GeriAhmet HAKAN Gözün arkada kalmasın Ali İsmail
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gözün arkada kalmasın Ali İsmail

DÜN hepimiz ama hepimiz, “Eskişehir’in ortasında dövülerek öldürülen bir çocuk” olduk Ali İsmail.

Sen olduk.
Senin gibi olduk.
Yediğin o tekmeleri biz de hissettik.
Sırtına inen o sopalar bizim de sırtımıza indi.
Dövülerek öldürülmenin nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştık yani Ali İsmail.

*

Dün hepimiz “düşlerimizde özgür dünya” gördük.
Senin gördüğün gibi.
Dün her birimiz kendi formamızı öptük.
Senin öptüğün gibi.

*

Dün hepimiz senin fiyakalı fotoğraflarını sevdik.
Tıpkı babanın sevdiği gibi sevdik fotoğraflarını.
Gözlerimizde yaşlarla.

*

Dün hepimiz seni gündeme getirdik Ali İsmail.
Adını haykırdık.
Marşını söyledik.
Katillerine ve katillerinin yardakçılarına “Ali İsmail yalnız değildir” dedik.

*

Dün hepimiz 19 yaşında öldürülmüş gibi olduk.
Acın acımız oldu.
Ailen ailemiz oldu.
Annen annemiz oldu.
Baban babamız oldu.
Kardeşlerin kardeşlerimiz oldu.
Davan davamız oldu.
Katillerin katillerimiz oldu.

*

Otobüslere doluşup Kayseri’nin yolunu tuttuk.
“Avukatı ben olayım” diye öne atıldık.
“Unutursak yüreğimiz kurusun” diye bağırdık.
Katillerinle yüzleştik.
Korkakların suratlarına senin fotoğraflarını çarptık.
Ve hep birlikte haykırdık: “Ali İsmail Korkmaz/Katilleri korkar.”

*

Dün hepimiz, bütün Türkiye bir destan yazdık Ali İsmail...
“Polis destanı” değil, insanlık ve vicdan destanı.

*

Rahat uyu Ali İsmail.
Davanın takipçisiyiz, katillerinin peşindeyiz.
Gözün arkada kalmasın güzel kardeşim, kardeşimiz...

Bela okumaya gerek var mı?

“ALLAH yolsuzluk yapanın belasını versin” denilerek yolsuzluklarla mücadele edilemez.
Yolsuzluklarla mücadele, yolsuzlukların yargı tarafından denetlenmesinin önüne
engel çıkarılamayarak yapılır.

*

Allah zaten yolsuzluk yapanın belasını verecektir.
Ayrıca ifade etmeye gerek yoktur.

Erdoğan Bayraktar istifadan vazgeçince

VAZGEÇMİŞ.
Pişmanmış.
O sözleri “bir kızgınlık anında” söylemiş.
“Gerçek duyguları” değilmiş.
Nedamet getirmiş.
Nedameti kabul edilmiş.
“Git, seçimde partimiz için çalış” denilmiş.
O da “Tamam” demiş.

*

Herkes “Partimden de, milletvekilliğimden de istifa ediyorum, Başbakan da istifa etsin” diyen eski bakan Erdoğan Bayraktar’ın bu şahane tornistanına kafayı takmış durumda.
“Nasıl olur” falan diyorlar.

*

Bense şu iki konuyu kafaya taktım:
BİR: Erdoğan Bayraktar, “Ben istifa ediyorum, başbakan da istifa etsin” dediği anda... Kendisine söylemedik laf bırakmayan AK Partililer, bugün Erdoğan Bayraktar’la birlikte seçim çalışması yapmayı nasıl içlerine sindirecekler acaba?
İKİ: Erdoğan Bayraktar’ın istifa açıklamasının ardından “Amma da delikanlı
adammış yahu” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, Bayraktar’ın istifasını geri almasının ardından ne diyecek acaba?

Keşke biri de Yiğit Bulut’la röportaj yapsa

HANEFİ Avcı, “Cemaat emniyette örgütlendi” iddiasını dillendirdiği o meşhur kitabı yayınlamıştı.
İşte tam o sırada yazılmış bir yazı...
Buyurun:

*

Basın günlerdir Hanefi Avcı’nın kitabını tartışmaya çalışıyor. Kitabı inceledim, bazı bölümleri detaylı okudum.
Açık söylemek gerekirse ortaya konulan iddialarla ilgili net, elle tutulur kanıtları göremedim.
Yöntem bilinenden farklı değil: Şunlar bunlar olmuştur, olsa olsa bunları X cemaati yapmıştır.
Sonuç: Hangi taraftan gelirse gelsin, “Türkiye’de her yeri sarmış örgütlenmeler var, her şeye hâkimler, her şeyi yapıyorlar” tadında suçlamalar anlamsız ve ancak işi bilmeyenlerin düşecekleri tuzaklar.
Türkiye ele geçirilemeyecek kadar büyük bir organizmadır. Herkes rahat olsun.

*

Kim mi bunları yazan?
Kim olacak?
Bugünlerde Başbakanımıza “danışmanlık” hizmeti sunan Yiğit Bulut.

*

Keşke Hanefi Avcı’yla röportaj yapmaya merak saran gazetecilerden birkaçı Yiğit Bulut’la da röportaj yapsa...
Ve sorsalar:
Sayın Yiğit Bulut...
Acaba danışmanlık hizmeti verdiğiniz Sayın Başbakanımıza, “Her yeri sarmış örgütlenmeler var, her şeye hâkimler, her şeyi yapıyorlar tarzı suçlamalar anlamsızdır, böyle yapmayın, Türkiye büyük bir organizmadır, rahat olun” diye tavsiyelerde bulunuyor musunuz?

Niye çağırıyorlar Fethullah Gülen’i?

GÜN geçmiyor ki hükümet cenahından Fethullah Gülen’e “Yurda dön” çağrısı gelmesin.
En son Mehmet Ali Şahin “Dönün artık hocam” demiş.

*

Çok merak ediyorum:
Ne yapacaklar acaba Fethullah Gülen yurda dönerse?
Havaalanında mı karşılayacaklar? Çiçeklerle falan...
“Memlekete hoş geldin Fethullah Gülen” mi diyecekler?
Sabaha karşı operasyon mu yapacaklar?
Doğrudan havaalanından mı alacaklar?
Yeniden birlikte çalışma imkânlarını mı araştıracaklar?
Lehlerinde mi konuşturacaklar?
Hiçbir şey olmamış gibi mi yapacaklar?

*

Fethullah Gülen’e “Yurda dön” çağrısı yapanlar, ne yapacaklar Gülen yurda dönerse?
Keşke bir açıklasalar da öğrensek...

X

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Ne yaptınız İlhan Bey

CHP, ne güzel bir şey tutturmuştu!

“128 milyar dolar nerede” diye...

*

128 milyar doların hortumlandığı algısı yaratılıyordu.

Ve bu algı, zihinlere kazınıyordu.

*

İşgüzar kamu görevlileri, asılan pankartları polis ve zabıta marifetiyle anında engelleyerek...

Yazının Devamını Oku

Kanal İstanbul’un Montrö ile alakası

“Kanal İstanbul, Montrö’yü etkiler mi?” diye soru var ortada.

Geçen akşam Tarafsız Bölge’de işte bu soruyu sordum uluslararası hukuk alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Selami Kuran’a.

Selami Hoca...

Canlı yayında... Kalktı ayağa... Eline bir çubuk aldı... Ve başladı harita üzerinden anlatmaya.

“Yeni başlayanlar için 10 dakikalık bir Montrö dersi” gibi bir şeydi yaptığı.

Net, sarih, anlaşılır ve basit bir şekilde anlattı mevzuyu.

*

Sonucu açıklıyorum:

Yazının Devamını Oku

Erkan Oğur’a yapılan yobazlığın ta kendisidir

İflah olmaz bir türkü severim ben.

Ama yüzyılların izini taşıyan türküleri severim. Çağlar ötesinden gelip bizi tam kalbimizden yakalayanları... İlk söyleyeni belirsiz anonimleri... Sözleri gayet basit ama bir o kadar da derinlikli olanları...

İşte bu yüzden “Ben bir türkü sözü yazdım, üstelik de besteledim” diye ortaya çıkanlara karşı hep mesafeli olmuşumdur. Çünkü bu tür iddialardan genellikle yapay sonuçlar çıkar.

*

İbrahim Kalın’ın sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Hiç Oldum’ adlı bir türküyü seslendirdiğini duyunca...

“Eyvah” dedim.

Ve bin türlü önyargıyla açıp dinledim türküyü.

*

Yazının Devamını Oku

Orhan Pamuk romanında Atatürk’le alay mı ediyor?

Orhan Pamuk’un son romanı “Veba Geceleri” ile ilgili bir tartışma çıkmış durumda.

İddiaya göre:

Orhan Pamuk, romanında Atatürk’le alay ediyor!

*

İnceleme ve araştırmalarımın sonuçlarını aktarıyorum:

*

“Veba Geceleri” romanında bir “Kolağası Kâmil” var.

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu ve kahkahalar, kahkahalar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimden önce CNN Türk’te bir programa çıkmıştı.

Program sunucusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun...

“İstanbul’u kazanacağız, Ankara’yı kazanacağız” türü sözlerini fazla iddialı bulmuş ve kahkahalar atmıştı.

*

Ne olmuştu o günlerde?

Başta Tuncay olmak üzere...

CHP’nin tüm ekâbir takımı...

Öfkeyle, kinle, hınçla...

Yazının Devamını Oku

Amiraller, bildiri, kumpas

Amirallerin bildirisiyle ilgili...

İki gündür...

Kumpas lafları dolaşıma sokulmaya başlandı.

*

Söylenenlere göre...

- Aslında bildiri, gece yarısı yayınlanmayacakmış.

- Bazı eller devreye girmiş, bildiri gece yarısı yayınlanmış.

- Bazı amiraller, bildirinin son halini görememişler.

- Bildiri, amirallerden kaçırılarak yayınlanmış.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku