GeriGündem Erdoğan'dan 'X' tepkisi: Hesabı sorulacak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erdoğan'dan 'X' tepkisi: Hesabı sorulacak

Erdoğan'dan 'X' tepkisi: Hesabı sorulacak
Abone Olgoogle-news

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İzmir’de bir Alevi ailenin evinin duvarının işaretlenmesine sert tepki göstererek, “Tüm güvenlik teşkilatlarımız çalışmaktadır. Bunlar yakalandığı zaman hesabı sorulacaktır. Bu tarz girişimlere karşı hepimiz uyanık olmalıyız” dedi. Erdoğan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen 6. Din Şûrası’nda özetle şunları söyledi:

DİNDE EKLEME ÇIKARMA OLMAZ

“Bizim inancımızda din sadece belli mekanlara, haftanın belli günlerine hasredilmiş bir olgu değildir. Dinimiz İslam, hayatımızın tüm alanlarını kuşatan, kucaklayan ve kurallar, yasaklar manzumesidir. Zaman ve şartlar değişse de İslam’ın nasları değişmeyecektir. Hangi sebeple olursa olsun Kuran’ın emirlerini yok saymak, hafife almak veya hükümsüz kılmak bir Müslümana yakışmaz. Dolayısıyla dinde ekleme, çıkarma yani bidat olmaz. İslam bize göre değil, biz İslam’a göre hareket edeceğiz. Nefsimize ağır gelse de hayatımızın merkezine dönemin koşullarını değil, dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz. Elbette bu süreçte aşırılığa, ifrata ve tefrite de kaçmayacağız. Özellikle dini hayattan tecrit eden sadece belli kalıplara, şekillere hapseden doğmatik bir anlayışa itibar etmeyeceğiz.

Erdoğandan X tepkisi: Hesabı sorulacak

AYRI BİR DİN GİBİ YANSITILIYOR

Irk, din, mezhep, meşrep farklılıkları öne çıkartılarak Müslümanlar arasındaki fay hatları daha da keskinleştiriliyor. Böylece aynı dine, aynı peygambere, aynı mukaddes kitaba inanan, her gün 5 vakit aynı kıbleye yönelen kalpler arasına nifak tohumları ekiliyor. Şiilik veya Sünnilik amel ve itikada dair farklı yorumlar olmanın ötesinde, belli çevreler tarafından adeta ayrı bir din gibi yansıtılmaya çalışıyor. Batıda pişirilen, son dönemde ülkemizde ihraç edilmeye çalışılan Alisiz Alevilik gibi kimi yıkıcı projelerin toplumumuz içinde pohpolanmasının gerisinde bu senaryolar var.

ALMAN DEVLETİ İSTİYOR

Açık ve net söylüyorum. Alman devleti, Alisiz Aleviliğe çok ciddi bedeller ödemek suretiyle İslam dünyasında, özellikle de ülkemizde bir bölünmenin tohumlarını ekmek istiyor. Oysa bizim milletimiz Hülefa-i Raşidin arasında asla bir ayrım yapmaz. Benim kayınbiraderlerimden birinin adı Hüseyin, birinin adı Hasan, birinin adı Ali’dir. Bunu şimdi acaba Şiilere sorsak kaçı kayınbiraderinin adını böyle koymuştur? Böyle bir ayrım bizde yok. Çünkü biz Hz. Hüseyin’i de Hz. Hasan’ı da Hz. Ali’yi de niye severiz? Çünkü bunlar sevgili Peygamberimizin en yakınlarıydı. İslam için verdikleri mücadeleyi iyi biliriz. Bu millet, Hz. Ebubekir’i, Hz. Ömer’i, Hz. Osman’ı ne kadar severse Ali-ül Murteza Efendimizi de sever, hürmet eder. Hz. Ali Efendimizi başka şekilde göstermek ancak onun kutlu hayatından ve imanından nasibini almamış mahfillerin işidir.

ÇORUM’DA, MARAŞ’TA YAŞADIK

Son günlerde bazı evlerin kapılarına bazı işaretler konuluyor. Niye? Ülkemizi bölmek, parçalamak için. Açık ve net söylüyorum. Türkiye’de bizim devlet olarak, yönetim olarak böyle bir problemimiz, sorunumuz yoktur. Bu kapılara bu işaretleri koyanların üzerinde tüm güvenlik teşkilatlarımız özellikle çalışmaktadır. Bunlar yakalandığı zaman hesabı sorulacaktır. Milli bünyemize mugayir bu tarz projelerle insanlarımızın arasına nifak tohumları ekilmesine rıza gösteremeyiz. İşte bunları geçmişte Çorum’da, Maraş’ta yaşadık. Onlarca evladımızı bu tarz provokasyonlara kurban vermiş bir millet olarak bu tarz girişimlere karşı hepimiz uyanık olmalıyız.

AÇILIMLARI TAKİP EDİYORUM

Diyanet İşleri Başkanlığımızın son dönemde Alevi vatandaşlarımızla ilgili attığı kucaklayıcı açılımları yakından takip ediyorum. 82 milyonun Cumhurbaşkanı olarak birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi perçinleyecek bu çalışmaları gönülden destekliyorum. Önümüzdeki dönemde muhabbetimizi güçlendirecek bu tarz faaliyetlere daha fazla ağırlık vermemiz gerektiğine inanıyorum. Artık ‘Kapımıza gelene dini anlatalım’ anlayışından, ‘Yüce dinimizi anlatmak için her kapıyı çalma dönemi’ başlıyor. Siz, yaralı gönüllere dokunmaz, tamir etmezseniz, başkaları zehirli oklarıyla o kalpleri parçalayacaktır. Görevini samimiyetle yapan hocaların dolduramadığı boşluğu muhakkak Pensilvanya’daki şarlatan gibi din tüccarları kapatacaktır. Şayet insanlar, bilhassa da gençler, dini alandaki susuzluklarını sahih kaynaklardan gideremezse, FETÖ ve DEAŞ gibi sapkınların pençesine düşecektir.”

DİNİN İSTİSMARI

“FETÖ ve DEAŞ tecrübesi her türlü din istismarına karşı samimi bir mücadele içinde olmamızı gerekli kılıyor. 15 Temmuz ihaneti sonrasında insanlarımız arasında oluşan teyakkuz halini iyi yönetmemiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz vasatı yeniden toparlanma vesilesine dönüştürmeliyiz. Dinini sağlam kaynaklardan öğrenen bir mümin aklını ve idrakini bir başkasına kiralamayacak, din istismarcısına fırsat vermeyecektir. Üzülerek belirtmek isterim ki şu an İslam dünyasını tehdit eden en önemli sıkıntılardan bir diğeri taifecilik fitnesidir. Kişinin mezhebini dinleştirmesi diye tarif edeceğimiz bu fitne Suriye ve Irak’taki olayların etkisiyle en yaygın dönemlerinden birini yaşıyor.”

DİJİTAL AKRABALIK

MODERN insan sahip olduğu onca teknolojiyle, iletişim aracına rağmen hiç olmadığı kadar yalnızdır. Modern çağın hastalığı denilen stres yaygınlaşırken yeni sıkıntılar, sosyal problemler türerken, sosyal çözülme de giderek hızlanıyor. Özellikle gençler arasında ekran bağımlılığı gibi daha önce hiç duyulmamış yeni bağımlılık türleri ortaya çıkıyor. Artık apartman daireleri arasındaki ilişki değil, maalesef dijital sistemdeki akrabalık bağları gelişmeye başladı. Hakla batılı karıştıran, amorf inanç sistemlerinin genç kuşaklar arasında rağbet görmesinden endişe ediliyor. İstikbalimizin teminatı olarak baktığımız evlatlarımız çoğu Batı menşeli, Batılı zihin ürünü sapkın akımlar karşısında ne yazık ki savunmasız kalıyor. Paylaşmanın yerini bencilliğin, dayanışmanın yerini yıkıcı rekabetin, mahremin yerini teşhirciliğin, tevazunun yerini kibrin, evliliğin yerini gayrımeşru ilişkilerin aldığı zorlu, sıkıntılı, garip bir dönemin içindeyiz. Bu manzarayı hiçbirimizin uzaktan seyretme lüksü yoktur. Kainat boşluk kabul etmez. Hak ve hakikatin geri çekildiği alanı batıl hemen işgal eder. Din anlayışı öğretilmezse sapkınlık zemin kazanır.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle