Balık da kültürü de yok oluyor

İstanbul Dergisi son sayısında Boğaz'da balıklar ve balıkçılık üzerine pek çok ilginç yazının oluşturduğu bir ‘‘Balık Dosyası’’na yer veriyor. ‘‘Taşla gümüş avcılığından endüstriyel balıkçılığa’’ adlı yazısıyla İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde çöküşün hikayesini kaleme alan Bayram Öztürk ise önemli gerçeklere dikkat çekiyor. Aşağıda bir özetini sunduğumuz yazıya göre 1970'li yıllara kadar Boğaz'ın kendine özgü bir balıkçılık geleneği, balık yatakları ve balıkları vardı. Ancak bunlar hızla kaybolmaya başladı. Yakında olanlar da bitecek, çünkü aşırı avcılık ve kirlenme sonucu Boğaz bitti...

Boğaz'da balıkçılığı iki bölüme ayırmak gerekir. Biri yüzyıllardan kalma gelenekleri olan balıkçılık. Örneğin sepetle gelincikbalığı Anadoluhisarı ve Arnavutköy'de; taşla gümüş avcılığı Kandilli akıntı burnunda; çalıyla karides avcılığı Bebek ve Yeniköy önlerinde; manyat ile dil, kalkan ve kırlangıç avcılığı Paşabahçe'de; göçmen balıkların avcılığı ise dalyanlarda yapılırdı. 1915'te İstanbul Balıkhane Müdürü Karakan Deveciyan Efendi'nin ‘‘Türkiye'de Balık ve Balıkçılık’’ adlı eserinde belirttiği Boğaz'daki 52 dalyan alanından günümüze sadece iki tanesi kaldı. Balık av yeri olarak adlandırılan ve dip sürütme ağlarının atıldığı 100'ün üzerindeki voli yeri ise artık yok. Hepsi endüstrileşmeye, teknolojiye, gemi trafiğine, kaçak iskelelere ve kirlenmeye yenik düşmüş durumda...

İstanbul Boğazı'nda balıkçılığın en önemli dönemi ‘‘büyük göç’’ denilen, Ege ve Akdeniz'den gelen uskumru, kolyoz, palamut, lüfer, kılıç ve orkinos gibi balıkların beslenmek veya üremek amacıyla mart sonu ile haziran arasında Boğaz'dan Karadeniz'e geçtiği dönem... Karadeniz'e geçen balık sürüleri ağustos sonu ve ekim arasında tekrar Boğaz yoluyla Marmara denizinde kaldıktan sonra Ege ve Akdeniz'e geçiyorlar.

Boğazlar'da yapılan ticari balıkçılıkta büyük bir düşüş yaşanıyor. Bunun nedeni zamansız, kaçak ve aşırı avcılıkla ekolojik değişimler. Örneğin 1970'te ülkemizin toplam balık avcılığının yüzde 15'ini oluşturan Marmara, günümüzde sadece yüzde 7'sini oluşturuyor. 1980'de 1300 ton lüferin avlandığı Marmara ve Boğazlar'da, 1990'da sadece 300 ton, 1997'de 70 ton balık yakalanmış. Lüferdeki azalmanın temel nedeni çinekopun büyüyemeden avlanması ile lüferin taze yemle beslenip temiz suları sevmesi. Düşüş, uskumru, orkinos, tekir, barbunya, dil, pisi, kırlangıç, minekop, karideste de yaşanıyor. Kılıçbalığı ise tamamen ortadan kaybolmuş.

Kaybolan türler

Bu düşüşlerde av gücünün de etkisi var. Yani stoklar azalıyor ama buna karşılık av yapan teknelerin sayıları artıp boyları büyüyor, dolayısıyla av sonu elde edilen ürün sürekli düşüyor. Marmara ve Boğazlar'da avcılık yapan teknelerin boylarının 20 metreden büyük olması avın verimsiz olmasını getiriyor. Boğaz'da ve Marmara denizinde trol denilen dip sürütme ağıyla avcılık yasak olmasına karşın yapılıyor. Bu da stokların azalmasında büyük bir rol oynuyor.

Boğaz'da -şimdilik- biyolojik çeşitlilik açısından tehdit altında bulunan ve korunması önerilen 33 deniz canlısı bulunuyor.

Bayram Öztürk'ün Uluslararası Doğayı Koruma Birliği'nin kırmızı listesine soktuğu bu türler şunlar:

Deniz çayırlarından beş tür,

Omurgasız deniz canlılarından dokuz tür - ki bunlar arasında siyah mercanlar, iki yengeç ve böcek ile ıstakoz türleri ve pina yeralıyor,

Balıklardan 15 tür (mersinbalığı türü),

İki denizatı türü

İşkina, orkinos, kılıç, zargana, dil, karagöz, uskumru, palamut, torik.

Deniz memelilerinden üç yunus türü,

Akdeniz foku.

Boğazın binlerce yıldır süren ekolojik yerleşiminde en alt grupta dipleri mekan seçen kalkan, kırlangıç, mezgit, gelincik, iskorpit, pisi ve dil balıkları ile midye, istridye, karides yeralıyor. Onların üzerinde mersin, istavrit, gümüş, izmarit balıkları bulunuyor. Daha yukarıda göçmenler yeralıyor: Lüfer, palamut, uskumru, kılıç, orkinos, hamsi, sardalye... Son grupta ise yunuslar, Akdeniz fokları, susamuru, deniz kuşları... Bu ilişkiler zinciri, kirlenme, habitat kaybı ve aşırı avcılık gibi nedenlerle artık bozulmuş durumda. Biyolojik çeşitlilikte daralma görülüyor.

Koridor kapanıyor

Örneğin palamut ve lüferin neslinin azalması bu balıkların temel avı olan iskorpitlerin nüfusunun aşırı artmasını getirmiş. Çünkü nüfus artışlarını kontrol eden balık kalmamış. Evsel atıklar ve petrol kirlenmesi sonucu kıyılardaki yosunların hızla azalması ve yokolmaya yüz tutması ise bunların içinde ve üstünde yaşayan karides ve yengeçlerin azalmasını getirmiş. Bu örnekler uzayıp gidiyor. Bütün bunların sorumlusu sadece eğitim seviyesi yetersiz, örgütlenmeleri zayıf balıkçılar değil, Karadeniz ve İstanbul atıklarının boğaza ulaşmasının da büyük katkısı var.

Akdeniz ve Karadeniz'i birbirine bağlayan ‘‘Biyolojik koridor’’ kapanmak üzere. O halde Boğaz'ı kirletirken aslında Akdeniz ve Karadeniz'i de kirletiyoruz. Boğazları yeni tehlikeler de bekliyor. Bunların başında Orta Asya petrollerinin boğazlardan geçirilmesi geliyor. 120-150 milyon ton petrolün süper tankerlerle boğazlardan geçirilmesi yeni faciaları da beraberinde getirecek.

Ne yapmalı?

Atıkların biyolojik arıtımından, Boğaz'daki peyzaj mimarisinden, balıkçılıktan, canlı kaynakların yönetimine, uzun erimli deniz araştırmalarına, gemi trafik sisteminin kurulmasına, Marmara ve Karadeniz'in kirlenmesine, yerel halkın eğitilmesine kadar olan konuları izleyecek ciddi bir yapılanmaya ihtiyacımız var. Araştırma bu yapılanmanın en önemli parametresi. Araştırma yapılmadan denizlerdeki hiçbir sorun çözülemez. Bu yapılanmada geç kalırsak, Boğaz'da kalan son balık türleri de bir 20 yıl sonra kaybolacak, o zaman bizler de boğaza içinde hiçbir şey bulunmayan bir havuz gibi bakacağız.

Göç ve üreme zamanları

LÜFER

GöÇ: Mart-mayıs (giriş)

Üreme: Haziran-eylül (Karadeniz)

ekim (dönüş)

PALAMUT

GöÇ: Mayıs-haziran

Üreme: Mayıs-haziran (Marmara)

ağustos-kasım (Dönüş)

SARDALYE

GöÇ: Yaz-sonbahar (dönüş) Üreme: Temmuz-kasım (Ege,Karadeniz)

USKUMRU GöÇ: Haziran

Üreme: temmuz-ağustos (Marmara)

ekim-kasım (Dönüş)

ORKİNOS GöÇ: Nisan

Üreme: Bütün yaz (Karadeniz)

eylül (Dönüş)

KILIÇ GöÇ: Haziran-temmuz

Üreme: Haziran-eylül (Marmara)

Dosyada başka neler var

İstanbul palamutları

Balık pişirmek kimin işidir?

Bir ahtapottan kaç tür yemek yapılır?

Balık halinin öyküsü

Marmara bir denizdi eskiden

Oltacılar, gırgırcılar,

Kral palamut, kraliçe lüfer

Boğaz müdavimlerinden balık öyküleri

Pantalon balığı

Haberle ilgili daha fazlası: