GeriGündem Artık planlanmış cinayetler var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Artık planlanmış cinayetler var

Abone Olgoogle-news

Cinayet, hayatımıza bazen sinsi, bazen de ‘‘dan’’ diye girebiliyor. Ve buna kimse hazırlıklı yakalanmıyor. Cinayet Bürosu dedektifleri dışında. Onlar, öldürme, yaralama, intihar, şüpheli ölüm yani ne kadar ürpertici hadise varsa ondan sorumlular. Ve Türkiye'nin en kalabalık şehri İstanbul bu olayların en sık yaşandığı yer. Yani bu şehrin Cinayet Bürosu fazla mesai yapıyor. Mehmet Şahne (35), İstanbul Cinayet Büro Amiri. Bu genç yaşında saçlarını döken, bütün bu olaylarla uğraşmak mı bilemem ama etkisi olduğu kesin. Cinayet polisi kimdir, nelerle uğraşır, başına neler gelir, bunları konuştuk. Cinayet ürpertici bir şey. İnsanın böyle bir işi olması nasıl bir his?. - Her polisin idealinde cinayet masasında çalışmak vardır. Yorucu olmasına rağmen bir olayı çözmek, aydınlatmak, haz verir. O yüzden çok talep gören bir bölümdür.Bu bölümde çalışacak polisler soğukkanlılıktan başka hangi meziyetlere sahip olurlar? - Muhakeme yeteneği ve beşeri münasebetlerin mutlaka çok kuvvetli olması gerekiyor. Cinayet bürosunda çalışacakların, gasp polisinin ne yaptığını, bir gaspçının nasıl suç işlediğini, bir hırsızlığın nasıl yapıldığını bilmesi açısından önce bu bölümlerde çalışması şarttır. Orada bir cinayeti çözerken çok fazla pencereden bakmaları gerektiğini anlıyorlar. ÖLÜYE OLAY OLARAK BAKARIZÖldürülmüş birini gördükten sonra, akşam evinize hiçbir şey olmamış gibi lay lay lom gidebiliyor musunuz? Ruh dengenizi nasıl sağlıyorsunuz?- İlk zamanlarda etkilenmeler oluyor tabii. Ama bunun profesyonel bir meslek olduğunu, önce kendiniz sonra beyniniz, sonra da duygularınız kabul ediyor. Ölüye bakarken onu ölü olarak değil, olay olarak algılıyorsunuz. Herkes işe başlar başlamaz ölüyü tutup incelemeye başlamıyor. Önce sadece bakıyorlar, sonraları kendileri yavaş yavaş ölüyü tutuyor, çevirmeye başlıyor. Bunu kaldıramayan arkadaşlarımız ilk zamanlarda belli oluyor zaten. O arkaşları başka görevlere kaydırıyoruz. Belli bir süre sonra psikolojik destek şart oluyor?- Psikolojik yorgunlukları almak için 15 günde bir kendi aramızda toplanıyoruz, orada herkes dökülüyor, şundan çok etkilenmiştim diye anlatıp deşarj oluyor. Ölü, ceset, görmeye ne kadar sonra alışılıyor? - Alışamayanı zaten burada tutmak mümkün değil. İnanın alışmak çok uzun bir süre almıyor. Yapmayın! Ürpermez misiniz, rüyanıza girmez mi?- İşin doğrusu cesetler pek rüyama girmiyor ama olaylar giriyor. Faili belli olmayan olaylarla ilgili rüya görüyorum. Rüyamda da uğraşıyorum. O zaman siz de, hani şu filmlerde gördüğümüz, parçalanmış cesedin yanında pizza yiyen polisler gibi misiniz? - Olay yeri incelemesinde bulunurken hiçbir şey yiyemezsiniz. Sigara bile içemezsiniz. Çünkü oradaki deliller bizim için çok önemli. Ama o olaydan sonra gidip rahatlıkla yemek yiyebilirsiniz. Filmlerdeki gibi gününü bir arabada oturarak ya da ona buna soru sorarak geçiren ekipleriniz mi var?- Evet var. Bir ekip üç kişiden oluşuyor. Ekip amiri, şoför ve bir polis memuru daha...Çetrefilli cinayetlerde dedektifleriniz soruşturmayı almak için birbirleriyle yarışıyorlar mı?- Olayın önemine göre dedektiflerden bir gruplar oluşturuyoruz. Bu bazen iki bazen de üç ekip olabiliyor. Ama baştan ‘‘ben bu soruşturmayı yapayım’’ deme hakkına sahip değiller. Olay nerede olmuşsa, o bölgenin sorumlu dedektifleri en başından, adliyeye sevkine kadar sorumludur. Olay çözülmemişse bile sürekli takibini yapacak ekip, o ekiptir. Ama zaman zaman o ekibin elindeki cinayet sayısı artar, o zaman da elinde hiç cinayeti olmayan ekibe tüm bilgiler devredilir. Attila İlhan, Türkiye'de polisiye roman yazılamayacağını zira entrika olmadığını, düşünmeden çekip adam vurduklarını, sonra da polise gidip teslim olduklarını söylemişti.Siz buna katılıyor musunuz, böyle mi oluyor?- Eskiden cinayetler alkol alındığında basit kavgalardan çıkardı. Artık daha önceden planlanmış ve enterasan şekillerde işlenmiş cinayetler var. Ben de polisiye okuyorum ve Türkiye'de kesinlikle polisiye roman yazılabilir. Bir zamanlar Agatha Christie okurdum. Şu aralar Üzeyir Garih cinayetini konu alan Boğaz'ın Şövalyesi'ni okuyorum. Bu soruşturmayı ayrıntılı olarak biz yaptığımız için merak ettim, neler yazılmış diye. Çözülemeyecek cinayet olduğuna inanır mısınız?- Olayları incelerken suçlunun bıraktığı iz ve delilleri çok iyi incelerseniz, çözülemeyecek cinayet olmaz. Bazen, bu iş çözülmeyecek diye ümitsizliğe kapıldığımız oluyor ama yine de o ucu bırakmıyoruz. Bazen cinayet failleri çok inandırıcı konuşuyorlar. Ama çözülemeyen cinayet çok. Niye faali meçhul cinayetler var?- Hata cinayeti soruşturanlarda ve olay yerini inceleyenlerde. Olay yerinden çok ayrıntılı delil toplasanız bile kişinin kimliğini tespit edemiyorsanız, zor oluyor. Kimlik tespit edemeyecince araştırma yapmak için kendimize yol bulamıyoruz. Bazı hayatlar çok kapalı oluyor. Geçmişte nasıl yaşamış, askerliğini nerde yapmış, evine kim girer kim çıkar? Bunları bilinmeyince, zor oluyor. Bir cinayet soruşturması en fazla kaç yıl sürüyor?- 20 yıl süreyle sürekli takip edilir. Cinayet bürosu mükemmel çalışıyor diyebilir misiniz?- Sizce diyebilir miyiz? Bunu demek kolaydır ama inandırıcı olmazsınız. Her şey çok hızlı değişiyor, bu değişiklikleri takip etmek zorundayız. Bizim de eksikliklerimiz oluyor. Delilden sanığa gitmede, kriminal delillerin değerlendirilmesi konusunda personeli çok iyi eğitiyoruz. Kadın dedektifleriniz var mı?- Var ama çok ön planda değiller. Daha ziyade yardımcı konumdalar. Bazen operasyonel çalışmalarda tanınmama amaçla yoğun olarak kullanıyoruz kadın dedektiflerimizi.İstanbul güvenli bir şehirİstanbul'un asayişinden sorumlu Şahin Yılmaz 38 yaşında. Konuşurken iki cümleyi gelen telefonlar yüzünden bir türlü tamamlayamıyor. Hiperaktif olduğu için hepsiyle aynı anda konuşabiliyor. ‘‘Bu tempoya vitaminsiz dayanılmaz. Vitamin alıyor musunuz’’ diye sorunca, ‘‘Aaa, iyi ki hatırlattın’’ deyip alt çekmeceden bir kucak dolusu vitamin çıkarıyor. İstabul'un asayişiyle ilgili bilgileri ondan alıyoruz: ‘‘İstanbul'da geçen yılın tüm olaylarıyla karşılaştırdığınızda yüzde 31'lik bir azalma var. Kapkaçda azalmaysa yüzde 64. Olayların faillerinin tespitlerinde de büyük bir başarı var. Mesela 2001'de 13 bin araba çalınmış, 11 bin 500 tanesi yakalanmış. İstanbul'un nüfusu 10 milyon. Berlin ise 3 milyon 300 bin. İstanbul'da 2001'de mala ve şahsa karşı işlenen tüm olay sayısı 91 bin. Fakat Berlin'de 572 bin. Viyana 1 milyon 600 bin nüfuslu ve bir yılda işlenen suç sayısı 154 bin. Bunlara baktığınızda İstanbul'un güvenli bir yer olduğunu da görüyorsunuz zaten.’’CESETİN KOKUSU VE YEMEKMesleğe yeni başladığım yıllarda mezar açmaya gitmiştik. Cesedin çürümüşlüğü, ağır kokusu beni çok rahatsız etti. Ama o an, kendime buna alışmak zorundasın, eğer buna izin verirsem bu böyle gider dedim. Ve gittim yemeğimi yedim. Ama şunu kendime hep şunu sormuşumdur: ‘‘Çok yakın birini kaybetsem, yine böyle davranabilir miyim?’’ Sanırım evet, normal davranabilirim. SADECE İKİ SERİ KATİLİMİZ OLDUSadece iki seri katil profili çıktı karşımıza. Bir kolici cinayeti sanığı Orhan Aksoy vardı. Bir de marangozları öldüren kişi. Bunların haricinde bir seri katil yakalamadık. Birden fazla öldürmesi olanlar var ama sistematik ve aynı şekilde cinayet işlemedikleri için seri katil tanımına uymuyorlar.KESİK BACAKLAR HASTALARIN MI?Bu parçaların içinde bizim cinayet olarak gördüklerimiz var ama seri katil profili yok. Hastanelerde birinin bacağı ya da kolu kesiliyor, yakınları kendilerine verilmesini istiyor. Bunları mezarlığa gömmek, ölü gömme prosüdüründen çok daha zor. O yüzden gidip bir yerlere gömüyorlar. Üstelik iyi de gömmüyorlar. Sonra bunlar ortaya çıkınca kafa karıştırıyor. Ama biz yine de, bu tip cesetlere bakan özel ekipler kurduk.Katiller sabah 5’te uyuyor, cinayet saati 21-23 arasıSaat Kişi07.00-09.00 19 09.00-11.00 1511.00-13.00 1713.00-15.00 3015.00-17.00 2717.00-19.00 3119.00-21.00 3621.00-23.00 4423.00-01.00 4101.00-03.00 2803.00-05.00 1105.00-07.00 52002 ilk 9 ay istatistiği2002 Yılı 23 Eylül'e Kadar Olay Sayısı: 310Faili Aydınlanan: 271Faili Meçhul: 39
False