GeriGündem Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'dan önemli açıklamalar! 'Temel çizgimiz Soçi Mutabakatı'na geri dönülmesidir'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'dan önemli açıklamalar! 'Temel çizgimiz Soçi Mutabakatı'na geri dönülmesidir'

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Beştepe'deki Kabine Toplantısı sonrasında İdlib'de yaşanan gelişmelerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Kalın, 'Rus Heyeti ile görüştük, İdlib'de bizim temel çizgimiz, Soçi Mutabakatı'na geri dönülmesidir. Şu an itibari ile çıkan karar görüşmelerin devam etmesi yönünde' ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın takdim konuşması ile başlayan toplantıda gündemlerindeki önemli konu başlıklarının ele alındığını söyleyen Kalın, Erdoğan'ın geçen hafta Pakistan'a gerçekleştirdiği ziyaretin de ele alındığını belirtti.

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı için Azerbaycan'a 25 Şubat'ta günübirlik çalışma ziyareti gerçekleştireceğini anımsattı.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in ise yarın Türkiye'ye geleceğini ifade eden Kalın, şunları kaydetti:

"Özbekistan ile hem tarihi, kültürel anlamda hem de bugün daha da güçlenen bir şekilde siyasi, ekonomik önemli ilişkilerimiz var. Bu ilişkileri daha da güçlendirecek bir ziyaret olmasını temenni ediyoruz. Ayrıca perşembe günü Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nin açılışı gerçekleşecek. Türkiye'nin en büyük kütüphanesi olma vasfının yanında 7 gün 24 saat herkese açık olmak suretiyle de bu kütüphanenin Türkiye'de kitap okuma, kütüphanecilik ve diğer alanlarda çok önemli bir paradigma değişikliğine vesile olacağına inanıyoruz. Bu vesile ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin çok önemli bir ayağı tamamlanmış olacak."

Millet Kütüphanesi'nde süreli yayınlar dahil olmak üzere 1,5 milyona yakın matbu eserin yer alacağını hatırlatan Kalın, "Bu sayı hızla artacak, elektronik kitap formatında da kütüphanemiz yeni bir dönemin ilk sayfasını da açmış olacak. Kütüphanemizde bildiğiniz gibi çok önemli koleksiyonlar da var, rahmetli Mehmet Şevket Eygi'den, İlber Ortaylı Hoca'ya kadar birçok kıymetli bilim insanının ve koleksiyonları da kütüphanemizde. Perşembe günü çok heyecanlı coşkulu bir şekilde de bu kütüphanenin açılışını gerçekleştireceğiz." diye konuştu.

TOPLANTIDA GÜVENLİK VE DIŞ POLİTİKA KONULARI ELE ALINDI

Kabine Toplantısında güvenlik alanında Milli Savunma Bakanlığının, MİT'in ve Dışişleri Bakanlığının güvenlik ve dış politika ağırlıklı sunumları olduğuna değinen İbrahim Kalın, şöyle devam etti:

"Ayrıca Sağlık Bakanlığımızın özellikle koronavirüs ile mücadele ve Elazığ deprem bölgesinde verilen sağlık hizmetleri konusunda detaylı bir sunumları oldu. Son olarak da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Genel Sağlık Sigortası ile ilgili bir sunumu gerçekleşti. Suriye'de ve İdlib'de yaşanan gelişmeler, gündemimizin üst safhalarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle İdlib ile ilgili yaşanan gelişmeleri bildiğiniz gibi geçen hafta burada bulunan Rus heyetiyle görüşmüştük. Dün ve bugün de Türkiye'den giden bir heyetimiz Moskova'da görüşmeler gerçekleştirdi.

İdlib'de temel çizgimiz Soçi mutabakatına derhal geri dönülmesi, daha önce kararlaştırdığımız İdlib Çatışmasızlık Bölgesi sınırlarının tekrar esas kabul edilerek özellikle askeri gözlem noktalarımız ve sivillerin korunması noktasında gerekli adımların atılması. Bu konuda arkadaşlarımızın çeşitli görüşmeleri ve müzakereleri oldu. Kağıt alışverişleri oldu, bugün itibarıyla çıkan karar bu müzakerelere devam edilmesi yönünde."

RUS TARAFININ AÇIKLAMALARI

Rus tarafından gelen bazı açıklamaların sahadaki gerçekleri doğru yansıtmadığına işaret eden Kalın, "Görüyoruz, özellikle 'Değişen şartlar dikkate alınarak haritanın yeniden çizilmesi gerekiyor.' şeklinde birtakım değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz. Burada bu hususu tashih etmek isterim. Öncelikle değişen şartlar, sahanın gerçekleri değil empoze edilen şartlardır." ifadesini kullandı.

İdlib Çatışmasızlık Bölgesi'nin sınırlarının belli olduğunu ve yaklaşık 2 yıl önce üzerinde mutabık kalınan sınırlar ve Türk askeri gözlem noktalarının bulunduğu yerlerin açık ve net bir şekilde ortaya konulduğunu anımsatan Kalın, şöyle devam etti:

"12 askeri gözlem noktamız da bu harita esas alınarak buralara konuşlandırılmıştır. Dolayısıyla burada empoze edilen şartları, birtakım zorlamaları 'sahanın değişen şartları' diye takdim etmenin bizim açımızdan kabul edilebilir olmadığını ifade etmek istiyorum. Sahanın gerçekleri öncelikle hepimizin üzerinde mutabık kaldığı Soçi mutabakatıdır. İkincisi oradaki askeri gözlem noktalarımız, onların güvenliğidir. Üçüncüsü mültecilerin ve sivillerin durumudur. Dördüncüsü de tabii ki Suriye'de devam eden ama maalesef rejimin sabotajları nedeniyle bir türlü ilerleme kaydedemediğimiz siyasi süreçtir. Sahanın gerçeklerini bu şekilde konumlandırmak daha isabetli olacaktır. Zira Türkiye'nin, Suriye'nin veya bir başka ülkenin bir karış toprağında gözü yoktur. 'Burası Suriye devletinin, rejiminin topraklarıdır. Tabii ki istediği şekilde buralarda operasyon yapabilir.' argümanının bizim açımızdan da bir geçerliliği olmadığını ifade etmek istiyorum."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalından önemli açıklamalar Temel çizgimiz Soçi Mutabakatına geri dönülmesidir

"ASKERİ GÖZLEM NOKTALARININ YERİNİN DEĞİŞMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL"

Suriye'de yüz binlerce insan öldürülürken, milyonlarca insan mülteci haline gelirken Türkiye'nin ya da uluslararası toplumun eli kolu bağlı bir şekilde oturmasının, hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmasının tasavvur ve tahayyül edilemeyeceğini vurgulayan İbrahim Kalın, "Biz burada hem insani hem siyasi manada üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirdik, getirmeye de devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız geçen hafta TBMM Grup Toplantısı'ndaki hitabında rejime çok açık, net bir şekilde mesajlarımızı iletmiştir. Askeri gözlem noktalarımız yerlerinin değişmesi söz konusu değildir. Buranın korunması ve sivillerin muhafaza edilmesi için de bu bölgeye askeri tahkimat ve sevkiyatımız da devam edecektir." şeklinde konuştu.

Kalın, "Askerlerimize yönelik herhangi bir saldırı, taciz söz konusu olduğunda geçen haftalarda olduğu gibi bundan sonra da cevabın en sert şekilde verileceğinden kimsenin en ufak bir şüphesi yahut tereddüdü olmasın." dedi.

LİBYA MESELESİ

Libya meselesinin de bir diğer uluslararası önemli konu olduğunu bildiren Kalın, şunları kaydetti:

"Birleşmiş Milletler çatısı altında devam eden Berlin sürecine bağlılığımızı devam ettiriyoruz. Bu çerçevede geçen hafta Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey'in Münih Konferansı marjında ilgili bakanlarla bir takip toplantısı gerçekleşti, kendisi birçok ikili görüşmede yaptı. Buradaki duruşumuzla son derece net, uluslararası toplumun ve BM'nin tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti çerçevesinde Libya halkının yanında yer almaya devam edeceğiz. Bu çerçevede Berlin Konferansı'nda alınan ateşkes ve siyasi, askeri komitelerin toplanması kararlarına da tam destek verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Fakat maalesef BM'nin önerdiği ve ülkelerin üzerinde mutabık kaldığı bu yol haritası, Hafter tarafından her gün ihlal edilmeye, delinmeye, sabote edilmeye devam etmektedir.

Hafter tarafına halen ve bütün bu kararlara rağmen askeri yardım devam etmektedir. Orada milis güçler, lejyoner güçler, paralı askerler farklı isimler altında sahada bu ateşkes sürecini sabote etmeye devam etmektedirler. Yine Hafter tarafının bütün Libya'ya, Libya halkına, Libya ekonomisine zarar veren, petrol yataklarını bloke etme durumu da devam etmektedir. Bu hoyratça tavra, bu haydutça tavra, bu şımarık tavra uluslararası toplumun sessiz kalması elbette düşündürücü."

AB'NİN LİBYA'YA SİLAH AMBARGOSUNU DENETLEMESİYLE İLGİLİ HABERLER

Son iki gündür Avrupa Birliği'nin Libya'da silah ambargosunun denetlenmesiyle ilgili bir operasyon başlatacağına dair de birtakım haberler çıktığını anımsatan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, şu değerlendirmede bulundu:

"Burada şu hususun altını da çizmemiz gerekiyor; öncelikle Birleşmiş Milletler kararlarında açık ve net bir şekilde ifade edildiği gibi böyle bir denetimin ancak BM çatısı altında ve Ulusal Mutabakat Hükümeti ile istişare ve dayanışma içerisinde yapılması gerekmektedir. Bu bağlayıcı bir kural olarak BM kararlarında yer almaktadır. İkinci önemli husus da öncelikle bu silahların ve milislerin ülkeye nereden girdiğine çok net yakından bakılması gerekiyor.

Burada da özellikle doğu ve güney bölgelerinin kontrol altına alınması gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Bilinen, malum yerlerden gelen askeri desteğin, silah desteğinin uçaklarla gemilerle ayrıca paralı askerlerin ne şekilde geldiğini ve Libya sürecini askeri ve siyasi süreci nasıl baltaladığını da bütün uluslararası toplum görmektedir. Tabii ki burada özellikle BM olsun ilgili ülkeler olsun komşu ülkeler olsun Cezayir gibi Tunus gibi ve sürece dahil olan diğer ülkeler olsun artık bu ihlallerin sona erdirilmesi için gerekli adımları el birliği ile atmak durumundadırlar."

"VİRÜSLE MÜCADELE KONUSUNDA TÜRKİYE OLARAK GEREKLİ TEDBİRLERİ ALDIK"

Toplantıda, koronavirüs konusunda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sunum yaptığını ifade eden Kalın, bunun konuya ilişkin bugüne kadar alınan tedbirler, atılan adımlar ve bundan sonrası ile ilgili kapsamlı bir sunum olduğunu bildirdi.

Virüsle mücadele konusunda Türkiye olarak gerekli tedbirleri aldıklarını ve Türkiye'de şu ana kadar ciddi bir vaka ile karşılaşılmadığını dile getiren Kalın, bundan sonrası ile ilgili öngörünün de tedbirlerin etkili olmaya devam edeceği şeklinde olduğunu belirtti.

Çin yönetiminin çok ciddi bir mücadele verdiğini, ciddi tedbirler aldığını ve süreci çok şeffaf bir şekilde yönettiğini ifade eden Kalın, olay ortaya çıktığı andan itibaren Çinli makamların iyi bir sınav verdiklerini söyledi.

Koronavirüs ile mücadele konusunda Çin hükümetinin yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayan Kalın, şöyle devam etti:

"Bugüne kadar maske olsun, tıbbi malzeme olsun diğer alanlarda bildiğiniz gibi Çin'e gönderdiğimiz birtakım yardımlar oldu. Bunların devamı da gelecek, Cumhurbaşkanımızın direktifiyle talimatıyla Çin makamları ile bu konuda yakın bir iş birliği içerisinde olmaya devam edeceğiz.

Bu konuda vatandaşlarımızın da soruları olursa herhangi bir soru işaretleri, endişeleri olursa Sağlık Bakanlığımızın ilgili birimleriyle kendileri de derhal temas edebilirler. Umarız bazı tahminlere göre pik dönemi artık önümüzdeki günlerde gerçekleşecek bu virüsün ve bu virüsle mücadelenin kısa sürede sonuçlanmasıdır. Bu çerçevede biz Türkiye olarak Çin ile Dünya Sağlık Örgütü, diğer paydaşlarla yakın ilişki ve temas içerisinde olmaya devam edeceğiz."

"FETÖ İLE MÜCADELEYİ SULANDIRMAYA DÖNÜK BİR GİRİŞİM"

Toplantıda, FETÖ ile mücadele konusuyla ilgili de bir bahsin geçtiğini ifade eden ve son günlerde FETÖ'nün siyasi ayağı başlığı altında devam eden tartışmaları hatırlatan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Baktığınız zaman bu tartışmanın kaynaklandığı yere, tartışıldığı zemine, yaptığı atıflara, birtakım imalara totalde bunun FETÖ ile mücadelenin güçlendirilmesinden ziyade FETÖ ile mücadeleyi sulandırmaya dönük bir girişim olduğu ve bu mücadele üzerinden çeşitli siyasi partilerin ve tarafların siyasi rant elde etme peşinde olduğunu görüyoruz. Şunun altını açık ve net bir şekilde çizmekte fayda var, bugüne kadar 40 yıllık geçmişi olan bu terör örgütüyle en ciddi, en kapsamlı ve en kararlı mücadeleyi bu hükümet vermiştir, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki ekipler vermiştir, bizzat kendisi bu mücadelenin bayraktarlığını yapmıştır, yapmaya da bundan sonra devam edecektir.

Bugüne kadar geçmiş dönemlerde 70'li, 80'li, 90'lı, 2000'li yıllarda bu örgütün devletimizin çeşitli kurumlarına nasıl sızdığını, vatandaşlarımızı, masum insanları, onların genç çocuklarını nasıl kandırdığını, dini inanç, hizmet, ihlas gibi kavramlar altında bu kılıfları kullanarak maalesef öncelikle din-i mübin-i İslam'a nasıl zarar verdiğini, insanlarımızı nasıl birbirine düşürdüğünü, kutuplaştırdığını hepimiz gördük."

FETÖ İLE MÜCADELEDE EL BİRLİĞİ VURGUSU

Bu durumun 15 Temmuz'da kanlı bir darbe girişimi ile sonuçlandığını dile getiren Kalın, "Şimdi burada yapmamız gereken el birliğiyle millet olarak bütün milletin, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarının düşmanı olan bu terör örgütüne karşı hep birlikte el birliği içerisinde mücadele etmektir. Burada 'senin tarafın benim tarafım' tarzı ayrımlara gitmeden bu terör örgütünün izini, eserini, etkisini silecek, ortadan kaldıracak ve bir daha bu topraklarda neşvünema bulmaması için hepimizin el birliği ile hareket etmesi gerekiyor." diye konuştu.

Bu çerçevede yurt içinde ve yurt dışında bu mücadeleyi her safhada ve her satıhta kararlı bir şekilde bundan sonra da yürütmeye devam edeceklerini vurgulayan Kalın, şunları söyledi:

"Bundan hiç kimsenin en ufak bir şüphesi ve tereddüdü olmasın. Burada birlik ve beraberlik bu terör örgütüne karşı vereceğimiz en önemli cevaptır. Bunun altını da özellikle çizmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki kararlılığının tam olduğunu da ifade etmek istiyorum. Çünkü zaman zaman dediğim gibi bu siyasi ayak veya işte 'sen geçmişte bunu yaptın, sen şunu yaptın' tarzı suçlamalarla ithamlarla bu mücadelenin sulandırıldığını, hedef saptırıldığını görüyoruz. Buna da en çok FETÖ terör örgütünün mensupları herhalde seviniyorlardır. Dolayısıyla biz burada bu terör örgütüne hiçbir şekilde prim vermeden, onları sevindirecek hiçbir eylemin içerisinde olmadan tek yürek, tek millet olarak bu terör örgütüne karşı kararlı mücadelemizi sürdüreceğimizi de ifade etmek istiyorum."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalından önemli açıklamalar Temel çizgimiz Soçi Mutabakatına geri dönülmesidir

"BU ÖRGÜT TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN TAMAMINA DÜŞMANDIR, BİR KESİMİNE DEĞİL"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kalın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında dava açtığının hatırlatılması üzerine, "Tabii ki dava açabilir, yani bu onun bireysel hakkıdır." dedi.

FETÖ ile mücadele samimi bir şekilde yapılacaksa bunun siyasi parti, mezhep, meşrep, siyasi görüş, ideoloji ayrımı yapılmadan birlik beraberlik içinde hareket edilerek yapılması gerektiğini anlatan Kalın, "Çünkü bu örgüt Türkiye Cumhuriyeti'nin tamamına düşmandır bir kesimine değil. Geçmişte birtakım çevreler bunlarla birtakım ilişkilere girmiş olabilirler, biz bunun örneklerini gördük. Geçen hafta Cumhurbaşkanımız da bunları açık, net belgeleriyle görüntüleriyle hepsini ortaya koydu." şeklinde konuştu.

"Bunları tekrar sunabiliriz, tekrar kendilerine hatırlatabiliriz." ifadesini kullanan İbrahim Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu FETÖ terör örgütü ile mücadelede bir zaafa asla dönüşmemelidir. Bakın 17/25 yargı darbe girişimi ve sonrasında yaşananları bir hatırlayın. O süreçte FETÖ'cülerin yanında kimler durdu, kimler onlara sahip çıktı? 15 Temmuz darbe girişimi olana kadar acaba kimler kimlerle... Bu çevreler şimdi Cumhurbaşkanımızı eleştiren, AK Parti'yi eleştiren çevreler ya da devletin bu konuda zaaf gösterdiğini söyleyenler acaba ne tür gizli, açık, kapalı görüşmeler yaptılar? Kimlerle ne tür temaslar kurdular? Bunların hepsini tekrar tekrar konuşabiliriz ama burada aslolan bu terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti'nin tamamına düşman olduğu, başkalarının maşası olduğu, başkalarının dizaynını, planını hayata geçirmek için birer kukla olarak yetiştirildiği, kullanıldığı gerçeğini asla gözden çıkartmayalım. Bunu dikkate almadığımız zaman bu siyasi polemikler aynı 'bu darbe geliyor, Türkiye'de darbe olacak' tartışmaları gibi bir hedef saptırmaya dönüşür."

Son günlerde "Türkiye'de yeni bir darbe olacak, belli çevreler de rahatsızlıklar var' şeklinde konuşmaların yapıldığını anımsatan Kalın, "Geçmişte de bu tür şeyler çok denendi ama onlar Türkiye'nin vesayet altında yaşadığı dönemlerdi. Bir gazete böyle bir manşet attığında, 'falan çevre rahatsız' dediğinde Türkiye'de birtakım belli çevrelerde hareketlenmeler olurdu. Çünkü o vesayet odaklarının elinde güçler vardı ama bakın hamdolsun son 16-17 yılda verilen mücadele neticesinde artık bu vesayet odakları güçlerini yitirmiştir. Milletin gücünün üzerinde hiçbir gücün olmadığını açık ve net bir şekilde görmüştür." ifadesini kullandı.

"TÜRKİYE'Yİ MİLLETİN GÜCÜNÜN ÜSTÜNDE GÜÇ TANIMAYAN LİDER KADROSU YÖNETİYOR"

Milletin gücünün üstünde başka bir güç tanımadığını söyleyen bir lider ve kadronun şu anda Türkiye'yi yönettiğine dikkati çeken Kalın, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Dolayısıyla bu vesayet odağı nereden gelirse gelsin, ister FETÖ olsun ister PKK terör örgütü olsun, ister yok ordunun, yargının, bürokrasinin, güvenlik bürokrasisinin, iş dünyasının, medyanın içerisinde olsun, nerede olursa olsun onlar hedeflerine asla ulaşamayacaklardır. Bu tür söylemlerin Türkiye'de hedef saptırmak, vesayet odaklarıyla ve terörle mücadeleyi sulandırmak, gündemi değiştirmekten başka bir faydası olmayacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti'nin her bir ferdi, Türk Milleti olarak bu saptırmalara, bu oyalamalara da asla prim vermeyecektir, bunu da defalarca gösterdik."

Milletin, 15 Temmuz gibi ağır bir darbe girişiminden sonra adeta küllerinden yeniden canlanarak ayağa kalktığını, o güne kadar uyguladığı projelerin hiçbirini aksatmadan teker teker hayata geçirmeye devam ettiğini belirten Kalın, 3'üncü köprünün açılmasından, Fırat Kalkanı Harekatı'nın 15 Temmuz'dan birkaç ay sonra hayata geçirilmesine kadar her alanda bunu çok net bir şekilde gördüklerini söyledi.

Sözcü Kalın,şunları kaydetti:

"15 Temmuz ile ilgili davalar başladığında ordu içindeki FETÖ'cü yapılanmalar temizlenmeye başladığında da belli çevreler 'Türkiye artık askeri gücünü yitirmiş, NATO içinde eski etkinliğini kaybetmiş bir ülke haline gelecek çünkü bu kadar işte komutanı, askeri görevden aldığınız zaman Türkiye askeri anlamda asli görevlerini yerine getiremeyecek, Türk ordusu zaafa uğrayacak' diye birtakım söylemlerin ileri sürüldüğünü de biz gördük. Tam tersi oldu, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tür urlardan, bu tür hastalıklı yapılardan, zihniyetlerden temizlendikçe asli görevine döndü, daha etkin, daha kararlı, sahada netice alan bir silahlı kuvvetler haline geldi, bir ordu haline geldi."

Bunun somut neticelerini Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatları ve PKK ile mücadelede gördüklerini dile getiren Kalın, şu ifadelere yer verdi:

"Geçmişe doğru baktığınızda PKK ile mücadele olsun, FETÖ ile olsun, DHKP-C, DEAŞ ve benzeri terör örgütleriyle mücadelede askeri imkan ve kabiliyetler anlamında 'elimizde birçok imkan bulunduğu halde neden netice alınamıyor' diye sorduğunuzda bu tür yapıların içeride ne tür kumpaslar kurduklarını, ne tür oyalamalar yaptıklarını, siyasi iradenin direktiflerini nasıl boşa çıkarttığını defalarca gördük, geriye doğru bunları okuduğunuz zaman. Bunlardan temizlendikçe Türk Silahlı Kuvvetleri de bugün asli görevine, misyonuna, vazifesine geri dönmüştür ve çok daha etkin bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti topraklarını korumak için gece gündüz mücadele vermektedir.

Bugün vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Eğer biz bugün şehirlerimizde, Türkiye'nin dört bir tarafında, doğusunda batısında, kuzeyinde güneyinde güven içerisinde yaşıyorsak bu kahraman askerlerimizin, her kademeden askerimizin, erimizin, komutanımızın verdiği mücadele sayesinde olmaktadır. Dolayısıyla bu tezkiye hareketi, bu temizlenme hareketi Türk Silahlı Kuvvetlerini de daha güçlü kılmıştır. Dolayısıyla burada bu konuları tartışırken işte 'darbe olacak, darbe gelecek, belli çevreler rahatsız harekete geçecekler' türü söylemler geldiğinde bunların kaynağına bakmak lazım. Kimler tarafından ne şekilde yönlendirildiğine bakmak lazım. Türkiye Cumhuriyeti burada 15 Temmuz darbe girişimini püskürtmüş bir millet olarak bundan sonra kimden hangi saikle gelirse gelsin hiçbir darbe girişimine asla prim vermeyecektir. Bunu da net bir şekilde ifade etmek isteriz."

Kalın, Gezi olaylarına ilişkin, "O sürecin bir bütün olarak Türkiye'ye zarar verdiğini asla akıldan çıkarmayalım." açıklamasında bulundu.

Kalın, "(Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi) Milletin konuştuğu, kararını verdiği, iradesini sandıkta yansıttığı, sistemin değiştiği bir dönemde tekrar tekrar bu konuyu açmak, 'bundan dolayı Türkiye iyi yönetilmiyor' gibi birtakım söylemler geliştirmek ülkemizin siyasi, sosyolojik, toplumsal gerçekleriyle bağdaşmamamakta." diye konuştu.

Kalın, Hafter güçlerinin Trablus Limanına roketli saldırısına ilişkin, "Bir taciz atışı oldu, isabetsiz bir atıştı. Derhal, misliyle karşılık verildi." dedi.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle