GeriAhmet HAKAN Günah çıkarma
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Günah çıkarma

<B>SEN </B>misin <B>‘Şu feleğin işleri’</B> diye <B>‘kaderin cilveleri’</B>nden söz eden?

Bak, işte külyutmaz okurlar nasıl da kıskıvrak yakaladı seni!

‘Mustafa Denizli’yi Tahran’a, Fethullah Gülen’i Amerika’ya gönderen felek, seni nerelere getirdi!’ diye bir yandan kafa bulan, bir yandan da hesap soran okur mesajlarına yanıt ver de görelim.

Hadi bakalım!

Başkalarının değişiminden söz edip, ‘Amma tuhaf şeyler oluyor’ havası yaymak kolay.

Sen önce kendi değişiminin kefaretini öde!

* * *

İki gündür yakasını bırakmayan bu ‘iç ses’ten, susarak ve kaçarak kurtulmamın olanaksız olduğuna ikna olan yazarınız, kendini temize çıkarmak için, içten olmaya azami ölçüde gayret ederek günah çıkarmaya ve aşağıdaki noktaları dikkatinize sunmaya karar vermiştir.

Lütfen kabul buyurunuz:

BİR: Eskiden kenarından köşesinden bile geçmeyi düşünmeyeceğim Altan’ın yeni ‘Safran’ına gitmeyi şiddetle arzu ederken, Ziya Şark Sofrası’nın önünden bile geçmek istemediğimi, bu değişimde ‘özenti’ denilen habis duygunun baş sırada rol oynadığını itiraf ediyorum.

İKİ: Eskiden gazeteleri okumaya Milli Gazete ile başlarken şimdi sıralamayı değiştirdiğimi itiraf ediyorum. Ancak bu durumun ‘kurumsal aidiyet duygusu’ ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını da belirtmeden geçemiyorum.

ÜÇ: Eskiden Mehmet Şevket Eygi’yi bir ‘yaşam gurusu’, Abdurrahman Dilipak’ı Çiçero’dan sonra gelmiş geçmiş en büyük hatip, Hüseyin Üzmez’i Cem Yılmaz’dan daha iyi espri yapan adam olarak görürdüm. Artık onlara sadece nostaljik duygularla baktığımı itiraf ediyorum.

DÖRT: Eskiden Altemur Kılıç’ı dinlerken yüzümü ekşitir, acayip rahatsız olurdum. Şimdi yüzüme yayılan ‘anlayışlı bir gülümseme’ ile sadece şunu söylüyorum: ‘Dünyanın en sevimli faşisti.’

BEŞ:
Eskiden Bedri Baykam’ı bile ciddiye alıp, adamın her söylediğine karşı görüşler geliştirmek için yırtınacak kadar safken, şimdi sadece gülüp geçmeyi becerecek kadar değiştiğimi itiraf ediyorum.

ALTI: Eskiden sadece ideolojik takıntılarım yüzünden o sıkıcı ve iç bayıcı İran filmleri için, ‘Doğu hikmeti sinema diline işte böyle çevrilir kardeşim!’ tarzı bilgiç laflar ederken, şimdi herhangi bir İran filmiyle karşılaştığımda köşe bucak kaçtığımı itiraf ediyorum.

YEDİ: Eskiden ben de Türkiye’de yaşayan insanları ‘Bizimkiler’ ve ‘Bizimki olmaya aday olanlar’ diye iki kısma ayırmaya meraklı iken, şimdi sadece ‘Bırak! Dağınık kalsın!’ diye düşündüğümü itiraf ediyorum.

SEKİZ: Eskiden Sudan’daki hükümet darbesinin ardından, ‘Dünyayı sarsacak evrensel ve kuşatıcı hareketimiz, şimdi Sudan’da uç verdi’ tarzı cümleleri hiç düşünmeden kurarken, şimdi Darfur’da açlıktan ölen insanlar için ağladığımı itiraf ediyorum.

DOKUZ: Eskiden bir adamın kendini ‘Müslüman’ olarak nitelemesini, ‘iyi bir insan’ olmasının baş koşulu sayarken, şimdi bir adamın ‘iyi bir insan’ olmasını ‘iyi bir Müslüman’ olmasının baş koşulu sayıyorum.

ON: Eskiden dindar insanların ekonomik faaliyetleri sonucu ‘alternatif bir sermaye’nin doğabileceğine ve kapitalizmin de yenilgiye uğrayacağına çocuksu bir saflık içinde ciddi ciddi inanırken, şimdi bu görüşümün iflas ettiğini itiraf ediyorum.

* * *

Bu itirafların ardından tüy gibi hafiflemiş durumdayım!

Yukarıdaki on madde benim ne kadar ‘özentili’ bir adam olduğumu düşünenler için kullanıma sunulmuş bir malzemedir. Hiç kimse çekinmesin, kullansın ve vursun!

(Oh be! Acayip rahatladım.)
X

E ama Erdoğan haksız mı birader?

Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı en önemli kazanımlardan biridir Türk kadının seçme ve seçilme hakkına kavuşması...

Taaa 87 yıl önce verilmiş bu hak.

Üstelik Avrupa’nın birçok ülkesinde henüz bu hak tanınmamışken.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 87 yıl önce tanınan bu hakla ilgili olarak yayınladığı mesajda şöyle demiş:

*

“Her ne kadar kadınlarımız, seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmişlerse de, haklarını özgürce kullanmaya AK Parti ile başlamışlardır.”

*

Bu cümleden yola çıkarak...

Yazının Devamını Oku

İki köşe yazısının satır aralarına sıkışan bilgi

Dün gazetelerde köşe yazılarını okurken...

İki köşe yazısının cümleleri arasına sıkışmış şu iki bilgiye rastladım:

*

- BİR: Meğer Dünya Bankası’nın istatistik açısından bir Performans Endeksi varmış. Türkiye bu endekste 128 ülke arasında en iyi ilk 20’deymiş.

*

- İKİ: Meğer TÜİK’in istisnasız tüm verileri, aralıksız olarak uluslararası denetime tabi tutularak denetleniyormuş.

*

Bunlar gerçek mi abi?

Hakikaten de böyle mi?

Yazının Devamını Oku

Şahap Kavcıoğlu TÜİK'e iletişim dersi vermeye gitsin

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kısa bir süre önce... Meydan okuyan ve herkesi çok şaşırtan bir hamle yapmıştı.

“Birazdan Merkez Bankası’na gidiyorum” demiş ve bütün gözlerin kendisine çevrilmesini sağlamıştı.

*

Taraftarları coşmuştu.



“Yaşa Kılıçdaroğlu! Var ol Kılıçdaroğlu! Şimdi Merkez Bankası düşünsün! Müthiş hamle! İşte budur!”

Yazının Devamını Oku

Öncelikle kestane balının diyarından selamlar

Son günlerde herkesin dilinde bu selamlama.

“Nedir? Nereden çıktı bu?” falan diye minik bir araştırmaya giriştim.

Ve hemencecik buldum!

Gündüz kuşaklarının başa güreşen programlarından Esra Erol’un programında bir hanımefendi, “Kocamın kredi kartlarını bile ben ödedim ama o Şengül’le kaçtı” iddiasıyla ekrana çıkmış.

Stüdyoda esip savuruyor.

Eşi ise canlı yayına Zonguldak’tan bağlanmış.

*

Hanımefendi, kendisini bırakıp Şengül’le kaçan kocasına saydırıyor da saydırıyor.

Yazının Devamını Oku

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku