GeriGündem EYVAH, SOYULUYOR MUYUZ? (1)
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

EYVAH, SOYULUYOR MUYUZ? (1)

Abone Olgoogle-news

Sezai Bayar anlatıyor: "Sevgili Serdar, Şu doğalgaz bizim yaşamımıza merhaba derken, 1992 yılında Tempo için bir araştırma yapmıştım. Ankara pilot kent olarak doğalgaza hazırlanıyordu. Dün gibi hatırlıyorum araştırma sonuçlarının başlığını “DOLARGAZLI GÜNLERE MERHABA”

Sevgili Serdar,
Şu doğalgaz bizim yaşamımıza merhaba derken, 1992 yılında Tempo için bir araştırma yapmıştım. Ankara pilot kent olarak doğalgaza hazırlanıyordu. Dün gibi hatırlıyorum araştırma sonuçlarının başlığını “ DOLARGAZLI GÜNLERE MERHABA”
İhaleyi kazanan İngiliz firmasının yeraltı etüdleri yaptığı sırada, doğalgazın tehlikelerine de dikkati çekmiştik. Bombaların üstünde oturduğumuzu ve halkın eğitilmesi gerektiğini de vurgulamıştık aynı yazıda.
Esas tehlike yerin altındaki döşenmiş borularda değil, meğerse belediyelerde imiş.
Mesela Ankara Büyükşehir Belediyesi tarifeleri dolar bazında belirlerken, kapılara koyduğu doğalgaz sayaçları bedelini önce Türk parasıyla tahsil etmişti.Sanırım 1992 yılllarında sayaç bedeli karşılığı 60 bin lira almıştı.

1994 sonrası yeni bağlanan meskenlerden ise Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’in önerisi ve uygulaması ile sayaç başına 300 dolar alınmaya başlandı. Taksit-maksit sonuçta evine yeni doğalgaz bağlayanlar 300 doları bastırdılar. Eskiler de aşağı yukarı aynı değerdeki bedeli zaten 1992 sonrası ödemişlerdi.

Bu sayacın dolar karşılığı verilmesi yıllarca tartışıldı, hala da devam ediyor bu kavga.
Geçenlerde pilot mahalle olarak seçilen semtlere EGO tarafından bir yazı gönderildi:
“ Sayaçlarınız  kartlı sisteme geçirileceğinden en geç 10 gün içinde EGO’ya gelin, aksi halde sayaçlarınız sökülecektir.”

EGO’ya erken saatlerde gittiğimde sakin olur diye düşünmüşüm meğer yanılmışım. İnsanlar kuyrukta bilgi almak isterlerken yüzde doksanı “ Bu tam bir soygun” cümlesini yüksek sesle telaffuz etmeye başlamışlardı bile. Kimi mesken sahibi, kimi kiracı gişelere üşüşerek itiraz ediyorlardı:

“ Ev sahibi olarak yıllar önce zaten 300 dolar karşılığını ödemiştik. İkinci kez 300 dolar neden verelim?

“ Ben kiracıyım, ev sahibim kartlı sistem mistem bilmem diyor. Parayı ben neden vereyim? Üstelik nasıl vereyim?”

Yetkililer yanıt vermeye çalışıyorlar ama itiraz edenlere küçümser havada bakıyorlar. Adeta içlerinden “ İçinizi dökün. Nasılsa sonunda bal gibi 300 doları bastırmak zorundasınız” dercesine…

Bir tüketici akıllı bir laf etti: “ Sapasağlam sayacımı söküp yerine neden kartlı sayaç  koyacaksınız? Yepyeni sayacı ne yapacaksınız. Devletin malına günah değil mi?
Bir memurdan gelen yanıt zihniyeti tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyordu:

“ Devletin malı değil, EGO’nun malı. Hurdalığa atılacak sonunda. Sen paranı hazırla babalık, devletin malından sana ne.”

Anladığım kadarı ile tüketici yeni bir söğüşlenme ile karşı karşıya. Kartlı sistemi üreten firmayı tanımam ve suçlayamam da. Ama böyle bir karar nasıl, ne zaman, kim tarafından alınmış bunu halk bilmek istiyor. Melih Gökçek’in EGO Genel Müdüründen bu konuda tık yok. Halkın itirazı yeni başladı. Biteceğe de benzemiyor.

Zaten bu yazı da burda bitmiyor.

Sevgiler.

Sezai

False