GeriGündem Ellisinden sonra geçer demişlerdi...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ellisinden sonra geçer demişlerdi...

Abone Olgoogle-news

Müjdat Gezen'e gitmeden önce karar verdim. Hastalık hastalığını, panik ataklarını, kısaca sağlığıyla ilgili herhangi bir konuyu konuşmayacaktım. Malum, hep aynı şeyler, okuyan da sıkılıyor, anlatan da. İkitelli'den yola çıktım. Tam Boğaz Köprüsü'nün üzerinde telefon çaldı. Müjdat Gezen Zeynep Hanım'la görüşmek istiyordu: ‘‘Zeynep Hanım, bu röportajı erteleyebilir miyiz? Ben çok hastayım da.’’ Şaka yapıyor sandım. ‘‘Ne şakası, 38.2 derece ateşle yatıyorum, birazdan doktor gelecek, çok kötüyüm.’’ Neyse Müjdat Gezen ilaçlar aldı, ateşini düşürdü de, ufak bir tehlike atlatan röportaj da böylece gerçekleşti.

Konuyu açmayalım dedim, ama köprü üstünde beni röportajdan vazgeçirmeye çalışan Müjdat Gezen'e de sormadan edemedim: ‘‘Biz bu hastalık hastalığı hikayelerinin hep komik taraflarını dinleyip gülüyoruz. Hatta çoğu sevimli bile geliyor. Ama bir yanıyla da çok zor bir şey bu. Bu konuyla ilgili en komik değil, en sıkıntılı anınız ne?’’

Müjdat Gezen ‘‘Kırmızı Koltuk’’u Engin Ardıç'ın sunduğu yıllarda, yani 1991'te programa konuk olmuş. Konu, Gezen'in açtığı parasız sanat okulu yüzünden yargılanması. Hatırlanacağı gibi o programda kırmızı renkli bir koltuğa oturuluyor ve canlı yayında bir saat konuşuluyordu. 60 dakika kıpırdamadan oturma fikri Müjdat Gezen'e o kadar dayanılmaz gelmiş ki, panik atak krizine girmiş. Tansiyonu yükselmiş, kalp atışları hızlanmış, dili damağı kurumuş: ‘‘Bu okul meselesini de çok önemsiyordum. Fakat tek kelime edecek halim kalmadı. Bir ara sakinleştirici aldım, fayda etmedi. İlk reklam arasında Ardıç'a durumumu anlattım. Program sırasında kalkıp dolaşabileceğimi, o da olmazsa programı kesebileceklerini söyledi. Stüdyoda dolaşma fikri beni o kadar rahatlattı ki, hiç kalkmadan programı tamamladık. Ama ömrümden bir yıl gitmiştir herhalde.’’

YAVAŞ GİT OĞLUM!

Evhamı anneannesinden annesine, annesinden de ona geçmiş. Rahmetli annesinin hikayeleri fıkra gibi: ‘‘Film çekmeye Avustralya'ya gidiyordum. Anneme allahaısmarladık demeye gittim. Bana ‘yavaş git oğlum' dedi. Çocukken Florya'ya denize girmeye giderdik. Florya'nın denizini bilirsiniz, 20-30 metre ilerlersiniz, su ayak bileğinizi geçmez. Annem arkamdan ‘açılma oğlum' diye bağırırdı. Halbuki istesen de açılamazsın.’’

Konuşmayalım deyip de, sohbetin yarısını doldurduğumuz evham konusunu bağlarsak, bu konuda en güzel tavsiye bir doktor arkadaşından gelmiş: ‘‘Ellisine kadar idare et, ellisinden sonra bu evhamların hiçbiri kalmaz. Çünkü o zaman gerçek hastalıklarla uğraşmaya başlarsın.’’

Müjdat Gezen Fatihli bir ailenin en küçük çocuğu. 29 Ekim 1943 doğumlu. Ağabeyi 30 Ağustos'ta, ablası bir şeker bayramında doğmuş. Babası TRT müzisyenlerinden Ahmet Necdet Bey, annesi ev hanımı Macide Hanım. 10 yaşında ‘‘Küçük Çiftçiler’’ adlı oyunla sahneye çıktığı günden sonra tiyatro hayatından hiç çıkmamış. 16 yaşındayken konservatuvara kaydolduğu gün, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda da profesyonel olarak çalışmaya başlamış. Gezen'in hem alaylı hem de okullu gibi durması, tiyatroya çok erken başlamasından olsa gerek. Yüzlerce oyun, televizyon çalışmaları, sinema filmleri, kabare, yazdığı kitaplar... Gezen henüz elli beş yaşında, ve önümüzdeki sene sanat hayatının kırkıncı yılını kutlayacak. Onca eserin arasında belki de en anlamlısı, öğrencilerin parasız okuduğu, hatta ihtiyacı olanların üste harçlık aldığı aldığı, Müjdat Gezen Sanat Merkezi. Bu arada söylemeden edemeyeceğim, okulda neredeyse öğrenci sayısı kadar doktor var! Müjdat Gezen öğrencilerinin sağlıklarını düşünmüş; kadın hastalıkları uzmanından kulak burun boğaz doktoruna, iç hastalıkları uzmanına kadar bir dizi doktorla anlaşmış. Öğrenciler bir hastalıkları olduğunda bu doktorlarda ücretsiz muayene oluyorlar.

HABABAM SINIFI SAHNEDE

Bu okulun dokunaklı hikayesini belki bilirsiniz. Bundan yıllar önce Müjdat Gezen

konservatuvarda hocalık yaparken, koridorda sıkıntılı sıkıntılı dolaşan Mustafa adlı bir öğrencisine rastlamış. Hayrola filan deyince, Mustafa, harç parasını yatıramadığı için okuldan ayrılmak zorunda kalacağını söylemiş. Müjdat Gezen cebindeki parayı çıkarıp öğrencisine vermiş ve kendi kendine ‘‘bir gün bir okul yaparsam parasız yapacağım’’ demiş. Türk filmlerinden kopup gelmişe benzeyen bu sahne aslında Gezen'in dünya görüşünü özetliyor.

Kendini hayat boyu öğrenci ilan eden Müjdat Gezen'in okulla olan ilişkisi biteceğe de benzemiyor. Müjdat Gezen Tiyatrosu'nun Cumhuriyetin kuruluşunun 75. yılında Rıfat Ilgaz ve tüm öğretmenlere adadığı ‘‘Hababam Sınıfı’’ cuma ve cumartesi günleri Yayla Sanat Merkezi'nde sahneleniyor. Savaş Dinçel'in yönettiği oyunda Necdet Mafhi Ayral, Lale Oraloğlu, İlhan Daner ve otuz kişilik bir kadro var.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle