bunu muhakkak birileri okuyacak  ve okuyanlar lütfen dikkate alsın lütfen .

 

Daha bitmedi bir keresinde Kocaeli Devlet hastanesi acil bölümüne gittik ve olay şöyle

Ben hastayım belim tutuldu ( omur ilik kaymış ) kapıda bekliyorum kapıdaki görevli oradaki hizmetli ve o an bir yazı çekti dikkatimi yazı şöyle

 

-        öncelik sırası ,yaşlı , özürlüler gibi.

 

Görevliye sessizce dedim ki beyefendi sıra bende oda neden dedi kaba adam bende sessiz bir şekilde rahatsızım dedim , oda her kez rahatsız dedi . Beyefendi ayağımdan dolayı özürlüyüm dedim adam şöyleee  “haaaaa desene  “eeee başka zaman görürler o özrü ama bana sıra vermedi ve vermediler herkez hasta felan filan . heyyyyyy beyefendiler , hastane görevlileri size de sesleniyorum o yazıyı oraya asmak önemli değil insanları bilinçlendirmek lazım ve kırmamak lazım , bir kere konuşmayı nasıl yaklaşılacağını bilin .

 

Oy kullanımında babam yanımda adama ayağımı gösteriyor çakıştırmadan hesabı ben kırılmayım diye çünkü önümde sıra var adamda ne oldu kardeş felan falan babamda rahatsız oy önceliği kızımda dedi o adam hakaret etmek isterdim ama kendime ayıp ederim . Öyle böyle beni geçiştirdi.

 

 

Bizler özrümüz ile yaşayan , hatta onunla alay eden , hatta umursamaya , hatta eğlenen kişileriz . Kimilerimiz doğarken , kimilerimiz sonradan zaten kabullendik . Önemli olan sizler bunu bizlere iyi bir şekilde yani kurallarınızı sizin ama bizim haklarımızı demiyorum belli edin ve kırmadan uygulayın

 

Ben özürlü değilim yani şöyle bunları anlatmak için özürlü ifadesi kullandım

 

BEN SADECE ALLAHIN ÖZEL İNSANLARINDAN BİRİYİM . BAKIN ETRAFINIZA HEP AYNI KİŞİLER BEN İSE AYNI DEĞİLİM ÖZELİM ALLAH BENİ AYRI YARATTIŞ VE O BANA HEDİYE ETTİ BUNU .

 

Seçim öncesi Kocaeli de yürüyen merdiven yaptırdınız bu kadar ayıp , bu kadar çirkin bir şey olamaz . Neden mi ? nedeni ortada siz bu ülkede yaşayan milyonlarca özürlü varken onlara el uzatmadınız siz kendinize prim yapmak için kendiniz için merdiven yaptırdınız . Size bravo sizi tebrik ediyorum .

 

Ve öncesi yürüyen merdiven öncesinde ne vardı merdivenlerin bir başında bir sonunda asansör ,içi pislik dolu , bozuk çalışmıyor bu ne peki buda sizin ayıbınız . o kadar lale diktiniz , o kadar park bahçede kişi çalıştırdınız , niçin o merdivenlere görevli temizlikçi koymadınız . normalde çok şey denir ama diyemiyorum .

 

Hatanız, sizin hatanız değil, bizim hatamız neden mi ? o kadar alışmış ki halkımız size güvenmeye , o kadar çok alışmışsınız ki yalandan sözler vermeye o yüzden bizlere hata sizlerde değil .

 

Yenilen pehlivancı güreşe doymazmış , bizler bırakın pehlivan değil bu dünyada nefes alacak kadar neyse yaaa neyseeee

 

 

Benimle yüzyüze konuşur ve görüşürseniz sizlerle daha belirgin , net ve haklarımızı savunan biri olarak bilineceğim ve öncü olacağım .

 

Dilek Şan

 


 

 Günaydınlar ve güzel Berlin'den selamlar,

Hürriyet bizim vazgeçilmezlerimizden, tüm yazarlarınız süper ve candan teşekkürler.

Ben  merak ediyorum, engelli ve oylarını imkanlar tanınmadığı için kullanamayan vatandaşlarımız yeterince var, bu insanlar yapılan seçimlerin iptali
için dava açamazlar mi, kendilerine olanak tanınmaması bir insanlık sucudur,
herkese ayni hak ilkesine aykırıdır.

Hukukçu değilim, engelli de değilim, Almanya'da yasadığımdan oy kullanacak durumda da değilim, ama  haksızlıklar karsısında isyan ediyorum, bir de bu yönden bir el atsanız konuya diye sizden rica ediyorum.

Hayırlı çalışmalar diliyorum tüm Hürriyet Camiasına, Allah bize eksikliğinizi göstermesin.


Sağlıcakla kalın
Aysel Karatas

 

 


 

 

Merhabalar Fatih Bey;

 

Bende bir çalışan olarak öncelikle özürlüler hakkında hiç bir iyileştirme yok onların engeline engel katanlarda var yok degıl 3600  gün prim olan simdi ne kadar bilen yok bir özürlü ne kadar çalışması gerekiyor  kimse cvp veremiyor su kadar daha çalışmalısın bu kadar pırım gerek vs vs dıye yanı karma karışık bır durum ben 15 sene hizmet vermem gerekirken özrümle neden 25 sene gibi bir sure ıcınde hizmet vereyim zaten özürlü ve zor ışe gelip giden biriyim. Bakın dünyada özürlülere nasıl kolaylıklar sağlanıyor bize neden sağlanmıyor bizim diğer ülkelerden geriye kalır yanlarımız ne?

Arıca  bu gibi durumlara göstermıs olduğunuz ilgiye çok ama çok en içten duygularımla teşekkür ediyorum bundan sonraki yazılarınız dada inanıyorum kı bizlere destek olacağınızdan hıc şüphem yok iyi çalışmalar diliyorum.

 

Saygılarımla,

 


 

 

Sayın Fatih Çekirge,

Haftalardır sesimi duyurmaya çalıştım ama duyan olmadı, ya da duymazlıktan gelindi bilemiyorum. Sessizlerin sesi olduğunuz için sonsuz teşekkürler. Seçme ve seçilme hakkı insanların en temel demokratik hakkıdır. Bizler ne yazık ki bu hakkımızdan da tüm açıklığıyla ortaya koyduğunuz gibi tam olarak yararlanamıyoruz.  Merdivenler olayın küçük bir parçası. Sorun devletin ve milletin olaya akış açısıyla ilgili, biz onlar için gerçekte neyiz? Bizleri nerede görüyorlar? Sözlerle eylemler birbirini hiçbir zaman tutmuyor. Yaşımıza ya da konumumuza bakmadan başımızı okşayarak yapmacık bir ses tonuyla konuşarak gönlümüzü aldıklarını sanırlar.

İlk oy verme hakkımı 1982 Anayasası referandumunda kullandım; oy sandığım bir caminin ikinci katındaydı. İğreti bir merdivenle çıkılıyordu. Ben yukarı çıkamadığım için yetkililer aşağı indi ve ben asker, polis ve bir avlu dolusu vatandaşın huzurunda "gizli oy" hakkımı kullandım! Ondan sonra güç bela pek çok seçime katıldım. Çoğunda ailem güç bela sırtında taşıdı beni "Ne uğraşıyorsunuz bunlarla memleketi kurtarmak bunlara mı kaldı?"diyenlerle de karşılaştık. Çeyrek asırdan fazla bir zaman geçti, hâla değişen bir şey yok. Biz iki kardeş ikimizde %90'ın üzerinde engelliyiz; buna rağmen yılmadık ailemizin desteğiyle çalıştık, çabaladık kendimizi geliştirdik. Bir gün geldi sahip olduğumuz potansiyeli borçlu olduğumuzu düşündüğümüz memleketimiz (Devlet Bakanı Nimet Çubukçunun da memleketi) için kullanmaya karar verdik ve dostların da desteğiyle bir dernek oluşturduk. Çeyrek asır sonra yine "Memleketi kurtarmak iki sakata mı kaldı?" tepkisiyle karşılaştık. Oysa biz güzel işler yapıyorduk, ezber bozmuştuk. Biz sağlıklılar! İçin bir şeyler yapmaya uğraşıyorduk. Destek beklerken kösteklerle karşılaştık. Çalışmalarımızı takdir eden destekleyenler de vardı elbette, son seçimlerde çalışmalarımızda hep destek olan bir arkadaşımız belediye başkan adayı oldu. Bizden birine de belediye meclis üyeliği için birinci sıra adaylığını önerdi. ama olamadı tabi ki öyle ya kapı kapı dolaşıp nasıl oy toplayacaksın, seçilirsen belediye binasının merdivenlerini nasıl çıkacaksın?..Ah Fatih bey gerisini ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Sesimize ses ve kulak verdiğiniz için sonsuz teşekkürler.

Necibe Güngör

 


 

1997 yılı nüfus tespitinde  engelli olarak kayıt edildim. Bana engelli misiniz sorusu sorulduğunda, neden sorulduğu konusunda bilgi aldım. Görevliden "seçimlerde rahatça oy kullanabilmem için" cevabını aldım.

daha sonra oy pusulası geldi. Bakarım ki yine 4. kat. :-) dört seçim oy kullanamıyorum.

Saygılarımla.

 


 

 

Merhaba fatih bey öncelikle biz engelli insanların sorunlarına eğildiğiniz için inanın çok mutlu oldum benim sorunumda Fatma hanımla aynı hemen hemen ben 20.06.2006 tarihinde almış olduğum %40 vergi indiriminle 21.11.2006 da 2104445141 tahsis numarasıyla emekli oldum ne gariptir ki vergi indirim raporunda rahatsızlığı süreklidir yazmasına rağmen kurum beni 20.06.2007 tarihinde kontrol muayenesine tabi tuttu ve vergi indirim raporunu aldığım Kütahya devlet hastanesine sevk etti oradan aldığım rapor yine %40 bu raporum maliye gelirler idaresinden %39 geldi ve maaşımda ve tüm sosyal haklarımda kesildi tekrar 04.02.2008 de sosyal sigortalar Kütahya il müdürlüğüne müracaat ettim ve beni tekrar Kütahya devlet hastanesine sevk ettiler ve oradaki heyet  bana tekrar %40 rapor verdi bu raporumda maliye bakanlığı gelirler idaresinden %28 olarak geri geldi ben ortopedik özürlü bir insanım fatih bey benim rahatsızlığımın düzelme ihtimali milyonda bir bile değil nasıl oluyor da sırf bağladıkları maaşı rapor oranlarını keyfi olarak aşağıya çekip elimden alıyorlar ben 2 senedir maaş alamıyorum ve emekli oluyorum diye işten de çıktım inanın nereye müracaat ettiysem bir sonuçta alamadım  inanın siz bizim için bir umut oldunuz sizin sayenizde bu sosyal devlet ve adalet anlayışınla bağdaşmayan uygulamaların biran önce kaldırılıp biz engelli insanların sorunlarını çözecek yasaların biran önce çıkmasıdır size tekrar teşekkür ederim Fatih Bey

 


 

 

Fatih Bey Merhaba

Bir kamu hastanesinde çalışan doktor olarak yazıyorum. Öncelikle özürlülere gösterdiğiniz duyarlılığınız için teşekkür ederim. Ancak konu size aktarılan onlarca yüzlerce epostada anlatıldığı kadar masum değil. Gerçek sakatları bir yana bırakıyorum ancak maluliyet iddiasıyla başvuran insanlarımızın kahir ekseriyeti doğruyu söylemiyor. sadaka toplumu haline getirilmiş bir popülasyona ait bireyler bu sadakanın devamlılığı için hükümetin popülist politikalarını da kullanarak fırsatçılık yapıyorlar. Hükümete maliyeye uzaktan yakından sempatim yok ancak şunu açık yüreklilikle söylemeliyim ki maliyenin bu konuda şüpheci olması son derece yerindedir. her gün gelen 3-5 örnek bunu kanıtlıyor. Maluliyet kapısı açık bırakıldıktan sonra insanlar iyileşmeyi unuttular, hastalıktan kurtulması için önerdiğimiz ameliyatı kabul etmeyip  sonra da bu hastalıktan dolayı maluliyet başvurusu yapan onlarca hastam var. Veya ameliyatı iyi gitmiş kontrollerde hiç bir şey çıkmazken birdenbire ağrıları başlayan ve ne hikmetse düzelmeyen ve başvurusunda bunu esas alan onlarca hastam var. Bu konuda hakikaten rahatsızım karşıma geldiklerinde gerçek durumlarını biliyor ancak hasta hakları vs diyerek yüzlerine vuramadığım  sadece muayene bulgularını yazıp heyete gönderdiğim hastalara karşı içimden devleti yoluyorsunuz yapmayın diyesim geliyor diyemiyorum bari size içimi dökeyim dedim.

Hoş çakalın

 


 

 Fatih abi merhaba

Bir işitme engelli olarak yazınızı dikkatle okudum. Ne yazıkki ülkemizin gerçekleri bu yönde.Bende size gelen mailler gibi işyerime ve gelir vergisine başvurarak gelir vergisi indirimi almak istedim.%92 oranında işitme duyumu kaybettim.biyonik kulak(coclear implant)ameliyatı oldum.

 

Ama vergi indiriminde ne hikmetse diğer arkadaşlar gibi bana da 2004 de %41 oranında engellidir diye rapor verdiler.nasıl bir mantık dır bu anlamadım.o zamanki raporla işimi bulabildim ama şimdi çıkarmaya çalışsam oranını gayet düşüreceklerini de iyi biliyorum.

 

Birde engellilerin araç alması ile ilgili bir yasa var.geçen günlerde de kendi adıma sürücü kursuna

Ama vergi indiriminde ne hikmetse diğer arkadaşlar gibi bana da 2004 de %41 oranında engellidir diye rapor verdiler.nasıl bir mantık dır bu anlamadım.o zamanki raporla işimi bulabildim ama şimdi çıkarmaya çalışsam oranını gayet düşüreceklerini de iyi biliyorum.

 

Birde engellilerin araç alması ile ilgili bir yasa var.geçen günlerde de kendi adıma sürücü kursuna başvurdum ve sürücü olabilir raporunda b sınıfı alabileceğim söylendi cihazla duyuyor olsam bile.ve ameliyat olduğum hastaneye başvurarak engelli raporu çıkardım.önce sonuç yazısına aynen şu şekilde yazdılar.

 

Hasta poliklinik kontrolündedir.tam vücut özür oranı %52 dir.ama benim vücudumda bir rahatsızlık yok ki .olan ise işitme kaybı oda %92 oranında.90 yapabilmek için elimi yada bacağımı mı kesmem gerekiyor.itiraz ederek işitme özür oranı %92 dir diye zorla ilave yaptırarak çıkarabildim ama %52 lik kısmı çıkarmadılar.

Gelgelelim arabayı alma kısmına.büyük bir holdinge bağlı şirkette otomotiv grubunda çalışıyorum.bağlı olduğumuz bayiye raporu gösteriyorum siz alamazsınız diyorlar.

Neden dedim tam vücut özür kaybınız %52 diyorlar.bende %92 lik işitme özrümün olduğunu 52 lik kısım prosedür dür diyorum bir türlü kabul ettiremedim nedense.

 

Bizlerin rahatını reva görüp de bu uygulamaları çıkaranlara ve ayrıca kendi çıkardıkları yasayı yandaşlarına suiistimal ettirenlere hakkımı helal etmiyorum.

İyi çalışmalar

 


 

 Merhaba Fatih Bey;
 
Yazınızdaki engellinin feryadını okudum.
Bende yıllarca devlete aldığım % 40 raporlarla sakat olduğumu kanıtlamaya
çalıştım ancak her defasında Ankara da masa başındaki memur uzmanlarca
oranım 25 lere düşürüldü ve ben 25 yıl çalışarak emekli oldum.
Devlet bu politikalarıyla engellilerin sayısını hızla düşürmektedir.
Yakında kağıt üzerinde engelli kalmayacak gibi.
Gösterdiğiniz Duyarlığa teşekkür ederim.
 
Saygılarımla;
 
Ahmet Ferit Şahin

 


 

MERHABA BEN ANKARADAN KAYHAN

ÖFKELİYİM, ÜZGÜNÜM, ÇOK AMA ÇOK KIZGINIM.  NEDENMİ, SAĞ KOLUM SAKAT, POLİOSEKELİ ( ÇOCUK FELCİ ) RAPORUM VAR %55 EHLİYET ALDIM H SINIFI, YANİ SAKATLARA VERİLEN EHLİYETTEN. ARABA ALMAK İÇİN İSE AYRICA HASTANEDEN ÖZEL TERTİBATLI ARAÇ KULLANABİLİR İBARELİ RAPOR ALMAM GEREKİYORDU. BÖYLECE HEM Ö.T.V. DEN FAYDALANABİLECEK HEMDE KENDİME OLAN İNANCIM ( ÖZ GÜVEN ), DAHA BİR GÜÇLÜ OLACAKTI. RAPOR İÇİN BAŞVURDUM, BANA VERİLEN RAPORDAKİ YAZI BENİM SÜRÜCÜ OLAMIYACAĞIM RAPORUDUR. ÇÜNKİ DİREKSİYONU İKİ ELİMLE TUTMAM GEREKİYORMUŞ. YA SİZE SORUYORUM, TRFİKTE KAÇ KİŞİ İKİ ELİYLE ARACIN DİREKSİYONUNU TUTUYOR, BEN SÖYLEYİM. ACEMİ ŞÖFÖRLER TUTUYOR. PEKİ HEPSİ BU MU, HAYIR DEĞİL TABİ. TEKERLEKLİ SANDALYEDE OLAN BİR İNSAN EHLİYET ALIYOR, SÜRÜCÜ OLUYOR. YA NASIL KULLANIYOR BU İNSAN ARACI BİR DÜŞÜNÜN. BEN SÖYLEYİM, BİR ELİNİ GAZA VE FRENE BASMAK İÇİN KULLANIYOR, DİREKSİYONU BİR ELİYLE TUTUYOR, TABİ ÜÇÜNCÜ BİR ELİ YOKSA. BU NASIL ADALET NASIL SİSTEM NASIL İŞLEYİŞ AKIL ALMIYOR. BU KANUNLARI, YASALARI ÇIKARANLAR TOMBALAMI ÇEKMİŞ, YA BİR DENE BİR GÖR SAKATLIK TEK KALIPTA İŞLEYE BİLECEĞİNİZ BİR OLAY DEĞİL. SAKAT DEYİNCE ARAÇLARIN PLAKALARINA TEKERLEKLİ SANDALYE RESMİ KONUR, ALIN SİZE AFİŞ. BEN AFİŞLENMEK İSTEMİYORUM, SAKAT OLDUĞUM İÇİN AYRI BİR STATÜDE TUTULMAK, İSİMLENDİRİLMEK İSTEMİYORUM. KENDİMİ NORMAL HİSSETMEK NORMAL YAŞAMAK İSTİYORUM. ÇALIŞTIĞIM KURUM SAKATLARI SINIFLANRIMIŞ, BENİM BURDAKİ GÖREV TANIMIM, O.D.E. YANİ OPERASYON DESTEK ELEMANI. ELAMAN SİZSİNİZ ELEMAN BANA, ODE  DİYENDİR. BİZE ALTI AYDA BİR EVRAKLAR İMZALATIYORLAR, YÜKSELME HAKKIMIZ YOKMUŞ, YABANCI DİL TAZMİNATI ALAMAZMIŞIZ. MÜŞTERİLERLE KARŞILAŞMAMAMIZ İÇİN ATIL İŞLER VE ÇOĞU ZAMAN BİR BANKADA YAPILABİLECEK EN AĞIR İŞLERİ YAPIYORUZ.BİZİ İNSANLARDAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞIYORLAR, GİŞE VEYA MÜŞTERİLERLE KARŞILAŞIP İŞLEM YAPACAĞIMIZ GÖREVLERDE DEĞİLİZ, ÇÜNKİ BU GERÇEĞİ İNKAR EDİYORLAR. O HALDE KARDEŞİM NASILDİ KAZALI ARABALARI HURDAYA AYIRIP KULLANMIYORSUNUZ. BEDENİNDE EKSİKLİĞİ OLAN İNSANLARIDA YOK EDELİM, İMHA EDELİM. BEN HEP ŞUNU DİYORUM KENDİME,( BİR İNSAN ÖMRÜ ORTALAMA 60 YIL BİLEMEDİN 65 YIL, BEN 32 YAŞINDAYIM YARISI GEÇTİ. BİRAZ DAHA SABIR İNŞALLAH BİRDAHAKİ YAŞAMIMDA SAKAT OLMAM. ) VE BUNUNLA AVUTUYORUM KENDİMİ. AMA İŞİN ZOR KISMI ŞİMDİ, YANİ ÇOCUKKEN HİÇ BİR OLUMSUZLUĞUN FARKINDA DEĞİLDİM, İNSANLARIN BANA YALAŞIMI RAHATSIZ ETMİYORDU. NEZAMAN BÜYÜDÜM, GERÇEKLER ACITMAYA BAŞLADI. İŞİN ZOR DÖNEMİNDEYİM BU DAHA SÜRECEK GİBİ.   

                                                                                                                                        


 

 

Fatih Bey iyi günler.
Engellilerle ilgili yazınızı ve diğer engelli vatandaşların yazılarını okudum. Garip olan Ankara herkesin derecesi düşürürken benim engel derecemi %63'ten %87'ye yükseltti. Derecemin %40'ıın altına düşmesini beklerken yükselmesi beni çok şaşırttı. Ankara'nın bu işi hangi mantıkla yaptığını anlamak imkânsız. "O gün ters taraflarından kalkmamışlar" mı demek lazım bilmiyorum ama bizlerin her türlü sorunlarını çözüme ulaştırmamalarını hepimiz istiyoruz.
Saygılarımla.

 


 

 

Sayın Fatih ÇEKİRGE;

 

Ülkemizde yaşayan yüz binlerce engelli vatandaşımızın sorunlarını paylaşma ve çözümüne yardımcı olma konusunda gösterdiğiniz çaba takdire şayandır. Bu çabanızdan ve duyarlılığınızdan dolayı tüm engelli vatandaşlarımız adına şahsınıza ve müessesenize teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.

Ben de ülkemizdeki özürlülere ilişkin uygulamalara ilişkin bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim.

 

Başlangıçta şu hususu belirtmek isterim ki; engelli insanlar, doğuştan olan veya sonradan meydana gelen özür durumları nedeniyle, hayatlarında hem fiziki hem de psikolojik olarak çok sayıda sorun yaşayan, bu sorunların yanında bazı ortamlarda dışlanmalarından dolayı çoğu zaman kendilerini toplumdan soyutlayarak kendi dünyalarına çekilmek zorunda kalan bireylerdir.

Öncelikle toplum ve devlet olarak, hiçbir engellinin engelli olmayı kendi isteğiyle seçmediğini, bu durumu bazen kaderlerinin bazen de hastalık ve kazaların kendilerine yüklediği zor bir durum olduğunu, bu insanların zaten zor olan hayat koşullarını aşmak için sarf ettiği çabanın yanında kendi engellerini de aşmakta sarf ettikleri çaba dikkate alındığında, hem fiziki hem de ruhsal olarak sağlıklı insanlardan çok daha fazla bir yük taşıdıklarını anlamamız gerekir.

Ancak ne yazık ki; özellikle resmi uygulamalarda, engelli vatandaşlara kolaylık sağlaması gereken kurumlar yeni “engeller” üretmekte, adeta her işlemde bu insanların engelli olduklarını ispat etmeleri istenmekte ve adeta işkence babından prosedürlere tabi tutulmaktadır. Örneğin, yakın zamana kadar engelli vatandaşlarımıza “Özürlü Kimlik Kartı” adı altında kartlar verilmekteydi. Bu kartlar tam teşekküllüm devlet hastanelerinde alınan raporlara istinaden verilmekte, üzerinde özür oranı da yazmaktaydı. Daha sonra bu uygulamadan vazgeçilerek özür durumunun Kimlik Kartlarına yazılması uygulamasına başlandı. Ancak ne hazindir ki, vatandaşın özür durumunu resmi yollardan tespit eden ve bunu kimli karlarına dahi işleten devlet, engellilere tanınan bazı haklardan yararlanabilmek için her defasında yeniden sağlık raporu alınması koşulunu aramaktadır.

Bu nasıl bir anlayış bu nasıl bir sosyal devlet politikasıdır anlamak mümkün değil. Özellikle özür durumu daimi nitelikte olan vatandaşlar açısından her işlemde yeni bir rapor alımını zorunlu tutmanın ne mantığı olabilir. Hâlihazırda “Özürlü Kimlik Kartlarına” veya Kimlik Kartlarına” işlenmiş olan özür durumu bilgisi neden her işlemde dikkate alınmamaktadır? İnsanlar neden her defasında ayrı rapor alma ve hastanelerde engelli olduklarına ispatlama işkencesine maruz bırakılmaktadır? Bu uygulamalar, zaten zorluklarla mücadele ederek ayakta kalmaya çalışan bu insanları tekrar tekrar rencide etmekten başka neye hizmet etmektedir?

Özürlülere ilişkin, -sözüm oma- kolaylıklar sağlamak amacıyla hazırlanan mevzuatın uygulanmasında yaşanan sorunlar bir tarafa, en azından bu insanları rencide eden uygulamalardan vazgeçilerek, yeknesak bir uygulamaya geçilmesinin insani olduğu kadar hukuksal bir zorunluluk olduğu kanaatindeyim.

Duyarlılığınız için tekrar teşekkür ederim.

Av. Hanifi DARICI

 


  

Merhaba Fatih Bey,
Öncelikle bize çok güzel bir ses olduğunuz için size çok ama çok teşekkür ediyorum.
Öyle bir korkuyla yaşıyorum ki tahmin edemezsiniz. Ben iş yaşamına geç başladım ve emekli olmama daha çok var.
Korkum bu süreç içinde fiziksel endişelerimden dolayı bir gün erken emeklilik için başvurup da bu rapor adaletsizliği yüzünden mağdur olursam.
Eğer diğer arkadaşların mağdur edildikleri gibi ben de buna maruz kalırsam, sokaklarda, kaldırım başlarında güvencesiz bir şekilde ölmekten korkuyorum.
Ben bu ülkede insan gibi ölmek istiyorum. Kimseye rezil bir ölüm dilemem ben. Bu nedenle bizler için de böyle bir  reva görülmesin
Dileğim bu rapor mağduriyetinin bir an önce giderilmesi. Giderilsin de bu korkuyla ömrümün son yıllarını ve günümün her anını bu endişeyle geçirmeyeyim
 
Saygılarımla
Semir Aydınlı

 


 

Merhaba  FATİH BEY;

 

BENDE TIPKI FATMA HANIM GİBİ ENGELLİ BİR VATADAŞIM BENDE ŞU AN ÖZEL SEKTÖRDE ÇALIŞIYORUM.İŞ KURUMUNA YILLLAR ÖNCE GİTTİĞİMDE BANA RAPOR AL GEL DENDİ.BENDE TÜM DEVLET  HASTANELERİNİ GEZDİM.BEN TAM 7 YIL HİÇ YÜRÜYEMEMİŞ BİR KİŞİYİM DAHA SONRA 12 YIL SÜREN FİZİK TEDAVİ SONUCUNDA AYAĞA ANCAK KALKABİLDİM HASTALIĞIM İSE CEREBRAL PALSY DOKTORLAR İYİ BİLİR NE KADAR AĞIR BİR RAHATSIZLIK OLDUĞUNU.BANA HASTANE TARAFINDAN DENDİ Kİ YÜZDE 35 ALABİLİRSİN.EĞER BİRAZ PARA HARCAMAZSAN.BEN MEMUR EMEKLİSİ ÇOCUĞUYUM FATİH  BEY 2004 DE 5 MİLYAR İSTEDİLER YÜZDE KIRKBEŞ RAPORU İÇİN TABİ BUNU DİREKT DEMİYORLAR AMA ANLATIYORLA ÖZEL MUYANELERİNE GİTMENİZ GEREK FELAN...

BEN ZONGULDAK DEVLET HASTANESİNDEN NİCE ZORLUKLARLA BİR ARKADAŞIMIN YARDIMI VE KENDİ ÇABAMLA ALMAK ZORUNDA KALDIM.ŞİMDİ ANKARA HASTANESİNE ONAYLATMAYA KORKUYORUM.FATMA HANIMIN BAŞINA GELENLER BİR ÇOK ARKADAŞIMIN BAŞINA GELDİ ÇÜNKÜ .

 

SESİMİZİ DUYURDUĞUNUZ İÇİN SİZE SONSUZ SAYGI VE SELAMLAR

 


 

 Önce bu duyarlı davranıştan dolayı teşekkür ederim.
Arkadaşıma aynen katılıyorum. Devlet hastanesinden bin bir güçlükle rapor alıyorsun ve onu  Ankara’ya gönderiyorsun en az Ankara’dan da 3 ayda geliyor bu arada bizden normal şekilde kesinti yapılıyor. Ve geliyor ne geliyor dersin masa başında senin raporun % 60 düşüyor nasıl oluyor bu iş bilmiyorum
o zaman buradaki doktorun raporun ne anlamı kalıyor buna bir çözüm bulunsun bir de bir kaç rapor çıkarıyorsun hepsi değişik rapor veriyorlar bir ya özürlüdür ya değildir bence hepsi aynı olmalıdır kastım hiç iyileşme olmayan özürlüler için.

 


 

 

Fatih bey merhaba.

Bende engelliyim. Hsbc bankta'de çalışıyorum.Sağlık raporum %60...

Bu bankaya girmeden önce birçok sağlık denemelerinden geçmek için devlet hastanesine gittim. Gitmişken tekrar rapor çıkarmak isteğimde bana %7 engel oranı verdi. Bi arkadaşımızın dediği gibi bizim gittikçe raporumuzun oranı yükseleceğine, azalmakta olduğunu görüyoruz.Bunun sebebi çok kolay,Türkiye’de "Engelli iş bulamasın". Başka bir açıklaması da olamaz

2001 Yılında %60 veren hastane (ŞİŞLİ ETFAL) 2008 de bana %7 veriyor.

Neden? Aynı doktor gözlemlemiyor mu beni?aynı rahatsızlıktan dolayı gitmiyor muyum?

bunların cvbı evet...Aynı doktor gözlemliyor ve aynı rahatsızlıktan dolayı farklı oran veriliyor ...nedeni nasıl açık oldu dimi?...

Doktora aynen bunları söyledim.O zaman ben engelli değilsem neden ağrılarım var? Neden ben yürürken sekiyorum? Neden 15 dk yürüyünce soluk soluğa kalıyorum neden? ben engelli değilsem neyim ?

İçimden geçirdiğim tek şey ben bedensel engelliyim ama sen zihinsel özürlüsün bu daha kötü aslında Allah yardımcın olsun dedim...

Konu hakkında hassasiyetiniz için ayrıca tşk ederim Fatih bey.

Başarılarınızın devamını dilerim...

 


 

Sayın ilgililer

 

THY nın özürlülere dair yapmış olduğu uygulamada yanlışlık vardır.Bunu defalarca mail atmama rağmen herhangi bir çözüm veya çözümsüzlük yanıtı tarafıma ulaşmamıştır….

 

Ben özürlü bir vatandaşım ve THY nın uyguladığı yurtiçi seyahatten yararlanmam için ilginç bir uygulaması var; oda şu dur:

 

Eğer özürlüyseniz ve özürlü kimlik kartınız mevcut ise ilgili yurtiçi biletinizi İNTERNET  sitesinden satın ALAMIYORSUNUZ!!!Çünkü böyle bir satın alma şıkkı sitelerinde mevcut değil.

 

Bu da yetmiyormuş gibi bileti alma noktalarınız belirli .Onlarda SADECE HAVALİMANLARI ve THY merkez satış ofisleri…..Bu ne demek?

 

Örneğin İzmit KOCAELİN de ikametgah etmekteyim .Kocaeli n de THY merkez satış ofisi yok ve ben bu indirimden yararlanmak için en yakın SABİHA GÖKÇEN Havalimanına gitmem gerekiyor.İzmit’e gidiş gelişBİR ÖZÜRLÜNÜN 140 KM?????

 

Lütfen internet sitenizde özürlü kimlik no larımız yazılacak şekilde en kısa sürede revizasyona gitmenizi rica eder başarılarınızın devamını temenni ederim.

 

 

Not:Fatih Bey Fatma hanımın yaşadığı zorluğu senelerce yaşadım…Bizleri hiç görmeyen bu uzman kadro?Bizleri görenlerin yine devletin belirlediği oranları hiçe sayarak hiç görmedikleri “BİZLERİ” oranlarını düşürerek yaşamlarımızla oyanadılar senelerce ve hala oynamaya devam ediyorlar….

 

Murat TELSER.

 


 

SAYIN FATİH BEY

 

    Türkiye'de %10 olarak belirlenen özürlülerin toplam Nüfus 70.000.000 kabul edersek 7.000.000 nüfusun yaşadığı bir ülkede sizden başka bu işe eğilen başka gazeteci göremediğimiz gibi,Bürokratları bırakın hepsi koltuk peşine düşmüş işe bakan kalmamış, onun için bu ilginize teşekkür eder bu tür yazılarınız devam ederek sesimiz olmanızı dilerim.

    Fatih bey benim 1981 doğumlu oğlum Yalçın ÖNER Ankara'da geçirmiş olduğu Menenjit hastalığı nedeniyle Zihinsel Özürlü olarak kalmış, 5 yıl özürlü alt sınıfına Mersin'de devam etmiş 18 yaşından sonrada Nihat Sözmen Özürlü Okuluna 2 yıl devam etmiş , dışarı konulmuştur.Şu anda 28 yaşında olmasına rağmen zihni 14 yaşındaki çocuk zihniyeti vardır.%40 özürlü ve  birde 4 yaşında kız çocuğu mevcuttur.

    Önce çocuğuma 18 yaşında özürlü maaşı bağlattım. 3 yıl maaş aldı. Daha sonra bu maaşı çocuklarına ve evlendiği zaman eşine kalmaz diye  18.04.2002 yılında bir şirkette çalışıyor gibi gösterip primini ben ödemek şartıyla değişik şirketlerde çalışıyor gibi göstererek (10 YILDA EMEKLİ OLACAK DİYE) 1.12.2008 tarihine kadar primlerini yatırdım. En son toplam:2.142 GÜN= 5 yıl, 10 Ay ve 17 Gün primi vardır. Biz emekliliğine 4 yılı kaldı derken bunu aşağıdaki tabloda göreceğiniz gibi ; 4 basamağa girmekte ve emekliliği 18 yıla çıkartılmış 2020 YILINDA EMEKLİ OLACAKTIR. (ESKİ SİSTEMDE 4 YILI VARDI YENİ SİSTEMDE 12 YILI VARDIR.

 

    FATİH BEY ŞİMDİ SORUYORUM : Devletten özürlü maaş hakeden oğlumun maaş almayarak topluma kazandırmak için mücadele veriyorum ki emekli maaşı olsun kendi ihtiyacını gidersin diye Akit Yapıyorum DEVLETLE 10 YILDA EMEKLİ OLACAK DİYE Devlet normal kişilere yapsın AMA ÖZÜRLÜLER İÇİN ZATEN KİMSE ÇALIŞTIRMAK İSTEMİYOR ZORUNLULUK YASASI OLMASINA RAĞMEN ,

    Devletten özürlü maaşı almayacaksın, prim yatıracaksın birde bu haksızlığa uğrayacaksın emeklilik süresi 12 yıl daha artacak, bende emekli olmam nedeniyle şimdi sigortasını da yatıramıyorum, ne olacak benim yavrum ve bunun gibi aynı duruma gelenlerin hali Mahkeme bu kararı bozar mı.

 

Yardımlarınızı bekliyor , işinizde başarılar diliyorum.

YILMAZ ÖNER

 


 

Merhabalar Fatih Bey

Ben sol bacağından 3cm kısalık ve ayağım ince bulunuyor ve protez cihaz kullanıyorum bundan 6 sene önce Ankara  mevki askeri hastanesinden almış olduğum rapor doğrultusunda askeriye ye verdim özürlülük oranımda %40 olarak verdiler ve rapor doğrultusunda öğrenci paso ve başbakanlıktan kartımı aldım.Bundan 6 ay otobüslerde uygulanan özürlü indirim kartı almak için tekrar raporu alayım dedim ve 1 ay  uğraştım ve bana verdikleri rapor iyice düşürerek %28 olarak bana verdiler ve bende herkes gibi adalet ve haklarımızı istiyorum başka hiçbir şey istemıyorum lütfen ilgili kişilerle konuşmanızı istiyorum...

Teşekkürler...

Feytullah AY

 


 

FATİH BEY Merhaba.
ENGELLİLRİN SORUNLARIYLA İLGİLENDİGİNİZ İÇİN TEŞEKKÜREDERİM.Aynı sorunla bende karşı karsıyayım.1998 den beri sigortalı olarak calısıyorum.ve engelli statusunden calıkta oldugumdan dolayı erken emekli olma hakkımın zamanı geldiginde vergi indirimi için basvurup rapor almama baglı oldugunu ögrendim.Benimle aynı anda işe giren benden özür oranı daha az olan arkadasım 2005 te bu raporu aldı diye emekli olabilecek fakat ben 2006 haziran ayında cıkan yönetmelikten sonra bu rapora basurdum diye oranım %20 lere cekildi..Hemde ben doğustan engelli bir bacagı yukarıdan protez kullanan yani sürekli ibareli  raporları olan bir engelli vatandaşım.2007 basvurdum engelli raporum 44 le ankaraya gitti ve 20 ile geri döndü.Yeni yönetmelik kimseye bu hakkı vermiyor.yani özür oranlarını düşürdüler ama o 40 lık seviyeyi indirmediler.GERİYE DOGRU COK BUYUK BİR HAKSIZLIK YAPILIYOR.AYNI ANDA İŞE GİREN SAKAT İKİ İŞÇİ VE BİRİ DİGERİNDEN 1 SENE SONRA VERGİ İNDİRİMİNE BASVURUYOR DİYE BUTUN HAKLARI YOK OLUYOR.HALBUKİ DİGERİNDEN DAHA AGAR ENGELİ OLMASINA RAGMEN.BU NASIL BİR ANLAYIŞ ANLAMIYORUM..BEN İŞE GİRER GİRMEZ NASIL EMEKLİ OLURUM DİYE ARAŞTIRMAK DURUMUNDA DEĞİLİMKİ.SIRF GEC HASTANEYE GİTTİM DİYE ALAMIYORUM O RAPORU.LÜTFEN BU KONUYU GÜNDEMDEN DÜŞÜRMEYİN.ŞİMDİDEN İLGİLERİNİZ İÇİN COK TEŞEKKÜR EDERİM..

Barış SAYGUN
 

 

1978 tarihinde trafik kazası sonucu Sağ ayağım diz altından 5 cm hariç aşağısı tamamen kesilmiştir. hastanelerden aldığım Sağlık Kurulu Raporlarını tümü% 40,% 45 ve üzerinde idi ancak 2008 yılında tekrar aldığım Sağlık Kurulu Raporu oranı yeni çıkan yasa ile% 34oranına düşmüştür.  Yeni yasada çıkan ölçüt değerlendirme oranları ile ben ve benim gibi tek ayağı olmayan özürlü insanlar sağlıklı vatandaş sınıfına dahil edilmiş bulunmaktayız. İlgililere duyurulması Rica olunur

 


 

 

Sayın Fatih Çekirge,

 

Sorunlarımızı gün ışığına çıkarmada aracılık ettiğiniz için size çok çok teşekkürler ediyoruz. Size hangi derdimizi yanalım. İşte bir tanesi daha. Hükümet otomotiv sektörüne canlılık kazandırmak için ÖTV indirimi yaptı. Bize zaten bu ÖTV indirimi uygulanıyordu. Fakat bizlere de en azından KDV indirimi yapılmış olsaydı Anayasasının eşitlik ilkesine uyulmuş olunmazmıydı. Bizler yine unutulduk. Bana göre ÖTV indirimi oranında benim gibi engelli arkadaşların almak istedikleri otomobillerde  aynı oranda KDV indirimi yapılmalıydı.

 

Bu sorunumuzu ilgili kuruma sizin iletmeniz daha da etkili olacağı kanısındayım.

 

Hüseyin Kaplan

 

Saygılarımla...

 


  

Fatih Bey,

Bu hassasiyetinize teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Ben de sağlıklı iken 21 yaşımda kaza geçirdim ( şu an 33 yaşındayım ) ve tekerlekli sandalyeye mahkûm oldum, aslında mahkûm olduğum sandalye değil ülkemizdeki mimari yapı, seçimde oy kullanacağım sandık İlkokulun 3. katındaydı maalesef ki engelli, yaşlı ve hasta olanlar düşünülmemişti. Ama bilinçli bir seçmen olarak her ne şartta olursa oyuma yani namusuma sahip çıktım ve 3. kata kadar babamın o ihtiyar babamın sırtında çıktım. Hep deriz ya yarın sağlıklılarında hasta, yaşlı ve engelli olmayacağının garantisi var mı ben de sağlıklıydım ben de?

 


 

 

SAYIN FATİH ÇEKİRGE,
SON DÖNEM YEREL SEÇİMLERDE AÇIK YÜREKLİLİKLE SÖYLÜYORUM Kİ OY KULLANMADIM. KİM, HANGİ KURUM CEZA KESMEK İSTİYORSA KESEBİLİR. KENDİ ÖZGÜR FİKRİMİ MERDİVEN ENGELLİ YÜZÜNDEN BELİRTEMEDİĞİM İÇİN İSTEYEN İSTEDİĞİ CEZAYI KESEBİLİR. ANCAK BU ENGELLERİ KARŞIMIZA ÇIKARAN VE HİÇ BİR KOLAYLIK SAĞLAMAYAN YETKİLİLERİN CEZASINI KİM HANGİ KURUM KESECEK SORARIM SİZLERE. BEN 29 YAŞINDA ENGELLİ BİR VATANDAŞIM. HER GÜN KENDİ BAŞIMA TEKERLEKLİ SANDALYEMLE İŞ YERİNE OTOBÜS VS.. İLE GİDİP GELİYORUM. ANCAK YEREL SEÇİMLERİN YAPILDIĞI GÜN NE YALAN SÖYLEYİM O HENGÂMEYİ DÜŞÜNÜNCE İÇİMDEN GİTMEK GELMEDİ. GİDENLERİN NELER YAŞADIĞINI DUYDUM VE DOĞRU BİR KARAR VERDİĞİMİ DÜŞÜNDÜM. BIRAKIN BİZ ENGELLİLERİ SAĞLIKLI İNSANLARIN BİLE ZORLANDIĞI O GÜN İNSANLAR KİM BİLİR NELER YAŞAMIŞTIR. GAZETENİZDE YAYINLADIĞINIZ YAŞANMIŞLARI OKUYUNCA HAKİKATEN ÇOK ÜZÜLDÜM. NASIL BİR DEVLET YAPIMIZ VAR BİLMİYORUM ANCAK BU GİDİŞATA BİRİLERİ DUR DEMELİ. AMA ÖTE YANDAN İNSANLARIN BEN VE BENİM GİBİ ENGELLİ İNSANLARIN SOSYAL HAYATTAKİ MÜCADELELERİNİ GÖRMELERİ VE BİZLERE ESKİSİ KADAR ACIYARARAK DEĞİL DE SAYGIYLA BAKMALARI HOŞUMA GİDİYOR. ANCAK HALA EVİNİN İÇİNDEN BAŞKA BİR DÜNYA OLDUĞUNU BİLMEYEN PEK ÇOK ENGELLİ ARKADAŞIM VAR. ONLARINDA BİR ŞEKİLDE TOPLUMA KAZANDIRILMASI GEREKİYOR. HİÇ KİMSE UNUTMAMALI Kİ BU DÜNYA DA KİMSENİN HAYATI GARANTİ DEĞİL, VE ANNE-BABALAR ENGELLİ ÇOCUKLARINI SONSUZA DEK EVLERİNDE MUHAFAZA EDEMEZLER. ONLARINDA BİR ŞEKİLDE GERÇEK HAYATLA KARŞILAŞACAĞINI UNUTMAMALARI GEREKİYOR. BİZ ENGELLİLER HER NE OLURSA OLSUN HAYATIMIZI BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRMEYE DEVAM ETMEK ZORUNDAYIZ. BU MÜCADELEDE GEREK İŞ HAYATINDA GEREKSE SOSYAL HAYATTA HERKESİN DESTEĞİNE İHTİYACIMIZ VAR. SAYIN FATİH BEY BİZE BASIN YOLUYLA SES OLMAYA ÇALIŞTIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.
 
SEVGİ SAYGILARIMLA,
ELİF DOLUNAY

 


 

 

FATİH BEY

Öncelikle yapmış olduğunuz yazı dizinizde Özürlüleri konu almanız ve sesimizi herkesime duyurduğunuz için sizlere bir özürlü olarak çok teşekkür ederim.
Gerçektende sayımız yaklaşık 8.5 milyon ve unutulmuş birer köy gibiyiz. Hepimizin ayrı ayrı sorun ve sıkıntıları mevcut. Bu sıkıntılarımızın giderilmesi için kamuoyu baskısı maalesef şart.
Yaklaşık 2 yıldır istihdamımla ilgili bir problemimi çözmek arayışındayım.Ancak sıkıntımı çözecek kanun var uygulama yok.Şöyle ki ben bir kamu kuruluşunda 657 sayılı yasaya tabii olarak çalışan özürlü bir memurum.Bir fakülte bir de Yüksek okul mezunuyum. 17 yıl kar -kış demeden eğitim hayatımı başkalarının yardımlarıyla da olsa devam ettirdim. Daha sonra çalıştığım teknik mahiyetli kurumun sınavını birincilikle kazandım. Ancak çalıştığım kurumun teknik bir kurum olması ve branşımla alakası olmaması dolayısıyla görevimde yükselemedim ve aynı zamanda başarılı da olamadım. Bu sebeple Özürlüler Kanununun 20.maddesinde yer alan kariyer meslekleri olan özürlüler için " Mevzuata uygun olmak kaydıyla; özürlülerin mesleklerine uygun münhal kadrolara atanması, mesleklerini icra veya infaza yardımcı araç ve gerecin kurumlarınca temin edilmesi esastır" maddesine ve özürlülerin istihdamına dair Başbakanlık genelgeleri ile657 sayılı kanunun 76.maddesine istinaden kurum değiştirme talebinde bulundum. Malum ülkemizde torpilin olmayınca işlerin kanun da yeri de  olsa yürümüyor. Almış olduğum cevaplarda tekrar KPSS sınavına girip başlamam söylendi.9 yıllık bir memur olarak tekrar yeniden başlamanın ne kadar zor olduğunu sizlerde takdir edersiniz.
Mevcut durumumun  hayati bir aciliyeti olmamakla beraber bir özürlü olarak onca yıl vermiş olduğum emeğin karşılığını almamanın ve mesleğimi yapamamanın elem ve ızdırabınıduyuyorum. Acaba bir fert olarak mesleğimde ilerlemek ve saygı duyulmak benim hakkım değil mi. Acaba devletimizden çok şey mi istiyorum.
Sizlerden isteğim duyarlı bir toplum ve duyarlı bir devlet için bu tür yazı dizilerinedevam edip sesimizi bizi duymak istemeyenlere sesimizi duyurmanız ve sorunlarımıza çözüm aramanızdır
SAYGILARIMLA
 


 

MERHABA FATİH ABİ

Fatih Abi  engellilerle ilgili çalışmalarından dolayı bizlere söz hakkı verdiğin için sana çok teşekkür ederim

 

Ben 10 sene önce bir trafik kazasında her iki ayağımı diz altından kaybettim  o günden sonra her seferinde bin bir zorlukla aldığım raporların ve devletin onayladığı %80 raporum vardı geçenlerde tekrar rapor almam gerekti ama artık %54 sakatmışım oradaki doktorlara da sordum ben gün geçtikçe iyileşiyor muyum ayaklarımı uzadı  veya ne biliyim bende ne değişti de böyle oldu dedim bana verilen cevap bunu bize değil bu kanunları koyanlara soracaksın dediler hiçbir şey diyemedim ve çıktım

 

Abi şimdi senin aracılığınla devlete sormak istiyorum ne odluda ne değişti de benim özürlülük oranım düştü  ve nasıl odluda ben iyileştim ayrıca ben iyileştiğimi  neden hissedemiyorum

 


 

 

Ben Elif Bozbağ.

Evli ve bir çocuk annesiyim Ankara’da oturmaktayım. Eşim 2001 yılından beri kronik böbrek hastası. % 90 özürlü raporu var. Devletin özürlüler için verdiği hiçbir imkândan yararlanamıyoruz. Evimiz kira 400 lira kirası var. Kızım ilkokul 5. sınıfta hiçbir ihtiyacını karşılayamıyorum. Ben asgari ücretle çalışıyorum. Ancak evimin kirasını ödeyebiliyorum. Eşimin SSK prim günü dolmadığı için emekliliğide yok. Devletin bakmakla yükümlü olduğu kişilere ödenen para için başvuru yaptım fakat Ankara hastanesi özürlü raporuna çalışabilir yazdığı için onu da alamadım. Toki'nin  ayda 100 lira taksitle ev sahibi olun kampanyasına başvuru yaptım. 3 yılı doldurmadınız ve SSK’lısınız diye kabul edilmedim.
SSK var ama eşimin diyalize girdiği şirket primleri ödüyor. Onunda 8 ayını yatırıyor çıkış yapıyor ve 3 ay sonra tekrar başlatıyor. Böyle olunca şirket devletten her türlü parasını alıyor. Ama eşiminde emekliliği ertelendikçe erteleniyor. Anlıyacağınız parası olan her zaman çıkarına bakıyor. Bizim gibiler de onların her dediklerini yapmak zorunda kalıyoruz.
Bu güne kadar kendi ailemden destek gördüm. Eşimin ailesinden maddi ve manevi hiçbir destek görmedim. Zaten kendi aileminde durumu uygun değil. Ben buraya kadar geldim. Ama bundan sonra gidebilecek gücüm kalmadı. Maddi ve manevi çökmüş durumdayım. Devletten artık sesimizi duymalarını istiyorum. Yardım ettiğinizi söylüyorsunuz. Ama ne devletten nede belediyeden herhangi bir yardım görmedik.
Geçen yıl işsiz kaldım meclise gittim. Belki bakanlardan yardım alabilirim bana bir iş bulabilirler diye. 6 ay beni oyaladılar ve hala onlardan herhangi bir cevap almış değilim. Beklemeye devam.
Umarım siz benim sesimi duyarsınız. Cevaplarınızı bekliyorum.

 


 

Fatih Bey Merhaba

 

Engellilerin yaşadığı zorlukları herkesin görebileceği bir şekilde yansıttığınız için size teşekkür ediyorum. Fatma hanımın aynı yaşadığı şey benim başıma geldi ben özel bir fabrikada çalışıyorum vergi indiriminden yararlanmam için tekrardan bir rapor almam gerektiği söylendi. Şuan %40 olan raporum rapor almak için tedaviye gittiğim hastane doktoru tarafından bana söylenen şu senin şuan alabileceğin en fazla derece %20 ne demek oluyor şimdi bu neye göre verildi o zaman bu %40 rapor derecesi bana onu anlamış değilim. Sanırım bu tıp kitabı ya kişiden kişiye , yada her sene değişiyor çok garibime gidiyor bu durum aslında şaşırmamak lazım burası Türkiye altta kalanın canı cıksın mantığı nereye gidersen git bu böyle.Bir diğer konu da hastanelerdeki rapor alma rezaleti o kadar para alıyorlar o kadar bölüm gezdiriyorlar, her neyse heyete giriyorsun  5 tane doktor dizilmiş baktıkları yok sadece ayak üstü görüyor bi soru soruyor  gönderiyor.Ben size tekrar teşekkür ediyorum mesleğinizde başarılar diliyorum

İYİ GÜNLER.

Hazar TEMEL

 


Merhaba fatih bey

Zülfü karabulut benim %42 raporu tam teşekkürlü hastaneden aldım 2006 yılında 10 ayında aldım fakat Ankara’dan bana %39 olarak geldi ve bu durumda vergi indiriminden yaralanamıyorum benim ne yapmam gerekiyor lütfen bu konuda ALLAH rıza için bana yardımcı olur musunuz bu konuyla ilgili bilgilerinizi bekliyorum.

 

Saygılarımla

Zülfü karabulut

 


 

 

Sayın Fatih Çekirge;
ENGELLENMİŞ vatandaşlarımızı gündeme getiren yazılarınızı okudum.

Bu çarpıklığa son vermek için yasal bilimsel toplumsal siyasi ne destek gerekiyorsa yapmaya hazırız.

Gerekirse engellenmiş vatandaşlarımıza uygun hizmet etmeyen-vaatlerini tutmayan- siyasilere sandıkta yanıt veririz...

Gerekirse bloglarımızda yazar, toplanır, şu an size yazdığım gibi medyaya eşe dosta mail yollarız.

Ve gerekecek, hak verilmiyor;devletin büyüklüğü ile alakasız kuş beyinli belediyecilik siyaset hizmet anlayışına son

 

Hoşçakalın

 


 

Sayın Fatih Bey,

 Ben bugünkü Hürriyet web sayfanızdaki engellilerle ilgili yazınızı gördüm. Bu konu hep kulak ardı edilen bir konuyuydu şimdiye kadar ancak bu belediye seçimlerle tekrar, ancak (bu kişisel düşüncem) prim için bütün partiler birden engellilerle ilgili bir sürü vaatlerde bulunmaya başladılar. Dernekler ve rehabilitasyon merkezleri ziyaret ettiler. Projelerini anlatmak için ve oy istemek için.

Ben Türkiye’de 30 senedir yaşan bir almanım. 2. eşimden olan oğlumda CP'li ve şu anda 11 yaşında. Almanya’ya dönemiyorum çünkü bu kadar seneden sonra düzenim, işim vs. hep burada. Ben Türkiye’yi seviyorum ve dönmeye bu yüzdende düşünmüyorum. Ancak, engellilerin buradaki sorunları O kadar büyük ki.

Bu konuda biraz da olsa bir yardımım olabilir mi diye, bu konu ile ilgili bir derneğine de fahri üye oldum ve arge çalışmalara başladım.

Bir kere engelli çocukların fizyoterapi ve bireysel eğitim almak için "sağlık kurul rapora" ihtiyaç duyulmakta. Bu işlem takribi en az 3 ayınızı alıyor. Hastanelere gidiyorsunuz sıra bekliyorsunuz ve muayene ettiriyoruz çocuklarımızı. Bunu yaparken tabi ki çocuklarımızla gidiyoruz. Otobüsle gidemiyoruz, dolmuşla gidemiyoruz ancak taksi yada hususi bir araçla gidilebiliriz. Belediyelerin bazıları artık gidip gelmek için randevu alarak belki götürebiliyorlar. Araç sayısına bağlı. Gelir düzeyi düşük aileler sırtında taşıyarak getiriyorlar çocuklarını. Oturacak bank yok. o çocuklar ki hepsi yaşça küçük değil tabi ki saatlerce sıra beklemekteler. en az 3 ayrı doktordan muayene edilecek rapor için, bu tabi ki aynı gün içerensinde olmuyor haftalar sürüyor, randevular dolu diye.

Sonra 2 sene bunu MEB bağladılar. Rapor almak için MEB bağlı Özveren sokakta 7. sanat okulundan almaya başlandı. Fakat burası 5inci katta ve asansörü olmayan bir yer!!! Düşünebiliyor musunuz, bu nasıl bir mantığın olduğunu!!! Güya burası yaza taşınacakmış artık.

Rehabilitasyon merkezler denetlenmiyor. Ehli ehlisiz fizyoterapistler ve gelişim öğretmenler var. Devlet belirli bir bedel ve saat ödedikleri için, herkes bir rehabilitasyon merkezi açtı. Yüzlerce var ama en önemlisi denetim yok ve tedavi hiç yok. Sebep, tedavi ne kadar uzarsa, devletten fiks olarak o kadar para kazanacaklar. Yani bu çocuklar aslında iyi bir fizik tedavi alırlarsa, belirli ve önemli bir oran aslında tekrar topluma kazandırılabiliriz ve kendi ihtiyaçlarını görebilecek hale gelebilirler!!!!! Bu ne kadar acı.

Diğer önemli bir konu, kullanılması gereken ortez ve protezler (fiziksel kazanım için kullanılan cihazlar). Kendi çocuğumdan örnek vereceğim. Ayağa basabilmesi için bir cihaz alabildik. Bunun belirli bir bölüm SGK ödüyor, belirli bir bedeli de kendiniz ödüyorsunuz çünkü çok pahalılar. Bu cihaz aldığımız için tekerlikli sandalye için baş vuramıyorsunuz. Yönetmenlik böyleymiş. Yani bu ne saçma. Cihaz ayakta durmaya öğrenecek daha veya öğreniyor. Öğrenmekle demek değil ki durabiliyor. Bu tedaviler çok uzun zaman alıyor. Peki tekerlekli sandalye olmadan nasıl taşıyacağız çocuklarımızı.

Bu tür cihazlar ve tekerlekli sandalyeler o kadar pahalı ki, ve bu yardımcı araçlar/cihazlar olmadan yürütme fonksiyonlarını yerine getirme olasılıkları çok zayıf. Neden SGK yardımcı olmuyor. Bu cihazla başka hiç bir işe yaramaz sadece engeli çocukların yürümesinde veya başka bir fonksiyonlarına yerine getirme olasılıklarını artırmaya yarıyorlar.Devlet zaten bu fizyoterapi için ve bu tür cihazların verilmesi ve ücretsiz verilmesi konusunda Dünya bankasından para alıyorlarmış. Bu konu, ödenen sigorta primlerinden kesilmiyor ve kullanılmıyormuş zaten.Bu cihazların yapımı için kullanılan malzemelerin bazıları yurt dışından gelmek durumunda veya tekerlekli sandalyelerde çoğu öyle ama vergi alınıyormuş. Bu tür cihazlar çok pahalı ve SGK hepsini ödemiyor, hep bir iştirak payımız oluyor.

Doğru dürüst eğitim görülecek okulları yok, dolaysıyla çoğu eğitim alamıyorlar, yani bedensel engelliler diye illaki zeki özürlüler anlamda gelmesi gerekmez. Bu konuda üniversite mezunlu olan ve gurur duyduğumuz engellilerde var.Bakıcı ücret altında bağlanan maaş ayrı bir komedi zaten. Ben emekli olduğum için ve annemde emekli olup kazandığımız 2 emekli maaş ile bölünüp kişi başına 300 YTL geçtiği için, alamadım oğluma bu hak. Ben 48 yaşındayım, eşimden ayrıldım, Üniversitede okuttuğum bir oğlum var ayrıca, annem 66 yaşında olup hasta ve onun yanında yaşamak zorundayım çünkü başka türlü geçinmek mümkün değil. Zaten part-time çalışmak zorundayım yoksa hangi giderimizi emekli maaşlara yetiyor. Fakat bu özürlüler için bence, zaten sorgusuzca bu maaş bağlanmalı eğer maddi düzeyi ortanın üstünde değilse. Bunu tespit etmek çok zor değildir. Yani bakar mısınız bu durum. Ne acı.

Konular o kadar çok ki hangisi ile devam edeyim. Çok uzadı mailim zaten. Fakat bunları lütfen dile getirin. Ben bir anne olarak, ne yapılması gerekiyorsa yapmaya çalışacağım ve sesimi bütün engelliler adına duyurmaya çalışacağım ve bu yönden çalışmalar da yapmaya devam edeceğim ama belki sizin de değerli katkılarınızla da, bir kere daha bu tür konularında dile getirerek yardımınız olabilir. Türkiyenın nufusun %12si engellilerden oluşmakta. Bu çok büyük bir oran. Engelli her an her yerde olunabilir.  

 

Şimdiden çok teşekkür ederim sabredip bu maili okudunuz için.

Saygılar,

Evelyne Gültek

 


 

Merhaba  fatih bey soğumuş ve artık umursanmayan bir konuyu gündeme getirdiğiniz için öncelikle teşekkürlerimi sunarım belli aralıklarla Hürriyet'in ana sayfasını takip ederim manşetler oldukça önemlidir, benim ve belki de birçok okuyucunuz için

Ben %30 oranında ortopedik engelliyim. raporumu 2008 kasım ayında aldım tabiki tetkik yapılması sırasında bazı olaylar gelişti.

Başıma gelen olayı anlatmak ve sizden bu konu hakkında bizlerin hakkını aramanızı istemekteyim.

Bandırma devlet hastanesine rapor almak için başvuruda bulundum. tetkikler için muayene yapıldı kurula çıkmam için çarşamba günü verildi.Bu arada üniversite öğrencisi olduğumdan derslerimde aksamalar oluyordu bu tam 3 hafta devam etti 1 hafta bölüm doktoru yok dediler öteki hafta verilen sırayı dersi asmama rağmen kaçırdım.

Çıkan oranı sizlerle paylaşıyorum %19 öncelikle bir şok yaşadım.Bir kaç gun sonra hastaneden bir telefon tekrar muayene olmalısınız diye telefon geldi.

Gittim bir 10 günde öyle kaybım oldu tüm doktorlara tekrar baştan muayene olup hakem heyeti kontrolü yeniden yapıldı

Oran %30 engelli haklarından yararlanmak ve kpss yerleştirmelerinde fayda sağlayacağını düşündüğümden bu rapora başvurdum.

Hastane yetkilisi bu oranın yeterli olmadığını istersem tekrar Balıkesir merkezden alabileceğimi söyledi.Doktorlar bizlerle dalga geçiyorlar sanırım ben zaten derslerimden geri kalmışım bana git başka yerden al diyor anlam verememekteyim.Vel hasıl kelam %30 işimize yaramadı ve ben zaman ve ders kaybından başka hiç birşey yaşamadım

2007 öncesinde alınan raporlarda sıkıntı olmadığı ancak yasanın devlet olanaklarını kötüye kullananlar olduğundan dolayı engellilik oranlarının düşürüldüğünü de bir arkadaşımdan öğrendim

Hükümetin bizlerle alakalı bu oranları değiştirmesini bekliyoruz.Konunun takipcisi olduğunuz için teşekkürler.

Cihan YENİCELİ 20

 


 

 

 

http://www.aksam.com.tr/2009/02/28/haber/yasam/399/yonum_var__yolum_yok.html   Fatih bey, bu linkteki ileti konusu olanda benim. Ne mutlu ki artık sadece ailelerimizin merhametine kalarak yaşamıyoruz ve

 

konuşan, kendisini ifade eden sakat satısı gittikçe artmakta. Siz, maliye bakanlığına ait bir web.den söz ediyorsunuz, ancak inanın ki bizler sadece  yazdıklarımızla kalırız.

 

Saygılarımla.

 


 

 

Merhaba:

 

Ben bu e-maili kardeşim adına size gönderiyorum. Benim kardeşim şuanda 20 yaşında. 12 yaşında beyin kanaması geçirdikten sonra denge merkezinde oluşan damar tıkanıklığı sebebiyle 8 yıldır yürüyemiyor. Rahatsızlığı sebebiyle hastalığının ilk zamanlarında okuluna ara vermek zorunda kaldı. Daha sonra fizik tedavi, psikolojik destek alarak kendini toparlamaya başladı ve okuluna yürüyemediği halde babamın yardımlarıyla tekrar döndü. okuldaki arkadaşlarına ayak uyduramadığı için okul hayatı da bitti. Şimdi liseyi açık liseden bitirmek üzere okula başladı.

Asıl konuyu size açıklayım benim babam belediye işçisi ve emekli şimdi ise kardeşim 18 yaşına girdiği için hiçbir şekilde sağlık kuruluşlarından faydalanamıyor. ANKARA NUMUNE HASTANESİ nin verdiği ilk raporda Özürlülük derecesi % 40 çıkmıştı.Babam emekli olduktan sonra kardeşimin sağlık kuruluşundan faydalanması için SOSYAL GÜVENLİK KURUMU na başvuruda bulundu onlarda tekrar rapor istediler ANKARA NUMUNE HASTANESİ tekrar bir rapor daha çıkardı fakat bu raporu evimize posta ile göndereceklerini söylediler. Çok uzun bir zaman geçtikten sonra rapor elimize geldi yalnız raporda "HİÇBİR ŞEKİLDE MALULİYETİ  YOKTUR KENDİ ÇALIŞABİLİR" denildi. Bunun üzerine SOSYAL GÜVENLİK KURUMU na itirazda bulunduk fakat ondan da bir sonuç alamadık.

Şimdi kardeşim evde İŞKUR kaydı var bazen arıyorlar iş için kardeşimle babam gidiyor fakat işveren kardeşimi görünce biz size geri dönüş yaparız diyorlar fakat bu güne kadar geri dönen olmadı. Askere gitmesi için kağıdı gelmişti fakat %40 özürlülük derecesi olduğu için askeri hastanede tekrar muayene edildi ve askere gidemez raporu elimize geldi yani çürük raporu. şimdi 20 yaşında bir delikanlı akşama kadar evde ve tek yaptığı haftada 3 gün rehabilitasyon merkezine giderek orada yalan yanlış eğitim alıyor çünkü kardeşime psikolojik destek vermek üzere kendisinde küçük stajyer bir doktor yardımcı oluyor oda yeterli gelmiyor. Bizim  maddi durumumuz yok imkanlarımız el vermiyor daha iyi bir psikolojik destek almasına.

SİZDEN YARDIM BEKLİYORUM LÜTFEN. KARDEŞİM 20 YAŞINDA HİÇBİR SAĞLIK KURULUŞUNDAN FAYDALANAMIYOR ASKERİYE ÇÜRÜK RAPORU VERDİĞİ HALDE BİZ DEVLETİMİZDEN HİÇBİR ŞEKİLDE DESTEK ALAMIYORUZ. 

LÜTFEN SİZDEN RİCA EDİYORUM BİZE YOL GÖSTERİN YARDIMCI OLUN.

 

Kardeşimin adı: Sinan SÖNMEZ                                                  

 


 

 

Öncelikle yapmış olduğunuz engelliler ile ilgili haber için çok teşekkür ediyorum.

Sayenizde sesimizi duyurabiliyoruz.Ben İstanbul da yaşamakta olan ortopedik engelli bir vatandaşım.Bizim sorunumuz sadece yolda yürümek yada oy kullanabilmek değil.Engelli olarak bir çok alanda sıkıntı çekmekteyiz.

En basitinden bizim ülkemizde bir engelli için çeşitli isimler kullanılmakta ( topal,sakat,kör) vb.

Oysaki Avrupa ülkelerinde bu tür isimler yerine engellileri onara etmek için özel insan diye adlandırmaktalar.

Bizim insanımız bir engelliden bahsederken şayet yanında engelli biri yoksa topal hasan veya çolak osman gibi isimler kullanmaktalar.Ve bu onların yanında bulunan çocuklara da örnek olmakta.Bazen annesinin elinden tutmuş bir çocuk bile benim için anne bak topla veya sakat dediğini bilirim.

Eğitim şart.Öncelikle insani duygularımızın gelişmesi ve insani özelliklere sahip olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Engelli vatandaşın başlıca sorunları ;okullar, hastahaneler , kaldırımlar , otoparklar , sinama ve kültür merkezleri ve bir çok yer.bunların düzene girebileceğini hiç sanmıyorum. Yeri geldiği zaman herkes birer potansiyel engelli.

Ama hizmet etmeye gelindiğinde potansiyel engelli olmak kimsenin aklına gelmiyor.

Bir ara otomobil almak istedim sağ ayaktan ortopedik engelliyim.

otomobil satıcısı olan firma ( H sınıfı ) Ehliyetim olduğu halde bana ÖTV ve Vergiden muaf olabilmem için % 90 rapor almam gerektiğini söylüyor.Devlet bana engelliyim diye H sınıfı ehliyet verdiği halde vergiden ve ötv den muaf olabilmek için neden birde rapor almama gerek var çok merak ediyorum.

ayrıca bu raporun derecesi neden % 90 olması gerekiyor.Doktorlar bu dereceyi neye göre veriyor hala anlamış değilim. % 90 bir rapor sadece bacak için verilirse kalça dan aşağısının olmaması gerek sanırım.

Ayrıca çalıştığım yerde vergiden muaf olabilmem için raporu İstanbul’dan alacağım sonra rapor Ankara’ya gidecek ve Ankara da ki doktor beni görmediği halde İstanbul’daki doktorun vermiş olduğu dereceyi beğenmeyecek ve indirecek bu nasıl bir sistemdir bir yetkili Kafamızdaki bu soruları cevaplarsa inanın çok sevineceğiz.

Engelli bir vatandaş olarak yetkililerin önümüzdeki ENGELLERİ kaldırmalarını ve bize ENGEL çıkarmamalarını talep ediyorum.

Saygılar.

 


 

Fatih Bey Merhaba,

 

Sizin bu duyarlı davranışından dolayı tebrik ediyorum.

Bende %45 özürlüyüm. Küçükken düşme sonucu sağ ayağımda 3cm kısalık ve incelik var. Türkiye şartlarında özürlü olmak zor. Küçükken insan kendi bedeninde eksiklerin far etmesiyle toplumda geri çekilmeye başlar. Bende ayağımda kısalık nedeniyle sekmem insanlar tarafında ikidedir söylenmesi ne kadar acı verdiğini kimse bilemez. Heleki ayağımda incelik vardı onu fark ettirmemek için yazın bile pantolon altına kalın pijama giyerdim. Fark edilmemek için yavaş yürürdüm sekmem fark edilmesin diye. İnsanlar diline düşünce yüzüne vururlardı.

Şimdi bu görevi devlet yapıyor. İşe girmek için sağlık raporu, ehliyet için sağlık raporu, özürlü kimlik kartı için sağlık raporu, vergi indirimi için sağlık raporu, özel şirkette çalışıyorsan emekli olmak için sağlık raporu (devlet memuru için istenmiyor bildiğim kadarıyla) bu kadar uğraş insanın ruh yapısını bozuyor.  Kolaylık gelemsi gerekirken zorluklar çıkarılıyor. Özürlü bir insan yaş ilerledikçe vucut erken yıpranıyor. Normal insan daha erken yaşlanma oluyor.

Son yasada emeklilik günleri fazlalaştı. Kolaylık yapılması gerekirken zora sokuyorlar.

Saygılarımla;

 


 


Sayın Fatih Çekirge,
Engellilerle ilgili duyarlılığınız için teşekkür ederim. Ben ortopedi engelliyim.
Ben Aydın Söke'de yaşıyorum Söke Devlet Hastanesi'nde yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum.
Tahlil için hastaneye gitmiştim ve tuvaleti kullanmam gerekiyordu,ama üst katta gittiğim tuvalet kapısında engelli amblemi olmasına rağmen kilitliydi görevlilere ilettim onun depo olarak kullanıldığını aşağıdaki engelli tuvaletine gitmem söylendi. Tek taraflı koltuk değneği kullanıyorum, bir elim trabzanda diğerinde koltuk değneği tahlil kabını nasıl çıkarabilirim?
Bir yıl önce 14 Mart Tıp Bayramı'nda yetkililere ilettim fakat yukardaki tuvalet hala depo olarak kullanılıyor hiç bir değişiklik olmadı.
Ayrıca Söke'de Vakıfbank yeni yapıldı fakat bankanın kapısındaki basamak çok yüksek ve oraya ulaşmam mümkün değil. Refleksleri azalmış herkes için geçerli değil mi bu yaşananlar?
ülkemizde 8 milyon engelli yok sayılıyor...
Duyarlılığınız için çok teşekkürler..



 

Sayın Fatih ÇEKİRGE,
 
Fatma Hanımla ilgili haberinizi okudum. Söylemiş olduğunuz gibi bir çok insan var, sıkıntıları olan ve bu sıkıntılarını bir şekilde dile getiremeyen ya da sıkıntıları için mücadele etmiş olsa da çözemeyen..
 
Ben Lütfiye. Tam anlamıyla aynı olmasa da Fatma Hanımın problemine benzer bir problemimiz var. Babam 20 Mayıs 2006 da felç geçirdi, sol tarafı tutmuyor, çalışabilecek durumda değil. Babamın malulen emekli edebilmesi için başvuruda bulunduk. 1800 gün sayısı mevcuttu, bunda sıkıntı çıkmadı. Başvurumuz sırasında babamın epikriz raporlarını ve % kaç malulse onu gösterir belgeyi istediler, hepsini dosyalayıp verdik. Bir süre sonra SGK dan bize gelen yazıyla babamın tekrar Numune hastanesinden heyet raporu alması gerektiğini bildirdiler. Tekrar rapor aldık babam için. Kendi belirledikleri hastaneden aldığımız bu raporun oranı %68 di. Yani bize göre babam % 60’ın üzerinde olduğu için emekli olabilmesi gerekiyordu. Rapor kendi aralarındaki yazışmayla SGK ya ulaştı, yine bir süre geçtikten sonra bize bir yazı daha gönderdiler. Aynı raporun Gazi hastanesinden de alınmasını istedikleri yazıyordu. Gittik oradan da rapor aldık. Yalnız orası sadece durum bildirir rapor verdi, işleyişleri bu şekildeymiş, ama zaten Numuneden almış olduğumuz raporu gördüklerinde, oran belirtmesek de sonuçta burada bilgi var açıklaması yaptılar. Yani Numune hastanesiyle hem fikirdiler. Kendi aralarındaki yazışmayla o raporda SGK ya ulaştı. Bir süre daha geçti. Sonrasında bize SGK dan bir yazı daha geldi. Yazı şöyle diyordu. " Kurumumuz sağlık kurulunca raporlarınızın incelenmesi neticesinde; 5510 sayılı kanunu 25. maddesine göre çalışma gücünüzün en az % 60’ını kaybetmediğinize karar verilmiştir. İtiraz etmeniz halinde raporlarınızın bir kez de Yüksek Sağlık Kurulunca incelenebileceğini." Böyle bir yazı. Kendi belirlemiş oldukları hastaneden % 68 ağır özürlü ve çalışamaz raporu aldığımız halde, nasıl % 60 olmadığına karar verilmiştir diye bir yazı gönderirler ki..
 
İtiraz  dilekçemi yazdım hemen ertesi gün. Üstünden bir buçuk ay geçti. Dilekçemi yazdıktan 3 hafta sonra Balgat’ta bulunan SGK ya gittim. Malulen emeklilik bölümüne. Oradaki memur arkadaşlara her şeyi anlattım. Babamın bilgilerine baktıklarında zaten bize yazmış oldukları bütün yazıları gördüler. Bu süreç ne kadar devam edecek, itirazım ve beklemem sonucunda nasıl bir yol izlenecek ve haklılığımız ispatlanacak mı diye sordum. "Tekrar dosyalarınız incelemeye alınacak. Hastanenin verdiği %68’lik rapora Yüksek Sağlık Kurulu inanmak zorunda değil, raporları tekrar inceleyecekler, büyük ihtimalle de aynı karara varırlar, kararları değişmez" dediler. Peki ben itiraz etmişim sonuçta, raporlara göre de aynı kararı verirler diyorsunuz. Bizim hakkımız değil mi ki, Yüksek Sağlık Kurulu gerekirse buraya çağırsın ve babamı görsün, bu kadar işlerinde ehillerse anlarlar babamın çalışabilir durumda olup olmadığını. Gerekirse imkan varsa bütün tahlil tetkiklerini kendileri tekrar baksınlar. Bu bizim hakkımız değil mi? Memur bayan, "hayır Yüksek Sağlık Kurulu böyle şeylerle uğraşmaz, raporlara göre değerlendirmesini yapar" dedi. Peki dedim o zaman, raporlara göre hareket ettiklerini söylediniz, öyle olsaydı, %68 olan babamın durumunu bildirir rapora göre emekli etmeleri gerekiyordu, ama gelen yazıya göre kendi belirledikleri hastaneden aldığımız raporları yeterli bulmuyorlar, babamı bizzat da görmeyeceklerini böyle şeylerle de uğraşmadıklarını söylüyorsunuz. Ne yapacağız biz bu durumda haklılığımızı ispatlayabilmek için diye sorduğumda "zaten kesin yine ret gelecek, itirazınız sonucu değiştirmez, mahkemeye başvurun ama yine bir şey değişmez, şansınızı yine de deneyin, bu şekilde çok olay yaşıyoruz, mahkeme bile sonucu değiştirmiyor" dedi.
 
Sayın Fatih Bey, bu durumda bizim ne yapmamız gerekiyor. Niye zor durumda olan bizim gibi insanları bu şekilde mağdur ediyorlar. Lütfen bu konuda yapabileceğiniz bir şey varsa ya da sizin aracılığınızla yönlendirebileceğiniz biri ya da bir kurum varsa ne olur bize yardımcı olun. Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Babamın emekli olmasını ve anne babamın bu şekilde kendi kendilerine yetebilmelerini istiyoruz. Annemde çalışabilecek durumda değil, romatizma ve kireçlemesi var, bacakları ciddi anlamda rahatsız ama buna rağmen elinden geldiği kadarıyla babamla da ilgilenmeye çalışıyor. Lütfen onlara yardım edin, bir yol gösterin.
 
Haberinizi okuyup birilerinin bir şeyler için uğraştığını ya da en azından bir umut olduğunu görünce acaba bizim için de bir umut doğar mı düşüncesiyle size yazmak istedim. İnsallah yapabileceğiniz herhangi bir şey vardır, bize umut kapısı olursunuz ve haklılığımızı ispat ederiz ve de babam emekli olur. Şimdiden ilgi ve alakanıza çok teşekkür ederim. Saygılar sunarım.

 

False