GeriGündem 255 aileyi dedektif gibi 22 yıl boyunca takip ettiler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

255 aileyi dedektif gibi 22 yıl boyunca takip ettiler

Boğaziçi Üniversitesi’nin üç öğretim üyesi, 1982’de 3-5 yaş arasındaki çocukların eğitim gelişmelerini incelemek amacıyla bir araştırma başlattı. Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı, Prof. Sevda Bekman ve Prof. Diane Sunar’dan oluşan ekibin amacı, okul öncesi eğitimin çocuk gelişimine etkisini incelemekti. İstanbul’da geliri ve eğitim düzeyi düşük aileler belirlendi ve araştırmaya katılıp katılmayacakları soruldu. Kabul eden 225 aile ile 22 yıl boyunca sürecek bir gözlem sürecine girildi.Araştırma için çocuklar iki gruba ayrıldı: Okul öncesi eğitim kurumuna gidenler ve gitmeyenler. O günden sonra seçilen çocukların hayatları mercek altına alındı, yaşamlarındaki dönüm noktaları en ince ayrıntısına kadar izlendi. Taşınanlar yeni evlerinde bulundu, okul değiştirenlerin yeni okulları tespit edildi. Neler yaptıkları, okul başarıları, sosyal ilişkileri bir dedektif gibi not edildi.Geçen yıl, Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) desteği ile çocukları bir kez daha aradılar. 1982’de temas kurdukları ailelerden 133’ünü bulabildiler. Ve 22 yıl önce başladıkları yolculukta, artık her biri genç kız ve delikanlı olmuş çocuklara son bir test daha uyguladılar. Sonunda şu sonuçlara ulaştılar:Okul öncesi eğitim kurumuna giden ya da anneleri tarafından eğitilen çocukların üniversiteye girme oranları daha yüksek,Çalışma hayatına geç yaşta başlıyor, daha yüksek statülü işlerde çalışıyorlar. Kazançları da diğerlerine oranla daha iyi,Türkçe’yi daha iyi konuşuyorlar, sözcük dağarcıkları daha geniş.Okul öncesi eğitime yatırılan her 1 lira, gelecekte topluma 7 liralık ek kazanç sağlıyor.PROF. ÇİĞDEM KAĞITÇIBAŞI (Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı)Dünyanın en uzun süreli iki araştırmasından biri olduGelişmesini izlediğimiz çocukları 1982’de aynı gelir ve eğitim düzeyindeki işçi ailelerinden tesadüfi yöntemle seçtik. Araştırmanın ilk aşamasında çocukları dört yıl izledik. Yuvaya gitmeyen bazı çocukların annelerine 2 yıl eğitim verdik. 10 yıl sonra çocukları yeniden bulmak için çok uğraştık. Çoğunun adresi değişmişti. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden bir grup oluşturduk, dedektif gibi onları aradık. Komşularından, bakkallardan izlerini bulduk. Artık 13-15 yaşlarına gelmişlerdi. Programa ilk katılan 255 aileden 225’ine ulaşıldı ve 217’si bizimle tekrar görüşmeyi kabul etti. Bu saha çalışmaları için büyük bir rekordu. Özellikle bizim hiçbir destek vermediğimiz, eğitim almayan grup olan ‘kontrol grubu’nun görüşmeyi kabul etmesi önemliydi. Bu çalışmanın üzerinden 12 yıl daha geçti. 2004’te tekrar aileleri aradık. Artık çocuklar 25-27 yaşlarına gelmişti. Ulaşmak çok daha zor oldu. 133 aileden elde ettiğimiz verilerle araştırmayı tamamladık. Bu iş, okul öncesi eğitimin önemini incelemek için dünyada yapılan en uzun süreli iki araştırmadan biri oldu.OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ALANLARENİS BOZTEPE (26, öğrenci)Taşınsak bile gelip bizi buluyorlardıÇocukluğumda araştırma için gelen, bana test uygulayan ekibi zorlukla hatırlıyorum. Taşınsak bile nasıl oluyorsa ailemi bulup, ara ara benimle görüşüyorlardı. Yuva yıllarımı hiç unutamam, farklı bir sıcaklığı vardı. Aldığım eğitim, yaratıcılığımı ve hayal gücümü genişletti. İlkokula diğerlerinden bir adım önde başladım, hiç zorlanmadım. Çok sosyal bir öğrenciydim. Eğitim yaşamım boyunca başarısız değildim, ama üstün de olmadım. Sakarya Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandım. Eğitim düzeyi ve sosyal çevreyi beğenmedim. Akademi İstanbul’da radyo televizyon eğitimi aldım. Şu anda Açıköğretim Üniversitesi öğrencisiyim.GÜNNUR ETİNGÜ (28, vekil öğretmen)Annemin bile hayata bakışını değiştirdiOkul öncesi yuvaya gitmedim. Araştırmaya evden katıldım. Anneme verdikleri, onun bana aktardığı eğitimle ilkokul birinci sınıfta el kaslarım gelişmiş, hayal dünyam uçsuz bucaksız hale gelmiş, başarılı bir eğitim süreci geçirmiştim. Sonra araya yıllar girdi. Beni bulamadıkları dönemler de oldu. Ama, geçen yıl yine ulaştılar. Eğitim hayatım boyunca yaşıtlarıma göre daha yaratıcıydım, özgüven ve kişisel gelişim açısından daha ilerideydim. Girişkendim. Şimdi öğrencilerime bu yöntemleri uyguluyorum. Okul öncesi eğitime çok şey borçluyum. Annemin bile hayata bakışını değiştirdi. Marmara Üniversitesi’nde biyoloji okudum. Şu anda vekil öğretmenlik yapıyorum.DENİZ IŞIK (26, Moda tasarımcısı)Önce annemi eğittiler, o da bana öğrettiEkip, önce annemi eğitmişti. Annem, öğrendiklerini bana aktarıyordu. Kitap okuyordu, beraber yap-boz yapıyorduk. Araştırmacıların turuncu mavi kağıtlarıyla oynardık. Eğlenirken öğreniyordum. Şekillere ilgimi, konuşma konusundaki rahatlığımı o yıllarda aldığım desteğe borçluyum. Bu eğitim sosyal yaşantımı, geleceğimi belirledi. Tunceli’den gelmiş bir ailenin çocuğuydum. Annemi ve beni bu çalışma sosyalleştirdi, şehre uyumda yardımcı oldu. İlkokula başladığımda hiç zorluk çekmedim, sonrası için çok büyük bir etkisi vardı. İlk tercihim olan Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne girdim.CEREN CAN (27, mimar)İlkokulda okumayı en önce ben söktüm40 günlükken kreşe başlamıştım ve 7 yaşına kadar orada büyüdüm. Araştırma başladığında anaokulundaydım. Aslında kardeşim girmişti araştırma programına, kıskandım, ben de dahil oldum. İlk zamanlar 2-3 ayda bir, sonraları 10 yılda bir araştırmacılar geldi. Araştırmacı ekip annemi yönlendirdi. Bana hiç unutamadığım kedi ciltli kitaplar okurdu. İlkokulda okumayı söküp ilk kurdeleyi ben aldım. Analiz-sentez ilişkisini, şekilleri benzeştirmeyi ve daha pekçok şeyi kolayca algılayıp çözebiliyordum. Sorunlarımı daha rahat çözdüm. Sıkılganlığım, dikkatsizliğim bu destekle azaldı. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık okudum, şu anda önde gelen mimarlık bürolarından birinde çalışıyorum. Önceleri ‘Bu işi ne kadar ciddiye alıyorlar’ diye düşünüyordum. Şimdi ne kadar haklı olduklarına inanıyorum.İLKNUR KARADAĞ (27, insan kaynakları asistanı)Yuva açıkgözlülük kazandırdıYuvada paylaşımı tattım. Kendine güveni olan, topluluk içinde rahat hareket eden biri olmamda yuvanın payı büyük. Bana en fazla kendi işimi başkalarının desteği olmadan yapmamı ve açıkgözlülüğü kazandırdı. Trakya Üniversitesi’nden 2 yıllık işletme eğitimi aldım. Üniversitenin ardından insan kaynakları asistanı olarak çalışmaya başladım.FIRAT ÖZTÜRK (27, işsiz)Hayatta hiçbir hedefim olmadıAnnem ev kadını, babam tekstille uğraşıyordu. Çocukluğumda araştırma grubu gelip sorular sormuş, ben hatırlamıyorum. Cumhuriyet Lisesi’nden orta birinci sınıfta ayrıldım. Okumaya hevesim yoktu. Arkadaşlarla takılıyordum. İş hayatına atılmak daha cazip geldi. 12 yaşından itibaren bir sürü meslek değiştirdim. Dericilik, matbaacılık, gümrük komisyonculuğu yaptım. 2 ay çalışıp, 6 ay geziyordum. Hayatta hiçbir hedefim olmadı. Karmaşık bir çocukluk geçirdim. Şimdi yurtdışına gidip, iş aramayı düşünüyorum.OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ALMAYANLARÇİĞDEM AKIN (28, işsiz)Çocuğum olursa yuvaya gönderirimAraştırmacılar ara ara gelip, test yapıyorlardı. Oyun oynadığımızı ve çikolata verdiklerini hatırlıyorum. Bir süre halkla ilişkiler sektöründe, sonra bir hastanenin satın alma bölümünde çalıştım. Üniversite sınavını kazanamadım. Şimdi iş arıyorum. Okul hayatım boyunca çok zorlandım. Çocuğum olursa, kesinlikle okul öncesi eğitim aldırırım. Çünkü, bu eğitimi alanların ailesi, arkadaş çevresi bir başka oluyor. Hayata daha pozitif bakıyorlar, daha sosyaller. Oturmasını, kalkmasını, anne baba ile konuşmasını daha iyi biliyorlar.BİZDE YÜZDE 11 OLAN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ORANI FRANSA’DA YÜZDE 100Uzmanlar, 0-6 yaş arası dönemi çocuğun en hızlı geliştiği dönem olarak nitelendiriyor. Çünkü, beyin gelişiminin üçte ikilik bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanıyor. Anne Çocuk Eğitim Vakfı da, geçtiğimiz hafta başlattığı ‘7 Çok Geç’ kampanyası ile yüzde 11 olan okul öncesi eğitim oranını daha üst sıralara çekmeye çalışıyor. 7 milyon çocuğun okul öncesi eğitimden yararlandığı Türkiye, tüm orta ve düşük gelirli ülkeler arasında en düşük okul öncesi eğitim oranlarından birine sahip. Dünyada okul öncesi eğitim oranı ortalaması yüzde 40. Bazı ülkelerde ise bu oran şöyle: Almanya yüzde 70, Belçika yüzde 95, Bulgaristan yüzde 61, Çek Cumhuriyeti yüzde 72, Danimarka yüzde 89, Fas yüzde 34, Fransa yüzde 100, İtalya yüzde 95, Japonya yüzde 84, Letonya yüzde 56, Lüksemburg yüzde yüzde 97, Yunanistan yüzde 73.
False