Gaziemir’e hayatını adayan arkeolog

Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol’u alkışlıyoruz. Ercan Conkbankir’in kent kitaplarını yayınlayarak beldenin tarihini gözler önüne sermekte.

GAZİEMİR, antik çağlara uzanan çok eski bir yerleşim yeri olarak bilinir ve tarihin derinliklerinde Sedikui, Sewdi-Keui, Sevdi köi, Sediccuil, Sediköe şeklinde kayıtlara geçmiş ve anlatılır olmuştur. Batı Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Türk-İslam kayıtlarında ise Seydiköy olarak anılmıştır. Seydi Baba diye bilinen Türk-İslam ermişi Seydi Mükremüddün’in mezarı, türbesi ve dergahı burada olduğu için zamanla “Seydiköy” diye bilinmeye ve böyle anılmaya başlandı. Osmanlı’nın son zamanında büyük bir Rum göçü alan belde, zamanla Türk nüfusunun silinmesi üzerine, köklü bir Rum şehri gibi bilinir olmuştur. Rum baskısıyla Türklerin burayı nasıl boşalttıkları ve terk ettikleri, köklü ailelerin büyüklerinin hafızasında yer etmişti. Böylece Rum ve zengin Levantenler’in refah bölgesi olarak anılan Seydiköy, kurtuluş savaşından sonra Rum nüfusun mübadeleye Yunanistan’a göçü ve Balkanlar’dan gelen ve vatanları ellerinden alınmış göçmen Türklerin buraya yerleşmesiyle canlanmış ve 1924’te 3 bin kişinin burada oturduğu saptanmıştır.Atatürk’ün 3 kez ziyaret etmesinden sonra “Gaziemir” ismi alan belde, günümüzde doğudan çok göç aldığı için 125 bin kişinin yaşadığı, Anadolu’nun bir çok ilinden daha kalabalik gelişmiş bir kent görünümündedir. İlk yazarlık yıllarımda, tam 40 yıl önce Demokrat İzmir’de yazarken,  bana sürekli gönderdiği destekleyici mektuplarıyla güç veren Seydiköy İstasyon görevlisi, Balkan göçmeni Ruhsar Ürkmeyen’i (Ruhsar Baba) asla unutmamışımdır, ışıklar içinde uyusun.

ÇALIŞKAN ÇİFT

Günümüzde Halil İbrahim Şenol başkanlığındaki Gaziemir Belediyesi, belde tarihi ile ilgii arka arkaya kitaplar yayınlıyor. Hepsini de Gaziemir doğumlu arkeolog Ercan Conkbankir hazırlamakta. Hayatını Gaziemir’e adamış olan Ercan Conkbankir, kendisi gibi arkeolog olan eşi Engin Conkbankir ile beldelerinin tarihini araştırıp yayınlıyorlar, bir ömürboyu topladıkları tarihi eserleri de belediyeye bağışlıyorlar. Kutlamamız gerek.Ercan Conkbankir’ın imzasıyla yayınlanan kitaplar şunlar: Anadolu Halkları, Balkan Türklerinin Kökeni, Homeros Gaziemir’de Doğmuştur, Cumhuriyet-Atatürk ve Gaziemir, Seydiköylü Hollandalılar, Geçmişten Günümüze Gaziemir, Seydiköy’den Gaziemir’e (Albüm)..Ercan Conkbankir ayrıca  koleksiyonundaki en eskisi 2500 yıllık olan 44 sikkeyi, bin kitabı ve 300 civarında tarihi fotoğraf ve belgeyi de Gaziemir Belediyesi Kent Arşivi’ne bağışladı. Dileriz bu bağışlar ve yayınlarla eski Seydiköy Tren İstasyonu’nda oluşturulacak kent müzesi, gelecek kuşaklara armağan edilir. Bu arada belediyeye armağan ettiğim Seydiköy’de Atatürk’ü gösteren çok tarihi bir fotoğraf, duyduğuma göre, belediyede güzel bir yere asılmış..

DAMAT TRAŞI

Ercan Conkbankir’in kitaplarında rastladığım bir Gaziemir geleneği çok ilgimi çekti. “Damat Traşı” başlıklı bölümde bakın ne yazıyor?“Gaziemirli damat avlunun veya meydanın ortasına oturtulur. Berber, damadı traş etmeye başlar, o esnada çevrede oyunlar oynanmakta, zeybekler dolanmakta, keyifler çatılmaktadır. Çalgılar traş havası çalar. Berberin etrafına millet toplanır. Traşı uzatmak için berber ‘traş yok’ der, nazlanır, işi yavaşa alır. Bu arada damadın boyun örtüsünün üzerine takılar takılmaya, berbere bahşişler verilmeye başlanır. Nazlanma devam eder , takılar ve bahşişler birikir. Ne kadar traş uzarsa o kadar çok takı ve bahşiş toplanır. Traştan sonra damat kız tarafı tarafından alınan damatlıkları giyer. Damat, zaten önceden arkadaşları ile hamama gitmiştir. Gerdeğe sabaha karşı girilir. Gerdeğe girerken sağdıç ve arkadaşları damadın sırtını güm güm yumruklarlar. Yumruklama damadın uyuşukluğu gitsin, canlansın diye yapılır.”Ercan Conkbankir’in kitaplarında arkeolojik derin bilgiler olduğu gibi, bu tür okunması keyif verici gelenekler de sunulmaktadır.Her beldeye kültür yumruğu vurulmalı ki, canlansın.. Her beldeye bir Ercan Conkbankir gerek..

Yazarın Tüm Yazıları