GeriGündem AB üyesi Atina’nın ‘ihlal’ dosyası kabarık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

AB üyesi Atina’nın ‘ihlal’ dosyası kabarık

Avrupa Birliği, Türkiye'ye ‘adaylık’ statüsü bile vermemek için insan haklarını bahane ederken, AB'ye tam üye Yunanistan'ın insan hakları ihlalleri tek tek belgelendi. Helsinki İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün 1997 raporunda, Yunanistan'ın Batı Trakya ve Makedonya'daki ihlalleri kınandı.

Rapora göre, Yunanistan'daki insan hakları ihlalleri daha çok Türk azınlığa yönelik. Yunanistan, Lozan Antlaşması'nı hiçe sayarak Türk azınlığın haklarını vermiyor, aksine baskı yapıyor. Yunanistan'da resmi örgüt adlarında ‘Türk’ kelimesi yasak. Türk bölgelerine altyapı yatırımı yapılmıyor, Türkler'in devlet dairelerinde yükselmesine izin verilmiyor, Türk okullarındaki eğitim kalitesi düşük tutuluyor. Seçilmiş müftüler hapse atılıyor. Yunanistan, Yunan Ortodoks Kilisesi'ne ‘resmi din’ statüsü veren Anayasası ile de, ‘Anayasa düzeyinde insan hakları ihlali’ yapıyor. Rapor, Yunan Yurttaşlık Yasası'nın, Yunan kökenli olmayanları keyfi olarak yurttaşlık haklarından yoksun bırakmak için kullanıldığını ve 7 bin kişinin yurttaşlık hakkını kaybettiğini belirtiyor.

SUSURLUK UMUDU

Raporun Türkiye bölümünde ise 1997'de Türkiye'de insan haklarının ‘Düzelme işaretleri ve ihlaller arasında gidip geldiği’, Anasol-D hükümetinin umut verdiği belirtildi. Susurluk olayı soruşturmasından hâlâ sonuç çıkmaması, olayla ilgisi olan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmaması ise eleştirildi. Raporda, Türkiye'deki insan hakları alanındaki ‘tek parlak noktanın’ da Susurluk olayı sayesinde oluştuğuna dikkat çekilerek, şöyle denildi: ‘‘Tek parlak nokta, sivil toplumun öneminin giderek artmasıdır. Susurluk olayı basın tarafından canlı biçimde izlenmiş, Basın Konseyi Ağustos ayında gazetecilerin serbest bırakılmasını sağlayan yasa için aktif bir biçimde faaliyet göstermiştir.’’

Raporda gazete yazıişleri müdürlerinin serbest bırakılması övülürken, bu girişime rağmen yasaların hâlâ gazetecilerin hapse atılması, RTÜK'ün de televizyonları cezalandırmak için kullanıldığı belirtildi.

Raporda komiklik

İnsan Hakları Raporu'nda, PKK'nın da 1997 yılı içinde, daha önceki yıllarda da gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerini sürdürdüğü vurgulandı. PKK'nın sivillere yönelik saldırılarının çoğunlukla ‘devletle işbirliği yapmakla’ suçlanan köy korucusu ve ailelerine karşı gerçekleştirildiğine dikkat çekilen raporda, ‘‘PKK, yargısız infaz, adam kaçırma, haraç toplama ve özel mülkiyeti tahrip etme gibi ihlallere yol açmaya devam etmektedir’’ denildi. Raporda, Dev-Sol/DHKP-C ve TİKKO gibi aşırı solcu grupların da şiddet ve ihlal eylemlerini 1997 yılı boyunca sürdürdükleri kaydedildi.

False