GeriGündem Cinnah fısıltıları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cinnah fısıltıları

Krizin ortasında elçi değiştiriyorlarFARUK Loğoğlu, Washington Büyükelçisi olarak bugünlerde Türk diplomasisinin en büyük sorumluluk yüklenmiş isimlerinden biri. Aylardır Türkiye ile ABD arasında Irak konusunda süren kritik görüşmelerin Washington ayağını Loğoğlu yürütüyor.İşi çok zor. Çünkü Türkiye'ye büyük kızgınlık ve tepki duyan bir ülkede görev yapıyor. Her gün eleştirileri püskürtmekle uğraşıyor. Bir yandan da bütün ayarları bozulan bir ilişkiyi yerli yerinde tutmaya çabalıyor.Loğoğlu, bütün bunlar yetmediği gibi, geçen pazar günü TBMM'nin kendisini emekliye sevk eden bir yasa tasarısını kabul ettiğini öğrendi.AKP hükümetinin Meclis'ten geçen tasarısı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanırsa, Loğoğlu, savaşın başladığı bir dönemde iki ay içinde görevini bırakıp emeklilik işlemlerini başlatmak zorunda kalabilir. Çünkü, tasarı belli istisnalar dışında 61 yaşındaki devlet memurlarının otomatik olarak emekliye ayrılmalarını öngörüyor. Loğoğlu da 62 yaşında.GÖZLER KABİNEDELoğoğlu'nun görevde kalabilmesi için tek bir yol var. O da, Bakanlar Kurulu'nun Loğoğlu'nun görevine devam etmesinde fayda bulunduğuna kanaat getirmesi ve bu konudaki bir uzatma kararının bütün bakanlar tarafından imzalanması.Hükümet, Loğoğlu'nun süresini uzatabilir. Ancak uzasa bile, meslek hayatının en kritik görevini yaptığı bir sırada moral bozucu, dikkatini dağıtan bir sıkıntının içinden geçmiş olacak Loğoğlu. Çünkü, ister istemez aklı Ankara'da, yani uzatma kararında olacak. Loğoğlu, bu durumdaki tek büyükelçi değil. TBMM'den geçen tasarı, yaklaşık 35 dolayında büyükelçiyi de otomatik olarak emekliye sevk ediyor.Bu şekilde 61 yaşını doldurdukları için emeklilik menziline giren büyükelçiler arasında, BM Daimi Delegesi Ümit Pamir, Madrid Büyükelçisi Volkan Vural, Paris Büyükelçisi Uluç Özülker, Londra Büyükelçisi Akın Alptuna, Roma Büyükelçisi Necati Utkan, Kabil Büyükelçisi Müfit Özdeş ve Tokyo Büyükelçisi Solmaz Ünaydın akla ilk gelen diplomatlar.TERS DÜŞMEYECEKLERTürkiye'nin, Cumhuriyet tarihinin uluslararası ilişkiler alanındaki en ağır krizinin içinden geçtiği bir dönemde, AKP hükümetinin kabul ettiği tasarı Dışişleri Bakanlığı'nda ciddi bir moral bozukluğu yaratmış bulunuyor.Bu büyükelçilerin bir bölümü muhtemelen emekli edilecek, bir bölümü ise uzatmalarla görevlerinde kalacak.Görevde kalmak isteyenlerin bundan sonra dikkat etmeleri gereken çok önemli bir nokta var. Herhangi bir bakanı bulundukları merkezlerde ağırlarken saygıda hiç kusur etmemeleri, onları hiçbir şekilde üzmemeleri gerekiyor.Çünkü bir bakanın uzatma kararını imzalamaması, büyükelçilerin görevde kalma umutlarını boşa çıkarabilir.Bir nokta daha var: Hükümetle dış politika konularında hiçbir şekilde ters düşmemeleri gerekiyor.Vekilinin evinde kiracı kalacakAKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, başbakan koltuğuna oturmasına, ATA uçağını kullanmaya başlamasına karşılık, Başbakanlık Konutu'na yerleşmiyor.AKP hükümetinin ilk icraatı olarak milletvekili lojmanlarını satışa çıkartan Erdoğan, Çankaya'daki konforlu Başbakanlık Konutu'na yerleşirse kendisiyle çelişeceğini düşünüyor.Erdoğan, yalnızca zaman zaman iş amaçlı olarak toplantılar için Başbakanlık Konutu'ndan yararlanacak, geceleri uyumak için kendi evine gidecek.AKP Lideri Ankara'ya geldiğinde, başkentin lüks semtleri arasında sayılan Oran'da bir apartman katına yerleşmişti.Ancak Oran'a bir türlü ısınamadı Erdoğan ve Keçiören semtinde bir ev kiraladı. Halen (iç inşaatı) süren ev Keçiören Subay Evleri Mahallesi Kuşadası Sokak'taki yeni bir bina. Erdoğan, bu evin en üstündeki dubleks dairede oturacak.BURJUVAZİ KORKUSUErdoğan, evi sırdaşları arasında yer alan AKP Ankara milletvekili Faruk Koca'dan kiraladı. Yani, genel başkan, milletvekilinin evinde kiracı olarak oturacak. Bir başka deyişle, mal sahibi ile kiracı arasında bir sıkıntı beklenmiyor. Erdoğan'ın Keçiören'e taşınmasında, seçkinlerin semti olarak bilinen Oran'da oturmak yerine, halka daha yakın bir semte geçme düşüncesinin rol oynadığı da kulislerde öne sürülüyor.Belli ki, AKP lideri, kendisini Ankara burjuvazisi ile özdeşleştirmek istemiyor.Erdoğan gibi, TBMM Başkanı Bülent Arınç da lojman kullanmıyor. Arınç, bir süre önce TBMM başkanına ait Çankaya'daki lojmandan çıkarak, Çukurambar semtinde satın aldığı mütevazı apartman dairesine yerleşmişti.GÜL NE YAPACAK?Bu durumda AKP'nin ağır topları arasında devlet rezidansında kalan tek bir kişi var: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül.Gül, bilindiği gibi, başbakan olur olmaz ailesi ile birlikte Dışişleri Konutu'na geçmiş, bunun üzerine Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış da evinde oturmak zorunda kalmıştı.Gül, Dışişleri Bakanı olunca da Dışişleri Konutu'nda oturmaya devam ediyor.Ancak Erdoğan ve Arınç lojmana geçmeyi reddederken, Gül'ün Dışişleri Konutu'nda oturmaya devam edip etmeyeceği, AKP kulislerinde en çok merak uyandıran soruların başında geliyor.ABD'yi uyardı kanal krizini aştıGEÇEN hafta Türk-Amerikan ilişkilerinde kamuoyuna yansımayan bir kriz daha yaşandı.Bu kriz hava koridoru ile değil, Türk-Amerikan ilişkilerindeki bazı diyalog koridorları ile ilgiliydi.Yani, gayri resmi kanalları konu alıyordu.Bu kanallar, resmi kanalların dışında devreye giren üçüncü şahısları anlatıyor.Dışişleri Bakanlığı'nın sıkıntısı şuradaydı:ABD Büyükelçisi Robert Pearson ile resmi düzeyde bir müzakere yürütülürken, Amerikalıların hükümet ile başka kanallar üzerinden de diyaloğa girmeleri işi zaman zaman arapsaçına çeviriyor, ciddi koordinasyon sorunları yaratıyordu.Örneğin, bir müzakere pozisyonu alınıp Amerikalılara ‘‘Hayır’’ dendiğinde, başka kanallar daha esnek bir çizgi sergileyebiliyorlardı.Amerikalılar da hangi kanalı daha esnek bulurlarsa, o kanaldan içeri giriveriyorlardı.İKİLİĞE SON VERDİAbdullah Gül'ün Dışişleri Bakanı olmasından sonra bu ikiliğe son verildi. Washington'a ‘‘Artık gayri resmi kanallar kullanma huyundan vazgeçin. İlişkiler zaten sıkıntıda. Daha da içinden çıkılmaz hale getirmeyin’’ uyarısı yapıldı.Washington da, ‘‘Tamam, artık sadece sizinle muhatap olacağız’’ güvencesini verdi.Bu durumda, özellikle Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yakın çevresindeki bazı danışman ve milletvekillerinin devre dışı bırakıldıkları anlaşılıyor. Bu danışmanlara ayrıca AKP içinde de ‘‘Amerika'yı başından beri cesaretlendirdiler. Merak etmeyin, her şeyi geçiririz gibi bir hava yarattılar. İlişkilerdeki krizden onlar da sorumlu’’ eleştirisi yöneltiliyor.Üçüncü kanalların tasfiyesinin galiba bir anlamı daha var: Gül, dış politikada ipleri tam anlamıyla eline alıyor.
False