Çelik'ten önemli açıklamalar: 'Kara propaganda yapanlar gerekli cevabı aldı'

Güncelleme Tarihi:

Oluşturulma Tarihi: Haziran 25, 2019 18:08

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. "31 Mart'tan büyük bir başarıyla çıktık." ifadelerini kulanan Çelik, "Cumhurbaşkanımıza karşı seçimlerin yenilenmesiyle ilgili kara propaganda başlatılmıştı. Türkiye düşmanları yine devreye girdiler. Maalesef birileri bunların sözlerini tercüme etti. Kara propaganda odakları sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu tavırdan cevaplarını almışlardır." dedi.

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan MYK toplantısı sonrasında açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İstanbul seçimlerine ilişkin, “İstanbul halkına hayırlı olsun. Milli irade berrak bir şekilde tecelli etmiştir. Milli irade bütün siyasilerin saygı duyması gereken bir husustur. Sonucu saygı ile karşılıyoruz” diye konuştu.

Çelik, seçim sonuçlarına ilişkin parti kurullarında değerlendirmelerin yapılacağını söyledi. Çelik, Devlet Bahçeli ve MHP teşkilatlarına da seçim çalışmalarından ötürü teşekkür etti. Çelik ayrıca, YSK’nın seçim sürecini başarıyla yönettiğinin altını çizdi. “AK Parti olarak bundan sonraki yol haritamız bellidir” diyen Çelik, vatandaşların hayat kalitesini artıracak hizmetler için çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.

Haberin Devamı

Çelikten önemli açıklamalar: Kara propaganda yapanlar gerekli cevabı aldı

“BU KARA PROPAGANDA ODAKLARI BİR KERE DAHA CEVAPLARINI ALMIŞLARDIR”

Seçimlerin yenilenmesi kararı sonrasında yurt dışında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı kara propaganda başlatıldığını belirten Çelik, “Maalesef birileri bunların sözlerini alıp iç politikaya tercüme etti. Ama görüldü ki 25 yıllık bir yerel yönetim iktidarı devredilirken, seçim sürecinde çok sert tartışmalar yaşanırken bile demokratik olgunluk gösterilmiştir, bu demokratik kültüre liderlik eden de Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu tavır olmuştur. Bu kara propaganda odakları bir kere daha cevaplarını almışlardır” şeklinde konuştu.

Her seçim döneminde bir kutuplaşmadan bahsedildiğini belirten Çelik, “Aziz milletimiz bu provokasyonlara kulak asmasın. 31 Mart seçim sonuçları açıklandığında Cumhur İttifakı olarak açık bir galibiyetle çıktığımızda da aynı olgunluğu gösterdik, yenilenen seçim sonuçları açıklandığında da aynı olgunluğu gösterdik. Türkiye’nin demokrasisi yolundan sapmayacak bir demokrasidir. Sandık her daim Türk demokrasisinin pusulası olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

“RUSYA’YA BU KONUDAKİ AÇIK TUTUMUMUZU İLETİYORUZ”

Haberin Devamı

Suriye’de rejimin ateşkes ihlallerine dikkat çeken Ömer Çelik, ”Rejimin bir takım saldırıları oluyor, istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri oluyor. Rusya’ya bu konudaki açık tutumumuzu iletiyoruz. Suriye’deki bu insani felaketin altını çiziyoruz. Bunun karşısında herkesi rejimin ihlallerine karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.

“RAPORUN TAMAMINA KATILIYORUZ”

Kaşıkçı cinayeti ile ilgili BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörünün raporuna ilişkin konuşan Çelik, “Bu rapor. mukayese imkanı vardır, Cumhurbaşkanımızın daha olay olduğu ilk andan itibaren ortaya koyduğu iradenin tescili anlamına gelir. Raporun tamamına katılıyoruz. Bulunduğu tavsiyelerin tamamını destekliyoruz. Daha öncesinde Türkiye’yi suçlayanlar, bunların içinde CHP Genel Başkanı hükümetimizi suçlayarak, ‘katiller para karşılığında serbest bırakıldı’ gibi vahim bir ifade kullanmıştı, rapora baktığınızda Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilgili tüm kurumlarının cinayetin ilk gününden itibaren titizlikle soruşturma yürüttüğü ifadeleri yer almaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu süreci yürüten herkesten, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, özür dilemesi gerekmektedir” dedi.

Haberin Devamı

Çelik, yargılamanın da İstanbul’da yapılması gerekliliğini yineledi.

“YUNANİSTAN BAŞBAKANINI UYARIYORUZ”

Yunanistan Başbakanı Çipras’ın bu yaptığı açıklamalarını değerlendiren Çelik, “Yunanistan Başbakanı maalesef son derece yanlış bir tutum içinde. Bugünkü cevabında ‘uluslararası hukuka dayanarak konuşuyoruz’ diyor. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında Türkiye’nin haklı olduğu, Yunanistan ve Rum Kesimi’nin haksız olduğu açıktır. Yunanistan Başbakanını uyarıyoruz, ‘Türkiye sondaja başladığı andan itibaren ağır bedeller öder’ gibisinden altı boş ifadeler kullanmaktan vazgeçmelidir, Cumhurbaşkanımıza karşı saygılı bir dil kullanmalıdır. ‘Yunanistan yalnız değildir, yanında AB vardır’ diyerek Türkiye ile AB’yi karşı karşıya getirmeye çalışıyor. AB Ada’daki problem çözülmeden Rum tarafını tek taraflı tanıyarak ve AB’ye alarak son derece büyük bir hata yapmıştır. Bugünkü süreçteki olumsuzlukta AB’nin yaptığı bu hatanın payı vardır. AB bu hatasını telafi edecek yere Rum tarafının sürekli olarak AB kurumlarının politikasını istismar etmesine sessiz kalmaktadır. Şimdide Yunanistan Başbakanı tutmuş AB üzerinden Türkiye’yi tehdit etmeye kalkmıştır. Bu artık kendi sınırlarını aşan, hiçbir şekilde tahammül edilemeyecek bir tutumdur. Yunanistan Başbakanı AB’nin sahibi gibi Türkiye -AB ilişkilerinin daha çok bozulacağı bir sürecin başlayacağını ifade ediyor. Bu işin böyle çözülmeyeceği açıktır. Türkiye’nin bu tür söylemlere prim vermeyeceği, bunlara güçlü bir cevap vereceği açıktır. Türkiye komşuluğu ve dostluğu kıymetli olan, komşuluğu ve dostluğuna karşı durulması halinde hiçbir tehdide pirim bırakmayacak bir ülkedir. Hakkaniyetli bir durum ortaya çıkması isteniyorsa Yunanistan’ın tehdit dilinden ve fiili durum yaratma tutumundan vazgeçmelidir. Fatih sondaj gemimiz mayıs ayından itibaren Kıbrıs’ın batısında kendi kıta sahanlığımız içinde faaliyet gösteriyor, 20 Haziran’da ikinci gemimiz Yavuz yola çıktı, KKTC tarafından Türkiye Petrollerine verilen ruhsat sahasında faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye ne kendi egemenlik haklarında ne KKTC’nin haklarından hiçbir şekilde vaz geçmeyecek” diye konuştu.

Haberin Devamı

“YUNANİSTAN TÜRKİYE’NİN İYİ KOMŞULUĞUNUN KIYMETİNİ BİLMELİDİR”

Yunanistan’da dini özgünlükler konusundaki alınan kararı eleştiren Çelik, “Açık bir şekilde Lozan anlaşmasının ve dini özgürlüklerin ihlali anlamına gelmektedir. 2018 ve 2019’da yürürlüğü konulan kararnamelerle Yunanistan’daki Türk azınlığın dini kurumlarının devletleştirilmesi hedefleniyor. Bu kararnamelerden bir tanesi camilere din görevlisi atanması, diğeri ise müftülüklerin yapısı ve işleyişiyle ilgili. Bütün bunları azınlığa ait hakları devletleştirmek suretiyle Yunanistan Milli Eğitim Bakanlığına bağlayamaya çalışıyorlar. Bu şekilde bir kararın alınması dini özgürlüklerin ihlali anlamına gelmektedir. Asıl uluslararası hukuka uymayan, AB standartların bir devlet yönetimi ortaya koymayan Yunanistan’ın bu politikalardan vazgeçmesi gerekir. Yunanistan Türkiye’nin iyi komşuluğunun kıymetini bilmelidir. Yunanistan’ın zor zamanlarında Türkiye’nin yardımlarına nasıl geldiğini en iyi bilen ülkedir. Hafızalarında bu tazedir” diye konuştu.

Haberin Devamı

“MİLLETİMİZİN TERCİHİDİR, BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VARDIR”

İstanbul’da yenilen seçimlerde 13 bin oy farkının 800 bine çıkmasının sebebinin sorulması üzerine Çelik, “Bu fark ortaya çıkmıştır. Her seçimin kendi dinamiği ve sonuçları var. Bir siyasi parti olarak bütün bunları ayrıntılı bir şekilde değerlendireceğiz. Bu sonuç ortaya nasıl çıkmıştır, vatandaşlarımızın politikalarımızdan beklentileri nedir değerlendirilecektir. Milletimizin tercihidir, başımızın üstünde yeri vardır. Biz bu tercihin tekrar bize dönmesi için neler yapmamız gerektiği konusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

“BİZ BÜTÜNLEŞMİŞ, KENDİ İÇ BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUYAN BİR KADROYUZ”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım’ın gösterdiği gayretin İstanbul Teşkilatı tarafından da gösterilip gösterilmediğinin sorulması üzerine Çelik, “Çeşitli yorumlar ve dedikodular yapılıyor. İstanbul’da belediye başkan adayımız mükemmel bir çalışma örneği ortaya koşmuştur. Teşkilatlarımız çalışmaları ortaya koymuştur. Bu tartışmaları biliyorum, sanki ihtilaflar varmış gibi, böyle bir şey söz konusu değil. Biz bütünleşmiş, kendi iç bütünlüğünü koruyan bir kadroyuz. Sonuç arzu etmediğimiz gibi çıkmadığında ne adayımız açısından ne teşkilatımız açısından bahsettiğiniz bir çelişki ya da bir takamı meselelerin altını çizmiyoruz. Adayımız ve teşkilatımız son derece güçlü bir çalışma ortaya koymuştur. Kabine revizyonu Genel Başkanımızın taktirindedir” ifadelerini kullandı.

“SANKİ SEÇİME DÖNÜK OLARAK BİZ BUNU ORGANİZE ETTİK”

Seçimden önce bir akademisyenin İmralı’da teröristbaşı ile görüşmesinin sorulmasına ilişkin Çelik, “Bahsettiğiniz kişi başvurmuş, başvurusu kabul görmüş ve bu başvuru gerçekleşmiş. Burada bu başvuru normal kanuni mekanizmalar içinde gerçekleşmiş ve olumlu karşılanmış ve görüşme gerçekleşmiş. Teröristbaşı tarafından mesaj bu şahsa verilmiş ve bir şekilde ortaya çıkmış. Sanki seçime dönük olarak biz bunu organize ettik, buradan bir medet umduk gibisinden bir şeyler yapılıyor. Halbuki, bu tartışmanın ortaya çıktığı günlerde bile terörle ilgili tutumumuzu en yüksek şekilde söylüyorduk. Burada herhangi bir istismar söz konusu olacak olsa bu tartışma daha tazeyken Cumhurbaşkanımız, ‘teröristbaşı ile diğerleri arasındaki kirli ilişkileri, iktidar çatışmasını gösteren bir tablo bu’ dedi. Buradan herhangi bir beklenti içine girsek o zaman bu dili kullanmayış. Biz teröre karşı tutumu net olan partiyiz. Bahsettiğiniz bu görüşmeden sanki biz bir siyasi rant elde etmek gibi sunanlar ne hikmetse bu olayın öncesinde terör örgütü liderlerinden pek çoğu kendi siyasi süreçlerine dönük destek verirken sessiz kalıyorlardı“ açıklamasında bulundu.

“BU VE BENZERİ BEYANATLAR GEÇMİŞTE DE ÇEŞİTLİ YAYIN ORGANLARINDA GÖRÜLDÜ”

Ömer Çelik, Osman Öcalan’ın TRT Kürdi’deki röportajına ilişkin ise, “Bu gelişmeler ortaya çıkınca örgüt içindeki kirli ilişkiler ve benzeri konularla ilgili olarak TRT Kürdi’nin muhabirine bahsettiğiniz şahıs beyanat vermek istiyor. Bu ve benzeri beyanatlar geçmişte de çeşitli yayın organlarında görüldü. TRT Kürdi Türkiye’nin dışında bölgede geniş bir yayın ağına sahip stratejik bir kanal. Bu bölgelerde PKK’nın gerek diğer etnik grupları gerekse Kürt grupları istismar etme faaliyetleri sürüyor. Batılı bir takım STK’lara karşı demokrasi söylemi üzerinden bir faaliyet yürütüyorlar. Televizyon kanallarını gençlere karşı kullanıyorlar. TRT Kürdi bu röportaj vasıtasıyla bu kirli ilişkilerin ortaya çıkmasına imkan veren bir tutum ortaya koymuştur” dedi.

Çelik, konuşmasının sonunda S-400’lerin nereye konulacağına ilişkin TSK bir çalışma yaptığını belirterek bunu açıklamasının doğru olmayacağını söyledi.

Bir siyasi parti olarak girdikleri her seçimi kazanmak istediklerini belirten Çelik, bu konuda da büyük zaferlere imza atmış bir parti olduklarını söyledi.
Çelik, "31Mart'tan da Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle çıktık. Bunlar, siyasi partilerin kendi başarı haneleri olarak siyasi tarihe geçiyor ama hepimizin davası Türkiye davasıdır. Kimin kazandığı konusu, siyasi parti olarak tabii ki biz kazanmak istiyoruz ama bundan çok daha önemli olan konu Türkiye'de demokrasinin kazanmasıdır, demokrasinin yerleşikleşmesidir, bu konunun tavizsiz bir şekilde devam etmesidir. Geçmişte yaşadığımız sıkıntıların tamamen geride bırakılmasıdır. Bu bakımdan, müthiş bir katılımla dünyaya örnek gösterilecek bir siyasi katılımla bu seçimlerin gerçekleşmiş olması son derece takdire şayandır. Bundan sonra milletimizle el ele yürümeye devam edeceğiz. Milli irade yegane pusulamız olmaya devam edecek, milletimizin talepleri, eleştirileri, takdiri başımızın üzerinde taşıyacağımız yegane patronumuz, yegane talimat aldığımız makam olmaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında "Milli irade ile kavga edilmez, sadece milli iradeye itaat edilir." sözünü anımsatan Çelik, şöyle devam etti.

"Her siyasetçi meşruiyetini buradan alır, milli iradenin talimatlarının başımız üzerinde yeri vardır. Bu süreçte dikkat edilmesi, ihmal edilmemesi gereken konulardan bir tanesi, hemen yurt dışında Cumhurbaşkanımıza karşı seçimlerin yenilenme kararıyla birlikte büyük bir kara propaganda başlamıştı. Yine bu diktatörlük safsatasından başlayarak seçim sonuçlarını kabul etmeyeceği, sonuçların manipüle edileceği şeklinde Türkiye düşmanları yine devreye girmişlerdi.

Maalesef yine birileri bunların sözlerini alıp iç politikaya tercüme etti ama görüldü ki 25 yıllık bir yerel yönetim iktidarı devredilirken, seçim sürecinde çok sert tartışmalar yaşanırken bile demokratik olgunluk gösterilmiştir. Bu demokratik olgunluğa liderlik eden de Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu tavır olmuştur. Bu kara propaganda odakları, bir kere daha bu tavırdan cevaplarını almışlardır. Seçim ve millet idaresine saygı noktasında 27 Nisan muhtırasına karşı dimdik duran, 7 Şubat darbe girişimine karşı duran, 17-25 darbe girişimlerini perişan eden, diğer kalkışmalara karşı milli iradenin talimatından zerre kadar sapmayan, 15 Temmuz darbe kalkışmasında milletin namusuna ve devletin şerefine saldıranlara karşı milletimizle birlikte, milletimize liderlik ederek direnen Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği çizginin ne kadar önemli olduğu bu son süreçte bir kez daha görülmüştür."

"AYNI OLGUNLUĞU GÖSTERDİK"

Sivil siyasetin ve demokrasi kültürünün güçlenmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı katkılara her geçen gün yeni bir tanesi daha eklendiğini bildiren Ömer Çelik, "Her seçim dönemi söz olduğunda bir kutuplaşmadan söz ediliyor. 'Kutuplaşma olacak, ayrışacağız, sıkıntılar olacak' gibisinden. Her seferinde söylüyoruz, aziz milletimiz bu provokasyonlara kulak asmasın. Bunlar yapay ve zorlama tavırlardır. 25 yıllık yerel iktidar el değiştirirken en ufak bir şekilde kimseyi incitecek bir tavır ortaya çıkmamıştır. Vatandaşlarımız kardeşçe sandık başına gitmişlerdir. 31 Mart seçim sonuçları açıklandığında Cumhur İttifakı olarak açık bir galibiyetle çıktığımızda da aynı olgunluğu gösterdik. Yenilenen seçim sonuçları da açıklandığında aynı olgunluğu gösterdik. Türkiye'nin demokrasisi yolundan sapmayacak bir demokrasidir. Sandık, her daim Türk demokrasisinin pusulası olmaya devam edecektir. AK Parti olarak buna güç vermeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi kutuplaşma denildiğinde meselenin yanlış yere çekildiğini belirten Çelik, şunları söyledi:

"Siyasi hayatta, demokratik hayatta kutuplar olur, bu kutuplar birbirleriyle etkileşim içerisinde olur. Taraflar olur ve belli bir diyalektik süreç içerisinde tartışmalarını yürütürler ve bu demokratik zeminlerde var olan bir şeydir. Asıl diktatörlüklerde kutuplar, taraflar olmaz. Karşılıklı tartışma olmaz, her taraf dümdüzdür ama birileri illa kendi dedikleri, hukuka karşı da olsa, demokratik iradeye karşı da olsa yerine gelsin diye karşı çıkan herkese kutuplaşmadan bahsederek maalesef bu kara propagandayı yapıyorlar. Buna karşı da millet iradesi bu kutuplaşma ticareti yapanlara karşı da büyük bir cevap vermiştir. Daha önce defalarca paylaştım, Demokrasi nehri, hukuk yatağında akar dedim. Bu sürece saygı göstereceğiz, sürecin patronu hukuktur dedim. Demokrasi nehri, hukuk yatağında aktı ve bereketli topraklarımızı sulamaya devam ediyor."

ASKERLİK KANUNU'NDAKİ DEĞİŞİKLİK

Seçim hukukunun, seçim sonuçlarını açıkça ortaya çıkartacak, çıkmadığı takdirde şüpheleri giderecek mekanizmalara sahip olduğunu vurgulayan Çelik, "Bu bir kere daha görülmüştür, 23 Haziran gecesi seçim sonuçlarının net bir şekilde ortaya çıkmasıyla süreç açık bir şekilde tamamlanmıştır." dedi.

Bundan sonra güçlü bir reform partisi olarak, gelecek dönemi çok önemli bir şekilde değerlendireceklerini bildiren Çelik, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki seçimsiz dönem, milletimizin taleplerinin yerine gelmesi bakımından son derece önemlidir. Reform partisi olarak, 1927'den beri aynı kalmış Askerlik Kanun'u değişmiştir. Bu büyük bir reformdur, büyük bir devrimdir. Gençlerimizin kendi hayatlarını planlaması açısından ön görülebilir, şeffaf bir düzenlemenin ortaya çıkması bakımından, aynı zamanda da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarına halel getirmeyecek, bir zaaf oluşturmayacak, bir dengeyi kurması bakımından önemli bir reformdur. Hayırlı olmasını diliyoruz. Adalet Reformu gündemdedir. Nitekim bu konuyla ilgili çalışmalar sürmektedir. Bundan sonrasında, önümüzdeki seçimsiz süreçte herkes gücünü, kuvvetini, işçisinden işverenine, sanayicisinden tüccarına, esnafına, siyasetçisine, kim hangi konumda bulunuyorsa güçlü bir şekilde Türkiye'nin kalkınmasına, bu 4 yıllık dönemi altın bir dönem olarak Türkiye'ye yeni kazanımlar getirmesine odaklanarak geçirecektir. Bu dönemin inşallah hazırlıklarımız çerçevesinde bu şekilde büyük kazanımlara imza atarak geçireceğiz. Her zaman için milli irade ne diyorsa o doğrultuda yolumuza devam edeceğiz."

"SALDIRILAR KARŞISINDA SERT BİR KARŞILIK VERECEĞİZ"

Bu süre içerisinde dış politikada çeşitli gelişmeler yaşandığına değinen Çelik, özellikle İdlib'deki Gerginliği Azaltma Bölgesi'nin statüsünün korunmasına yönelik hassasiyetin rejim tarafından istismar edildiğini söyledi.

Çelik, "Rejimin birtakım saldırıları oluyor, açıkça ateşkes ihlalinde bulunarak oradaki siviller hayatını kaybetti, 300 binin üzerinde kişi yerinden oldu. Bu konuda Rusya'ya sürekli açık tutumumuzu iletiyoruz. Aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin, 9-10 nolu gözlem noktalarına yapılan saldırılar karşısında sert bir karşılık vereceğimizi ve bu konularda aldığımız tedbirleri de iletmiş olduk. Bir kere daha Suriye'deki bu insani durumun, felaketin altını çiziyoruz. Bunun karşısında herkesi rejimin ihlallerine karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz. Rejimin saldırıları, siyasi çözüm sürecindeki ciddiyetsizliği, Nursultan görüşmelerine dair lakayıtlığı giderek artmaktadır. Burada Türkiye'nin Suriye halkının tamamından yana olan tavrı aynen devam etmektedir. İnsani olarak sahiplendiğimiz süreçler insanların hayatını kaybetmesini engellemektedir. Bu konudaki hassasiyetin altını çizerek dünyayı bir kere daha uyarıyoruz." diye konuştu.
Seçim sürecinde çok önemli bir gelişme olduğunu, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard'ın raporunu yayınladığını belirten Çelik, "Bu rapor, mukayese imkanı vardır, Cumhurbaşkanımızın daha olay ilk olduğu andan itibaren Kızılcahamam'da yaptığımız toplantı sırasında ortaya koyduğu iradenin tescili anlamına gelmektedir. Türkiye olarak biz raporun objektif bir şekilde hazırlandığını görüyoruz. Kendi değerlendirmelerimiz, okumalarımız açısından raporun tamamına katılıyoruz. BM raportörü, Kaşıkçı cinayetinin tüm yönleriyle açığa çıkması için bu raporu çerçeveli bir şekilde hazırladı ve burada önemli tavsiyelerde bulunuyor, bu tavsiyelerin de tamamını destekliyoruz." ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Katiller para karşılığında serbest bırakıldı." gibi bir ifadeyle hükümeti suçladığını dile getiren Çelik, "Halbuki rapora baktığınızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilgili tüm kurumlarının cinayetin ilk gününden itibaren titizlikle soruşturma yürüttüğü, olayın vehametinin ortaya konulduğu raporda yer almaktadır. Dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu'nun burada bu süreci yürüten herkesten başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere özür dilemesi gerekmektedir." dedi.

Türk yargısı ve güvenlik güçlerinin Kaşıkçı cinayeti soruşturmasını son derece şeffaf bir şekilde yürüttüğünü belirten Çelik, şunları kaydetti:

"Suudi Arabistan yetkilileri için soruşturma talep ediyor Callamard'ın raporu. Hatırlarsanız o zaman BM heyeti geldiğinde Suudi Arabistan konsolosluğu onları almamıştı, iş birliği yapmamıştı. Bu da birtakım şüpheleri artırmıştı. Nitekim raporda eldeki deliller ışığında açık bir şekilde Suudi Arabistan'daki bazı devlet yetkililerinin bu cinayetin sorumlusu olarak yargılanması gerektiği belirtiliyor. Cumhurbaşkanımız daha önce açıkça ifade etti. Bu suç İstanbul'da işlendiği için uluslararası bir hukuk otoritesi çerçevesinde bu yargılamanın İstanbul'da yapılması gerekir. Bu cinayetin üstünün örtülmemesi gerekir. Burada vahşice, tasarlanarak ve taammüden bir cinayet işlenmiştir. Yine raporun ifade ettiği gibi bir insan hunharca katledildiği gibi aynı zamanda egemenliğimiz altındaki topraklarda gerçekleşerek Türkiye Cumhuriyeti'ne de saygısızlık yapılmıştır. Rapor Türkiye Cumhuriyeti'nden de özür dilenmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Bir kere daha dünyada bu konuda duyarlı herkese kimseyi peşinen suçlamadığımızı ama hiçbir olayın da örtbas edilmesine fırsat vermeyeceğimizi, hepsinin açık bir yargılamayla ortaya çıkması gerektiğini ve bu yargılama çerçevesinde, bu yargılamanın İstanbul'da yapılması gerektiğini ifade ediyoruz."

"YUNANİSTAN BAŞBAKANINI UYARIYORUZ"

Doğu Akdeniz'deki gelişmelerle ilgili olarak Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın açıklamalarına işaret eden Çelik, "Yunanistan Başbakanı maalesef son derece yanlış bir tutum içerisinde. Bugünkü cevabında 'Uluslararası hukuka dayanarak konuşuyoruz.' diyor. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, Türkiye'nin haklı, Yunanistan ve Rum kesiminin haksız olduğu açıktır. Hiçbir şekilde Kıbrıslı Rumlar'la bir paylaşım içerisine girmeden, tek taraflı olarak buradaki kaynaklara el koyma arzusundadırlar. İkincisi Yunanistan Başbakanını uyarıyoruz. 'Türkiye sondaja başladığı andan itibaren ağır bedeller öder' gibisinden altı boş ifadeler kullanmaktan vazgeçmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı saygılı bir dil kullanmalıdır." şeklinde konuştu.

"AVRUPA BİRLİĞİ'NİN YAPTIĞI HATANIN PAYI VARDIR"

Çipras'ın, son açıklamasında Türkiye ile Avrupa Birliği'ni karşı karşıya getirmeye çalıştığını ifade eden Çelik, "Avrupa Birliği, Ada'daki problem çözülmeden Rum tarafını tek taraflı tanıyarak ve Avrupa Birliği'ne alarak son derece büyük bir hata yapmıştır. Bugünkü süreçteki olumsuzluklarda, Avrupa Birliği'nin yaptığı bu hatanın payı vardır. Avrupa Birliği bu hatasını telafi edecek yerde, Rum tarafının sürekli olarak Avrupa Birliği kurumlarını ve politikasını istismar etme politikasına sessiz kalmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle devam etti:

"Yunanistan Başbakanı tutmuş Avrupa Birliği üzerinden Türkiye'yi tehdit etmeye çalışmaktadır. Bu artık kendi sınırlarını aşan, hiçbir şekilde tahammül edilemeyecek bir tutumdur. Yunanistan Başbakanı, Avrupa Birliği'nin sahibi gibi, Türkiye-AB ilişkilerinin daha çok bozulacağı bir sürecin başlayacağını ifade ediyor ya da Avrupa Birliği'ndeki bazıları Türkiye'nin egemenlik haklarından, kıta sahanlığından, münhasır ekonomik bölge haklarından, KKTC'ye garantör olmasıyla ilgili haklarından vazgeçmesi gibi birtakım telkinlerde bulunuyorlar. Bu işin böyle çözülmeyeceği açıktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu tip söylemlere kesinlikle prim vermeyeceği açıktır, bunlara karşı güçlü bir cevap vereceği açıktır.

Yunanistan Başbakanı, Türkiye'yi kendisinin altını dolduramadığı uluslararası hukuk argümanlarıyla tehdit etme dilinden vazgeçmelidir. Türkiye, komşuluğu ve dostluğu kıymetli olan ama komşuluğu ve dostluğundan vazgeçilmesi halinde, buna karşı durulması halinde de hiçbir şekilde, hiçbir tehdide prim bırakmayacak bir ülkedir. Hiçbir şekilde bunun karşısında cevapsız kalmayacak bir ülkedir. Eğer burada bir hakkaniyetli durum ortaya çıkması isteniyorsa yapılacak şey, Yunanistan'ın bu tehdit dilinden ve fiili durum yaratma tutumundan vazgeçmesidir."

Ömer Çelik, Doğu Akdeniz'de çalışmaların devam ettiğini, Fatih sondaj gemisi ve Yavuz gemisinin faaliyetlerini sürdürdüğünü hatırlatarak, "Türkiye ne kendi egemenlik haklarından ne KKTC'nin haklarından hiçbir şekilde burada vazgeçmeyecek." dedi.

"BU KARARLAR, LOZAN ANLAŞMASI'NIN İHLALİ ANLAMINA GELİR"

Bütün bunları söyleyen Yunanistan'ın hak ve özgürlüklere, hukuka, anlaşmalara riayet etmediğinin, AB standartlarında bir devlet yönetimine sahip olmadığının altını çizen Çelik, bunun en son örneğinin ise Yunanistan'da SYRIZA hükümetinin dini özgürlükler konusunda aldığı kararları olduğunu söyledi.

Çelik, bu kararların açık bir şekilde Lozan Anlaşması'nın, Avrupa İnsan Haklar Hakları Sözleşmesi'nin ihlali anlamına geldiğini vurgulayarak, 2018 ve 2019'da yürürlüğe konulan kararnamelerle Türk azınlığın dini kurumlarının devletleştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Camilere din görevlisi atanması, müftülüklerin yapısı ve işleyişiyle ilgili kararlara ilişkin Çelik, azınlığa ait hakların devletleştirmek suretiyle Yunanistan Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmaya çalışıldığını aktardı. Çelik, bununla ilgili tepki gösterdiklerini bildirerek, "Asıl, uluslararası hukuka uymayan, AB standartlarında bir devlet yönetimi ortaya koymayan Yunanistan'ın, bu konuda hem AB tarafından uyarılması gerekir hem de bu politikalardan vazgeçmesi gerekir. Yunanistan, Türkiye'nin iyi komşuluğuna güvenmeli, kıymetini bilmelidir. Yunanistan, Türkiye'nin zor zamanlarda kendilerinin yardımına nasıl geldiğini, zor zamanlara düştüğünde Türkiye'nin bunu istismar etmek yerine Yunanistan'ın yardımına nasıl koştuğunu en iyi bilen ülkedir. Hafızalarında bu tazedir. Yakın zaman da buna şahitlik göstermektedir. Gerek Doğu Akdeniz'deki gelişmeler konusunda gerekse Türk azınlığa karşı atılacak adımlar konusunda daha makul, dengeli, hukuka ve insan haklarına saygılı, komşuluk ilişkilerine uygun bir dil, üslup ve politika uygulamasını Yunanistan'dan bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

"BU TERCİHİN TEKRAR BİZE DÖNMESİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ"

AK Parti Sözcüsü Çelik, yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde, ilk seçime göre iki aday arasındaki farkın arttığının hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:

"Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde bahsettiğiniz bu fark ortaya çıkmıştır. Bir yandan da ilçe belediyelerinde ve büyükşehir meclisinde partimiz ve Cumhur İttifakı büyük bir zafere imza atmıştır. Her seçimin kendi dinamiği, sonuçları var. Kuşkusuz biz siyasi parti olarak, bütün bunları ayrıntılı bir şekilde değerlendireceğiz. Bu bahsettiğiniz rakam nasıl ortaya çıkmıştır? Vatandaşlarımızın politikalarımız konusunda o süreçte beğendiği hususlar, beğenmediği hususlar nedir, bundan sonrasıyla ilgili beklentileri nedir? Sonuç itibarıyla ilçe belediyelerinde ve büyükşehir meclisinde büyük bir başarı elde ederken, bunun büyükşehir belediye başkanlığına yansımaması konusu tabii ki değerlendirilecektir."

Bu değerlendirmelerin başladığını bildiren Çelik, bunun bir başlangıç olduğunu söyledi. Çelik, "Bu, milletimizin, vatandaşımızın, İstanbullu'nun tercihidir. Başımızın üstünde yeri vardır. Biz, bu tercihin tekrar bize dönmesi için, ilçe belediyelerinde ve büyükşehir meclisinde olduğu gibi burada da yansıması için neler yapmamız gerektiği konusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bununla ilgili ilk sunumlar yapılmaya çalışılıyor. Önümüzdeki dönemde de devam edecek." ifadelerini kullandı.

"ADAYIMIZ MÜKEMMEL BİR ÇALIŞMA ÖRNEĞİ ORTAYA KOYMUŞTUR"

Ömer Çelik, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım gibi AK Parti İstanbul İl Teşkilatının da aynı gayreti gösterdiğini düşünüyor musunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Sorduğunuz kısmı da sormadığınız kısmı da anladım. Çeşitli yorumlar yapılıyor, dedikodular çıkıyor. Burada tabii ki arzumuz şudur: Siyaset nihayetinde hedefe yürür. Arzumuz tabii ki her seçimden daha büyük bir başarı elde etmektir. Başarımızda şüphe olmayan seçimlerde bile bu başarıyı nasıl daha çok artırırız diye genel başkanımız hemen talimatlarını verir. Bu çalışma sadece seçimden seçime yapılan bir çalışma değildir. İstanbul'da belediye başkan adayımız mükemmel bir çalışma örneği ortaya koymuştur. Büyük bir performansla, gayretle teşkilatlarımız bu çalışmaları ortaya koymuştur."

AK Parti'nin bütünleşmiş, tek bir hedefe yönelmiş, kendi iç bütünlüğünü çok sağlıklı bir şekilde koruyan bir yapı olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

"Her yerde kadın kollarımızı, gençlik kollarımızı gördük. Her yerde dinamik bir seçim çalışması yürütüldü. Tabii ki sonuç arzu etmediğimiz gibi çıktığında ne adayımız ne teşkilatımız açısından bu şekilde bahsettiğiniz bir çelişki ya da bir takım meselelerin altını çizmiyoruz. Burada mesele şudur: Vatandaşımızın, bizim bu süreçteki politikalarımızla ilgili ilettiğimiz, arz ettiğimiz konularda neyi beğenmediğini, neyi daha çok beğendiğini, neyi tasvip etmediğini net olarak göreceğiz. Önümüzdeki dönemde vatandaşımızın beğendiği konuları daha güçlendireceğiz, beğenmediği konuları politikalarımızla revize edeceğiz. Adayımız ve teşkilatımız son derece güçlü bir çalışma ortaya koymuştur. Zaten genel merkezimiz, genel başkan yardımcılarımız, MKYK'mız oradaydı. İl teşkilatımız güçlü bir çalışma ortaya koymuştur. Bunlarla ilgili bir problem yoktur."

Çelik, AK Parti'de olağanüstü kongrenin olup olmayacağına yönelik soruya ise şu cevabı verdi:

"Bu bahsettiğiniz revizyonlar meselesi, her seçimden 15 gün önce konuşulmaya başlanır, her seçimden sonra bu devam eder. Bu, Sayın Genel Başkanımızın takdirindedir. Kendisi bunu ne zaman, ne şekilde uygun görürse bu şekilde düşünür. AK Parti'de de şöyle bir gelenek vardır: Hiç kimse gerek kendisiyle ilgili gerek diğer konulardaki tasarrufla ilgili kişisel bir tutum içerisine girmez. Ama 'şu anda böyle bir gündem var' diyecek yetkiye sahip değiliz. Bu Genel Başkanımızın tasarrufundadır. Dolayısıyla onunla ilgili size somut olarak 'şöyle davranılacak, böyle davranılacak' diyecek durumda değilim. Bugün bahsettiğimiz kabine revizyonuyla ilgili Genel Başkanımızın o soruya verdiği cevap, grup çıkışında, tabii ki genel merkez için de geçerlidir."

"BİZ TERÖRE KARŞI TUTUMU NET OLAN BİR SİYASİ KADROYUZ"

Bir gazetecinin, "Seçimden 3 gün önce bir akademisyen İmralı'ya gitti, teröristbaşıyla görüştü. Bu görüşme için talep kimden geldi, süreç nasıl işledi, gidişine kim izin verdi ve sonrasında mektup nasıl sızdı?" sorularına Çelik, bu kişinin görüşmek için başvurduğunu ve başvurusunun normal kanuni mekanizmalar içinde gerçekleştirildiğini aktardı.

Çelik, daha sonra görüşmenin yapıldığını belirterek, "Teröristbaşı tarafından bu mesaj bu şahsa verilmiş ve bir şekilde bu ortaya çıkmış anladığım kadarıyla. Burada şöyle bir şey yapılıyor, sanki seçime dönük olarak biz bunu organize ettik, buradan bir medet umduk gibisinden. Halbuki bunun yayınlandığı, bu tartışmanın ortaya çıktığı günlerde bile terörle ilgili tutumumuzu en yüksek şekilde söylüyorduk." ifadelerini kullandı.

Bu tartışmanın yeni yapıldığı sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Teröristbaşıyla diğerleri arasındaki kirli ilişkileri, iktidar çatışmasını gösteren bir tablo bu." şeklindeki sözlerini hatırlatan Çelik, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla buradan herhangi bir gayrimeşru beklenti içinde olsak, o zaman bu dili kullanmayız. Biz teröre karşı tutumu net olan bir siyasi kadroyuz. Terör örgünün içindeki bu kirli ilişkileri tabii ki Türkiye'deki pek çok tartışma gibi yakın bir şekilde takip ediyoruz. Bahsettiğiniz bu görüşmeyi, sanki biz buradan bir siyasi rant elde etmek istiyoruz gibi sunanlar ve eleştirenler, ne hikmetse bu olayın öncesinde terör örgütü liderlerinden pek çoğu, gerek Kandil'den gerek çeşitli yerlerden, farklı farklı terör örgütlerinden kendi siyasi süreçlerine dönük destekler gelirken buna karşı sessiz kalıyorlardı."

Ömer Çelik, kendisine, "Kandil'den bu siyasi süreçlere verilen desteklere ne diyorsunuz?" şeklinde sorular geldiğini de anımsatarak, "Bu tutumu sürdürenler, bizim teröristbaşı dediğimiz, örgüt içerisinde çatışma ortaya çıkmıştır, iyice belirginleşmiştir şeklindeki bir yaklaşımla Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın değerlendirdiği bir konuda, siyasi bir rant bekliyormuşuz gibi bir tutum içerisinde giriyorlar. Bu kendi, başlı başına çelişki." ifadelerini kullandı.

Olay ortaya çıkar çıkmaz Cumhurbaşkanı ve AK Parti'nin ortaya koyduğu tavrın açık olduğunu dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

"Teröristbaşını referans vererek konuşanların, aslında nasıl bir başka ilişki ağı içerisinde davrandıklarını, teröristbaşının başka bir ilişki ağı içerisinde davrandığını, oradaki kirli ilişkileri ortaya koyan bir tablo olarak değerlendirilmiştir. Bahsedildiği gibi siyasi rant elde etmek isteseydik, daha sessiz ve daha farklı bir üslupla bu meseleyi geçiştirirdik. Halbuki bu meseleyi daha farklı, daha sessiz ve daha yumuşak bir üslupla geçiştirenler, bizim net bir şekilde koyduğumuz bu tavrı eleştirmeye kalkıyorlar."

"TRT KÜRDİ, KİRLİ İLİŞKİLERİN AÇIĞA ÇIKMASINA İMKAN VEREN BİR TUTUM ORTAYA KOYMUŞTUR"

Bu görüşmeden bir gün sonra Osman Öcalan'ın TRT Kürdi'ye röportaj vermesine ilişkin soruya karşılık Çelik, "Bu örgüt içindeki kirli ilişkiler ve benzeri konularla ilgili olarak TRT Kürdi'nin bir muhabirine bahsettiğiniz şahıs bir beyanat vermek istiyor. Bu ve benzeri beyanatlar, geçmişte de çeşitli yayın organlarında görüldü, çeşitli yayın organlarına yapıldı. Sonuç olarak ortaya ne çıkmıştır? Bu terör örgütü içindeki kirli ilişkilerin nasıl olduğu ortaya çıkmıştır. Bu terör örgütüyle bağlantılı siyasi parti arasındaki ilişkilerin, Kandil'le olan ilişkilerin nasıl kirli pazarlıkların ürünü olduğu ortaya çıkmıştır. 'Demokrasi, tecrit' diyen, 'tecrite son vereceğiz' diyerek konuşanların aslında nasıl birtakım istismar faaliyetleri içerisinde olduğu ortaya çıkmıştır." değerlendirmesini yaptı.

Çelik, TRT Kürdi'nin Türkiye dışında Suriye, Irak, İran tarafında, bölgede geniş yayın ağına sahip, son derece stratejik bir kanal olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bu bölgelerde, PKK'nın gerek diğer etnik grupları, gerekse Kürt grupları istismar etme faaliyetleri çok yoğun bir şekilde sürüyor. Tabii Batılı birtakım sivil toplum örgütlerine karşı da demokrasi söylemi üzerinden bir faaliyet yürütüyorlar, çok sayıda da televizyon kanalını gençlere karşı kullanıyorlar ve orada başka bir yüz ortaya koyuyorlar. Aslında TRT Kürdi, burada bu röportaj vasıtasıyla bu kirli ilişkilerin açığa çıkmasına imkan veren bir tutum ortaya koymuştur. Bu, geçmişte başka yayın organları tarafından da yapılmış bir faaliyet, neticede terör örgütünün bu kirli ilişkilerinin berraklaşmasına yol açan bir yayın faaliyeti olmuştur."

S-400 SAVUNMA SİSTEMİNİN KONUŞLANACAĞI YER...

AK Parti Sözcüsü Çelik, yakın zamanda teslimatı beklenen S-400 savunma sistemlerinin Türkiye'de hangi bölgelere konuşlandırılacağı konusunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın bir sunumu olup olmadığına ilişkin soruya ise "S-400 ile ilgili, geldiği zaman nereye konuşlanacak, bununla ilgili Silahlı Kuvvetler çalışmasını yaptı. Sayın Cumhurbaşkanımıza da arz edilmiştir. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın bilgileri dahilindedir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin çalışması çerçevesinde olacak. Şu aşamada da benim buradan, şurası ya da burası demem doğru olmaz, stratejik olarak doğru olmaz." yanıtını verdi.

Çelik, ayrıca 1927'den beri değiştirilmeyen Askerlik Kanunu'nda yapılan değişiklikle büyük bir reform gerçekleştiğini ifade ederek, "Çok yönlü, çok katmanlı, Türkiye sosyolojisine tam olarak dokunan, gençlerin sosyolojik, iş kurma, hayatlarını düzenleme taleplerine öngörülebilir ve şeffaf cevaplar veren bir kanun, büyük bir reform." değerlendirmesini yaptı.

BAKMADAN GEÇME!