GeriGündem 4x4'lerle 4 günde 4 Afrika ülkesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

4x4'lerle 4 günde 4 Afrika ülkesi

Abone Olgoogle-news

Chrysler yenilenen Jeep Cherokee ve Cherokee Renegade modellerinin test sürüşünü Afrika'da gerçekleştirdi. Araçların Afrika'nın zorlu yol koşullarındaki performansını Orta Afrika'da Zambia, Namibya ve Bostwana arasında yaptığımız 700 kilometrelik test sürüşüyle görme şansına sahip olduk. Ama bizim için en güzel deneyim, 4 günde 4 sınırdan geçip Kara Afrika'nın gerçek yüzünü yakından görmek oldu...Afrika'nın iki farklı yüzü var. Afrika denince herkesin ilk aklına gelen vahşi hayat... Aslan, kaplan, fil, maymun, timsah görmek için hayvanat bahçesine gitmeye ya da National Geographic kanalını izlemeye gerek yok. Afrika zaten 24 saat canlı yayın yapan bir belgesel kanalı gibi... Ama Afrika'ya gidince, kıtanın çok iyi bilinmeyen yüzüyle karşılaşıyorsunuz. O da Afrika ve Afrikalıların yaşam şartları... ORTA YAŞLI İNSAN YOKDünyanın en fakir kıtası Afrika'da bir insanlık dramı yaşanıyor. Afrika nüfusunun yüzde 50'si AIDS hastası... AIDS ve Sıtma en ölümcül iki hastalık. Sadece Zimbavwe'de haftada 10 bin insan AIDS'den ölüyor. Bu yüzden Afrika'da yaş ortalaması 30. Yani orta yaşın üzerinde bir insan görmek neredeyse mümkün değil. Afrikalı çocuklar, henüz hayatı tanımadan annelerinin karnında yakalandıkları bu hastalık nedeniyle erken yaşlarda hayata veda ediyorlar. AIDS ve sıtma ile yapılan mücadele eğitimsizlik ve ekonomik nedenlerle yetersiz kalıyor. Batı dünyası, uzun yıllar sömürgeleştirdikleri Afrika'dan ellerini ayaklarını çekmişler, Afrika'yı kendi kaderine terk etmişler. Bu yüzden Dünya Sağlık Örgütü, bu ülkelere yapılacak seyahatlerde özellikle sarı humma ve sıtma hastalığı için aşı olma zorunluluğu koyuyor. Jeep'in test sürüşü için Afrika'ya giderken, biz de Dünya Sağlık Örgütü'nün koyduğu kurallara uyup, tetanoz, sıtma ve sarı humma için aşı olduk. Sarı humma aşısını ücretsiz olarak İstanbul-Atatürk Havalimanı'nda yaptırmak mümkün.Aşılar tamamlandıktan sonra gönül rahatlığıyla yola çıkmaya hazırdık. Yolculuğun ilk durağı Afrika'nın dünyaya açılan kapısı olan Güney Afrika'ya İstanbul-Frankfurt aktarmalı bir uçakla vardık. Johannesburg'da kısa bir mola verip, 1.5 saatlik uçuşla Zambia'nın Livingstone kentine ulaştık. Livingstone adı, 1855 yılında Victoria Şelaleri'ni keşfeden İngiliz David Livingstone nedeniyle kente verilmiş. Yaklaşık 20 saat süren bir yolculuk sonrası vardığımız Livingstone'da konaklayacağımız otele giderken rehberimizden, 'maymunlara dikkat, otelde kapınızı açmayın, maymunlar içeri girip yiyecek ararlar' uyarısıyla karşılaştık. Gerçekten de, Zambia ile Zimbavwe'yi ayıran Victoria Şelaleleri'nin yanı başındaki otelimizde, maymunların insanlarla içiçe yaşadığını gördük. Rehberimiz haklıydı, ani hareket eden maymunlar masalardaki yiyecekleri göz açıp kapayıncaya kadar kapıp kaçıyorlardı. Hatta otelde maymunları uzaklaştırmak için özel koruma görevlileri bile vardı.DOĞA HARİKASI ŞELALEUzun yolculuğun yorgunluğunu üzerimizden attıktan sonra, dünyanın 7 doğal harikası arasında bulunan Victoria Şelaleri'ni görmek için toplandık. 15 dakikalık bir yürüyüş sonrasında, Victoria Şelaleri'ne neden bu ünvanın verildiğini anladık. Africa'nın 4'üncü büyük nehri Zambezi'nin döküldüğü Victoria Şelaleri yüksekliği 100 metre. Uzunluğu ise 1.6 kilometre. Victoria Şelaleri'nden dökülen su, yağmur mevsiminde 546 milyon metrekübe ulaşıyor. Ertesi gün erken saatlerde uyanıp Afrika macerasına doğru yola çıkmaya hazırlandık. Jeep Adventure off-road rehberimiz Duncan Barbour'un uymamız gereken kurallarla ilgili verdiği kısa brifingin ardından, Jeep'lerle konvoy halinde yola çıktık. Bunlar; 'parklardan geçerken hız sınırına uyun, otomobilden dışarı çıkmayın, elinizi camdan dışarı çıkarmayın, konvoyla birlikte hareket edin, arkanızdan gelen aracı görmeden dönüş yapmayın, mutlaka bekleyin' şeklinde basit ama güvenliğimiz için önemli kurallardı.Afrika'daki çocuklara yardım malzemesiÜçüncü gün, bizi gerçek Afrika macerası bekliyordu. Çünkü ilk iki gün, sınırdan sınıra yol almış, gerçek Afrika'nın kalbi ormanların içine girmemiştik. Sabah erken saatlerde yola çıktık. Filler, maymunlar, antiloplar, timsahlar, su aygırlarını izleyerek, özel seçilen off-road parkurunda 'Jeep'lerin arazi kabiliyetlerini keşfettik. Bir taraftan 4x4'lerimizle uzaktan geçilmesi olanaksız gibi görülen tepelere tırmanırken, diğer taraftan gözümüz bir çalının arkasında görmeyi umduğumuz vahşi hayvanlardaydı. Aynı gün öğle saatlerinde, vahşi hayvanlarla dolu olan rotamızdan, insanların yaşadığı yerleşim bölgelerine doğru hareket ettik. Chrysler-Jeep, her test sürüşü düzenlediği ülkede bir okulu seçip o okula ve öğrencilerine yardımda bulunuyor. Afrika'da da bu kapsamda bir okula destek olan Jeep, okulun ve öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Afrikalı öğrencilerin bu yardıma ne kadar ihtiyaç duyduklarına, buraya yaptığımız ziyaret sırasında şahit olduk. Öğrencilerin yeni kıyafetlerine ve ders malzemelerine kavuşması sırasında yaptıkları sevinç gösterileri görülmeye değerdi. Biz de, okula eli boş gitmedik. Chrysler Jeep Türkiye Genel Müdürü Uğur İrfanoğlu, Türkiye'den getirdiği malzemeleri Türkiye adına hediye etti. Okuldan ayrılıp, Afrika'daki son gecemizi geçirmek için kampa doğru yola çıktık. Kampa vardığımızda Afrika güneşi gökyüzünü sapsarı bir renge boyayarak batmış ve yerini karanlığa bırakmıştı.Ayaklarımızı bile ilaçladılarNamibya'dan Bostwana sınırına doğru ilerlemeye başladık. Hedefimiz Afrika'nın İsviçresi olarak görülen Bostwana'ya geçip, Filler Vadisi'ne ulaşmaktı. Asfalt bir yolda yaptığımız yaklaşık 300 kilometrelik bir seyahatten sonra Bostwana sınırına geldik. Namibya'dan çıkış yaptıktan sonra, iki ülkeyi birbirinden ayıran yola girdik. Ancak, doğal hayata önem veren ve vahşi hayvanları özellikle deli dana hastalığına karşı korumak için son derece dikkatli olan Bostwana'ya giriş yapmak o kadar da kolay değildi. Bostwana'ya adım atan herkes gibi bizim de ayaklarımızı sınır kapısının hemen önündeki içi ilaçlı bir kaba sokmamız gerekiyordu. Ama sadece biz değil, otomobillerimizi de aynı şekilde yine içi ilaçla dolu olan bir havuzdan geçirmemiz gerekiyordu. Safari turizminden para kazanan Bostwana hükümeti, vahşi hayatı korumak ve diğer ülkelerden gelebilecek hastalıkları önlemek için bu konuya oldukça hassas yaklaşıyor. Bostwana'da vahşi havyanların koruma altındaki parka girerken ve çıkarken de aynı şekilde otomobillerin lastikleri bir ilaçla dezenfekte ediliyor. Görevliler tek tek bütün araçların lastiklerini hatta jeeplerin arkasında bulunan yedek lastikleri bile ilaçlıyorlar.İşlemlerimiz tamamlandıktan sonra Filler Vadisi'deki kamp yerine doğru yolumuza devam ettik. Kamp yerine ulaştığımızda daha önce görmediğimiz bir manzarayla karşılaştık. Filler Vadisi'nin hakimi olan filler, kampımızın hemen 500 metre önündeki gölden su içiyorlar. Filler kampa o kadar yakın ki, kampın çevresi filler ürküp saldırmasın diye içinden 30 bin voltluk elektrik akımı geçen tellerle çevrilmiş. Gece, su içmek için göle giden fillerin ve bufaloların çıkardıkları sesleri dinleyerek uyuduk. Ertesi gün ise, daha önce hiç duymadığım kuş ve hayvan sesleriyle uyandım.Namibya ve Bostwana bile Türkiye'ye vize uyguluyorİlk günkü rotamız Zambiya-Namibya sınırlarını geçip, iki gece konaklayacağımız Botswana'ya ulaşmaktı. Öğle saatlerinde Namibya sınırına ulaştık. Bizle birlikte Afrika macerasına katılan diğer ülkelerden gelen gazeteciler, pasaportlarını gösterip rahatlıkla sınırdan geçerken, biz Türk gazeteciler ise vizelerimizin onaylanmasından sonra sınırdan geçebildik. Çünkü Afrika'nın göbeğindeki Namibya bile, Türklere vize uyguluyordu. Ama biz hazırlıklıydık vizelerimizi Berlin'de bulunan Namibya elçiliğinden almıştık. Avrupa'da Türklere vize uygulanmasına alışmıştık ancak, dünyanın bir ucunda binlerce kilometre uzaklıktaki Namibya'da gümrük memurunun vizelerimizi onaylanması tuhaf geldi. Aynı şekilde Bostwana'da Türklere vize uyguluyor. Avrupa'da sadece Brüksel'de elçiliği var.Umarım Afrikalı çocuklar yaşlanma şansına kavuşurAfrika'daki son günümüzde erkenden uyanıp Botswana'dan Zambia'ya sınırına doğru yola çıktık. Ancak, bu sefer kestirme bir yoldan gittik. Botswana'yı Zambia'ya bağlayan Zambezi nehrini feribotla geçip Zambia'ya gümrüğüne ulaştık. Yaklaşık 80 kilometrelik bir yolculuk sonrasında, Afrika macerasına başladığımız ilk yer olan Livingstone'a ulaştık. 4 günlük bu yolculuk sırasında bize eşlik eden Jeep'lerimizi teslim ettikten sonra, son kez Victoria Şelaleri'ni besleyen Zambezi nehrine bakarak dinlendik.Artık eve dönüş zamanı gelmişti, Afrika'yı kendi kaderine terkedip İstanbul'a doğru yola çıktık. Afrika'yı kendi çaresizliğine ve sessizliğine bıraktık. Umarım, Batı ekonomilerinin bugünkü haline ulaşmasında, doğal kaynakları ve zenginlikleriyle, bedava çalıştırılan köleleriyle önemli bir paya sahip olan Afrika'nın önemi bir gün anlaşılır. Batı, Afrika'ya borcunu bir gün geri öder. Okulda birlikte fotoğraf çektirdiğimiz Afrikalı çocuklar, yaşlanma şansı bulurlar.Yeni Jeep Cherokee Kasım'da Türkiye'deJeep Cherokee ve Cherokee Renegade, yeni dizel motor seçeneği ve yepyeni görünümleri ile kasımda Türkiye'de satışa sunulacak. Yeni Jeep Cherokee'nin dış tasarımı; yeni ön panel, ızgara, sis farları, geniş çamurluklar, gövde yan kaplamaları ve standart donanımda sunulan yeni tavan rayları ve jantlar ile yeni bir görünüme kavuşmuş. Tamamen yenilenen ön ızgara, ön panel ve çamurlukların eğimli çizgisini sürdürerek daha iyi korunmaları amacı ile, park/dönüş sinyali lambalarının daha yükseğe konumlandırılmasını sağlayan köşe çamurluklar eklenmiş. İç mekan da iyileştirmelerden nasibini alıyor. Tüm modellerde kullanılan açık renkli döşemeler ferahlık hissi verirken; 300C modelinin koltuklarında kullanılan süngerin Jeep Cherokee modellerinde de kullanılmaya başlanması aracın konforunu artırmış. Eskisine oranla uzunluğu 5 milimetre ve genişliği 10 milimetre artırılan koltuklar iri yapılı kişilere de yeterli konforu sunuyor.Jeep Cherokee ve Cherokee Renegade modellerinde; hassas bir şekilde çalışan 5 ileri vitesli otomatik şanzımanla donatılmış, değişken geometrili yeni 2.8 litrelik common-rail turbo dizel motor sunuluyor. 2.8 litrelik common-rail dizel (CRD) motor 1.800 d/d'da 400 Nm ile sınfının en yüksek tork değerine, 3 bin 500 kilogram ile en yüksek römork çekme kapasitesine ve 725 kilometre ile de en uzun menzile sahip.
False