GeriGündem Ege'nin iki yakasında aşk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ege'nin iki yakasında aşk

Abone Olgoogle-news

Kayıkçı filmi, yalnızca birbirine ulaşmaya çalışan iki aşığın değil, birbirine çok yakın ama bir o kadar da uzak iki komşu toplumun karşılıklı sevgi ve çatışmalarının hikayesi. Yunanistan'da neredeyse bir dostluk simgesi haline gelen filme Yunan medyası büyük ilgi gösteriyor. En çok merak edilen konu ise filmin Atina'da yapılacak galasında politikacıların da biraraya gelip gelmeyeceği.

Filmle ilgili en son gelişmeler nasıl?

- Film şu anda Atina'da bitme aşamasında. Filme, Yunan basını çok ilgi gösterdi, gösteriyor. Geçtiğimiz hafta Elefterotipia gazetesinde 'Kayıkçı iki karşı kıyı arasında' başlığı ile uzun bir yazı yayınlandı. Yazıda filmin ortak yapımcısı Nikos Kanakis şöyle diyor: ‘‘Filmin çekimleri sırasında her iki taraftan da dayanışma ve cesaret aldık. Türk ve Yunanlı ekipler birbirine ve komşu ülkenin atmosferine o kadar uyum sağladı ki, çekim bittiğinde ayrılık herkesin yüreğini burkmuştu... Filmin öyküsü Yunan mitoloji kahramanları Hero ve Leandros'a gönderme yapıyor. Müzikleri Yunanlı sanatçı Thesia Panayiotou besteledi. 'Kayıkçı' olarak bilinen Rembetiko şarkısı filmin müziğine temel alındı.’’

İlk Türk-Yunan filmi hangisiydi?

- Gazetenin belirttiğine göre, ilk ortak film 'Sıralardaki heyecanlar', Aliki Vuyuklaki ve Orhan Günşiray'ın filmi. Yıllar önce yapılmış. Şaziye Moral da oynamış. Manos Hacıdakis film müziğini yapmış. Reji, Manoselaryos'un.

Kayıkçı filminin konusu nereden aklınıza geldi?

- 1996'da İskenderiye Film Festivali'ne katıldık 'Sokaktaki adam' filmiyle. Jüri başkanı Rembetiko filmi yönetmeni Kostas Feris ‘‘Sadece festivallerde kalmayalım ortak çalışmalar da yapalım’’ dedi. Bu sözler bir çıkış noktası oldu benim için.

Senaryoyla ilgili ilk adımı ne zaman attınız?

- 1997 yılında yapılan Çeşme 1. Sanat Festivali'nde Türk ve Yunanlı sanatçılar bir bildiri yayınladık. İki ülkenin kültür bakanlıklarına gönderdik. ‘‘Bundan sonra ortak projeler üreteceğiz’’ diye. Tam bu sırada Çeşme Belediye Başkanı Nuri Ertan bana bir öykü anlattı. Orada yaşayan sağır, dilsiz bir kayıkçıdan söz etti. Kayıkçının Sakız Adası'na gidiş gelişleri ile ilgili çeşitli söylentileri aktardı.

Öyküden etkilendiniz...

- Düşündüm bu öyküyü. Yazarken birebir bu kişiden yola çıkmadım. Sadece sağır dilsiz motifini alıp içine, Hero ile Leandros'a uzanan göndermeler yapan bir aşk öyküsünü kurdum. Yunanlı arkadaşlarımızla diyaloglarımız devam etti. Onlar bu öyküyü çok sevdiler.

Senaryo için incelemelerde bulundunuz mu?

- Bu arada Sakız'a gidip yaşamı orada görmek zorundaydım. Kurmaca bir öykü yaratmıştım. Çeşme'den Sakız'a giderken 45 dakikada 9 mil geçiyorsunuz. Sakız'ı yabancı bir ülke olarak hissetmedim, sadece bir dil ayrımı vardı, o kadar.

Kahramanın, kayıkçının özelliği olan sağır ve dilsizliğini seçmenizin bir nedeni var mı?

- Sağır ve dilsiz olması çok dikkatimi çekti. Çünkü kurmaya çalıştığım öykümde düşmanlık kavramını hiç bir zaman kafasında oluşturmamış birisini istiyordum. Temiz biri olmalıydı. Sadece ilk kez gördüğü bir kadına, en insanca hislerle yaklaşımı olan birini istiyordum. Özellikle okuma yazma bilmemesi önemliydi. Kayıkçının adını bilmiyoruz.

Kayıkçının adı yok mu?

- Hayır, yok. Ben şu anda da bilmiyorum. Filmde de kullanmadık. Böylece film Türk-Yunan ötesine taşındı. Atina'da fragman seslendirmesi yaparken özellikle vurgulamaya çalıştığım şu: Sevgililer 'Sakız Adalı' ve 'Çeşmeli.'

Filmin müziği nasıl?

- Öyküyü kurmaya başladığım sıralarda bir şarkı dinledim. Adı Kayıkçı. Apostol Hacıhristo adlı İzmir'den göç eden bir Rum bestecinin rembetikosu. Türkçe sözlerle ‘‘Geel, geeel kayıkçı’’ diye başlıyor. Bir arkadaşın arşivinden taş plaktan dinledim. Senaryoyu yazarken, tasarlarken bu müzik beni çok motive etti. Film bittikten sonra Yunanlı sanatçı Tehsia Panayiotou, Atina'da kurguya geldi. Filmden küçük bir bölüm izledi, çok hoşuna gitti. Ve ‘‘Bu filme müzik yapmak istiyorum’’ dedi. Çok iyi besteler yaptı.

Filmin müziğini kaset olarak çıkarmayı düşünüyor musunuz?

- Bir sound track çıkarmak istiyoruz. Belki bir pop sanatçısı katabiliriz, ilişki içindeyiz, henüz netice belli değil.

Çekimlerde ekip çalışmaları nasıl gitti?

- Ekibin uyumu müthiş iyiydi. Görüntü yönetmeni Fransız asıllı, kamera asistanı İspanyol, ses operatörü Güney Kıbrıslı. Tam bir mozaik.

2000 yılına yaklaşırken böyle narin, sağır dilsiz genç erkekle güzel kızın aşkını ele almak bir tür Donkişotluk değil mi?

- Evet işin içinde gizli bir Donkişotluk var. Biz aşk konusunu başka bir şablon içinde değerlendirebilirdik ama, başından beri Biket'le naif bir film yapacağız diye yola çıktık. Sinema yapmak çok zor, işkenceye varan bin bir türlü boğuşmalardan geçiyorsunuz. Bir film ortaya çıktıktan sonra ben o filmin kalıcı olmasından yanayım. Popüler bir film yapalım istedik ama asla popülist bir film değil. Bu nokta üzerinde çok titizlendik.

Filmde aşkı nasıl ele aldınız?

- Aşk bir çatışmadır. Mitolojik boyuta yoğun olarak dayanmadım. Çeşme Festivali'ni senaryoya kattım. Oğlanla kızın buluşmasını bu festival süreci içinde değerlendirdim. Böylece çatışmanın toplumsal uçları ortaya çıktı. Bütün bunlar ironik bir boyutla ortaya çıktı. Aşkın varlığını biri Sakız Adalı biri Çeşmeli iki genç olarak değerlendirdim. İki Akdenizli'yi ele aldım. Bunlar her anlamda birlikte olmaya çalışıyorlar. Sonunun nereye varacağını bilmiyorlar.

Hero ve Leandros'un öyküsü

Yunan mitolojisinden iki kahraman. Çanakkale'de boğazın bir yakasında bir genç adam yaşar, adı Leandros. Karşı kıyıda her yıl Afrodit törenleri yapılır. Genç, arkadaşları ile karşı kıyıya sandalla Afrodit tapınağına gider. Orada yaşayan bir rahibenin adı Hero'dur. Daha tapınağa girer girmez Leandros bu güzellik karşısında çarpılır. Hero'ya yaklaşmaya çalışır. Kız kaçar. Etkilenmiştir ama rahibe olduğunu vurgular. Asla biraraya gelemeyeceklerini söyler. Ayrıldıklarında Hero'nun yüreğinde bir kıpırtı oluşur. Kıyıda bir meşale yakar ve bekler. Leandros yüzerek gelir. Kızla buluşur. Gizli bir aşk başlar. Bütün sonbahar aşklarını yaşarlar. Her gece meşale yakılır. Oğlan yüzer kıza kavuşur, sonra sabah döner. Aylar sürer. Kış gelir. Hero mektup gönderir, azgın dalgalarla boğuşamazsın diye yazar. Ama söylediklerine rağmen Hero fırtınalı bir gece de dayanamaz meşaleyi yakar. Leandros kendini sulara bırakır, yüzmeye başlar ama fırtınadan dolayı meşale söner. Leandros kaybolur. Ertesi günde Hero kendini sulara atar.

Yunan medyası şaşırttı

Çekim süresi nasıl geçti?

- Çekim süresince Türk ve Yunanlı ekip ve oyuncularla birlikte çok keyifli bir süreç yaşadık. İki ülkede de halktan ve medyadan yakınlık ve iyiniyet gözlemledim. Mehmet Ali Alabora (Kayıkçı) genç yaşında ilk kez bir sinema filminde başrol oynamasına karşın hayli başarılıydı, rolüne içtenlikle aylarca hazırlandı. Katerina bizlerden ve Çeşmeliler'den gördüğü ilgiden öylesine duygulanmıştı ki, anne ve babasını arayıp, 'bana inanmanız için gelip görmeniz gerek' diye onları davet etti.

Önceki sinema serüveniniz?

- TV filmleri. 'Bir Kadın Yüzü', 'Senin İçin Bir Kadeh'. TV dizileri: Son Umut, Tele-Flaş, Kurtlar Sofrası. İlk sinema filmim 1995 yılında 'Sokaktaki Adam'.

Yunan medyasının desteği oldu mu?

- Yunan medyasının bu projeyle ilgili yaklaşımı doğrusu beni şaşırttı. Bu derece önem vereceklerini düşünmemiştim. İlgi ve destek artarak sürüyor. Gazetelerde çıkan yazıların yanı sıra, Mega TV filmle ilgili bir saatlik program hazırladı. Kayıkçı filmi Yunanistan'da neredeyse bir dostluk simgesi haline geldi. En çok merak ettikleri de filmin Atina'da yapılacak galasında politikacıların da biraraya gelip gelmeyeceği.

Filmde zorlandığınız bir sahne oldu mu?

- Filmde zorlandığım tek şey önemli bir kompozisyon olan 'martı' rolüydü. Martının çekimlerinden sonuç alana kadar 25 dakikalık film harcadık.

Aşkın yer aldığı coğrafyadaki insanlar filmde nasıl ele alınıyor?

- Bu aşk öyküsü aracılığıyla doğal olarak Türkiye ve Yunanistan arasındaki traji-komik ilişkileri de gözlemleyebiliyorsunuz filmde. Aslında Çeşme ve Sakız halkı arasındaki ilişkilerin ne kadar sıcak olduğunu görmek çok heyecan verici. Düşünsenize Çeşmeli kayıkçı, Sakız'daki sevgilisine yerel radyo aracılığı ile mesaj gönderebiliyor. Dinlenen radyo kanalları, müzikler, beğeniler birbirine yakın çünkü...

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle