GeriGündem Evrenimiz doğuracak!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Evrenimiz doğuracak!

Astrofizikçiler uzak gelecekte güneş ve galaksilerde nelerin yaşanacağını ilk kez ayrıntılarıyla ortaya koydular. Uzayda çok büyük dramatik olaylar yaşanacak. Gökbilimciler belli bir zaman sonra evrenin yeni evrenler doğuracağını açıkladılar.Son yıldızlar ne zaman sönecek? Onlar olmadan da uzayda yaşam sürecek mi? Yoksa zaman duracak mı? İşte ilk kez geleceğin ayrıntılı senaryosu yazıldı.‘Büyük patlama’ bir rahibin fikriydi: 1920’li yıllarda Amerikalı meslektaşı Edwin Hubble’ın bir keşfinden yola çıkan Belçikalı astronom ve din adamı Georges Lemaitre, ‘İlk patlama’ gibi şaşırtıcı bir fikre ulaştığında, Hubble galaksilerin süratle dünyadan uzaklaştığını, Lemaitre de uzaktaki yıldız adalarının obüsten fırlatılan mermiler gibi davrandıklarını fark etmişti. Ve bu ilginç hipotezini kısa süre sonra ‘Nature’ dergisinde yayımladı: ‘Mekan, zaman ve madde sonsuz bir geçmişte patlayan ‘İlk atomdan’ gelişmişti. Ne olursa olsun, kozmoloji modellerinde ‘yaratılış sahnesi’ gibi bilgilerden kaçınan gökbilimcileri bu iddialı tez karşısında şaşırmış ve Lemaitre’nin yanıldığını düşünmüşlerdi. Fakat rahip haklı çıktı. Bugün artık hiçbir astronom bir zamanlar her şeyin büyük bir patlamayla başladığından kuşku duymuyor. Bundan 15 milyar yıl önce tüm uzayın enerjisini içinde barındıran küçük bir küre iyice kızdıktan sonra patlamış ve galaksi, güneş, gezegen ve en sonunda da hayvan ve insanları doğuracak kozmik ateşi alevlendirmişti. Din adamı, dünyanın yumuşak bir sonla yok olacağına dayanan tahminiyle de doğru yoldaydı. Çünkü uzayın yavaş yavaş soğuyacağı fikri son astronomik bulgularla örtüşmekte. Yavru evrenlerGüneş ve galaksilerde ne tür gelişmelerin yaşanacak? Evren, sürekli şişirilen bir balon misali genişlemeye devam edecek mi? Yoksa havası boşalan balon gibi bir zaman sonra büzülecek mi? İkinci senaryoya göre galaksiler sonunda üst üste çöktükten 50 milyar yıl sonra bazı maddeler tek bir topakta birleşecek ve evren son patlamayla son bulacaktı. Dondurucu soğuk mu cehennem ateşi mi? Spekülasyon meraklısı Stephan Hawking bile bu soruya kesin yanıt vermektense her iki olasılığı da aynı anda ele almaya özen göstermişti. Fakat yeni ölçümler sayesinde uzayın genleşmesiyle ilgili problemi çözen astrofizikçiler, artık evrenin hiçbir zaman yok olmayacağını açıkça söyleyebiliyorlar. Yıldızlar cehennem ateşinde yanmak yerine yavaş yavaş yaşlılık nedeniyle ölecek. Ama uzay varlığını sonsuzla dek koruyacak. Bu sonsuzluk fikri kuşkusuz birçokları için şok etkisi yaratabilir. Yaratılış öyküsünün bilimsel versiyonu dindar insanlar tarafından bile kolayca kabul ediliyordu: ‘İlk patlamanın keşfedilmesi Tanrı kavramını sadece biraz daha yüceltmiştir’ diye değerlendirmişti bu sonucu Vatikan astronomlarından William Stoeger.Kozmologların son bulguları uzayın boş kalmayacağını gösteriyor: Uzay ‘üreyerek’ yeni yavru evrenler doğuracak Ğ bu da bir tür kozmik yeniden doğuş demek. Amerikalı astrofizikçiler Fredn Adams ve Greg Laughin sonsuzlukla ilgili ayrıntılı hesapları çıkardılar bile. Elde ettikleri sonuç kozmosun son günleriyle ilgili araştırmaların en kapsamlısı. Mekan ve zaman kavramları insanın tahmin gücünü aşıyor.* 5 DönemBu iki bilim adamı uzayın tarihini ilk maddeden karanlıklar çağına uzanan beş döneme ayırıyorlar: ‘Evrenin geçmişindeki ilk patlamadan sonraki 15 milyar yıl içinde ‘sadece son derece önemsiz bir zaman’ geçti. Evren uzak gelecekte tanınmayacak duruma gelecek: Uzay, bir dönemden diğerine geçerken içeriği önemli ölçüde değişiyor.’Ama özellikle de yıldızlar söndüğünde uzay tamamen farklılaşmakta: Ölü güneşler hidrojen buzundan şeffaf kürelere dönüşüyor; karadelikler galaksilerden arta kalanları yutuyor; her biri bugünkü evren büyüklüğündeki atomlar birbirlerinin etrafında dönüyor. Kozmik oyunun ne şekilde biteceğiyle ilgili sorunun yanıtını astrofizikçiler henüz birkaç ay önce buldular. Güney Kutbu’nda stratosfere bir ölçüm balonu saldılar. Amaç büyük patlamadan geri kalan ışımayı (ard alan ışınımı) ölçmekti. İşte hayret verici sonuç: Uzay hemen hemen hiç bükülmemişti. Boş uzayda parlayan bir ışın milyarlarca yıl sonra da doğrusal yörüngesinden çıkmayacak... Bu şu demekti: Evrende, ileri sürüldüğü kadar madde bulunmuyor. Eğer olsaydı, Einstein’in genel görelilik kuramına göre, uzay daha güçlü bükülürdü.Evrenin geleceği içerdiği maddenin yoğunluğuna/dağılımına bağlı. Eğer bu fazlaysa evren büzülecek ve kendi üzerine çökecek. Bu yeni bilgilere göre, evrenin kendi üzerine çökme şansı kalmadı. Kozmik yayılım sürüp gidecek.Esrarengiz maddeler...Astrofizikçiler artık galaksilerin görünmeyen bir yerçekimi sayesinde bir arada tutulduklarından eminler; bu kara madde aynı zamanda tüm evrenin belkemiğini oluşturuyor.Geceleri gökyüzünü aydınlatan samanyolunun görkemli yıldızları, yaratanın pastası üzerindeki kremadan başka bir şey değil. Yıldızlar, gaz bulutları ve spiral bulutsular yitik adalar gibi başı sonu belli olmayan kozmik okyanuslarda dolaşıyorlar. Uzaydaki toplam maddenin en fazla %5’i normal maddelerden oluşmakta. Yeni tahminlere göre tüm maddenin %80’i kara madde olabilir. Araştırmacıların çoğu bugüne değin hiç kimsenin görmediği bu hayali maddenin, uzaydaki trilyonlarca egzotik parçacıkların bir araya gelmesiyle oluştuğunu sanıyorlar. Peki bu kara madde evrenin genişlemesini engelleyebilecek ağırlığa sahip mi? Hayır değil. Güney kutbunda yapılan balon ölçümleri kara maddenin kozmik olaylar sürecinde, hiçbir rol üstlenmediklerini gösterdi.İkinci sürprizAstrofizikçiler balon gözlemlerinden elde edilen verilerden ikinci bir sürpriz sonuç çıkardılar. Evrende varolan bir karşı kuvvet, yıldızları ve galaksileri git gide daha büyük bir hızla birbirlerinden uzaklaştırıyor. Kozmik karşıt çekim kuvveti, uzak mesafelerde bugün bile kütle çekiminden iki misli daha güçlü. Evren inceldikçe de karşıt çekim kuvveti de, tıpkı durdurulması imkansız olan çığ misali daha fazla etkili olacak. Avustralyalı astronom Brian Smith ve Amerikalı meslektaşı, süpernovaları incelediklerinde spekülatif bir bulguyla karşılaştılar: Süpernovalar ne kadar yeniyse birbirlerinden o denli hızlı uzaklaşıyorlardı. Oysa bilim adamları ilk patlamayla ortaya çıkan enerjinin, milyarlarca yıl içinde azalmış olmasını bekliyorlardı. Smith’in gözlemleri sanki ilk patlamadan sadece birkaç milyar yıl sonra, ilk patlamanın daha hafif bir safhasının ateşlendiğini gösteriyordu.
False