Adalardan yaza ettik veda

Güncelleme Tarihi:

Adalardan yaza ettik veda
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 27, 2001 00:00

YAHYA KEMAL BEYATLI, Viranbağ şiirinde öyle diyordu:‘‘Adalardan yaza ettik de veda.’’Hayır benim dünkü ziyaretim veda değildi, adalara bir sevgi tazeleme töreniydi.Adalar üzerine çok yazıldı. Şiirlerde, romanlarda, anılarda adı çok geçmiş. Şimdi edebi açıdan terk edilmiş gibi geliyor bana.Cumartesi günü bir arkadaşımla birlikte ‘‘Bir Turan Vardı’’ kitabının hazırlayıcısı/ yaratıcısı/ yazarı felsefeci Hüseyin Batuhan'ı Heybeliada'daki evinde ziyaret ettik.Ne mi yapıyor?Çalışıyor... Çalışıyor... Çalışıyor...Neyin üzerinde çalıştığını önümüzdeki günlerde öğreneceksiniz. Bir süre ortak dostlara bir sanal ziyaret yaptık, Laleli'deki Edebiyat Fakültesi'nin koridorlarında dolaştık.Sade evinde kitaplar ve anılarla birlikte yaşamak... Seksen yaşın ödülü...Adalara eskisi kadar önem vermiyoruz, ilgi göstermiyoruz, çünkü güzellikleri artık İstanbul dışında arama sevdasına düştük.Bir Allah'ın kulu kalkıp Büyük Ada'yı, Burgaz'ı, Heybeliada'yı, Kınalı'yı yazmıyor.Oysa Adalar'da yaşayan yazar arkadaşlarımız var. Ama onlar ya güzellikleri kanıksadılar, ya da o kadar çok yazıldı ki bize bir şey kalmadı diye düşünüyorlar.İkisine de katılmıyorum.Adalar'da neden bir yaz şenliği düzenlenmez?Neden bir yaz festivali kimsenin aklına gelmez?BEN Adalar'ı çok severim. Yaz bitmeden hatta sonbaharda birkaç kez daha gideceğim.Büyükada'yı güzelleştiren Çelik Gülersoy'u ziyaret edeceğim, bir acı kahvesini içeceğim.Heybeliada'ya gidip Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kitaplarını yarattığı mekánı yeniden göreceğim.Heybeliada'daki deniz hazırlık okulunun önündeki Ferruh Başağa'nın panosuna hayran hayran bakıp, sanatın; denizi, bir kumandanı nasıl yeniden yaratıp bize armağan ettiğine bakacağım.Burgaz'da Sait Faik Müzesi'ne uğrayıp, bunca güzel hikáyeyi yaratan yazara saygılarımı sunacağım.Heybeliada'yı gezerken Ahmet Rasim'in meyhane anekdotlarını, Zeyyat Selimoğlu'nun şakalarını, Aziz Nesin'in yoksul çocukluk günlerini anımsayacağım.Romancı, sinemacı, ‘‘Yalnız Bebekler’’ ile ‘‘Mor Tecavüz’’ romanlarının yazarı Handan Öztürk Çiçekli Dağ Sokağı'nın tepesinde otururken piyanist Judith Uluğ'un mehtaplı gecelerde piyanosunu dinlermiş.Hálá gelenektir. Adada oturanlar konuklarını, vapur iskelesinde karşılar.Konuğa gösterilen, İstanbulin saygı.* * *İSTANBULLULAR azaldıkça, İstanbul'un yazlıklarına ilgi azalıyor.Önümüzdeki güzellikleri, denizi, çamları görmeyip, bunları kilometrelerce uzaklıkta aramak, bize özgü, anlayamadığım garip züppelik.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!