GeriGündem Atatürk devrimleri hálá dünyada tek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Atatürk devrimleri hálá dünyada tek

Abone Olgoogle-news

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorking, Robert College'deki öğrencilik yıllarından itibaren Atatürk hayranı oldu. ABD'de Yale Üniversitesi'nde ‘Atatürk Reformları’ tezi hazırladı. Vorking, ‘‘Atatürk devrimleri hálá tek örnek, O'nun devrimleri Türkiye'yi ayrıcalıklı kıldı’’ diyor.Türk ekonomisine ‘yapısal reform’ kavramını Dünya Bankası getirdi. Beş yıl öncesine kadar çok anlam ifade etmeyen bu iki sözcük, şimdi ekonomiden sözedilen her ortamda ‘olmazsa olmaz’ bir kavrama dönüşmüş durumda. Dünya Bankası'nın yeni Türkiye Direktörü Andrew Vorkink'in Ankara'daki temel görevi de bu: Dünya Bankası'nın milyarlarca dolarlık kredi karşılığında desteklediği ‘yapısal reformlar’ yerinden takibi.Ne var ki, ‘reform’ kavramı Vorkink için, biraz daha farklı bir anlam taşıyor. Adnan Menderes'in idam edilmesinden sadece iki hafta sonra Türkiye'ye gelen, Robet College'da okuyan Vorkink, Yale Üniversitesi'nde mezun olurken, ‘Atatürk Reformları’nı bitirme tezi olarak vermiş.Vorkink'in Atatürk'e olan hayranlığı, Robert College yıllarında başlayan Türkiye sevgisinin tarih tutkusuyla birleşmesi sonucu ortaya çıkmış. Vorkink ile Türkiye izlenimlerini ve ekonomiyi konuştuk:Türkiye'deki öğrencilik yıllarınızı nasıl hatırlıyorsunuz?- Çok olumlu ve güçlü. İstanbul'a 1960'ların başlarında geldik. Adnan Menderes'in idam edilmesinden kısa bir süre sonraydı. Öğrencilik açısından harika bir fırsattı. Öğretmenlerimin yarısı Türk'tü. Bazılarının, özellikle Kimya ve Biyoloji öğretmenlerimin çok katı olduğunu söylemeliyim. Robert College'deki yatılı tek yabancı öğrenci bendim. Soğuk suyla yıkanmak dışında harika bir tecrübeydi. İstanbul'u o kadar çok sevdim ki, daha sonra evlenince balayı için geldim. 1970 yılında Şile'ye gittik. O zaman tek küçük bir otel vardı. Çok romantik bir balayıydı. Dünya Bankası'nda başladığımda, 1980'lerin başında Özal döneminde özelleştirme ve enerji alanındaki müzakareleri Dünya Bankası adına hükümetle ben yaptım. Yıllar sonra benim için büyük onurdu.Yale Üniversitesi'ndeki bitirme tezi olarak ‘Atatürk Reformları’ nı seçmenizin nedenleri neydi?- Yale Üniversitesi'ne gittikten sonra Türk tarihiyle özel olarak ilgilendim. Özellikle 1923-1938 dönemi. Atatürk'ün, sosyal, ekonomik, hukuki ve politik reformları birarada yapması inanılmaz bir şey. Bu, harika bir çalışma alanı olduğu kadar, dünya için de çok önemli bir örnek. 1860'lardaki Japon devrimi ilginçtir. Ama Türkiye çok başka. Atatürk'ün peçeyi kaldırırken, latin alfabesine geçmesi, bir yandan ekonomik reformları gerçekleştirmesi çok çok önemli.Araştırmayı yaparken nelerden yararlandınız?- Araştırma için tekrar Türkiye'ye gelip Robert College'ın kampüsünde kaldım. Özellikle Atatürk'ün arkadaşlarıyla, Celal Bayar ve İsmet İnönü ile görüşmek büyük bir ayrıcalıktı. İkisi de kendi açılarından Atatürk'ü anlattı. 1930'larda aynı partide çalışmalarına karşın, daha sonra bakış açılarının bu kadar farklılaşması benim için çotk ilginçti. Ayrıca eski Türk gazeteleri arşivinde de detaylı bir çalışma yapmıştım. İsmet İnönü ile eski başbakan Bülent Ecevit sayesinde tanıştım. Üniversitedeki tez hocam, Ecevit de Robert College'den olduğu için bana yandımcı olabileceğini söyledi. Gerçekten de İstanbul'da kendisini aramış ve yardım istemiştim. O da yardımcı olmuştu. Aslında bugünkü aklımla bu tezi tekrar yazmak isterdim. 21 yaşın bakış açısıyla, şimdiki çok farklı. Tezin sonucu neydi?- Atatürk reformları, özellikle sosyal reformlar çok başarılı oldu. 80 yıl sonra bugün bile büyük önem taşıyor ve uluslararası alanda örnek. Reformların büyük bir bölümü hálá ayakta. Bunun yanısıra, özellikle Atatürk'ün askeri ve politik liderliğinin bir örneği yok. Atatürk'ün radikal devrimleri, imkansız gibi görünen bu devrimler harika bir hikayedir. Bence Türkiye, böyle bir tarihi olduğu için ayrıcalıklıdır.Türk özel sektörü parlayan yıldız gibiDünya Bankası'nın desteklediği Doğrudan Gelir Desteği projesi sona erdi. Sizce bu proje başarılı oldu mu?- Bizce çok başarılı. Çünkü 2 milyondan fazla işçi yararlandı. Türkiye, bu projeden önce, tarımsal sübvansiyona, yılda 5 milyar dolar harcıyordu. Şimdi bu rakam 1.5 milyar dolara indi.Özel sektör ile ilişkileriniz nasıl?- Türkiye'nin çok güçlü bir özel sektörü var. Kriz zamanında bile bence çok iyi gitti. Özellikle Doğu Avrupa, Rusya, Hindistan'la kıyaslandığında Türk özel sektörü müthiş. Adeta parlayan bir yıldız. İstanbul'da iş çevreleriyle görüşüyorum.BDDK mutlaka bağımsız olmalıDünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorking, bankacılık sektöründe zayıflık gördüğünü vurguluyor. Vorking, ‘‘Aslında çok şey yapıldı, ama daha fazlasına ihtiyaç var. BDDK'nın bağımsızlığı önemli’’ diyerek, bu konudaki soruları şöyle yanıtladı:Yeterince bağımsız değil mi?- Kurumsal olarak güçlendirilmesi gerekiyor. Meclis'teki yasa bunu sağlayacak. BDDK ile TMSF'nin ayrılması doğru bir konsepttir. Dünya Bankası olarak destekliyoruz. Ama bunun kağıt üzerinde kalmaması lazım. Madem bu doğru bir konseptti, Dünya Bankası üç-dört yıl önce niye gündeme getirmedi?- O zaman öncelikler farklıydı. Zamanı, şimdi. BDDK ile TMSF'nin ayrılması, normal bir döneme geçildiğini, aynı zamande krizin bittiğinin de bir göstergesidir. Yani sektör açısından sağlık işaretidir.Tasarının tamamını destekliyor musunuz?- Şu anda bir bankacılık ekibimiz burada ve hálá çalışıyor. 28 önerge vardı. 34'e çıktığını gördük. O değişiklikleri aldık. Dinamik bir süreç olduğu için tamamı üzerinde fikrimiz tam oluşmadı. Ancak yasanın amacı doğrudur. PFPSAL-3 kredisi için bankacılık sektörü dışında Mali Kontrol Kanunu ve tarım için yeni bir düzenleme gerekiyor.AB'ye tam üyeliğiniz Dünya Bankası için önemliGeçen ay onaydan çıkan 4.5 milyar dolarlık CAS (Ülke Yardım Stratejisi) konusnuda özel bir mesajınız var mı?- CAS programımızın şöyle bir işlevi de var. AB etkinliklerini tamamlayıcı bir işlev üstlenir. Daha önce görev yaptığım Bulgaristan Romanya ve Hırvatistan'da Dünya Bankası, Ülke Destek Programlarıyla AB adaylık sürecinde önemli bir tamamlayıcı rol üstlendi. Çünkü CAS programları, eğitim, sağlık gibi alanlara odaklanıyor. Türkiye'nin AB'ye üyeliği Dünya Bankası için önemli. CAS programına bu açıdan da odaklanıyoruz.Dünya Bankası'nın ‘yapısal reformlar’ konusundaki uygulamaları, ciddi yasal değişiklikleri gündeme getirdi. Bu durum, zaman zaman kamu sektöründe müdahale olarak da algılanıyor ve rahatsızlık yaratıyor. Değerlendirmeniz nedir?- Türkiye ilginç bir açmaz içinde. Çok güçlü bir özel sektörü ama çok da etkin bir kamu sektörü var. Kamu sektörünün yeniden oryante edilmesi gerekiyor. Kamunun iş ortamının önündeki engelleri kaldırması gerekiyor. BAzı önemli düzenlemeler de gerçekleşti. Bunları destekliyoruz.İniş çıkışlar olsa da Türk ekonomisi güçlüTürk ekonomisinin dışarıdan görünüşü ile işin içine girdiğiniz zaman gördükleriniz arasında fark var mı?- Türkiye'nin ekonomisi temelinde güçlü. Ancak, ciddi iniş-çıkışlar var. İki yıl büyüyüp, bir yıl küçülme gibi kısır döngülerin sona ermesi gerekiyor. 2000 ve 2001 yılındaki ekonomik krizler, Türkiye'nin geniş reform alanına ihtiyaç olduğunu ve dahası bunların sürdürülmesi gerektiğini gösterdi. Ekonomideki temel zayıflıklar sizce neler?- Enflasyon temel problem. Ama enflasyon 1977'den bu yana en düşük düzeyine indi. Ancak ekonomi bazı risklere hálá çok açık. Bunların başında çok yüksek borç stoku geliyor. Hükümet her ay 7 milyar dolarlık bir borcu döndürmek zorunda. Böyle olunca da piyasalar çok dikkatli ve sinirli oluyor. Çünkü programın devamı için kritik önem taşıyor. Sözgelimi Irak'ta birşey olunca, ekonomiye nasıl yansıyacak diye merak ediliyor.
False