Gülçin yazıyor

Gülçin yazıyor
Haberin Devamı

Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nda deprem

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ateş gücünü artırmak ve silah ambargolarının etkisini enaza indirmek amacıyla kurulan Savunma Sanayi Müsteşarlığı'ndaki (SSM) bürokratik değişiklikler bomba etkisi yarattı.

Birçok başarılı projeye imza koyan Müsteşar yardımcıları Veysel Yayan, Metin Ergün ve Sedat Çilingir'in görevlerinden alınması ile ilgili tartışmalar sürüyor.

Son derece dinamik bir yapıya sahip ve projelerde en ufak bir hata yapıldığı zaman yüzbinlerce dolar kayba uğranabileceği için tecrübenin çok önemli bir faktör olduğu SSM'deki bu değişiklikler savunma sanayi sektöründe hiç mi hiç olumlu karşılanmadı.

Değişiklikleri şirketinin yönetim kurulu toplantısında öğrenen bir işadamı, ‘‘Bu bir sabotajdır. Toplantıya devam etmenin de bir anlamı yok’’ diye terkederek, savunma sanayi sektörünün tepkisini net bir biçimde ortaya koydu.

Yapılan operasyonla, SSM üzerinde belli bir dengeye oturmuş ‘‘Asker-sivil ibresi’’, biraz daha askere doğru döndü. Çünkü göreve yeni atanan Müstaşar Yardımcısı Zati Ergül emekli tümgeneral. Milli Savunma Bakanlığı İç Tedarik Daire Başkanlığı'ndan emekli olan Ergül 64 yaşında. Eh biraz yaşlı ama yapılacak işler de çok enerji istemiyor nasıl olsa...

Bu atamaların savunma üzerinde ne gibi etkileri olacağı önümüzdeki günlerde net biçimde ortaya çıkacak. Çünkü SSM, trilyonlarca liranın döndüğü halde başta Veysel Yayan olmak üzere müsteşar yardımcılarının gayretiyle pis kokuların gelmediği ender kuruluşlardan biriydi.

İşin garibi, bütün yükü omuzlarında taşıyarak, SSM'nı önemli bir noktaya taşıyan üç müsteşar yardımcısı görevinden alınırken, tek bir projenin bile başarı hanesine ismini yazdıramayan Yalçın Burçak'ın ödüllendirilmesi... Çünkü Burçak, vekaleten yürüttüğü göreve, gösterdiği ‘‘başarılardan!’’ dolayı asaleten atandı. Burçak yakın çevresini iyi seçer. En güvendiği arkadaşı kendisi gibi bekar olan Anayol'un mimarı Hamdi Akın. Akın'ın siyasilerle çok yakın ilişkileri Burçak'a önemli avantaj sağlar. İsmet ağabeyisininde bir dediğini iki etmeyen Burçak'ın babası eski bir DYP kurucusu, yani aslında Sezgin ve baba Burçak eski dost. Eski dostlar birbirlerine hürmette kusur etmiyorlar ama olan işleri iyi bilen bürokratlara oluyor.

Deniz Ticaret Odası’nda alaturka seçim

Geçenlerde bazı armatörlerle yemek yerken Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanlığı görevine Erol Yücel'in getirildiğini öğrendim. Çok hayret ettim. Aslında bu seçimden dolayı onların da içleri rahat değildi, ama ayıp olmasın diye kalabalıkken çok ses çıkartmadılar.

Tek tek kendilerine ulaştığımda ise rahatsızlıklarını daha net anlattılar.

Erol Bey'in son zamanlarda işleri bozulmuş, bankalara borçları yüzünden sıkıntılı günler yaşamaktaydı. Hatta Vakıf Deniz Leasing, kendisine kiraladığı OBO ENGİN adlı geminin, kira sözleşmesini borçları yüzünden iptal etmişti. Gemi, daha sonra da tartışmalı şekilde Asaf Güneri'ye satılmıştı. Hatırlayacaksınız, bu gemi Süveyş Kanalı'ndan geçerken durdurulmuş ve Mısırlı icra memurları gemiye binmişti. Ancak gemi, Mısırlı memurları da alarak, Türkiye'ye kaçmıştı.

Şimdi işleri bozuk bir işadamını Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı olması bana göre doğru değildi. Hemen Erol Yücel'i aradım.‘‘İşlerinizin bozuk olduğu bir ortamda Meclis'i temsil etmeniz sizce doğru mu?’’ diye sordum. Yücel, ‘‘Ben aday olmadım. Meclis beni seçerken senin arkandayız sana desteğiz demek istedi’’ diye cevap verdi. ‘‘Herkese karşı arkamda destek olduklarını gösterdiler. Devletten hiçbir destek istemiyorum. Almadım da, istemiyorum da. Benim özel bankalarla meselelerim var. Ödeme programlarında yavaş yavaş hepsiyle anlaşıyorum. Borcumu karşılayacak mal varlığım var’’ yanıtını verdi.

KAPTANOĞLU DESTEĞİ

Arkasından Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Kaptanoğlu'nu aradım. Yücel'e en büyük manevi destek ondan gelmişti. Yani Yücel'in seçilmesi için kulis yapanların başını çeken Kaptanoğlu idi. Ona aynı soruyu yöneltim. ‘‘Meclisin takdiridir. Zor durumda ama, hileli iflası yok. Ömründe hiç gazinoya gitmemiş, kumarı yok, çok çalışkan. İşletme hatalarından dolayı zor durumda. Şahsi düşüncem, Erol'un başına gelen herkesin başına gelir. Hilmi Sönmez kardeşimizinde durumu böyleydi’’ diye yanıtladı. (Hilmi Sönmez de zor durumda olduğu halde Yönetim Kurulu Başkanı olmuştu.)

Erol Bey'in seçilmesine olumlu bakmayanların görüşleri ise oldukça ilginç. Onların Erol Bey'in Başkanlığı'na karşı çıkma gerekçeleri de şöyle:

‘‘Erol Bey'in borcu çok. Devlet onu kurtaramaz. Erol Bey bu makamı kendi menfaatine kulanmaz. Ancak bankaların Deniz Ticaret Odası'na bakışları olumsuz olur. Zor durumda birinin mesaisinin çoğunu işine vermesi gerekir. Oysa Oda'nın da işleri çok, ikisi arasında zorlanır. Bizim sektör en çok yurdışı ile iş yapan sektördür. Yurdışındaki ilişkilerimizde bizi böyle bir makamı işgal etmesi zora sokar. Yabancılar burdaki mesleki dayanışmayı hoş karşılamaz. Böyle durumlara kafaları basmaz. İş hayatı duygusalıkla bağdaşmaz.’’

TANER REDDETTİ

Erol Bey'in Başkanlığı'na karşı çıkanların söyledikleri arasında ilginç bir nokta da, Devlet Bakanı Güneş Taner bağlantısı oldu. Erol Bey karşıtları, bunu da şöyle anlattılar: ‘‘Erol Bey zor durumdayken onu kurtarmak için Güneş Taner'den medet umuldu. Güneş hemen dosyayı geri yolladı. Açıkca ‘bu işe devlet karışmaz' dedi.’’

Benim özetle anladığım şu: Deniz Ticaret Odası’ndaki seçim iyi niyetli yapılmış, ancak biraz ‘‘alaturka’’...

Anayasa Mahkemesi'nde ince hesaplar

RP'nin kapatma davası Anayasa Mahkemesi'nde karar aşamasında. Erbakan'ın, sözlü savunmasındaki, ‘Laik olmayan aptaldır’, ‘En Atatürkçü parti biziz’, ‘Tarikat iftarını ben vermedim, Başbakanlık verdi. Yemekte cüppeli kimseyi görmedim’ sözlerinin kaset çözümleri de dağıtılan Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesi toplanıp, karar verecekler. Ya Erbakan'ın siyasi yaşamını bitirecek ve beş yıl yasak getirecek kapatma kararı verecekler. Ya da davayı reddedip, RP'ye ‘yola devam’ vizesi verecekler. Herşey açık görünüyor.

JÜBİLE KARARI

Ama ben Ankara'da, bu davada ince hesaplar döndüğünü duydum. Mahkemenin Sayın Başkanı Yekta Güngör Özden, 31 Aralık'ta yaş haddinden emekli oluyor. Özden, geride yargılamasına katılıp, kararında imzası olmayan bir dosya bırakmak istemiyormuş. RP davası ile ilgili tarihi kararın jübile kararı olmasını arzuluyormuş.

Ama onunla aynı görüşte olmayan üyeler var. Bu üyelere göre, RP'nin kapatma davası Özden'in emekliliğinden sonra karara bağlanmalıymış. Özden, şimdi raportörün vereceği raporu bekliyor. Rapor bugün yarın eline geçecek. Ondan sonra da bu üyelere rağmen gündem belirleyip, davayı incelemeye başlatacakmış. Ama karar çıkar mı çıkmaz mı? Onu bekleyip hep beraber göreceğiz.

Yazarın Tüm Yazıları