(geniş haber)- Cumhurbaşkanı Erdoğan Mısır Çarşısı'nda konuştu

Güncelleme Tarihi:

(geniş haber)- Cumhurbaşkanı Erdoğan Mısır Çarşısında konuştu
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 04, 2018 17:31

(geniş haber)- Cumhurbaşkanı Erdoğan Mısır Çarşısı'nda konuştu

Haberin Devamı

 

Gülseli KENARLI -Can EROK-İSTANBUL,(DHA)
CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Bunların tek bir amacı, millete söyleyebileceği tek bir projesi vardır o da Recep Tayyip Erdoğan'ı indirmektir. Diyelim ki bunu başardınız ve yönetimi devraldınız. Peki siz millete ne vadediyorsunuz? Ne yapacaksınız?" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, restorasyonu tamamlanan Mısır Çarşısı'nın açılışını gerçekleştirdi. Erdoğan, açılış töreninde Mısır Çarşı önünde toplananlara hitap etti. Erdoğan, İstanbul'un kıymetinin bilinmesi gerektiğini belirterek, “Ancak Cumhuriyet döneminde İstanbul'u hak ettiği özenle yönetemediğimizi de itiraf etmeliyiz. Ecdadın asırlar boyunca üzerine titrediği güzelleri korumak bir yana şehrin en mutena köşelerinden çevresindeki bakir alanlara kadar her yerinin çirkin yapıların istilasına uğramasına dahi engel olamadık. Bunun sorumlusu asla vatandaşlarımız değildir. Bu felaketin sorumlusu Türkiye'yi ve İstanbul'u yönetme sorumluluğunu üstlenenlerin imkansızlıktan ziyade vizyonsuzluk kokan ihmalleridir. Siz insanlara eğer yaşayacakları imkanları, kullanacakları alt yapıyı göstermezseniz onlar da gider nereyi bulursa oraya yerleşir, hayat mücadelesini o şekilde sürdürür" dedi.

“CHP BELEDİYESİNDEN ALDIĞIM ZAMAN İSTANBUL'DA NE VARDI ?"
“Milletin ekmeğini karneye bağlayıp, inancıyla uğraşan, ecdat yadigarı eserleri yaşatmak bir yana, şu gördüğünüz Suriçi'nde adeta mescit bırakmayan, hepsini yıkan veya satan bir tek parti iktidarı vardı" diyen Erdoğan, "İstanbul'a belediye başkanı olduğum zaman kimden aldım? CHP belediyesinden aldım. CHP belediyesinden aldığım zaman İstanbul'da ne vardı? Çöp dağları vardı, hava kirliliği vardı, atık su kanalları vardı. Çünkü CHP zihniyeti kirliliktir, CHP zihniyeti çöp dağlarıdır" şeklinde konuştu. 

“BİZ DE İLK 10'A GİRECEĞİZ"
Erdoğan, “Milletimizin rahmetli Menderes ile yapmaya çalıştığı atılımın önünü önce iftiralar ve kumpaslarla, olmayınca darbelerle kesen bu zihniyetin ülkemize maliyeti çok ağırdır. Eğer Türkiye şu son 16 yılda yaptığı atılımı, sağladığı istikrar ve güven ortamını 2. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirebilseydi bugün dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaktı. Şimdi 17. sıraya geldik mi? Geldik. Nereden geldik? 24. sıradan buraya geldik. Yetmez, biz de ilk 10'a gireceğiz. Çünkü milletlerin ve ülkelerin zenginliği iki türlü olur. Birincisi çok para getiren, tabii zenginlikleriniz, buna karşılık az nüfusunuz vardır, kişi başına gelir itibarıyla en önlere geçersiniz. Bu tür ülkeler evet zenginleşmişlerdir ama hiçbir zaman gerçek anlamda huzurlu ve gelişmiş olamamışlardır. İkinci yöntem ise 2. Dünya Savaşı sonrası üstelik de savaşın yıkımını yaşamış olmanıza rağmen çok hızlı bir şekilde toparlanıp yüksek teknolojiye dayalı üretimle dünya devi haline gelirsiniz. Güney Kore'nin de içinde yer aldığı işte bu grup, gerçek ve kalıcı gelişmeyi, refahı yakalayan ülkelerdir. Türkiye iyi niyetli bir takım girişimlere küçük de olsa atılan bir takım adımlara rağmen bu grupta yer alma fırsatını darbeler, cuntalar, muhtıralar, terör olayları, siyasi çekişmeler ve toplumsal kavgalarla kaybetmiştir" diye konuştu.

“BU İŞİN TEMELİNDE 2007 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE YAŞANAN KRİZ YATIYOR"
“Türkiye'nin bir daha bu duruma düşmemesi için çözüm yönetim sistemini değiştirmekte bulduk" diyen Erdoğan "İnsanlar gelip geçici, sistemlerin ise kalıcı. Türkiye, cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle çok partili siyasi hayata geçtiğimiz dönemden beri yaşadığı krizlerin üstesinden gelebileceği bir imkan elde etmiştir. Biz kendimiz için değil, ülkemizin ve milletimizin geleceği için, en çok da gençlerimiz için bu yönetim sistemi değişikliğini yaptık. Biliyorsunuz yeni hükümet sistemimiz, rahmetli Özal başta olmak üzere, Türkiye'de yönetim kademelerinin hepsinde de görev yapmış hemen her siyasetçinin hedefi ve özlemiydi. Yönetim sistemi değişikliği hem Meclis'te, hem de milletimiz içinde çok geniş bir uzlaşma gerektirdiği için daha önce kimse bunu başaramamıştı ama biz bunu başardık. Tabii bu noktaya durup dururken gelmedik. Bu işin temelinde 2007 cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan kriz yatıyor. Türkiye'yi pençesinde inim inim tutarak inleten vesayet güçleri ve onlarla birlikte hareket eden partiler, 2007 yılında gerekli çoğunluğa sahip olmamıza rağmen, bizi cumhurbaşkanı seçtirmek istemediler. Biz de çözümü milletimize gitmekte bulduk" şeklinde konuştu.

“FARKLI BİR CUMHURBAŞKANI OLACAĞIM DEMİŞTİM"
Erdoğan, “2014 yılında milletimin oylarıyla cumhurbaşkanı seçildiğimde, meşruiyetimin kaynağı sebebiyle farklı bir cumhurbaşkanı olacağımı peşinen ifade etmiştim. Daha seçim yapılırken dedim ki 'Farklı bir cumhurbaşkanı olacağım, alıştığınız gibi Çankaya Köşkü'ne oturup suya sabuna dokunmadan her türlü yetkiye sahip olup, sorumluluk üstlenmeyen bir cumhurbaşkanı olmayacağım' demiştim. Ve ne oldu? Çankaya'ya çıktık ve orada farklı bir cumhurbaşkanlığı sürecini başlattık. Çünkü ben bunu milletime izah edemezdim. İlk günden itibaren anayasanın verdiği tüm yetkileri sonuna kadar kullanarak, hükümetle de uyumlu bir şekilde ülkemin ve milletimin her türlü meselesinin çözümünde en önde yer aldım. Bakanlar Kurulu başta olmak üzere, tüm önemli toplantılara periyodik olarak başkanlık yaparak alınan kararları ve uygulamalarını yakından takip ettim. 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yeni hükümet kurulamayınca anayasadan aldığım yetkiyle ülkemizi biliyorsunuz yeniden seçime götürdüm ve önemli siyasi krizin hasarsız atlatılmasını sağlamış oldum. Kiminle? Milletimle. Çünkü müracaat edilecek kapı sizdiniz. Nihai kararı verecek olan sizdiniz ve size geldim. 7 Haziran'da o tek başına hükümetin olmadığı seçim, ardından Kasım ve Kasım'da siz nihai kararı verdiniz ve dediniz ki 'Olmaz. Yeniden tek başına AK Parti iktidarı' dediniz" şeklinde konuştu.

“YENİ BİR BOYUN ÖLÇÜSÜ ALALIM'
Erdoğan, 24 Haziran'da yapılacak seçimlerin önemine değinerek "Ne olur ne olmaz dedik ve ana muhalefetin boyunun ölçüsünü daha önce defalarca aldığımız için bu meydan okumalarına da çok itibar etmedik. Dedik ki belki bu endişe olmaz yeni bir boyun ölçüsü alalım. Türkiye'yi uzun süre seçim gündemiyle oyalamamak, bir an önce asıl işlerimize dönmek için mümkün olan en kısa tarih olan 24 Haziran'ı seçim tarihi olarak açıkladık. Bu vesileyle bir kez daha 24 Haziran seçimlerinin ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.

“ALLAH'IN İZNİYLE KOALİSYONA FIRSAT OLMAYACAKTIR"
Erdoğan, “Biliyorsunuz yeni sistemde Allah'ın izniyle koalisyona fırsat olmayacaktır. Seçilen cumhurbaşkanı tamamen kendi iradesiyle oluşturacağı hükümeti vasıtasıyla ülkeyi bir sonraki seçimlere kadar idare edecektir. Dolayısıyla sandıkta kullanılan oyun en az 5 yıllığına dönüşü yok. Bunun için milletimizin oyunu kullanırken her zamankinden daha çok düşünmesi, her zamankinden daha çok şartları değerlendirmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanına ülkeyi yönetme ve hükümeti kurma yetkisi verirken onu Meclis'te yalnız bırakmak da olmaz. Dolayısıyla Meclis, kanunları ve denetim yetkileriyle, Cumhurbaşkanı kararnameleri, bakanları ve üst düzey yöneticileriyle ne kadar uyum içinde çalışırsa Türkiye o kadar çok kazanır, Türkiye o kadar çok hizmete kavuşur. Bunun için milletimizin cumhurbaşkanlığı konusundaki tercihini, onu Meclis'te de güçlü bir grupla destekleyerek taçlandıracağına inanıyorum" diye konuştu.

“SİZDEN BU ÜLKEYE FAYDA OLMAZ"
CHP'den İYİ Parti'ye geçen milletvekillerine dikkat çeken Erdoğan, "Ne yaptı? 15 tane milletvekilini gitti bir tane sözde partiye verdi değil mi? Niye? 'Grup kur' diye. Ondan sonra parlamentoda sıralara baktık. Sıralarda o milletvekilleri yok. Bir garipliktir, transferler... Aman yarabbi. Bu ne haldir? Milletin iradesini satın almaktan daha beter bir şey olabilir mi? İşte bunları gördük. Şimdi bunu yapanlar 'Bu milleti idare edeceğiz' diyorlar. Sizden bu ülkeye fayda olmaz. Her şeyden önce demokrasi dürüstlüktür, demokrasi -evet- bir yerde namus meselesidir. Bu ittifakların, bu adayların amaçları kesinlikle ülkenin ve milletin dertlerine derman olmak değildir. Eğer böyle bir niyetleri olsaydı planlarıyla, projeleriyle, vizyonlarıyla, programlarıyla milletin karşısına çıkar ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını, ne kadar zamanda yapacaklarını açıklarlardı. Cumhur İttifakı, cumhurbaşkanı adayını da mecliste nasıl işbirliği yapacağını da en başından ilan etmiş, yola koyulmuştur" diye konuştu. 

“SİZ ÜLKEYE HANGİ BÜYÜK YATIRIMLARI YAPACAKSINIZ?"
Erdoğan, seçim manifestosunu Pazar günü, yaklaşık 1 hafta sonra da Cumhurbaşkanlığı Seçim Beyannamesi'ni açıklayacaklarını belirterek, “Manifestomuzda ülkemizi nasıl yöneteceğimizi, bunu Sinan Erdem Spor Salonu'nda bütün teferruatıyla açıklayacağım ve bugüne kadar yaptıklarımızı ve bundan sonra yapacaklarımızı milletimizle paylaşacağım. Peki, öteki ittifaklar, öteki partiler ne yapıyor diye baktığımızda gördüğümüz şudur; bunların tek bir amacı, millete söyleyebileceği tek bir projesi vardır o da Recep Tayyip Erdoğan'ı indirmektir. Diyelim ki bunu başardınız ve yönetimi devraldınız. Peki siz millete ne vadediyorsunuz? Ne yapacaksınız? Tüm milletimden rica ediyorum, muhalefetten birileri karşılarına geçip kendilerinden oy istediğinde onlara şunu sorsunlar, siz ülkeye hangi büyük yatırımları yapacaksınız? Yavuz Sultan Selim Köprüsü mü yapacaksınız? Marmaray mı yapacaksınız? Avrasya Tüneli'ni mi yapacaksınız? Kanal İstanbul'u mu yapacaksınız? Üçüncü Havalimanı'nı mı yapacaksınız? Osmangazi Köprüsü'nü mü yapacaksınız? İzmir-İstanbul Otobanı'nı mı yapacaksınız? Ne yapacaksınız? Ne yapacaksınız onu söyleyin. Siz bu ülkede şehir hastanelerini mi yapacaksınız? Sizin başınızdaki şahıs zaten SSK Genel Müdürüyken bu ülkede benim milletimi inim inim inleten kişidir. Bunlar milli geliri büyütmek, ihracatı, istihdamı, büyümeyi artırmak için sorun bakalım ne yapacaksınız? Bunların eğitim diye bir derdi var mı? Sağlık, adalet, tarım, enerji, konut alanlarında ne yapacaklar? Böyle bir projeleri var mı? Biz, yapılacaklarla değil yaptıklarımızla konuşuyoruz" şeklinde konuştu. 

“AFRİN'DE ETKİSİZ HALE GETİRİLEN TERÖRİSTLERİN SAYISI 4 BİN 376"
Erdoğan, “Afrin'de bunlar iktidarda olsa, saldırılar da bunların iktidarında olsa inanın vatan elden gider. Bak biz, şu anda son rakam ne biliyor musunuz? Afrin'de etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı 4 bin 376. Kuzey Irak'ta 379, Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te 297. Ne dedik biz, size söz verdik, 'inlerine gireceğiz', dedik. Girdik mi? Girdik. Giriyor muyuz? Giriyoruz. Çünkü sizin huzurunuz bizim sorumluluğumuzdur. Şimdi sizlerden rica ediyorum. Lütfen karşınıza geçip Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretten başka söyleyecek sözü olmayanlara bu soruyu sorun. Eğer sizi gerçekten tatmin eder bir cevap verirlerse açık söylüyorum tercihinizi de onlardan yana kullanın. Çünkü biz bu ülkenin ve bu milletin daha ileriye gitmesinden ancak memnun oluruz. Ama bunların biz ciğerlerini biliriz, ciğerlerini. Bunlar şu koskoca İstanbul'u bu zihniyet bize teslim etti. Nasıl teslim ettiğini, gençler; anneleriniz, babalarınız çok iyi biliyor, onlara sorun. Bunlar bedavacılığa alışmışlar. Bunlar kasaları boşaltmaya alışmışlar ve bir yere de vardıramamışlar. Şimdi kendileri milletten yüz bulamayınca birileri gelmiş darbe yapmış, muhtıra vermiş, cunta kurmuş, milli iradenin temsilcilerini yıkıp iktidarı bunlara teslim etmiş. Artık o devirler geride kaldı" şeklinde konuştu.

“DARBENİN BAŞARISIZLIĞA UĞRAMASI EN AZ FETÖ'CÜLER KADAR BUNLARI DA ÜZDÜ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sokaklarda, meydanlarda darbecilerle mücadele ederken bunların başındaki zat, Atatürk Havalimanı'nda tankların eşliğinde güvenli bir şekilde Bakırköy Belediye Başkanı'nın ne yaptı, evine çekildi. Sabaha kadar oradan izledi. Ondan sonra da diyor ki 'Benim haberim olmadı, olsaydı ben de beklerdim'. Ertesi gün, darbenin başarısızlığa uğraması en az FETö'cüler kadar bunları da üzdü. Yenikapı'ya ite kaka geldi. Kendisine haber gönderdim. O'nu da Yenikapı'ya davet ettim. Önce gelemeyeceğini bildirdi. Son anda Cuma günü akşam geleceğini bildirdi. Ama şimdi tam aksini söylüyor. Dürüst değil. Bunlarda yalan ganimet. Ve utanmadan 15 Temmuz'a kontrollü darbe diyerek kısa sürede gerçek yüzlerini gösterdiler. Bugün karşımızda oluşan bloğun en büyük özelliği, demokrasi sicilinin bozuk olmasıdır. İşte bunlar, bu bozuk sicilli demokratlardandır. İhanet şebekelerine eskiden şöyleydi, böyleydi cingözlüğüne sığınmadan amasız, fakatsız, karşı çıkmayan hiç kimse demokrasiyi ağzına alamaz, milli iradeyi ağzına alamaz. Bunlar terör örgütünü allayıp, pullayıp demokrasi diye, özgürlük diye, hak hukuk diye pazarlamaya çalışıyorlar" diye konuştu.

“GARİPLER ÖYLECE ORTADA KALIVERDİLER"
Erdoğan, “İşte geçtiğimiz hafta CHP'nin 15 milletvekilinin hali. Sonra o sözde parti, bu milletvekillerini istemedi. Garipler öylece ortada kalıverdiler. Baktım bazılarının gözü yaşlı. Ağlamaya başlayanlar var. Hakikaten üzüldüm. Yazık. Onlara değil, onları parlamentoya gönderenlere yazık. Bu milletvekillerinin akıbetinden haberi olan var mı? Böyle bir oyuna niye ihtiyaç duyuldu? Bu kadar insanın onuruyla niye oynandı? Sonra bu garipler niye ortada bırakıldı. Açıkçası biz anlamadık" dedi. 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!