GeriGündem Alman basınından gazeteciler Hürriyet için yazdı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Alman basınından gazeteciler Hürriyet için yazdı

Alman basınından gazeteciler Hürriyet için yazdı
refid:23220737 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Alman basınından gazeteciler Neo-Nazi davasını Hürriyet için yazdı.

Oliver Grothmann/Bild gazetesi

Utanıyorum

Ve orada oturuyor. Türk kökenli insanları acımasızca ve soğukkanlılıkla öldürülmesine yardım eden kadın. Siyah takım elbiseli ve saçları yeni boyanmış. Sürekli gülüyor. Bakışlarında kurbanlara değer vermediği görülüyor. Sekiz insan onun yardımıyla öldürüldü. Öldürülenlerin büyük bölümü de küçük esnaftı. Öldürülenler baba, kardeş eştiler. Alman olmadıkları için Nazi görüşüne göre hatalıydı onlar.
utanıyorum... Korkak NSU çetesi üyeleriyle aynı pasaportu taşıdığım için. Utanıyorum... Polis, cinayetleri sadece kurban yakınları etrafında soruşturmayı yürüttüğü için.
Utanıyorum... Çünkü biz medya olarak sadece Türk mafyası ve ‘Döner Cinayetleri’ni konuştuğumuz için.
Bir Türk arkadaş bana, tuhaf bir duyguya kapıldığını söylemişti. Hayır, o kendisini Almanya’da güvenlikte hissediyor. Ama zaman zaman ‘Biz burada hoş karşılanıyor muyuz’ kuşkusu da ortaya çıkıyor. Benim hiç kuşkum yok ki; Naziler de iğrenç eylemleriyle korku tohumları yaymak istiyor. NSU çetesi biz Almanlar ve bizim Türklerimiz arasındaki ilişkilerde yaraya yol açtı. Yaralar umarım çabuk iyileşir. Maalesef izler kalacaktır. Bu duruşma Türklerin Almanya’da bizim hukuk sistemimize olan güvenini yeniden sağlayacaktır. Buna inanıyorum. Ben herhalükârda bizim iyi dost olduğumuzu ve bu dostluğumuzun da kalıcı olduğuna inanıyorum. Ve diyorum ki; Siz hoş geldiniz!

ASRIN DAVASI İÇİN BAŞLADI / FOTO GALERİ

Gülümsüyor, saçlarını okşuyor

Göran Schattauer/FOCUS

NİHAYET. NSU terör zanlısı Beate Zschaepe, tutuklanmasından tam 545 gün sonra mahkeme önüne çıktı. Penceresiz beton sığınağı salon, yaklaşık 300 insanın sığdığı çok sıkı korunan bir oda. Sıkışıklık, hava, sıkıcı bir atmosfer. Biz gazetecilerin oturduğu üst balkondan, hakimleri, savcıları ve avukatlarıyla birlikte sanıkları görebiliyoruz. Kurban yakınlarını ise göremiyoruz. Ancak onları düşünüyoruz. Bu uzun, acı veren davaya nasıl dayanabileceklerini, Bayan Zschaepe’nin sessizliğini nasıl kaldırabileceklerini, polislerin ve bilirkişinin, cinayetlerin detaylarını anlatırken nasıl tepki vereceklerini kendi kendime soruyorum. Baş sanık daha hiç etkilenmemiş gibi duruyor. Çok rahat, gülümsüyor, saçlarını okşuyor. Beate Zschaepe beni ilgilendirmiyor. Ben öldürülen insanların ailelerini düşünüyorum ve onlara dayanma gücü diliyorum. Ben, hakimlerin, NSU çetesinin katliamlarıyla ilgili gerçeği ortaya çıkarmak için herşeyi yapacaklarından eminim. Ve onların adil bir karar vereceklerinden de eminim. Başladı. Nihayet.

İlk günde kuşkuya düştüm

Ayça Tolun/WDR

SAATLERDİR NSU davasının ana sanığı Beate Zschaepe’yi izliyoruz. Orada aşağıda avukatlarının arasında. Zayıflamış, pantolon ceket siyah bir takım, içine de beyaz gömlek giymiş. Kim olduğunu bilmesek stajyer avukat olduğunu zannedebilirdik.
Ama çok daha kötüsü sanık Beate Zschaepe’nin hiç de beklediğimiz gibi antipatik, hatta şeytanvari bir hal sergilememesi. Bu genç kadın normal ötesi normal. Rahat, rahatlığı da batmıyor! Sanki ömür boyu hapis yatıp, akabinde de ihtiyatı tevkifle ömrünü cezaevine benzer dört duvar arasında geçirecekmiş gibi durmuyor. Maktul aileleri için bu durum daha da acı olmalı.
Savcılık sanık Beate Zschaepe’nin 8’i Türk biri Yunanlı sonuncusu da bir Alman polisi olan 10 kişinin öldürülmesinde doğrudan parmağı olduğunu ispat etmeye çalışacak. Savunmanın stratejisi mahkemeyi dilekçelere boğup, mahkemeye usul yönünden hata yaptırmak. Mahkemeyi izleyen maktul yakınları için bu oyunlar çok onur kırıcı olsa gerek ama adalet denen şey bu işte. Şimdi bunu da öğreniyoruz. Adalet demek. Ahlaken en korkunç suçları işlemiş birinin dahi en alengirli savunma hakkına sahip olması. Biz gazeteciler bu hukuki ayrıntıları anlayıp, ikibuçuk sene bunları takip etmeyi ve haklıyla haksızı herkesin anlayacağı şekilde ayırt edip, bu mahkeme sürecinde ne, niye ve nasıl oldu, kamuoyuna anlatmayı gerçekten becerebilecek miyiz? Daha mahkemenin ilk gününde kuşkuya düştüm.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle