GeriGülçin TELCİ Gülçin yazıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gülçin yazıyor

Gülçin TELCİ

Fatih Sultan Mehmet'in vasiyeti

İşte yönetici sorumluluğu. Tam dörtbuçuk asır önce Fatih Sultan Mehmet İstanbul ahalisinin nasıl yönetilmesi gerektiğini en ince ayrıntılarına kadar düşünmüş. Fatih'in İstanbullu'nun sağlığına verdiği önem onun vasiyetinde açıkça görülüyor. Birkaç gün önce İstanbul'da bir huzurevinde insanlar, sorumsuzluktan yanarak öldüler. Bir de Fatih'in yaşlılara ve muhtaçlara yaklaşımına bakın. Umarım yeni belediye başkanı Fatih Sultan Mehmet'in vasiyetinden ilham alır. Aslında vasiyet zaman aşımına uğramaz. Fatih'in söylediklerini bugünün koşullarında değerlendirip isteklerini yerine getirmeye çalışmak lazım... İşte Fatih Sultan Mehmet''in vasiyeti:

‘‘Ben ki İstanbul Fatihi abd-ı aciz Fatih Sultan Mehmet, bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul'un Taşlık mevkiinde káin ve malûmu'l- hudut olan 136 bap dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakfı sahih eylerim Şöyle ki:

Bu gayrı menkulátımdan elde olunacak nemalarla İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim.

Bunlar ki, ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezerler. Bu sokaklara tükürenlerin, tükrükleri üzerine bu tozu dökerler ki yevmiye 20'şer akçe alsınlar; ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasp eyledim.

Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul'a çıkarlar biláistisna her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası, ya da mümkün ise şıfayab olalar. Değilse kendilerinden hiç bir karşılık beklemeksizin Darülacezeye kaldırılarak orada saláh bulduralar.

Maazallah herhangi bir gıda maddesi buhranı da váki olabilir. Böyle bir hal karşısında bırakmış olduğum 100 siláh, ehli erbaba verile. Bunlar ki hayvanat-ı vahşiyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda balkanlara çıkıp avlananlar ki zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar.

Ayrıca külliyemde bina ve inşa eylediğim imarethanede şehit ve şühedánın harimleri ve Medine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye veya almaya bizzátihi kendûleri gelmeyûp yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle.’’

Jet-Pa oyununun aktörleri

GEÇEN hafta iştahsızlığım yüzünden hastahaneye düştüm... Bol Bol serumla beslediler...

Yazılarımı bitirip gazeteden hastaneye giderken Ferai Tınç odama geldi, ‘‘Seni asla yalnız yollamam’’ dedi bana refakat etti... İyi ki de etmiş. Tek başıma olsam izlemezdim Jet-Pa'cıların Siirtliler Gecesi rezaletini... Hastanedeki odamda TV'deki anlamsız programlardan birine öylesine bakarken bir arkadaşım aradı, ‘‘Çabuk İnterstar'ı aç ve rezaleti izle’’ diye beni uyardı... İnterstar'ı ararken başka kanallarda da Jet-Pa'cıların canlı yayınları ile karşılaştım...

Abdi İpekçi Spor Salonu'nda bir sirk görüntüsü... Sirkin cambazları (!) çok ünlü:

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve başrolde tabiiki Jet-Pa'nın patronu Fadıl Akgündüz...

Geceye katılanlar arasında Recep Tayyip Erdoğan da dikkatimi çekti. Tayyip Bey, zaten eş durumundan Siirtli sayılır. Siirt'te kendinden geçerek yaptığı konuşmanın ağır bedelini şimdi ödüyor...

Siirtli ünlüler arasında Ali Talip Özdemir de var. Ama kendisi Jet-Pa'cıların gecesinde yoktu. Fadil Bey, kendini Cumhurbaşkanı sanıyor, mikrofonu bırakmıyor... Arada da Cumhurbaşkanı'na ‘‘beni ara’’ mesajları göndermeyi ihmal etmiyor... 7-8 tane ulusal televizyon ve 90'a yakın yerel televizyonun primetime'ını rahatlıkla kiralayan ve kendini tarif ederken ‘‘Ben işadamıyım ve malımı satmak için bütün olanakları kullanırım’’ diyen Akgündüz, amacının Siirtliler'i bir araya getirmek ve Doğu'nun geri kalmışlığını gidermek için kamuoyu yaratmak olduğunu savunuyor.

YERİNDEN İZLEMEK

Olayı izlerken Ferai, ‘‘Ben yarın Siirt'e gidiyorum. Oradaki gelişmesini izleyeceğim... Bu adam zavallı halkı dolandırmak istiyor... Gelir dağılımında en alt sırada olan Siirtliler'in sırtından para kazanmak istiyor... Yakından izleyince adamın esas niyetinin doğunun kalkınmasından ziyade kendi siyasi kalkınmasına oynadığı gözüküyor’’ dedi.

Akgündüz'ün esas amacının Siirt'i bir seçim üssü olarak kullanmak olduğu gecenin sonlarına doğru iyice netleşiyor... Siirtliler gecesi basında eleştiri alınca Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da ‘‘Bana da görev düşüyor’’ diye devreye girip, Akgündüz'ün Almanya'da halktan usulsüz topladığı paraları araştırmaya başladı... Türkiye ‘‘Yapanın Yanında Kar Kalanlar Cumhuriyeti’’ olarak kalırsa daha çok Jet-Pa'lar kurulur, batar, piyasayı dolandırır ve siyaseti yönetirler...



X