Gizli hipertansiyona dikkat

Pek çok sağlık sorununun olduğu gibi hipertansiyonun da "ben geliyorum" dediği bir ön dönem çoğu kez vardır.

Birkaç istisna dışında, hipertansiyon yavaş yavaş ve ilerleyici bir biçimde ortaya çıkar. Orta yaşlarda, bedensel aktivitenin azalması, vücut ağırlığının artması, stres, uyku problemi gibi sorunların yoğunlaşması, genetik olarak hipertansiyon eğilimi olanlarda, bu sorunun yavaş yavaş uç vermesine neden olmaktadır. Kalp-damar sistemi dengesini zorlayan, kalıtımsal ve çevresel faktörlerin üst üste gelmesi ise en önemli etkendir. Yapılan küçük hatalar, zamanla birikmekte ve bir "erken hipertansiyon" dönemini başlatmaktadır. Eğer, kan basıncı yükselmesi bu dönemde fark edilir ve gerekli önlemler alınıp, tekerlek tersine çevrilebilirse normale dönüş kolaydır. Erken hipertansiyon döneminde, yapılacak basit değişimler, en azından hipertansiyonun yerleşmesini geciktirecek ve yavaşlatacaktır. Avustralya’da yapılan geniş bir çalışma, erken yakalanan ve yaşam tarzı değişiklikleri ısrarla uygulanan hipertansiyon bulgularının, bir yıl içinde yüzde 13’ünde, üç yıl içinde ise yarıya yakınında kan basıncında normale dönüşün sağlanabileceğini göstermiştir.

Ne yapacaksınız

Eğer, bu dönemde gerekli tedbirleri almazsanız, zaman içinde hipertansiyon hastası olmanız kaçınılmazdır. Sık sık belirtiyoruz, hipertansiyon, sessiz ve derinden giden, ciddi ve tehlikeli bir sağlık problemidir. Hastaların çoğu, hipertansiyonlu olduklarının farkında bile değildir. Eğer, hipertansiyon hastası olduğunuza karar verilmişse, yani hipertansiyon dönemini fark etmeden tamamlamışsanız, şansınızın hálá sürdüğünü unutmamalısınız. Fazla kilolarını veren, tuz tüketimini azaltan, beslenmesine daha fazla sebze, meyve, potasyum ve magnezyum zengini besinler (muz, kayısı, şeftali, haşlanmış patates, portakal ile ceviz, fındık, badem) katanlarda, stres seviyesini düşürüp, uykusunu düzene koyanlarda ve bununla yetinmeyip bedensel aktivitesini yeniden artıranlarda, ilaç kullanmaya gerek kalmadan kan basıncında ciddi düşüşler sağlanmaktadır. Bu ve benzeri önlemlerin en azından daha az sayıda ve daha düşük dozlarda ilaç kullanmanıza yardımcı olacağını bilmelisiniz.

Kafein kan basıncını artırır mı?

Kafein en çok tüketilen uyarıcıdır. Kahve, çay, çikolata gibi yiyecek ve içeceklerin çoğunda bulunan bu hafif uyarıcı, fazla kullanılması halinde sinirliliğe, heyecana ve çarpıntıya yol açar. Tüketilen kafein miktarı kg başına 5 mg’ı geçerse, kan basıncını yükseltebilir. Aşırı tüketimi hipertansiyon problemi olmayanlarda bile, sistolik ve diyastolik kan basıncını 5-15 mmHg. kadar yükseltebilmektedir. Esas sorun kafeinli içecekleri çok seyrek kullanan hipertansiyonlarda ortaya çıkmaktadır. Bu insanlarda kafein tüketimi kan basıncında ani bir yükseliş yapmaktadır. Biz herkes için kg başına 2-3 mg geçmeyecek şekilde kafein tüketilmesini tavsiye ediyoruz.

Dr. Ece HATTAT

ehattat@yasasinhayat.org

Kadınlar da libido surunu yaşıyor/images/100/0x0/5641dc55f018fb2f2cd3b656

Kadınlar da tıpkı erkekler gibi cinsel beraberliklerinde sorunlar yaşamaktadır. Çoğu kadın yaşadıkları bu büyük problemi partnerleri ile konuşmakta zorlanmakta, çoğu da utanarak tedaviye başvuramamaktadır. Kadınlarda cinsel problemler psikolojik veya fizyolojik işleyişten kaynaklanmaktadır.

Azalmış cinsel istek sendromu

Yorgunluk, depresyon, hastalık, stres, anksiyete (gerginlik) kişinin cinsel isteğini ve enerji düzeyini etkilemektedir. Doğum kontrol ilaçlarının değiştirilmesi, adet dönemleri, çocuk doğumu, kadınların cinsel isteğini kaybetmeleri ile bağlantılıdır. Cinsel istek, alınan ilaçlar veya depresyon gibi ruh halinin değişmesi ile kolayca azalabilir. Azalmış cinsel istek, sıklıkla baskılanmış veya azalmış orgazma bağlı olabileceği için, hangisinin önce oluştuğunun iyi sorgulanması gerekmektedir. Bu konuda tedavi için bir uzmana başvurulmalıdır.

Cinsel uyarılma ve orgazm bozukluğu

Cinsel uyarılma bozukluğu, tekrarlayan şekilde ya da sürekli biçimde cinsel uyarılara cevabın olmaması veya yeterli vajinal kaynağın devam ettirilememesidir. Bu durum aslında fiziksel uyarılma eksikliğinden değil, uyarılmanın kişisel algılamasındaki bozuklukla alakalıdır. Cinsel uyarılma bozukluğu olan kadınlar, genellikle cinsel ilişkiden tamamen uzak durmaya çalıştıklarından, sıklıkla bu kadınlarda cinsel istek azlığı tanısı konmaktadır. Diğer taraftan, damarsal kökenli seksüel fonksiyon bozuklukları da, cinsel uyarılma bozukluğu yaratabildiği gibi orgazm sorunu da yaratabilir. Orgazm bozukluğu, sürekli biçimde normal cinsel uyarılmadan sonra orgazmın olmaması veya gecikmesi halidir. Kadınlarda orgazmı oluşturmak için gerekli uyarının şekli ve yoğunluğu çok farklılıklar göstermektedir. Bu konuda tedavi için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Prof.Dr. Halim HATTAT

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için:

Tel: (0212) 236 73 00

Ev hanımıyım, düzenli olarak katıldığım çay toplantılarım var ve bu şartlarda diyet yapmak imkansız gibi bir şey. Diyetimi bozmadan bu toplantılara katılmam mümkün mü?


Keyifli saatler keyfinizi bozmasın

Çay toplantıları, diyetleri sabote eden önemli faktörlerden biri oluyor kimi zaman. Diyet esnasında bu toplantılara katılmadan önce ana öğünü atlamak veya geçiştirmek yapılabilecek en büyük hatadır. Benim önerim öğle öğününüzü düzenli bir şekilde yapıp ara öğün saatinize ait bu kaloriyi farklı ve sağlıklı seçimlerle bu saate taşımak olacaktır. İşte size birkaç öneri:

- Yarım simit + bir ince dilim az yağlı peynir + domates, salatalık.

- İki dilim börek + bir ince dilim az yağlı peynir.

- İki kaşık kısır + 1 ince dilim az yağlı peynir + 2 adet grisini + bol yeşillik.

- Bir adet mercimek köfte + bol yeşillik + bir bardak ayran + iki adet kepekli bisküvi

Diyetisyen Nilüfer BAYRAM

niluferinceis@yasasinhayat.org

Arkadaşlarla dışarıda yemek yiyoruz. Alkol almamaya çalışsam da ortadaki mezelerden tükettiğimi fark ettim. Acaba kaç kalori alıyorumdur?

Meze deyip geçmeyin

Böyle farkları bulabilmek ve bu durumlardan minimum kalori ile ayrılmak o kadar önemli ki. Hemen size bir meze tabağı sunuyorum. Bakalım kaç kalori alıyoruz fark etmeden...

l 2 kaşık haydari=35 kalori

l 1 küçük zeytinyağlı dolma=70 kalori.

l 1 dilim kaşar peyniri=125 kalori.

l 1 dilim yağlı beyaz peynir=122 kalori.

l 1 dilim salam=29 kalori.

l 1 kaşk Rus salatası=120kalori.

l 1 kaşık yoğurtlu patlıcan=10 kalori.

l 1 çiğ köfte=30 kalori.

l 1 kaşık humus=33 kalori.

l 4 dilim patates kızartması=70 kalori.

Yani bu küçük atıştırmalar size yaklaşık 700 kalori enerji sağlayabiliyor.

gunes@yasasinhayat.org

Tat almanız bozuksa

n Eğer kırmızı etin tadı farklı geliyorsa peynir, yumurta, beyaz et ürünlerini veya süt ve süt ürünleri gibi diğer protein içeren besinleri tercih edin.

n Soya sosunda, şarapta, barbekü sosunda veya meyve suyunda marine edilmiş etleri tercih edin.

n Yemekleri soğuk veya oda sıcaklığında servis edin.

n Yemeklerinize baharatları, bitkileri dahil edin. Farklı karışımlar deneyin; sarımsak, soğan, limon suyu gibi.

n Yemeklerinizin tadını değiştirmek için salça veya sos ekleyin.

n Farklı içecekler tüketin veya bir şeker emin.

n Ağız tadınızı bir yemek kaşığı karbonat (baking soda) ve 2 bardak ılık su karışımını kullanarak yenileyin.

n Yemekten sonra diş etlerinizi, dilinizi ve dişlerinizi temizleyin.

Diyetisyen

Tuğçe ALTAN

BAHÇE


taltan@yasasinhayat.org
Yazarın Tüm Yazıları