GeriGündem İsveç Parlementosunun rölyefini de yaptı...İlhan Koman'ın hayatından kesitler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İsveç Parlementosunun rölyefini de yaptı...İlhan Koman'ın hayatından kesitler

İsveç Parlementosunun rölyefini de yaptı...İlhan Koman'ın hayatından kesitler
Abone Olgoogle-news

İlhan Koman'ın dikkat çeken yaşamı, önemli isimleri ve özel günler es geçmeyen Google'ın gündemindeki konu olmaya başladı. Yaşamı boyunca birçok esere imza atan İlhan Koman, Avrupa yaşantısında pek çok şey öğrenmiş ve uygulamalarını eserlerine yansıtmıştır. Peki, rölyefleri dikkat çeken İlhan Koman kimdir? İşte, hayatına dair detaylı bilgiler

Türk heykeltraş İlhan Koman, doğum yıl dönümü olması dolayısıyla arama motorunun dikkat çektiği isim oldu. Dedesinin yaptığı maket gemileri gördükten sonra inşaat mühendisi olmak için harekete geçen ancak sağlık problemleri dolayısıyla 1 yıl tedavi gören İlhan Koman daha sonra resim bölümünde eğitim görme hakkına sahip olmuştur. İşte, İlhan Koman'ın hayatına dair bazı bilgiler

İLHAN KOMAN'IN HAYATINDAN ÖNEMLİ KESİTLER

İlhan Koman 1921 yılında Edirne’de dünyaya gelir. İlerde onun usta bir heykeltraş olmasının temelleri çocukluğunda yazları İstanbul’a dedesini ziyarete gittiğinde, Haliç’teki vapurları izleyerek gemi maketleri yapmasına dayanır demek mümkündür. Bu hobisinden dolayı lisede gemi inşaat mühendisi olmayı kafasına koymuştur. Ancak lise döneminde rahatsızlanıp tüberküloza yakalanınca İstanbul’da uzun bir tedavi dönemine girer. Bu uzun dönemi değerlendirmek için de Akademi’ye başvurur. Kara kalem çalışmalarını gösterir ve  akademi’nin resim bölümüne kabul edilir. Bedri Rahmi ve Sabri Berkel onun ilk hocalarıdır. Çocukluğunda maketler yaparak başlayan el becerisini burada da devam ettirerek, Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu’ndan da modelaj dersleri alır, antik heykel kopyaları ve orneman çalışmaları yapar. Bu alanda gösterdiği başarılı çalışmalar neticesinde de hocalarının dikkatini çeker ve onu heykel bölümüne girmesi için ikna ederler. Bir yıl sonra Akademi’nin Heykel Bölümü’ne geçer. Hocası Rudolf Belling’tir. Böylece İlhan Koman’ın dünyaca tanınmış bir heykeltraş olma serüveni de başlar. Okulu birincilikle bitirir ancak yurtdışı burslarına savaş nedeniyle ara verildiği için ancak 1947’de bursla üç yıllığına Paris’e gider. O dönemde Paris’te Neşet Günal, Sadi Öziş ve Refik Eren de bulunmaktadır, beraber bir atölye bile tutarlar. Koman boş zamanlarında Louvre ve Rodin Müzesinde geçirmektedir. Rodin’in yapıtlarına hayrandır. Paris’teki uzmanlık eğitimi 1951’de biter ve İstanbul’a dönüp Güzel Sanatlar Akademisi’nde asistan olarak göreve başlar. 1958 yılına kadar da öğretim üyeliğini sürdürür, 1957’de de GSA’nın metal atölyesi öğretmenliğine getirilir, bölümde maden atölyesini kurar. 

Koman’ın mimariyle heykeli birleştirdiği ilk çalışması da 1944-1953 yılları arasında Anıtkabir heykel ve kabartmaları için açılan yarışmayı kazanmasıyla başlar. Anıtkabir’e çıkış merdivenlerinin doğu kanadındaki kabartmaları yapar. Bu rölyef Sakarya Savaşı’nı konu almaktadır ama daha çok Pers Sarayı’nın duvarlarını ve Mısır taş kabartmalarını andırmaktadır. Bunun sebebinin de Paris eğitimi sırasında, Koman’ın Mezopotamya ve Mısır sanatından çok etkilenmesi, olduğu düşünülmektedir.

İsveç Parlementosunun rölyefini de yaptı...İlhan Komanın hayatından kesitler


1953’te Hadi Bara ve mimar Tarık Carım Grup Espas’ı kurduklarında, Koman da onlara katılır. Yine o yıllarada Sadi Öziş, Şadi Çalık ve Mübin Orhon’la beraber “Soyut Sanat” atölyesini kurar. Asistanlık maaşı yetmeyince de arkadaşları Sadi Öziş, Şadi Çalık ve Mazhar Süleymangil ile beraber 1955’te Şişli’de Karemetal adında bir mobilya atölyesi kurarlar. Ancak bu işi dört yıl sürdürürler. Daha sonrasında da Koman 1958’de Dünya Fuarı’nda Türk paviyonunu düzenlemek için Brüksel’e gider. Fuarda Türkiye paviyonu önündeki 30m. yüksekliğindeki yontuyu yapar. 1959 yılında da görevinden ayrılarak, İsveç’e gider ve orada Drottningholm yöresinin bir kıyısında demirli M/S Hulda adlı ahşap teknede yaşamaya başlar.

Artık uluslararası alanda sanatını gösterme olanağına kavuşmuştur Koman. Hatta İsveç Parlamentosu'nun ambleminin olduğu rölyefi de Koman yapar. 

BİRÇOK ESERE İMZA ATTI

1959’da Stockholm İl Meclisi önündeki alüminyum rölyefi, 1962’de Uddevala’daki bir bankanın önündeki, 1964’de Vasa Cimnazyumu önündeki ve 1968’de de Türkiye’de Divan Otel önündeki yontuyu gerçekleştirir. 1967’de Stockholm Uygulamalı Sanatlar Yüksekokulu öğretim üyeliğine getirilirken aynı yıl Sundsvall’daki meydanın düzenlenmesi için açılan yarışmada birinci gelir ve projesi 1969-71 arasında uygulanır. 1970’te Örebro belediye binası önüne yerleştrilecek heykel için açılan yarışmada birincilik ödüllerinden birini mimar Çetin Kanra ile birlikte alır. Leonardo’ya Selam adındaki bu anıt heykel sonradan İsveç hükümetince satın alınarak Stockholm Mimarlık
Yüksekokulu’nun önüne yerleştirilir. 1980’lerde bütünüyle geometrik soyut anlatımların yanı sıra geometrik ve figüratif birleşiminden oluşan Sonsuz adını verdiği bir dizi heykel gerçekleştirir bu çalışmalarında sarmal bir düzenlemeyle hareket sağlar.

ABİDİN DİNO: YERÇEKİMİ YASASINI YENMEKTİR İŞİ GÜCÜ

Abidin Dino, Koman'ı anlatırken peş peşe altı özelliğini sıralar:

“Maddenin iç yapısını araştırır, bulgularını dışsallaştırır; yer çekimi yasası ile kıyasıya çekişir, yontularında basınç ve baskının daima karşısındadır; doğa-insan, insan-insan ilişkisinde yeni bir yaklaşımın peşindedir; dikey biçimlerin dirilik gücüne dayanarak, ölümün yataylık eğilimine meydan okur sürekli; çağımızın ilişkilerini yansıtır derinlemesine... Evet, doğanın o yapışkan yerçekimi yasasını yenmektir işi gücü."

BÜKÜLGEN POLİEDR TEOREMİNİ BULDU

1981 yılında Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar ödülünü Akdeniz heykeliyle alır. Heykeltraş olduğu kadar bilime de merakı olan sanatçı bükülgen poliedr teoremini birçoklarından önce bulup İsveç Bulgular Kurumuna kaydettirir. Koman'ın yaklaşımı “mühim olan bulmak” doğrultusundadır ve şöyle der:

“Geometride bir kanun vardır. Bu kanuna göre, çok köşeli şekiller, hacimler sabit olur, oynamazlar. Benim merakım, acaba oynar mı, oynamaz mı? Ya da oynayanı yok mudur bunun, derken oynayan iki üç şekil buldum. Hatta bulduğum şekillere benzer bir tanesini
Kaliforniya Üniversitesi'nden bir Amerikalı matematik profesörü benden 3-4 yıl sonra bulduğu zaman yazılan makalelerle dünya yerinden oynadı. Çünkü herkes, Öklid geometrisi, son damlasına kadar içilmiş bir pınardır, bu iş kapanmış bir bahistir sanıyor.

Halbuki değil. Kapanmış zannedilen bahislerde dahi yeni şeyler bulmak mümkün oluyor. O arada uzaya da ilk defa istasyon kurmaya başladılar. Ben de öyle bir nesne yapsam da, bunu kapadığın zaman hiçbir hacmi olmasa, açtığın zaman da bir nevi döşeme, duvar, ne ise birbirine monte edilerek uzayda kurulacak istasyonlarda kullanılabilir mi, diye düşündüm. O yüzden de o işin patentini aldım. Ama öyle durup kalıyor. Kaldıktan sonra da yapılacak bir şey yok. Zaten böyle bir şey yaptığım zaman artık benim için ehemmiyeti de kalmıyor. Mühim olan bulmak.”

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle