GeriGündem 400 yıllık gemiyle Akdeniz turu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

400 yıllık gemiyle Akdeniz turu

Onlar çılgın bir dörtlüydüler; Ekipbaşı Arif Aşçı, film yapımcısı Paxton Winters, fotoğrafçılar Murat Özbey ve Necat Nazaroğlu... Çağdaş seyyahlığa soyundular. Tarihi İpek Yolu'nu, modern bir donanımla fakat eski koşullarına uygun bir şekilde katettiler. Dört kişi ve on deve, 12 bin kilometrelik yolculuğu 14 ayda tamamladılar.

Sanat tarihçisi ve fotoğrafçı ve de tecrübeli ekipbaşı Arif Aşçı, film yapımcısı Paxton Winters, fotoğrafçılar Murat Özbey ve Necat Nazaroğlu... Çağdaş seyyahlığa soyunan bu çılgın dörtlüyü hatırlayacaksınız. ‘‘İnsanlık tarihinin iki bin yıl süren en büyük kültürel macerası'' İpek Yolu'nu günümüzün teknik olanakları ama eski zamanların koşullarıyla katettiler. On deve ile Çin'in tarihi Şian kentinden yürüyerek yola çıktılar, kimi zaman kızgın çöllerden, kimi zaman eksi 15 derece soğuk dağ başlarından geçerek birçok ülkeyi aştılar ve 14 ayın sonunda Türkiye'ye ulaştılar.

Çanakkale Seramik ve Kalebodur'un ana sponsorluğunda yapılan 12 bin kilometrelik bu yolculuğun güzergahı Çin, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve İran'dan geçiyordu. Amaç, oralarda yaşayan halklarla diyaloğa girerek, mimari, gelenek, müzik, giyim-kuşam ve yemek kültürleri başta olmak üzere tüm kültürel etüdlerle ilgili dokümantasyon oluşturmaktı. Bu yapıldı. Şimdi 400 sayfalık bir kitap, belgesel, foto-röportajlar ve fotoğraf sergileri organize edilecek. Yolculukla ilgili son bir şey kaldı. Ekip 19 Eylül günü deve kervanı ile Boğaz Köprüsü'nden geçerek Topkapı Sarayına gelecek.

Coğrafya Vakfı kurulmalı

Bu çılgın yolculuğa hazırlandıkları sırada Türkiye'de ihtiyaçları olan hiçbir Türkçe kitap ya da belgeyi bulamayan Arif Aşçı, Washington'daki National Geographic Society'e giderek gerekli tüm belgeleri oradan temin eder. Kuruluşun döküman, film, dia ve kitaplarının zenginliğini görünce etkilenir ve Türkiye'de de böyle bir vakfın kurulması gerektiğini düşünür. Ve tabii ki derhal yeni proje hazırlıklarına başlar.

Tüm Avrupa devletlerinin, yüzyıllardan beri bu tür araştırmalar yaparak doküman topladığını ve vakıf açtığını söylüyor Aşçı. İngiliz donanmalarının 300 yıl önce dünya denizlerine, keşfetme ve bayrak dikme amacıyla açıldığını, gittikleri yerlerden topladıkları dokümanla ‘‘Royal Geographic Society''nin kurulduğunu hatırlatıyor. ‘‘200 senelik Amerika'nın bile 110 yıllık Coğrafya Vakfı var. Gemici, haritacı, tarihçi, botanikçi yetiştiriyorlar. Öte yandan, Osmanlı'nın büyümesi keşiflerle değil fetihlerle oluyor. Üç kıtada imparatorluk kurduğumuz halde coğrafyalarını ve toplumsal yapıyı incelememişiz, bu yüzden elimize hiçbir belge kalmamış'' diyor.

Coğrafya Vakfı'nın neden büyük bir gereklilik olduğunu, ilk kez TRT 2 için Turkuaz belgeselini hazırlarken anlamış. Bir tek Türkçe kitap bulamamışlar. Türkçe'nin ilk yazılı metinleri olan Orhun Anıtlarını çekmek için Moğolistan'a kadar ciplerle gittiklerini söylüyor. Yol boyu el yoldamı ile belgesel hazırlamışlar. Amaçları, Türkçe konuşarak Türk dilinin kaynağına bir yolculuk yapmakmış. Yani, kendisinin deyimi ile ‘‘arka bahçemize yapılan bir yolculuk ama bahçede ne ağaç var, ne meyva...'' Bu eksikliği gidermek için İpek Yolu projesini gerçekleştirmişler ve amaçları Türkçe konuşulduğunu kanıtlamakmış.

Çalışmalar başlıyor

İpek Yolu projesini anlatmak için gittikleri Washington National Geographic Vakfı'nın dünya coğrafyasını nasıl akıl almaz bir özenle araştırdığını ve dokümante edip dünyaya sunduğunu görüp, hayran kalmışlar. 21. Yüzyıl'a girerken Türkiye'de nelerin eksik olduğunu bir kez daha anlamışlar. En ufak bir araştırma yapan coğrafi kuruluşun bile olmaması onları harekete geçirmiş. Konuyu üç ay önce Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e açmışlar. O da gerekeni yapmaya söz vermiş. Örnek olarak aldıkları kurum Washington National Geographic. Bu yüzden onlar kadar iyi olmayı amaçlıyorlar. ‘‘Sayısız kitap ve doküman hazırlamışlar. İster istemez kendi dünya görüşlerini enjekte ederek yapıyorlar. Bizim böyle bir kültürel perspektifimiz yok. Osmanlı'da da olmamış, Cumhuriyet Türkiyesi'nde de. Oysa 50'ye yakın ülkeyi yönetmişiz vakti ile. Belki Osmanlı'nın yetiştirdiği tek gerçek coğrafyacı Piri Reis'ti. Ünlü gezginimiz Evliya Çelebi'nin fantastik özellikler taşıyan kitapları ise edebiyat yapıtı olmaktan öteye gidemiyor.'' diyor Arif Aşçı.

Bu projede de Aşçı ve ekibinin arkasında sponsor olarak Kale Grubu var. Şimdi bir bina alınacak ve hemen çalışmalara başlanacak. İlk olarak başta ortadoğu ülkeleri, Kuzey Afrika ve Balkanlar olmak üzere yakın çevremizle ilgili dokümantasyona girişilecek. Dünya üniversiteleri, yurtdışındaki diğer vakıflarla temasa geçilecek. Öncelikle eksik olan 50'ye yakın kitap tek merkezde toplanacak. Hedef, sadece bu branşı seçen üniversite öğrencileri değil, tüm insanlar.

Arif Aşçı'nın henüz sponsor arayışında olduğu bir diğer projesi de ‘‘Piri Reis''. Bu proje gerçekleşirse, ‘‘Osmanlı'nın tek coğrafyacısı'' dediği Piri Reis'in 16. Yüzyıl başında çizdiği rotayı takip ederek Akdeniz'in bütün uluslarının ortak bir tarihi olduğunu vurgulamaya çalışacaklar. ‘‘İki bin yılına girişi kutlamaya hazırlanan dünyaya bu da bizim katkımız olacak'' diyor Aşçı. ‘‘2000'e bir tür Barış mesajı ile gireceğiz.''

Onaltıncı Yüzyıl gemisi inşa edilecek

Bu proje için bir 16. Yüzyıl gemisi inşa edilecek. Gemiyi yapacak olan kişi, Karadenizli bir gemi mühendisi olan Hüseyin Çoban. Daha önce, şu an Tarabya açıklarında demirleyen Golden Hind adlı kalyonu, eski çizimlerden yola çıkarak inşa etmiş. Projeye göre inşa edilecek eski gemi, Akdeniz'e kıyısı olan 12 ülkeye doğru yola çıkacak. Geminin kaptanlığını, dünya turunu henüz tamamlayan ünlü Uzaklar yelkenlisinin sahibi ve kaptanı Osman Atasoy yapacak. Yolculuk sırasında her ülkeden ikişer kişi gemiye binecek ve sonuçta mürettebatla birlikte 40 kişi olacaklar.

Bu yolculukta, Akdeniz'i oluşturan bütün kültürleri biraraya getirmeye çalışacaklarını söylüyor Arif Aşçı. Değişik ülkelerden değişik uzmanların, her limanda onlara katılacağını ve konuya bilimsel açıdan da yaklaşacaklarını anlatıyor. Bu nedenle fotoğrafçı, meteoroloji uzmanı, batık uzmanı, tarihçi, coğrafyacı, dalgıç, deniz biyoloğu gibi uzmanları bu projeye davet edeceklerini söylüyor. Projeye göre, her ülkeye girişte masabaşı sohbetler yapılacak, uzmanlar kendi ülkeleri hakkında bilgi verecekler, görüntüler alınacak ve tüm doküman bir belgesele dönüşecek. Aşçı, sıkıcı ve monoton bir belgesel yerine, bir sinema filmi havası yaratmayı amaçladıklarını son söz olarak ekliyor.

DURMAK NEDİR BİLMİYOR

Tarihi İpek Yolu'nu, tıpkı eskisi gibi deve kervanlarıyla 14 ayda kateden ve geçtiğimiz ay Türkiye'ye ulaşan Arif Aşçı ve ekibi, durmak nedir bilmiyor. Tabii ki yeni projelerin peşindeler. Bunlardan biri bir Coğrafya Vakfı kurmak. Böylece, Türkçe olarak yayınlanan birçok coğrafi ve bilimsel kitaptan oluşan bir kütüphanemiz olacak. Diğeri ise, Arif Aşçı'nın henüz sponsor bulma arayışında olduğu ‘‘Piri Reis'' projesi...

False