GeriGündem Fatih Sultan Yunanca’da
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fatih Sultan Yunanca’da

Türk yazar Nedim Gürsel‘in Boğazkesen romanı da Yunancaya çevrildi.

Yunanlı okuyucu bir dönemde Nazım Hikmet, Aziz Nesin ve Yaşar Kemal gibi Türk yazarlarına büyük ilgi gösterdi.

Son yıllarda ise Orhan Pamuk, Feride Çiçekoğlu, Latife Tekin, Murathan Mungan ve Nedim Gürsel‘in kitapları Yunancaya çevriliyor.

Fransa‘da yaşayan Türk yazarı Nedim Gürsel, Yunanca‘ya çevrilen son kitabı 'Boğazkesen'in tanıtımı için Atina‘daydı ve Yunan basınından büyük ilgi gördü.

Boğazkesen‘in Yunan basınının ilgisini çekmesinin başlıca nedeni Fatih Sultan Mehmet‘i anlatması. Gürsel‘le Atina‘ya gelişinde hem Yunancaya çevrilen bütün kitapları ve hem de Yunanlı okuyucular üzerine sohbet ettik.

YUNANCA'DA 5 KİTAP

Gürsel‘in şimdiye kadar 5 kitabı Yunancaya çevrilmiş. Yazarın çevrilen ilk kitabı 'Uzun bir Yaz'. Bu kitapla Nedim Gürsel 1976‘da ‘‘Türk Dil Kurumu Ödülü’’nü aldı. Gürsel‘in Yunancaya çevrilen ikinci kitabı 'İlk Kadın' ise erotik olduğu ve genel ahlak kurallarına aykırı bulunduğu için bir dönemde Türkiye‘de yasaklanan bir kitap.

‘‘Yunanistan‘da en fazla ilgi gören kitabım 'Sevgili İstanbul' oldu,’’ diyor Gürsel. Bu kitabın Yunancaya çevrilmesi sırasında ‘‘İstanbul’’ sözcüğünün tartışma konusu olduğunu ancak sonunda yayınevinin kitabın adını 'Agapi mu İstanbul' olarak kabul ettiğini söylüyor.

Yazar, ‘‘İstanbul-Konstantinopol’’ tartışmasının boş olduğuna dikkat çekiyor, ‘‘İstanbul’’ sözcüğünün kökeninin de Yunanca olduğunu hatırlatıyor.

Nedim Gürsel, Yunanlıların 5OO yıl önce Türk yönetimine geçen ‘‘İstanbul‘a hálá Konstantinapol’’ demekte ısrar etmelerini ise şöyle anlatıyor: ‘‘Bunun hepimizin bildiği tarihsel açıklaması var. İstanbul‘un fethinin üzerinden 500 yıl geçmiş olsa bile, hálá Yunan halkının ortak bilincinde önemli bir yere sahip. Ama biz de 500 yıl sonra bir fethi gereğinden fazla abartarak kutluyoruz. Her iki tarafda da bir İstanbul efsanesi oluşmuş...’’

‘‘Garip Mustafa ve Yüksek Gövdeli Kavak’’ Gürsel‘in Yunancaya çevrilen hikáye kitabının adı.

BOĞAZKESEN VE FATİH

Gürsel‘in son kitabı olan Boğazkesen‘e gelince ilk yayımlandığı zaman Türkiye‘de özellikle İslami çevrelerin sert tepkisiyle karşılaştı. İslamcılar, Gürsel‘in Fatih Sultan Mehmet‘i küçümsediğini iddia ettiler. Ama yazar bu suçlamaları kabul etmiyor. Gürsel, kitabı yazarken çok sayıda tarihi belge üstünde araştırma yaptığını ‘‘Fatih Sultan Mehmet‘in herşeyden önce önemli bir askeri stratejist’’ olduğunu söylüyor. Gürsel Fatih‘i şöyle anlatıyor: ‘‘Fatih, hem savaşçı hem de sanat kültür düşkünü kişiliğiyle benim için romanın kahramanı oldu. Fatih‘i Osmanlı‘ya Rönesansı getiren bir kişi olarak da algılamalıyız. Fatih, sarayda resimlerinin yapılışı için atölye kurduruyor. Ünlü ressamları davet ediyor. Bu nedenle Türk tarihinin en önemli Padişahı sayılıyor. Hem İstanbul‘u fethederek çığır açıyor hem de bugün bile çalışan kurumların temelini atıyor.’’

FATİH‘İN ANNESİ RUM MU?

Yunanlılar, Fatih‘in annesinin Rum olduğuna ve çok iyi rumca bilmesi sayesinde kuşatma sırasında kıyafet değiştirip gizlice İstanbul‘a girdiğine inanırlar. Gürsel‘le sohbetimizde bunu da sorduk. Yazar, Fatih‘in annesinin kimliğinin tam olarak bilinmediğini söylüyor, şunları ekliyor : ‘‘Bu konuda kesin bilgi ve belge yok. Bir Türk adı var ama Müslüman kökenli değil.Yahudi, Rum ya da Türk olduğunu söyleyenler var. Çünkü II. Murat‘ın çok eşi oluyor. Bunların Hristiyan olduklarını biliyoruz. Aslında annesinin kökeni çok önemli değil. Çünkü O, İslam kültürü alıyor. Fatih‘in eğitimini de karizmatik babası yapıyor. Fatih, çok hırslı bir kişiliğe sahip, birçok dil biliyor. Bunların arasında Rumca, Farsça ve Arapça da var.’’

Gürsel, Boğazkesen'in, Fatih‘in Rumelihisarı'na verdiği ad olduğunu vurguluyor ve romanını şöyle anlatıyor: ‘‘15. yüzyıl şiddetin günlük yaşamda olağan bir kader gibi yaşandığı, boğaz kesenlerle kesilen boğazların birbirine karıştığı ve bunların hesabının sorulmadığı bir dönemdi. Romanıma boğazkesen sıfatıyla yetinmeyip 'Fatih‘in Romanı' alt başlığını da koydum. Koydum, çünkü iki eksende yürüyen anlatı, tarihsel bir kişilik olan Fatih Sultan Mehmed‘in olduğu kadar Anadolu Hisarı'nda bir yalıda Fatih‘in Romanını yazan Fatih Haznedar‘ın da öyküsüydü. Ama 15. yüzyılda geçse de bu barok yapının 1980 Eylül'üyle Fatih dönemi arasında gidip gelen bir hayal gücünden kaynaklandığı, bir yazarın sözcük ve imgelerden oluşan dünyasını yansıttığı unutulmamalı.’’

Gürsel, bir romanın yazılıp yayımlandıktan sonra artık okurlarına ait olduğunu vurguluyor ve şunları söylüyor: ‘‘Yazar, yapıtlarındaki tüm anlam zenginliğini tek başına sahiplenemez. Bu açıdan romanımdaki tarihin yorumlanış biçiminden yola çıkarak, metnin tarihsel boyutunun altını çizmek isteyecek eleştirmen ve okurların işine karışmak istemem. Ama Boğazkesen ‘‘Fatih‘in Romanı’’ alt başlığını taşısa da tarihsel değil, bence modern bir anlatı, barok bir romandır.’’

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

False