GeriGündem Dans müziğinin karanlık yüzü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dans müziğinin karanlık yüzü

Abone Olgoogle-news

LeftfIeld

İsimleriyle bizzat yeni bir müzik türüne isim babalığı yapan ve artık neredeyse markalaşan ‘‘Leftfield’’in dört yıllık suskunluğu bitti. Grup Sony Müzik etiketini taşıyan yeni albümleri ‘‘Rhythm and Stealth’’ ile ortalığı birbirine katmaya hazırlanıyor. Biz albümü dinledik ve en az grup kadar yaratıcı ve güçlü olduğu kanaatine vardık. Doğduğumuz yüzyılın müziklerine gönül ferahlığıyla ‘‘Rhythm and Stealth’’ ile elveda diyebilirsiniz.

Leftfield ilk albümüyle büyük heyecan yaratan o ender gruplarla aynı familyaya mensup. Grubun müzik dünyasına rücu etmesi sadece 1995 yılına dayanıyor. O yıl çıkardıkları ilk albümleri ‘‘Leftism’’ o denli başarılı oldu ki ‘‘progressive house’’ tarzının yaratıcısı ilan edildiler. ‘‘Leftism’’ grubun dub, reggea ve Afrika tarzını kullandığı bir albüm olarak tarihe geçti. Albüm bugün tüm müzik eleştirmenlerince ‘‘tüm zamanların en iyi dans albümü’’ olarak kabul ediliyor. Sadece İngiltere'de 500.000'in üzerinde bir satış rakamına ulaşan albüm yine tüm dünyada milyonlarca kopya sattı. Üstelik ‘‘Leftism’’ furyasının etkileri (tabii sözcüğün anlamıyla değil) güzel memleketimizde de görüldü. Buralarda da ‘‘Leftfield’’ hayranları oluştu ve çıtır çıtır albüm satıldı.

Aslında Leftfield'e bir grup demek çok doğru değil çünkü onlar daha ziyade Neil Barnes ve Paul Daley'den mütevvellit bir ikili. Tabii bu arkadaşlar, ‘‘Leftism’’ gibi çok başarılı bir albüm yaptıktan sonra ikinci bir albüm çıkarmayı göze almamışlar. Bu yüzden ‘‘Rhythm and Stealth’’i çıkarmak için bu kadar beklemişler. Bizce kesinlikle beklediklerine değmiş.

‘‘Rhythm and Stealth’’den yayınlanan ilk single ‘‘Afrika Shox’’un vokallerinde gruba elektronik müziğin büyükbabası ‘‘Afrika Bambaata’’ eşlik ediyor. Üstelik parçanın klibi de daha önce Madonna ve Aphex Twin'e çektiği kliplerle üne kavuşan Chris Cunningham'ın imzasını taşıyor. Yakında klibi sık sık bizim ekranlarda da görmeye başlarız.

Ses Melodileri

Bir de hem grubu sevenleri hem de sinema ve özellikle soundtrack meraklılarını ilgilendirecek bir haberimiz var. Daha önce ‘‘Trainspotting’’, ‘‘Shallow Grave’’ gibi filmlerin soundtrack albümlerine de parça veren Leftfield'in son albümünde yer alan ‘‘Swords’’ isimli şarkısı ülkemizde henüz gösterime girmeyen GO isimli gençlik filminde kullanılıyor.

Kendilerini, ‘‘biz müzisyen değiliz, ses modelistleriyiz,’’ diyerek tanımlayan Paul ve Neil, Londra'da farklı kulüplerde kongo çalarken tanışıp bir araya gelmiş. Zamanla teknolojiyi kullanarak farklı sound'lar yaratabileceklerini fark eden ikili, kendi imkanlarıyla yarattıkları stüdyolarında ilk single'ları ‘‘Not Forgotten’’ı kaydetmiş. Bu şarkıyla şeytanın bacağını kıran grup almış başını gitmiş. Kendilerinin bile zor hayal edebilecekleri bir şeyi başararak ‘‘progressive house’’ olarak tabir edilen yeni bir türün yaratıcıları arasında yer almayı başarmışlar. Bu yüzden günümüzde türün babaları sayılan Chemical Brothers ve Underworld ile aynı kefeye konmanın keyfini sürüyorlar.

Dansın Pink Floyd'u

Son derece karmaşık bir yapısı olan elektronik müzik dünyasında sağlam bir yer edinmek oldukça güç aslında. Batı dünyasındaki insanların evlerindeki bilgisayarlarla müzik yaparak dans müziğine takılmaları çocuk oyuncağı. Hal böyle olunca piyasaya her gün yüzlerce çaylak düşüyor. Bunların arasında kalıcı bir yer edinmek isteyenlerin ilk yaptığı da başarılı grupları taklit etmek oluyor. Neil ve Paul Daley amcalar (yani Leftfield) daha ilk albümleriyle ‘‘dans müziğinin Pink Floyd'u’’ ilan edilince haliyle onları da taklit eden onlarca grup türedi. Bu durum ne kadar sürür bilinmez.

Uzun lafın kısası grubun taklitlerinden şiddetle sakınınız ve plakçınızdan ısrarla hakiki Letfield'i sorunuz. Bulunca da dikkatle kulak veriniz. 21. yüzyılda dans pistlerinin hal ve gidişatının nasıl olacağını merak edenler için onlardan daha iyi bir kılavuz yok çünkü...

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle