Evliler mi yoksa bekarlar mı daha uzun yaşıyor? 15 yılda 623 bin kişi incelendi...

Güncelleme Tarihi:

Evliler mi yoksa bekarlar mı daha uzun yaşıyor 15 yılda 623 bin kişi incelendi...
Oluşturulma Tarihi: Haziran 12, 2022 13:18

Son yıllarda sık sık karışımıza çıkan evlilik konulu araştırmalara geçtiğimiz günlerde bir yenisi eklendi. Sonuçlar bu kez bir hayli dikkat çekici...

Haberin Devamı

Araştırmacılar, 15 yıl boyunca 50’li yaşlarındaki yarım milyon Asyalının tıbbi kayıtlarına baktı. Yapılan kapsamlı incelemeler sonucunda evlilerin, bekarlara kıyasla tüm nedenlerden ölüm riskinin yüzde 15, kazalar, yaralanmalar ve kalp hastalığından ölme riskinin ise yüzde 20 daha düşük olduğu bulundu.

Özellikle evli erkeklerde ölüm oranlarında daha fazla düşüş gözlemlendi. Bunun ardında yatan sebebin evli erkeklerin risk alma, kaza yapma, alkol ve uyuşturucu kullanma olasılıklarının bekarlara kıyasla daha düşük olması olduğu düşünülüyor.

Araştırmaya göre evlilerdeki erken ölüm riskinin, bekarlara göre yüzde 15 ila 20 oranlarında daha az olmasının sebebi, evliliğin ‘koruyucu etkisi’ olması, yani çiftlerin birbirini tıbbi yardım almaya ve tedaviye teşvik etmesi.

Haberin Devamı

Uzmanlar, yaşam süresine katkıda bulunan daha iyi finansal koşullar ve daha sağlıklı yaşam tarzlarının evlilikle birlikte geldiğini de belirtiyor.

Evleneli dört yıl oldu. Evlenmeden önce hayatımın çok güzel, eğlenceli olduğunu düşünürdüm. Dilediğim yere gider, dilediğim şekilde yaşardım. Daha sonra eşimle tanıştım ve kısacık bir süre içinde evlenmeye karar verdik. Evlendikten sonra anladım ki, bekar yıllarım aslında hiç de sandığım kadar harika değilmiş. Aslında bunun birkaç sebebi var. Ben normalde de düzenli yaşamayı seven bir insanımdır fakat evlendikten sonra hayatım tam anlamıyla ‘temiz’ bir hal aldı. Mesela beslenme şeklim iyileşti, hayatımda ilk kez eşim sayesinde kabak, pırasa gibi ‘gözüme korkunç görünen’ sebzeleri yedim… Üstelik sevdim de. Buzdolabını her açtığımda en az birkaç çeşit meyve görüyorum ve üstelik bu meyveler ben hatırlayıp yiyene kadar çürüyüp gitmiyor, her akşam mutlaka yeniyor. Hayatımda ilk check-up’ı eşim ile yaptırdım. İki üç ayda bir düzenli kan testi verilmesinin önemli olduğunu, güneş kremi kullanılması gerektiğini, evde canlı bitki beslemenin ruha iyi geldiğini yine eşimle öğrendim. Daha sayamayacağım çok şey var ama bu araştırma sonuçlarının doğru olduğuna inanıyorum. Şahsen ben dört yılda ömrümün en az on sene uzadığını düşünüyorum!

Gürkan S. / 38 yaşında

 

15 YIL BOYUNCA 623.140 KİŞİ İNCELENDİ

Araştırmanın detaylarına bakacak olursak; daha önceki çalışmaların büyük ölçüde Batı ülkelerinde yaşayanlara odaklandığını söyleyen Japonya Ulusal Kanser Merkezi'nden uzmanlar, ortalama 54 yaşında olan 623.140 kişi hakkındaki verileri inceledi.

İncelenen insanlar bekar, evli, boşanmış ve ayrılmış ancak hala evli olarak tanımlandı. İncelenenlerin yüzde 84,4’ü evliydi. Tam 15 yıl süren çalışma boyunca toplam 123.264 ölüm kaydedildi. Ölümlerin çoğuna kanser (41.362), serebrovasküler hastalıklar (14.563) ve solunum yolu hastalıkları (13.583) neden oldu.

Araştırma sonuçlarını okuduğumda en katıldığım kısım ‘özellikle erkeklerin erken ölüm riskinde düşüş yaşanması’ oldu. Bence evlilik gerçekten erkekler için daha fazla fayda sağlayan bir durum. Tabii ki sevdiğiniz insanla bir hayatı paylaşmak çok keyifli, bu sebeple kadınlara da artısı var. Öncelikle gerçek anlamda sevilmenin, ilgi görmenin ve karşılıksız düşünülmenin verdiği ruhsal doyum çok güzel. Bu ruhsal doyumun fiziksel sağlığımıza da etki ettiğine inanıyorum. Evliliğin erkeklere daha fazla fayda sağladığı kısmına katılmamın sebebi ise sanırım hayatlarına kadın girdiğinde ‘daha düzenli’ bir yaşam şekline geçiyor olmaları. İstisnalar mutlaka olsa da genel anlamda kadınlar sağlıklı beslenmeye, düzenli uykuya, temizliğe, sağlık hizmetlerinden faydalanmaya daha yatkın oluyorlar. Evlenince bu durum erkeklere de yansıyor doğal olarak ve hayatları bir noktada ‘iyileşiyor’. Kendi adıma konuşmam gerekirse 2017’de evlenmeden önce de aynı şekilde yaşıyordum. Evlendikten sonra hayatımda somut bir sağlıklı değişim yaşanmadı. Tabii sevilmenin ve düşünülmenin sağladığı etkiyi saymazsak.

Nigar G. / 29 yaşında

 

KALP HASTALIKLARI, KAZA, YARALANMA, ASTIM...

-- JAMA Network Open dergisinde yayınlanan sonuçlar bekar kişilerin inme ve anevrizma gibi serebrovasküler hastalıklardan ölme ihtimalinin evli insanlara göre yüzde 12 daha fazla olduğunu gösterdi.

-- Öte yandan koroner kalp hastalığı kaynaklı ölümlerin oranı da bekarlarda yüzde 20 daha fazlaydı. Evlenmemiş olanların kalp krizi, kalp hastalığı ve kalp yetmezliği gibi dolaşım sistemi hastalıklarından ölme riskinin de yüzde 17 daha fazla olduğu sonucuna varıldı.

Haberin Devamı

-- Bekarların kaza veya yaralanma gibi dış ölüm nedenlerinden ötürü hayatlarını kaybetme riski yüzde 19 daha yüksekti.

-- Tüm bunların yanında bekarların akciğer hastalığı ve astım da dahil olmak üzere solunum yolu hastalıklarından kaynaklı ölüm riskinde de yüzde 14’lük bir artış söz konusuydu. Ayrıca bekarların kanserden ölme ihtimalinin de yüzde 6 daha fazla olduğu bulundu.

-- Araştırmanın bir ilginç detayı da evlilerin kanser, diyabet ve yüksek tansiyon gibi hastalıkları olsa dahi uzun yaşama olasılıklarının daha yüksek olmasıydı.

Yakın zamanda yapılan başka bir araştırmada, evli kişilerde kötü huylu cilt kanseri teşhislerinin bekarlara kıyasla çok daha erken alındığı fark edildi. Çünkü birbirlerini sürekli gören çiftler tuhaf bir durum olduğunu fark edebiliyor. Üstelik eşler birbirilerini doktora gitme konusunda da yüreklendiriyor.

UZUN YAŞAMIN EVLİLİKLE NASIL BİR BAĞLANTISI OLABİLİR?

Araştırmacılar, evliliğin daha uzun yaşamla nasıl bir bağlantısı olabileceği konusunda ise çeşitli faktörlere dikkat çektiler.

Haberin Devamı

Bunlardan ilki, daha yoksul olan ve sağlık sorunları yaşayan kişilerin, ilk etapta evlilik için seçilme olasılığının düşük olması. Yani insanlar evlenmek için çoğunlukla ‘sağlıklı’ kişileri tercih ediyor, bu da evlenince de hayatlarına daha sağlıklı devam ettikleri anlamına geliyor.

Öte yandan araştırmacılar, elde edilen sonuçların doğrudan evlilik kurumu ile değil, ‘bir eşle yaşamaya’ bağlı olabileceğini de belirtiyor.

"Bekarlık özgürlüktür" diyenlere karşın, "Evlilik de paylaşmaktır" diyenler var. Her iki durumun da kendine özgü olumlu yanları var. Bekarsanız, kendi kararlarınızı alırsınız, bir eşe ya da çocuklara karşı sorumlu değilsinizdir. İstediğiniz yere istediğiniz zaman gidebilirsiniz. Bu çok cazip ve mutluluk verici gibi görünüyor. Ancak her zaman bunu gerçekleştirmeniz mümkün olmayabilir. Aynı şekilde evliyken, her zaman her istediğinizi yapamazsınız, hele hele çocuklar varsa, alıp başınızı gidemezsiniz. Geride hep düşünmeniz ve yetiştirmeniz gereken işler ve sorumluluklar vardır. Öte yandan da ortak amaçlar çevresinde buluşmak, birbirini önemsemek, destek olmak, eşler arasındaki sevgi, düzenli bir hayat da mutluluk verici ve cazip görünebilir. Bütün bunlar aslında hangi açıdan baktığınıza ve sizin için neyin önemli olduğuna göre değişecektir.

Uzman Psikolog Dr. Serap Duygulu

 

'EVLİLİĞİN KORUYUCU ETKİSİ SADECE TIBBİ GEREKÇELERLE AÇIKLANAMAZ'

Evli insanların erken ölüm riskinin azaldığı sonucuna varılan bu ilginç açıklamayı Uzman Psikolog Dr. Serap Duygulu’ya sorduk.

“Evliliğin koruyucu bir etkisi olmasını sadece tıbbi gerekçelerle açıklamak biraz yetersiz kalır düşüncesindeyim. Evlilik, sağlıklı koşullarda yaşanıyorsa, bir yol arkadaşlığıdır. Nikah kıyılırken de söylendiği gibi, ‘iyi günde kötü günde’ beraber olmayı gerektiren bir tür sözleşmedir” diyen Duygulu, şunları söyledi:

Haberin Devamı

“İşte hayatın bu her iki olasılığında birbirine destek olmak, birbirlerinin ihtiyaçlarına duyarlı olmak, taraflar arasındaki sevgiye ve saygıya dayalı birliktelik yaşam koşullarını da iyileştiren faktörlerdir. Sosyal bir varlık olarak insanların en önemli psikolojik ihtiyaçlarından biri olan onay ve kabul görme ihtiyacının evlilik içindeki eşler tarafından karşılanıyor olması psikolojik dayanıklılığı artıran ve bireyleri mutlu eden etkenlerdir. Evimiz, kendimizi en güvende, en huzurlu, en dingin hissettiğimiz yerdir. Güvende hisseden birey kendisini savunma ihtiyacı duymaz. Tüm korunma ve savunma sistemlerini devre dışı bırakır. Bu da daha az stres, daha az tehdit algısı demektir.”

Ben yapılan bu tarz araştırmaların herkes için geçerli olduğunu düşünmüyorum. Kimine evlilik çok iyi gelir ömrü uzar, kiminin sinirden, stresten ömrü kısalır. Aslında özetle insanın ruhuna iyi gelen her şey ömrüne ömür katar. 43 yaşında ve hala bekar olduğumu duyan orta yaşlı büyüklerimiz bana acıyan gözlerle bakıp "Bu yaşa kadar evlenmeyi becerememiş, biz bulalım bari" deyip ön ayak olmaya çalışıyor ama ergen yeğenlerim ve yaşıtları "Asla evlenme, evlenirsen yaşlanırsın, annelerimiz gibi sıkıcı olursun" diyor. Ben de onlarla aynı fikirdeyim ya da işime geliyor. Özgürlüğüme çok düşkün ve kısıtlamaları sevmeyen bir insanım. Evlilik benim için kısıtlamalarla dolu bir şey ve bu kısıtlamaların insanın kalbine iyi gelebileceğini düşünmüyorum. Bu düşüncemi çok yanış bulanlar var elbette ve ben doğru olduğuna inanıyorum ya da bu düşüncemi değiştirecek biri çıkmadı karşıma. İnsanın sevdiği, aşık olduğu insanla hayatını paylaşması tabii ki güzel bir şey ama rutine binen şeyler herkesin kalbine iyi gelmiyor. Rutini, düzenli hayatı seven bir insana çok şey katarken rutinlerden hoşlanmayan biri için evlilik eziyete dönüşebilir. Evliliğin kadın ya da erkeklerde farklı etki yaratmasından ziyade farklı kişilik yapılarında farklı etkilerinin olduğunu söylemek daha doğru olur.

Serap B. / 43 yaşında

 

Haberin Devamı

EVLİLERİN ERKEN ÖLÜM RİSKİ AZALMASININ DİĞER OLASI SEBEPLERİ

Serap Duygulu, evli insanların bekarlara oranla erken ölüm riskinin daha az olmasının sebeplerini, araştırma sonuçlarının yanı sıra şu etmenlere bağladı:

-- Evlilikte ev yaşamını sürdürmek, evin ihtiyaçlarını karşılamak, ev, araba sahibi olmak, varsa çocukları büyütmek gibi bir takım ortak amaçlar etrafında kenetlenmek, yaşam sevgisini ve hayata daha sıkı tutunmayı getirir. Kişi sadece kendine odaklanmayı ve olumsuz düşüncelere kapılmayı bırakabilir. Hatta bireysel ihtiyaçlarını erteleyerek, önceliği ortak yaşamanın getirdiği diğer ihtiyaçlara yönlendirir. Sabretmeyi, tahammül göstermeyi, ertelemeyi, uzun soluklu amaçlara bağlanmayı öğrenir.

-- Ek olarak birlikte sosyal ilişkiler geliştirmenin ve birbirinin ailesine bağlanmanın getirdiği olumlu yönler de var.

-- Elbette bir de düzenli bir cinsel hayat, tensel temas, birlikte yapılan etkinlikler gibi birçok faktörün hem hayatı uzattığı hem de daha az stresli bir yaşam getirdiği düşünülebilir.

-- Olumlu etkilerin, sadece olumlu olaylar yaşanması halinde ortaya çıkacağını düşünmek bir yanılsama olur, çünkü hayat tamamen toz pembe, mutluluk dolu bir süreç değildir. İnişler, çıkışlarla dolu ömürlerimizde, belki kayıplar, acılar, üzüntüler de yaşanacak ve asıl dayanışmayı bu anlarda birbirine destek olarak, zor zamanları birlikte göğüsleyerek gerçekleştireceğiz.

-- Bütün bunlar da hem fiziksel hem de psikolojik olarak direnç geliştirmemizi ve yaşanan her tür olumsuzluğa rağmen, bir diğerimiz için yere daha sağlam basmayı getirecek.

BAKMADAN GEÇME!