GeriGündem Cetvelle siyaset olmaz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cetvelle siyaset olmaz

Abone Olgoogle-news

ANAP Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, ANAP ile DYP'nin birleşme senaryosuna farklı bir bakış açısı getirerek, senaryonun ‘kime’ ait olduğunun açıklanmasını istedi. Kayalar, ANAP'ın hedefinin tek başına iktidar olması gerektiğini belirterek, hükümetin hedeflerini doğru, ancak hızını yetersiz bulduğunu söyledi. Kayalar, Hürriyet'in sorularını şöyle cevapladı:

ANAP ile DYP'nin birleşmesi senaryolarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bu senaryoyu belirleyen kim? Bu hedefleri koyanlar ortada yok. Önce bunun bilinmesi gerekir. Siyaset böyle, cetvelle bir takım yollar çizilir ve partiler de bu yollardan yürür şeklinde yapılmaz. 6 ay sonrası için bu tür senaryoları kimin çizdiğinin ortaya konması gerekir.

İki partinin biraraya gelebileceğine inanıyor musunuz?

DYP'DEN FARKLIYIZ

- ANAP sadece merkez sağ parti hüviyetinde değildir. Bunu iyi görmek gerekir. Türkiye bir çok ülkenin aksine, içinde bir çok farklılıklar yaşanan bir ülkedir. Biz farklı düşüncelerin asgari müşterekte birbirlerini tamamlayıcı unsur olarak birleştirilmesini hedef alan, dolayısıyla Türkiye'yi birleştirmeyi hedef alan, Türkiye'yi tamamına hitap eden bir parti olarak ortaya çıktık. 10 kişinin tamamını belli bir düşünce içinde birleştiremeyebilirsiniz. 3 kişiyi ya da 4 kişiyi aynı platform içinde biraraya getirebiliyorsanız; Türkiye için büyük bir hizmet olur. Bunu yapan siyasi teşekkül, tek başına iktidara koşan parti olur.

Biz DYP'den bu noktada farklıyız. DYP'nin klasik bir yapısı vardır. DYP hâlâ büyük şehirlerde taban tutamıyor. Dünya ile entegrasyon, dışa açılma konusunda DYP ile ANAP arasında büyük fark vardır. Türkiye'nin kalıplarını kırmasını sağlayan parti ANAP'tır. Uzun zamandan beri ANAP ile DYP'nin aynı siyasi parti olduğu söyleniyor. Bize en büyük zararı da bu vermiştir. Türkiye meselelerine bakış açısında ANAP ve DYP felsefesi son derece farklıdır. Bizim hedefimiz tek başına iktidar olmalıdır.

ANAP tek başına iktidar olmanın çabasını sarfediyor mu?

- Çaba sarfetmiyor denemez, ancak bu çabalar tek başına iktidara gelmeye yeterli mi, değil mi bunun parti içinde tartışılması gerekir. Bu hedeften sapamayız, varlık nedenimiz kalmaz. Siyasetin toplulaştırılması görüşüne katılmıyorum. ANAP ile DYP'nin birleşmesi de bunun ürünüdür. Bir takım senaryo ve dayatmalarla olacak olaylar değildir. Hangi fikriyat etrafında birleşilecektir? Bu birleşme iki partinin birleşmesi dışında, halka yeni hedef, yeni ufuk verebilecek midir?

Türkiye'de tek başına iktidara gitmenin yolu, toplum içinde kavgayı değil, uzlaşmayı ön plana çıkarmaktan geçer. Uzlaşmayı hizmetle güçlendirmek gerekir. Siyasi gerginliği bitirecek, uzlaşmayı ortaya koymak gerekir. Bu noktada en şanslı parti ANAP'tır. Diğer partiler Türkiye'nin tamamına hitap etmekten uzaktır. Bu konudaki patent ANAP'tadır. Bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu ortamda ANAP'ın reçetesine büyük ihtiyaç vardır. ANAP, merkez sağa hapsedilecek bir parti değildir.

ANAP'ın hem iktidarda, hem de muhalefette yeterince ivme kazanmadığı görüşlerine katılıyor musunuz?

- Parti içi meselelere girmek istemiyorum. Parti içi kurullarda bunu dile getiririz. Önce hükümetin uygulamalarına bakacağız. Bunların parti programımıza en uygun şekilde olmasına da bakarız, bu noktada desteklememiz gerekir.

Partinizin de içinde bulunduğu hükümetin önceliklerini yeterli buluyor musunuz?

ENFLASYON ÇÖZÜLMELİ

- Türkiye'nin birinci meselesi enflasyon. Hükümetin bu konudaki tesbiti doğrudur. Enflasyon sorununu mutlaka çözmeliyiz. Bu tek başına hükümetin de olayı değildir. Hükümette yer almayan partiler de bu hedefe destek olmalıdır. Destek hükümete değil, Türkiye'yedir. Bununla mücadele hedeflerinin desteklenmesi gerekir. Örneğin özelleştirme, süratle yapılması gerekir. Sosyal güvenlik reformu, bazı partilerin popülist yaklaşımlarına kurban gitmemelidir. Vergi yasalarında yeni düzenleme yapılması gerekir. Ancak bunu yaparken, vergi reformu ile Türk ekonomisi arasındaki ilişkiyi iyi kurmak gerekir. Vergi reformu Türk ekonomisi içinde bir bölümdür. Sadece her kazançtan vergi alırım zihniyeti ile vergi reformu yaparsanız, bu ekonomi ile aradaki ilişkiyi kopartır. Bu reformun amacı genelde ekonomiyi düzeltmektir.

Kabul etmek gerekir ki; bu hedeflerde gereken hıza erişemedi. Özellikle özelleştimede. Koalisyon ortağı içindeki görüş ayrılığı da buna neden olmaktadır. Bugün bizden özelleştirme için akıl soran ülkeler bizi geçti. En iyi örneği ise Rusya'dır.

Kendi partinizin ekonomi bakanları arasındaki çelişkili açıklamalar sözkonusu. Başbakan sizce yeterince inisiyatif kullanıyor mu? Bir kabine değişikliği gerekli mi?

- Bu konuyu yetkili kurullarımızda tartıştık. Başbakan bakanları uyardığını, bundan sonra demeç verme konusunda daha dikkatli olacaklarını ve ekonominin koordinasyonun kendi sorumluluğunda olduğunu ifade etti. Zannediyorum, önümüzdeki dönem içerisinde Başbakan bu ifade ettiği doğrultuda uygulamaları gösterecektir. Kabine değişikliği her zaman söylenir, ancak Başbakan'ın takdirindedir.

PARTİ KAPATMAYA KARŞIYIM

RP'nin kapatılması davası konusunda farklı görüşler var. Siz ne düşünüyorsunuz?

- Dava sürüyor. Acak ben siyasetçi olarak, RP'nin ya da başka bir partinin mahkemelerde kapatılmasına karşıyım. Böyle bir kapatma vasının temeli yasalardır. Demek ki Türkiye'nin buralarda geniş düşünmesi ve değişiklik yapması gerekir. Bir siyasetçi olarak siyasi teşekküllerin mahkemelerde kapatılmasını içime sindiremiyorum.

AB'de yol kazası

Başbakan'ın AB konusundaki ikinci açıklamaları sert tartışmalara neden oldu. Türkiye'nin üyelik başvurusunu geri alması etrafındaki tartışmalara bakış açınız nedir?

- Koalisyon hükümeti olmanın büyük zorlukları var. Koalisyonu oluşturan iki büyük partinin temelde bir çok farklı görüşü var. Avrupa Birliği'nin son aldığı kararı olumlu bulan kişilerin olduğunu zannetmiyorum. Türkiye bu konuda, tüm kriterleri ortaya koyduğumuz zaman 11 aday ülkenin önündedir. Hükümetin yaptığı ilk açıklamalar gerçekten çok iyi düşünülmüştür. Türkiye'nin tepki ortaya koyması gayet doğaldır. Türkiye Avrupa Birliği'ne mutlaka girecektir. Özal'ın dediği gibi AB süreci uzun ince bir yoldur. Lüksemburg toplantısı da sadece yol kazasıdır. AB'nin ileri sürdüğü konular üzerinde düşünmemiz ve çalışmamız gerekir.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle