Gülçin yazıyor...

Gülçin TELCİ
Haberin Devamı

Mahfi Eğilmez farkı

Mahfi Eğilmez'in adını duyardım ama tanımazdım. Tansu Çiller hem bakanlığı hem de Başbakanlığı döneminde 3-4 kez çağırıp gelmeyince, ‘‘Bu Eğilmez, farklı bir bürokrat’’ dedim, kendi kendime...

Gerçekten de Eğilmez farklı bir bürokrat olduğunu, gelir gelmez göstermeye başladı. Göreve geldiği gün söylediği ‘‘bu koltuğa yarın bırakacakmış gibi oturuyorum’’ sözlerinin samimiyetine, şahsen ben inanıyorum. Çünkü Çiller'in vaadettiği en şaşalı koltukları bile reddetmesi Eğilmez'in ‘‘devlet koltuklarına ihtiyacı olmayan, tek başına varolabilen iyi bir teknisyen’’ olduğunun bir kanıtı idi.

Özellikle son dönemde, o koltuklara oturmak için bütün kariyerlerini, onurlarını heba etmiş bürokratları gördükten sonra, Eğilmez'in ne kadar ‘‘kişilikli’’ olduğu da kendiliğinden ortaya çıkmış oldu.

REDDEDİLEN TEKLİFLER

Eğilmez, bir yandan büyük devlet koltuklarını redderken öte yandan da bazı büyük özel sektör devlerinin teklif ettiği çok yüksek ücretleri de reddettiğini öğrendim. ‘‘Ben oralara gidersem benden isteyeceklerini yerine getiremem’’ diyerek, ödenecek dolarlar karşılığı ödeyeceği bedele de katlanamamış. Kişilik bedelini ödememek için de, o ücretlere kıyasla daha mütevazi bir özel sektör görevini kabul etmiş.

Eğilmez, bu hafta Merkez Bankası ile, 1989'da da benzerini imzaladığı bir protokole imza attı.

Ankara'da bürokrasi kulislerindeki yorum şu:

‘‘Bu protokolle Eğilmez, başında bulunduğu Hazine'nin hareket alanını daralttı. Bir kurumun başında olup da kendi insiyatifini daraltmak ancak Eğilmez gibi kompleksleri olmayan bir bürokrat tarafından yapılabilir. Çünkü amaç daha büyük: Enflasyonu önlemek.’’

Eğilmez'in protokolün tek başına yeterli olamayacağını gördüğü ve bunu mutlaka yeni tedbirlerin izlemesi gerektiğine inandığını biliyoruz.

Aslında bunların hazırlıklarına da şimdiden başlamış.

MÜDAHALE ÖNLENECEK

Eğilmez'in yapmak istediği şeyler, özellikle politikacıların ekonomiye müdahalelerini önleyecek sonuçlar doğuracak. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ANAP'tan bile bu tedbirlere tepkiler gelebilir.

Eğilmez'in Başbakan Mesut Yılmaz'la yakın temas içinde olduğunu, alınacak önlemler konusunda görüş birliği içinde olduklarını biliyoruz. Eğilmez, şu anda Başbakanın en güvendiği bürokratlardan biri.

Eğilmez'in DSP ve DTP kanadıyla da, şimdi milletvekili-bakan olan eski arkadaşlarının da yardımıyla, iyi ilişkiler içinde olduğunu da biliyoruz.

Eğilmez aynı zamanda, daha önce de çok yakın çalıştığı, Bakanı Güneş Taner'in dilinden en iyi anlayan kişilerden biri.

Dünya Bankası'nın 5 milyar dolar vaadettiği son Ankara ziyaretinde ‘‘Mahfi Eğilmez'in uluslararası kuruluşlar nezdinde de farklı bir bürokrat olarak görüldüğü’’ de bariz biçimde ortaya çıktı.

Eğilmez'in şimdi Hazine'de kimsenin liyakatlarından şüphe edemeyeceği, namuslu ve yetkin bir kadro oluşturmaya çalıştığını biliyoruz. Tabi, çıkarları zedelenecek kişiler de eskilerin kalması konusunda devrede...

Eğilmez'e ve güvenerek göreve getirdiği bürokratlara yardımcı olmak, bence çağdaş Türkiye'ye, şaibesiz bir ekonomi yönetimine yardımcı olmak anlamına gelecek.

Saracoğlu sonunda patladı

Geçen hafta yine Ankara'daydım. Ankara'ya gider gitmez de, her zamanki gibi Meclis kulislerinde dolaşmaya başladım.

Gittiğim gün ANAP'ın grup toplantısı vardı. Grup toplantısının basına açık bölümünü izlemeye gittiğimde ise gazetecilere ayrılan sıraların partililer tarafından işgal edilmesi nedeniyle ayakta kaldım.

SAMİMİ KONUŞMA

Partililere kızarken, sonunda gördüm ki ayakta kalmak benim için çok daha iyiydi. Çünkü sadece gazeteciler değil, milletvekillerinin bir bölümü de ayakta kalmıştı ve salonun arka taraflarında bazıları ile güzel sohbetler yapma olanağı buldum.

ANAP milletvekilleri arasında son günlerde konuşulan konulardan biri de 8 yıl tartışmalarının en yoğun olduğu günlerde, İzmir Milletvekili Rüşdü Saracoğlu'nun grupta yaptığı konuşma idi. Bu samimi konuşma milletvekillerinin çoğunun beğenisini kazanmıştı.

Saracoğlu sonunda patlamıştı. Son dönemde özellikle de, yeni kabine açıklanıp bakan olmadığı görüldükten sonra, parti içinde yoğun biçimde ‘‘Saracoğlu CHP'ye geçiyor’’ söylentileri yayılmaya başlamıştı.

MAKAM İÇİN DEĞİL

CHP'ye geçtiği veya isteyip de bu parti tarafından reddedildiği dedikodularının da uydurma olduğunu kaydeden Saracoğlu, ‘‘Ben ANAP'lıyım. Partiye 1995'de kayıt olmama rağmen pek çok arkaşımdan daha eski bir ANAP'lıyım’’ dedi. Özal'la, Hüsnü Doğan'la, Yıldırım Aktürk'le, Kaya Erdem' le politikaların oluşturulmasında nasıl çalıştığını özetleyen Saracoğlu, siyasete makam için girmediğini söyleyip konuşmasını şöyle bitirdi:

‘‘Geceleyin huzur içinde uyumak benim için en önemlisi. Ama ilkelerim, doğrularım, değerlerim, dostlarım ve inançlarım için her zaman mücadele ederim. Bu mücadelenin yeri de Anavatan partisidir. Benim partimdir.’’

Geç tanıdım, çabuk kaybettim

Feyyaz Tokar'ı geç tanıdım, çabuk kaybettim. Feyyaz Bey'in rahatsızlığı süresince eşi Berna Hanım'ın desteği, filmlere konu olacak kadar muhteşemdi. İlk ciddi rahatsızlığını geçirdiği günleri biraz olsun atlatır gibi olduğunda bir de kitap yazmıştı. Feyyaz Tokar'ın gözü arkada kalmadı. Zira çok yakın dostu Mesut Yılmaz yine Başbakan idi ve çok sevdiği Berna Yılmaz Başbakan eşi. Ailesine sabır diliyorum...

Yazarın Tüm Yazıları