GeriGündem Cinnah fısıltıları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cinnah fısıltıları

Baykal'ın Mercedes'inde koltuk değişimi...

MEHMET Sevigen, Önder Sav ve Eşref Erdem...Bu ayrılmaz üçlü, CHP lideri Deniz Baykal'ın her zaman en yakınında olan bir ekipti.

O kadar yakındılar ki, Deniz Baykal partiden çıktığında, çoğunluk bu üçlüyü Mercedes marka makam arabasına alır ve kısa yolculukları bile onlarla istişare ederek geçirmeyi tercih ederdi.

Ne var ki, ‘‘eski çamların bardak olduğu’’, geçen perşembe günü yaşanan bir olayla iyice anlaşıldı.

Baykal, CHP'nin milletvekili adaylarının tanıtıldığı toplantıdan sonra, İstanbul'a uçmak üzere Mercedes'i ile havaalanına gidecekti. Baykal'ın Mercedes'i CHP Genel Merkezi'nin önüne park etmişti ve Mehmet Sevigen eski alışkanlıkla Mercedes'in kapısının hemen yanında pozisyon aldı.

Gelin görün ki, Baykal yanında Zülfü Livaneli, Yaşar Nuri Öztürk ve Bülent Tanla ile birlikte geldi. Ve Sevigen'i fark edince herkesin önünde kendisine şöyle dedi:

‘‘Mehmet, sen havaalanına benim korumayı da yanına alıp partiden başka bir arabayla gel. Mercedes'e yeni ekip binecek. Malum yeni ekip gelince eskilere yer kalmadı. Şimdi yeni ekip modası var.’’

Baykal'
ın bu sözleri, çevrede bulunanlar arasında kahkahalara yol açtı. Sevigen de bunun üzerine mahzun bir ifadeyle genel merkezin Opel Vectra marka bir otomobiline binerek havalanına doğru yola koyuldu.

Yeni ekip gelince, Sevigen'in pabucu dama atılmıştı.


Erdoğan’ın tepesini attıran gazeteci


AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'ı en çok kızdıran gazeteciler listesinde Radikal Gazetesi Yazarı Avni Özgürel'in öncelikli bir yeri var. Bu durum, Hürriyet yazarlarının geçen hafta AKP Merkezi'nde Erdoğan'la yaptıkları görüşme sırasında kuvvetli bir şekilde hissedildi.

Özgürel, bir süre önce Radikal'de yayınlanan bir yazısında, Erdoğan'la yaptığı bir mülakattan sonra karşılaştığı ilginç bir olayı aktarmıştı.

Buna göre, Özgürel, mülakatı teypten deşifre ettikten sonra metni son kontrol için Erdoğan'a gönderirken, AKP liderinin ‘‘TSK’’ şeklinde kullandığı ifadeyi çizerek, yerine ‘‘Türk ordusu’’ diye yazmıştı. Özgürel, bunun bir sorun yaratacağını hiç düşünmemişti.

Gelgelelim Erdoğan'ın okuyup düzelterek geri gönderdiği metinde yalnızca ‘‘Türk ordusu’’ ifadesi çizilmiş yerine yeniden ‘‘TSK’’ yazılmıştı.

Özgürel'e göre Erdoğan'ın bu tavrı bilinçli bir tercihi yansıtıyordu. AKP lideri, ‘‘Türk’’ kimliğini vurgulamamaya özel bir çaba gösteriyor, zorunlu olmadıkça ‘‘Türk’’ sözcüğünü kullanmıyor, bunun yerine ‘‘ümmet bağıyla’’ irtibatlı ‘‘ordumuz’’ ve ‘‘milletimiz’’ gibi sözcükler ya da TSK gibi kısaltmalar kullanıyordu.

Hürriyet yazarlarının görüşmesi sırasında Emin Çölaşan, Özgürel'in bu yazısını hatırlatarak, ‘‘Türk ordusu ifadesini metinden çıkardığınız doğru mu?’’ diye sorunca AKP lideri birden sinirlenerek oldukça sert bir tepki verdi.

Erdoğan şöyle dedi:

‘‘Ben uluslararası platformlarda Türk milleti yani Türk ifadesini savunacak ruha, anlayışa Avni Özgürel'le mukayese edilemeyecek derecede sahibim. Ve bununla gurur duyarım. Her birim, kurum Türk Silahlı Kuvvetleri'yle ilgili olarak TSK diye kısaltma kullanıyor. Özgürel efendi de alıp bunu Türk kelimesini sevmez beğenmez diye kullanıyor.’’

Bu olaydan sonra Avni Özgürel'e Erdoğan'ın kendisiyle ilgili tepkisini nasıl karşıladığını sorduğumuzda, ‘‘Tartışmaya vesile olan konudaki sözleri Tayyip Erdoğan'ın zaafını yansıtıyor. Bu konudaki tavrı bilinçli ve maalesef medya tarafından gözden kaçırılıyor’’ diyerek yazısının arkasında durduğundu belirtti. Özgürel şunları ekledi:

‘‘Erdoğan, bana göre büyük bir yılgınlık yaşayan halkın tıptan ümidini kesen insanların ‘kocakarı ilaçları'nda şifa aramasına benzer bir duyguyla zihinsel savruluşunun ifadesidir.’’


AKP’de lacivert takım elbise furyası


KAMUOYU araştırmalarına göre AKP önde gidiyor. Bazı anketlere göre ise tek başına iktidara geliyor. Böyle olunca da, sadece siyaset ve iş dünyası değil, sokaktaki vatandaş da, AKP'nin, yani Tayyip Erdoğan'ın olası ‘‘kabinesi’’ni şimdiden merak ediyor. AKP'nin başbakan adayı gibi, olası kabinesi de kulislerde konuşulmaya başladı. Erdoğan'ın başbakan adayı konusunda Abdullah Gül, Vecdi Gönül, Bülent Arınç, Abdüllatif Şener, Kemal Unakıtan, Erkan Mumcu ve Vahit Erdem'in isimlerinden söz ediliyor.

Bunlar arasında Gül'ün en şanslı isim olduğu belirtilirken, Gönül'ün ise olası bir AKP iktidarında Meclis Başkanlığı'na getirilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Arınç'ın ise Erdoğan milletvekili olamayacağı için bugün olduğu gibi yine Grup Başkanlığı'nı yürütmesi düşünülüyor.

Vahit Erdem ile Kemal Unakıtan'ın isimleri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı için geçerken, Unakıtan'dan ‘‘Erdoğan'ın Kemal Derviş'i’’ diye söz edenler de var. Ekonominin patronluğu için Ali Coşkun'un da şansı bulunuyor. Faisal Finans'ın Family Finans adıyla Ülker Grubu'na geçiş operasyonunu gerçekleştiren Unakıtan'ın, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı'na getirilebileceği de konuşuluyor.

Maliye Bakanlığı'na, Refahyol'da da bu görevi yürüten Abdüllatif Şener'in, Dışişleri Bakanlığı'na da emekli büyükelçi Yaşar Yakış'ın getirilebileceği belirtiliyor.Erdem'in adı da yine Erdoğan'ın muhtemel bakanları arasında geçiyor. AKP'nin muhtemel kabinesinde yer alacak isimler arasında, Murat Başesgioğlu, Erkan Mumcu, Kürşat Tüzmen, Köksal Toptan, Mehmet Dülger, Abdülkadir Aksu, Salih Kapusuz, Mehmet Ali Şahin, Murat Mercan, İdris Naim Şahin, Cemil Çiçek, Ali Babacan, Reha Denemeç, Nurettin Canikli de var.

AKP’de bir de giderek hızlanan alışveriş furyası var. Olası bakan ve parlamenterler, ‘üniformalarını’ şimdiden hazırlıyor.

Yani lacivert takım elbiselerini...


Meydanlarda kadın gazeteci vekil adayları


Gazeteciler açısından her seçim döneminin en önemli merak konularından biri ilk kez milletvekili adayı olan meslekdaşlarıdır. İşte, ilk kez bu seçimde aday olan kadın gazeteci-yazarlar...

Kayseri-ABD hattı

(YTP/Kayseri 1. sıra)

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdikten sonra BBC'nin Ankara Bürosunda çalışmaya başladı. Abdullah Öcalan'ın davasını BBC adına İmralı'da izledi. NTV Ankara Bürosunda diplomasi muhabiri olarak görev yaptıktan sonra Washington'a gitti. Son iki yıldır bir yandan buradaki American Universitesi'nde medya hukuku üzerine master yaparken, bir yandan da Türkiye'deki çeşitli TV kanallarına Washington'daki gelişmeleri aktardı. Daloğlu'nun babası Muharrem Daloğlu, Ankara'da yaşayan Kayseri kökenli bir işadamı. Daloğlu'nun kiracıları arasında YTP Genel Merkezi de var. Daloğlu, kendisi gibi Kayserili olan Hüsamettin Özkan'ın da ahbabı.

Rumeli-Gaziantep sentezi (CHP/İstanbul 3. Bölge 13. sıra)

Rumeli ve Gaziantep kültürlerinin buluştuğu bir ortamda yetişti. Brüksel Üniversitesi iletişim bölümünü bitirdi, aynı üniversitede ekonomi masteri yaptı. Gazeteciliğe 1977’de TRT'de başladı, uzun süre TRT'nin Brüksel Temsilciliğini yaptı. 1990-94 arasında Hürriyet, 1994-99 arasında da Sabah'ta köşe yazarlığı yaptı. Halen Tempo dergisinde yazıyor, Bilgi Üniversitesi'nde ders veriyor, AB konularında yönetim danışmanlığı yapıyor. AB ve Bakü-Ceyhan boru hattı konusunda Türk basının en önemli uzmanlarından biri. ‘‘Televizyon Meslekleri, Bir Avrupa Rüyası, Devekuşuna Kredi Kartı, Kadınlar Olmadan, Oğluma Avrupa Mektupları’’ adlı 5 kitabı var.

İsmet Paşa'nın torunu

(CHP/Ankara 1. Bölge , 5. sıra )

İsmet Paşa'nın üç çocuğundan biri olan Özden Toker ile bu yıl kaybettiğimiz gazeteci Metin Toker'in kızı. Pembe Köşk'te İsmet Paşa'nın dizinin dibinde büyüyen Gülsün Bilgehan, halen İnönü ailesinin siyasetteki tek mensubu. Bilgehan, Ankara'daki Tevfik Fikret Lisesi ve Charles De Gaulle Okulu’nu bitirdikten sonra Paris Siyasal Bilimler Enstitüsü'nün Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun oldu ve hayata babası gibi gazeteci olarak atıldı, Hürriyet gazetesi Ankara Bürosu’nda muhabirlik yaptı. 1994'te ilk kitabı olan ve anneannesini anlattığı ‘‘Mevhibe’’yi yazdı. 1998'de de ikinci kitabı olan ‘‘Çankaya'nın Hanımefendisi’’ni yazan Bilgehan, Bilkent Üniversitesi'nde de gazetecilik ve siyasal çeviri dersleri de verdi. Bilgehan, 3 çocuk sahibi...

Elektronik Mühendisi

(CHP/İstanbul 3. Bölge ,13. sıra )

İstanbul Erkek Lisesi bitirdikten sonra İTÜ Elektronik Mühendisliği'nden mezun oldu. Ünlü yazar Demir Özlü'nün kızı olarak entelektüel bir ortamda büyüyenAyda Çevik, sonunda gazetecilikte karar kıldı. Uzun yıllar Milliyet Gazetesi, Nokta Dergisi, Star TV ve ATV'de muhabirlik yaptı. Halen 1993’te kurduğu kendi yapım şirketi ile televizyonlara dışardan paket program hazırlıyor.

Abdi İpekçi ekolünden

(ANAP/İstanbul 3. Bölge 5. sıra )

İstanbul Ünivesitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdikten sonra gazetecilik hayatına ilk olarak 1974’te Milliyet Gazetesi'nde Abdi İpekçi'nin yanında muhabir olarak başladı. Uzun yıllar Milliyet'te çalıştıktan sonra Güneş'e, oradan da Hürriyet'e geçti. Türenç daha sonra, ATV, CNN-TÜRK ve TV-8'de programlar yaptı. Bir yandan da İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ders verdi. KA-DER de dahil olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşunda aktif çalıştı.Türenç, Hürriyet yazarı ve Yazı İşleri Müdürü Tufan Türenç'le evli.

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

False