Güncelleme Tarihi:
Deniz Göktaş, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda sahnelediği ve geçtiğimiz günlerde dijital platformlarda izleyicilerle buluşan 'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisinde yer alan kesitlerle gündeme gelmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Göktaş'ın sanal medya platformlarında yayınladığı videonun içeriğinde suç unsuru tespit etti. Bunun üzerine Göktaş hakkında 'dini değerleri aşağılama' ve 'Cumhurbaşkanı'na hakaret' iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.
TUTUKLANDI
Dün yurt dışı tatilinden dönen Göktaş, İstanbul'da havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınarak emniyete götürülmüştü. Emniyetteki işlemleri tamamlanan Göktaş Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Deniz Göktaş, savcılık ifadesinin ardından 'Cumhurbaşkanına Hakaret' ve ‘dini değerleri aşağılama’ suçlarından tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Savcılıktaki ifade işlemleri tamamlanan Göktaş hakkında tutuklama kararı verildi.
SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Göktaş savcılıktaki ifadesinde, "Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır. Bir aşağılama veya hakaret kastım bulunmamaktadır" dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Göktaş'ın sanal medya platformlarında yayınladığı videonun içeriğinde suç unsuru tespit etti. Bunun üzerine Göktaş hakkında soruşturma başlattı. Yurtdışı seyahatinden Türkiye’ye dönen Deniz Göktaş İstanbul Havalimanı'nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı. Emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Göktaş çıkarıldığı mahkemece 'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Dini değerleri aşağılama' suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
'ORUÇ TUTAN İNSANLARIN GERGİN OLACAKLARINI DÜŞÜNEREK BÖYLE BİR ŞAKA YAPTIM'
Deniz Göktaş’a gösterisindeki, “Hala korkuyorum, canlı bombalar ama en çok da oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum çünkü normal canlı bombalardan Taksim’e, meydanlara, kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin, ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz” şeklindeki söylemle ne anlatmak istediği ve “oruç tutma, tutmama” ifadeleriyle neden bir ayrım yaptığı sorulması üzerine Göktaş, "Ben tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokağa çıkarken korktuğumdan bahsediyorum. Psikoloji mezunu olduğum için toplumun korktuğu şeyleri mizahi yaklaşımla yaklaşılabilecek konulara çevirmeye çalışıyorum. Sokakta bulunan canlı bomba olabilecek kişilerden toplumca korkulduğunu düşündüğüm ve ben de benzer çekinceler taşıdığım için bunu mizahi bir dille gösterimde sergiledim. Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi kelime oyunu amaçlıdır. Ben oruç tutan insanların uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım" dedi.
'HAKARET KASTIM BULUNMAMAKTADIR'
İfadesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik söylemleri sorulan Deniz Göktaş, " Benim herhangi bir hakaret veya aşağılama kastım bulunmamaktadır. Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır. Bir aşağılama veya hakaret kastım bulunmamaktadır" dedi.
'BENİM BU ŞAKADA HERHANGİ BİR AŞAĞILAMA KASTIM YOKTUR'
Göktaş, "Saçımın uzun olduğu dönemde insanların bana yönelik olumsuz, önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı hâlime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada çeviriden kasıt mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. Dördüncü kitap olarak kastedilen ise Kur’an-ı Kerim’dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım, Kur’an-ı Kerim’in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir" dedi.
'DİNİ DEĞERLERİ AŞAĞILAMAK GİBİ AMACIM BULUNMAMAKTADIR'
Göktaş, "İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar, ancak ben tarafıma okuduğunuz şekilde dördüncü kitabı sevdiğimi beyan ettim. Bu söylemde dördüncü kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Ben benzer şakayı kelimesi kelimesine aynı şekilde 3 yıldır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum, yaklaşık 100 bin kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır" dedi.
'SEYİRCİYİ KENDİ ÖN YARGISI İLE YÜZLEŞTİREREK ELEŞTİREL BİR GÖSTERİ SERGİLİYORUM
Söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, zaten söylemin devamında da ‘Harbiye testi geçemediniz’ diyerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum. Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanda karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espridir, bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanı'na hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya bu anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum" dedi. - Ayşe GÜREL/İSTANBUL,(DHA)
"YÜKSEK GELİRLİYİM"
Deniz Göktaş’ın emniyetteki ifadesi de ortaya çıktı. Göktaş kimlik tespitinde komedyen olduğunu söyleyerek aylık geliri sorulduğunda ise “yüksek gelirli” cevabını verdi.
"KASTIM YOKTU, BU KONUDA SEYİRCİDEN ŞİKAYET DE ALMADIM"
Deniz Göktaş rumuzlu YouTube hesabının kendisine ait olduğunu söyleyen Göktaş ifadesinde, “Burada yapılan paylaşımlar benim tarafımdan yapılan paylaşımlardır. Soruşturmaya konu olan video paylaşımında yer alan kişi benim bu benim 1 Haziran 2026 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosunda yapmış olduğum stand-up gösterisine ait bir video paylaşımıdır. Şahsım tarafından bahse konu YouTube kanalına yüklenerek paylaşımı yapılmıştır. Bu stand-up gösterisindeki konuşmaların metni daha öncesinde benim tarafımdan hazırlanmış bir metne aittir. Tarafıma yöneltilen ‘Halkın Belirli Bir Kesiminin Benimsediği Dini Değerleri Alenen Aşağılama’ kastım kesinlikle yoktur, bu gösteri benim yaklaşık 3 yıldır Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yapmış olduğum bir gösteriye aittir. 100 bin üzerinde seyirci bu gösterimi izlemiştir ve hiçbirisinden bu kısma dair incindiklerine dair bir şikayet gelmemiştir. Gösterim boyunca birçok konuda konuşuyorum sadece dindarlar değil her türlü politik görüş yada popüler figür hakkında konuşmalarım vardır. Burada da kötü bir şey demiyorum. Favori kitabım diyorum. ‘Çeviride sorun var’ cümlemi de yıllardır duyduğum meal tartışmalarına atıf olarak söylüyorum. İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur, böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm.” diye konuştu.
“HAKARET SUÇUNU REDDEDİYORUM”
‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçunu işlediğini reddettiğini söyleyen Göktaş, “Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok. Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık bir şekilde tartışılan konudur. Demokrat Otokrat gibi bir kelimedir sadece, gösteri boyunca bu tarz popüler figürler ideolojiler Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır, başkaca bir amacım yoktur. Üzerime atılı olan suçlamaları kabul etmiyorum. Söyleyeceklerim bunlardan ibarettir.” dedi.
SEVK YAZISINDA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SINIRLARI ANLATILDI
Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında, kişilerin şeref ve itibarının da Anayasa güvencesi altında olduğu belirtilerek, hakaret, iftira, küfür, müstehcen ifadeler ile nefret, ayrımcılık ve şiddeti teşvik eden söylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Demokratik toplumlarda bireylerin düşüncelerini serbestçe açıklayabilmesinin temel bir hak olduğu ancak bu hakkın sınırsız olmadığına dikkat çekildi.
“KAMU GÜVENLİĞİ AÇISINDAN TEHLİKE ORTAYA ÇIKMIŞTIR”
Sevk yazısında, Deniz Göktaş’ın suça konu söylemlerinin eleştiri sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanının toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ifade edildi. Göktaş’ın ayrıca, halkın din veya mezhep bakımından farklı özelliklere sahip büyük bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici söylemlerde bulunduğu da anlatıldı. Sevk yazısında ayrıca, Deniz Göktaş’ın Youtube’daki video paylaşımları ile ilgili savcılığa şu ana kadar 185 farklı CİMER Başvurusu/Şikayeti yapıldığı belirtilerek, “bu durum göz önüne alındığında, şüphelinin eylemleriyle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmış olduğu da anlaşılmakladır.” Denildi.
KEMAL KILIÇDAROĞLU DESTEĞE GELDİ
Göktaş’a destek için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu adliyeye geldi. Mahkeme kararıyla İstanbul İl Başkanlığı’na getirilen Gürsel Tekin de Kılıçdaroğlu’na eşlik etti.
KILIÇDAROĞLU VE BERABERİNDEKİ HEYETİN İÇERİ ALINMASINA TEPKİ
Basın mensupları ve Deniz Göktaş'ın destekçileri güvenlik bariyerlerinin dışında tutulurken, Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyetin bariyerlerden içeri geçirilmesi protestolara yol açtı.
Bazı kişiler ise Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyetin adliye binasından ayrılmasını istedi. Yaşanan gerginlik üzerine, bölgede güvenlik önlemleri artırılırken, polis ekipleri olayların büyümemesi için çevrede tedbir aldı. Olay sırasında herhangi bir arbede yaşanmadı.


Alevi şakası, Atatürk şakası, din şakası
