Dikkatli takip et çocukken yakala

Güncelleme Tarihi:

Dikkatli takip et çocukken yakala
Oluşturulma Tarihi: Aralık 21, 2007 00:00

Son 20 yılda yapılan araştırmalar, hayvana şiddet olan yerde insana şiddet olduğunu kanıtlamış. ABD’nin en küçük katillerinden Andrew Gloden ile Mitchell Johnson’un da, köpek öldürerek ’eğlendikleri!’ saptanmış. Kriminalistik uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy da, "Bu erken uyarının farkına varılmamasının korkunç sonucu, herkese ders olmalı" diyor.

HAYVANLARA kötü davranan her çocuğa potansiyel katil gözüyle bakmak doğru değil tabii. Ancak başta ABD , yurt dışında yapılan araştırmaları da dikkate almak gerekli. Özellikle seri katillerin hayvanlara işkence yaptığı, öldürdüğü araştırmaların ortak sonucu. Kriminalistik uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, erken uyarının ne kadar gerekli olduğuna şöyle dikkat çekiyor:

İŞTE İKİ ’KÜÇÜK’ ÖRNEK

"Psikiyatri uzmanları, hayvanlara fena muameleyi, davranış bozukluğu tanısında kriter olarak kabul ediyor. Hayvanlara kötü davranan her çocuğun, ileri yaşlarda şiddet içerikli suçlar işleyeceğini öngörmek elbette yanlış olur. Ancak bu çocuklardan her birinin, hele hayvanlara işkence eden ve öldürenlerin mutlaka ciddiye alınması gerekir. 11 yaşındaki Andrew Golden ile 13 yaşındaki Mitchell Johnson, bu konuda en çarpıcı örneklerden. Bu iki çocuk, 24 Mart 1998’de Arkansas’taki okullarında dört öğrenci ve bir öğretmeni öldürdüler. İkisinin de, katliam öncesinde köpeklere işkence ve öldürmek gibi davranış bozuklukları sergilediği okul yönetimi ve ailelerince bilindiği halde, bu erken uyarının farkına varılmamış olmasının yol açtığı sonuç herkese ders olmalıdır."

ERKEN UYARI, SUÇU ÖNLER

1998’de Amerikan Kongresi’ne hitap eden FBI özel ajanı Allan Brantley’in, "Mahkumları inceledik, genellikle hayvan sevgisinden yoksun olduklarını gördük. Bize göre hayvana yönelik şiddet insana yönelik şiddete yol açıyor. Suçun önlenmesinde bu durumun gözönünde tutulması gerekir" sözlerine dikkat çeken Prof. Atasoy, sözlerini şöyle sürdürüyor: "FBI’ın cezaevlerinde gözlemlediği bu gerçek, 20 yıl öncesinde başlayan ve sonuçları hep birbirini destekleyen onlarca bilimsel araştırmayla örtüşür. Kısacası hayvana şiddet olan yerde, insana şiddet olduğu defalarca kanıtlanmış olduğuna göre, hayvana fena muamele, mutlaka bir erken uyarı işareti olarak değerlendirilmeli. Suçla mücadelenin ilk basamaklarından biri, hayvanlara yönelik ihmal, istismar ve şiddetin durdurulması olmalıdır. Hayvanların mağdur, tanık ya da fail olduğu suçlarda ise olay yeri incelemesi ve delil toplanması büyük önem taşır. Yüzyılımızın suçla mücadele açısından en önemli aracı DNA analizleridir. Bu alanda da hayvanların bıraktığı delillerin DNA analizleri işe yarıyor. Bu delillerden yararlanılabilmesi için başlıca üç unsura gereksinim var: Özel eğitimli veterinerler, özel eğitimli olay yeri inceleme uzmanları ve hayvan DNA’sı çalışacak şekilde uzmanlaşmış laboratuarlar. Ülkemizde bu eksikliklerin hızla giderilmesi gerekiyor."

ADLİ TIP VETERİNERİ OLMALI

Prof. Atasoy, bu konuda adli tıp uzmanlığının önemini de şöyle anlatıyor: "İnsan ölümünün orijininin, yani intihar, kaza ya da cinayet olup olmadığının belirlenmesinde, ihmal ve istismarın saptanmasında adli tıp uzmanlarının önemi ne ise hayvanlarla ilgili konularda veterinerler, benzeri önem taşır. Türkiye genelinde, tüm veterinerlerin bu yönde eğitilmesi gerekir. Olay yerlerinden delil toplayan profesyonellerin de hayvanların mağdur, tanık ya fail olup olmadıklarının kanıtlanmasında kullanılacak verileri anlayacak biçimde eğitilmeleri şarttır. Hatta sadece onların değil, hayvan hakları konusunda gayret gösteren tüm
/images/100/0x0/55ea0fc6f018fbb8f868cbc5
vatandaşlarımızın delillerin kaybolmaması için duyarlılığının sağlanması gerekir. Ülkemizde, kundaklama, ırza geçme, adam öldürme gibi suçları işleyenlerin hayvanlara davranışını inceleyen bir tez ya da bilimsel araştırmanın yapıldığına rastlamadım. Ne yazık ki, bundan bir kaç yıl önce gerçekleştirdiğimiz ve Türkiye cezaevlerindeki hükümlüleri incelediğimiz araştırmanın anket formuna, mahkumların hayvanlara bakış açısını ölçen sorular eklemeyi akıl edememişiz. Umarım suçla mücadele alanında çalışan akademisyenlerle hayvan haklarını korumak için uğraş verenler bu konuda işbirliği yapar, ülkemizdeki duruma yakın gelecekte açıklık getirirler."

Hayvan hakları korunmalı

GEÇTİĞİMİZ yıl yaşamını yitiren Türk hukukunun önemli ismi Prof. Dr. İsmet Sungurbey, hayvan haklarıyla ilgili ilk hareketi başlattı. Sabahın kör vaktinde sokak sokak dolaşıp, kedileri besleyen Prof. Sungurbey, ’Hayvan Hakları’ adlı kitabında, şunları yazmıştı: "Hayvan hakları yasası geçmeden, Türkiye, AB ülkeleri arasında yerini alamaz. İnsan hakları korunsun, hayvan hakları köşede dursun demek, hayvanlar katledilsin demektir. Türkiye’de milyonlarca hayvansever var. Hayvanları çocukları gibi seven bu insanlar, katledilişlerini görüyorlar. Sokaklarda hayvan cesetleri görmek, insanın ruh sağlığını bozar. Sürekli stres altında yaşamak da insanın ruh sağlığını tehdit eder. İnsan haklarının en önemli şıkkı, ruh sağlıklarının koruma altına alınması. Hayvan hakları olmadan insan haklarının korunmasından söz edemeyiz."

YARIN: BİR MANTO İÇİN 20’DEN FAZLA KEDİ ÖLDÜRÜLÜYOR
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!