Güncelleme Tarihi:
Danimarkalı model Josephine Skriver, Victoria’s Secret’ın en yeni ‘resmi’ meleği. 30 Kasım’da gerçekleşen şovda kanatlarını açan 23 yaşındaki melek, yılın en merakla beklenen defilesi sonrası Paris’te sorularımızı yanıtladı.
Öncelikle tebrikler, resmi olarak ‘melek’ ilan edildiğiniz ilk şovunuzda nefes kestiniz... Nasıl geçti her şey?
- İnanılmaz heyecanlıydım, belli olmamıştır diye umuyorum. Sanırım bu heyecan, gerginlik hiç geçmeyecek. Ama neyse ki kuliste diğer melekler başta olmak üzere herkes çok destek oldu, böylelikle biraz sakinleşebildim.
Kulis herhalde işin en çok merak ettiğimiz yanı. Nasıl bir ortam var, rekabet dorukta mı, millet birbirinin kanatlarını yoluyor mu mesela?
- Hayır, asla öyle bir şey yok... Çok sıcak ve dostane bir ortam. Meleklerin ortak özelliğinin kibarlık ve iyi kalplilik olduğunu söyleyebilirim. Tabii hepimiz güçlü kadınlarız, bu da diğer bir ortak yanımız. Şöyle toparlayayım: Diğer melekler beni hemen aralarına aldılar. Kardeş gibi olduk. WhatsApp gruplarımız var, mesajlaşıyoruz, birlikte takılıyoruz, birbirimize tavsiyeler veriyoruz. Çok güzel bir his, sana bir şey olsa biliyorsun ki melek kardeşler her türlü kollar.
Üç senedir Victoria’s Secret için çalışıyorsunuz, neden şimdi ‘resmi melek’ oldunuz? Nedir bu melekler arası ast-üst ilişkisi, resmi melek nasıl olunuyor?
- Bu işin de bir süreci var. Melek kriterlerine uymanız, bu yaşam tarzına uyum sağlamanız, diğer meleklerle de uyumlu olmanız gerek. Yani anahtar kelime ‘uyum’.
‘Melek kriterleri’ neler?
- Öncelikle yürüyüşünüz muhteşem olmalı. Bu en önemli kural. İkincisi, tamamen meleklik görevine adanmış olmalısınız. Bu iş sadece gördüğünüz şovla bitmiyor; kampanyalar, açılışlar derken tüm dünyayı gezmeniz ve uzun saatler mesai harcamanız gerekiyor. Böylelikle üçüncüyü de söylemiş oldum: Çalışkanlık. Melek dediğin tembel olamaz.
Podyumda o devasa kanatlarla yürümek zor muydu?
- Benim kanatlarım çok ağır değildi neyse ki. Bu zamana kadar hiç aşırı ağır bir kanatla podyuma çıkmadım, şanslıydım. Ama daha ağır kanatlar için de hazırlıklıyız. Ona özel fitness programlarımız var.
Nasıl programlar bunlar?
- Aslında görebilirsiniz: Instagram’da diğer bir melek arkadaşım Jasmine Tooks ile birlikte oluşturduğumuz ‘Joja’ adlı bir hesabımız var. Beden tiplerimiz benzer olduğu için birlikte çalışıyoruz. Hedefimiz ince ama güçlü olmak. Benzer motivasyonu olanlar bu hesabı takip etsin!
Defile için hazırlanırken sizi en çok zorlayan ama en fazla yararlı olan egzersiz hangisiydi?
- ‘Burpee’ denen squat egzersizi.
Cildiniz için neler yapıyorsunuz?
- Cilt bakımı işimin en önemli parçalarından, sürekli özen gösterdiğim için ekstra bir şey yapmıyorum. Zaten her gün sabah-akşam temizliyorum, çeşitli yağlar kullanarak nemlendiriyorum, maske uyguluyorum. Victoria’s Secret Body Care Weightless Body Oil ile de vücudumu nemlendiriyorum. Düzenli yaptığınızda çok ihtiyacınız olmuyor son dakika müdahalelerine...
Kıdemli meleklerden Adriana Lima bir keresinde şov öncesi iki hafta sadece likitle beslenerek detoks yaptığını söylemişti. Siz yapmadınız mı böyle şeyler?
- İhtiyaç duymadım.
Peki gündelik hayatta sizi en çok neler zorluyor?
- Sanırım programımın her dakika dehşet yoğun olması, sürekli oradan oraya koşturmam ve deliler gibi seyahat etmem. Bugün Paris’teyim, yarın New York’ta, sonra kim bilir nerede... Ama şikâyet edemem çünkü seyahati seviyorum, yeni insanlarla tanışıyorsun. Mesela yakın zamanda Vietnam’a gittim bir çekim için, o kadar güzeldi ki...
Sizce bir kadının dolabında ve çantasında mutlaka olması gerekenler neler?
- Rahat ama seksi bir spor ayakkabı, şık bir siyah elbise (tarzı size bağlı), kaliteli bir deri ceket. Çantanızdan da rimel, dudak parlatıcı ve nemlendiriciyi eksik etmeyin.
Kendinizi en seksi bulduğunuz zaman ne desem cevap “Kanatlarımla podyumdayken” mi olur?
- Sanırım bu iş özgüvenin tavan yapmasıyla alakalı. O yüzden spor salonundan çıktığımda, sıkı bir egzersizi tamamladıysam, kan ter içindeysem kendimi seksi hissediyorum. Çünkü çok güçlü olduğumu düşünüyorum.
Biraz ailenizden bahsedelim. Kendi deyişinizle ‘IVF bebeği’siniz. Lezbiyen bir anneniz, gay bir babanız var ve sizi IVF yöntemiyle dünyaya getirdiler. Nasıl bir çocukluğunuz oldu?
- Biraz farklı tabii. Annem kendini bildi bileli çocuk doğurmak istiyormuş. Lezbiyen olunca çok kolay gelişmiyor bu süreç. O da Kopenhag’daki LGBT merkezine başvurup “Bu dünyaya bir bebek getirmek istiyorum. Bu sürece kim dahil olmak ister” demiş. Babam ilk başvuranlardan olmuş. O sırada kocasıyla evlenmek üzereymiş. Böylelikle büyük bir ailenin içine doğdum ve ‘bonus’ anne ve babalar sayesinde çok sevgi gördüm. İyi bir ailenin temeli de sevgi değil midir? Ailem durumları hakkında hep açıktı, seyahat ettikçe de insanların bu konuda ne kadar destek olduğunu fark ettim. Sosyal medyada hakaret edenler de çıkıyor ama bunları hiç umursamıyorum.
Hayattan çıkardığınız, insanlara verebileceğiniz en iyi tavsiye nedir?
- Kendinizi sevin ve diğer kadınlara yardım etmeyi ihmal etmeyin. Unutmayın, birlikte daha güçlüyüz. Düşenin dostu olun çünkü hayat aslında bundan ibaret.






































