Güncelleme Tarihi:
1938 yılının 10 Kasım’ı, Türkiye için hayatı bir daha geri dönülemez ve köklü biçimde değiştirdi. O yıldan sonra tüm 10 Kasımlar, yılın diğer 364 gününden farklı oldu.
Hürriyet, Atatürk’ün vefatının 10’uncu yılında yayın hayatına başladı. 10 Kasım 1948’de, genç Hürriyet henüz 6 aylıktı. O gün, 8 sütuna “Türk milletinin büyük matem günü” manşetiyle çıktı.
Haberde “Bugün bütün memleket matem tutacak ve Atamızın aziz hatırası tâziz olunacak” yazıyordu. Tâziz kelimesi bugüne çok uzak. Bugünkü Türkçe’deki tam karşılığı “sevgi ile anma.” Halkın, Atatürk ile ilgili duygularını bundan daha iyi anlatacak bir kelime bulunabilir mi bilmiyorum.
Ata’nın vefatından bu yana her 10 Kasım’da, saat tam 9’u 5 geçe, milyonlarca insanın tek yürek halindeki duruşunu bu haber “ihtiram sükuneti” sözleriyle anlatıyor. Yani “saygı sessizliği.”
1953’e gelindiğinde Atatürk, Etnoğrafya Müzesi’ndeki geçici istirahatgahından, yapımı yeni tamamlanan Anıtkabir’e nakledildi. 10 Kasım tarihli Hürriyet’in manşeti, “Büyük ATA’yı bugün toprağa veriyoruz”du.
Ankara’daki törende binlerce kişi vardı. Milyonlar da töreni radyodan dinlemişti. 9’u 5 geçe, tören başladı. Atatürk’ün geçici mezarı açıldı. Top arabasına konulan naaşı generallerin eşliğinde ilerlerken, Riyaseticumhur bandosu matem marşını çalıyordu.
Tabut Anıtkabir’in meydanına konuldu. “Cumhurreisi Celal Bayar, tabutun önüne gelerek aziz Atatürk’ün memlekete ve insanlığa yaptığı hizmetleri kuvvetle ifade eden bir nutuk söyledi.” Anıtkabir gecenin geç saatlerine kadar dolup taştı.
Hürriyet, Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e naklinden 45 yıl sonra, 1998’de, o güne ilişkin çok önemli fotoğrafları yayımladı. 10 Kasım 1953’teki o günün görüntüleri, “Anıtkabir’e naklin fotoromanı” olarak gazete sayfalarındaki yerini aldı. Ancak fotoğraflardan biri eksikti, yayınlanmadı. Yayınlanmayan o fotoğrafın hikayesi şöyleydi...
Ata’nın naaşının Etnoğrafya’dan Anıtkabir’e nakledilmek üzere top arabasına yerleştirilmesinden önce, salonda bulunan herkes dışarı çıkarıldı. Salonda sadece Cumhurbaşkanı Celal Bayar, TBMM Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes ve bir fotoğrafçı kaldı. 15 yıldır kapalı olan kurşun tabutun kapağı birkaç dakikalığına açıldı.
Fotoğrafçı sadece bir kez deklanşöre bastı ve kapak yeniden kapatıldı. İşte o tek kare fotoğraf, 45 yıl sonra Hürriyet’e ulaştı. O tarihe kadar böyle bir fotoğrafın varlığını, o anda salonda bulunan 4 kişi dışında hiç kimse bilmiyordu. Bu fotoğrafın yayınlanıp yayınlanmaması Hürriyet Yayın Kurulu’nda uzun uzun tartışıldı.
Herkes görüşlerini söyledi. Sonuçta bu fotoğrafın yayınlanmaması kararlaştırıldı. Bütün bu süreç ve Yayın Kurulu’ndaki tartışmalar o günkü gazetede ayrıntılarıyla yayınlandı. Ve nihai karar şöyle açıklandı: “Aziz Atatürk’ün manevi kişiliğine ve ebedi imajına saygımız nedeniyle bu sürpriz fotoğrafı yayınlamamaya karar verdik.”
Mustafa Kemal, Cumhuriyet’in ilanından sonraki tüm 29 Ekim’lerdeki kutlamalarla bizzat ilgilendi.
Meclis’teki törenler... Ardından Hipodrom’daki resmi geçit... Akşam devlet ziyafeti... Ve son olarak Ankara Palas’taki resmi balolar.
Ama son Cumhuriyet Bayramı’nda, 29 Ekim 1938’de Dolmabahçe’de, hasta yatağındaydı.
O sırada yanında olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, 10 Kasım 1954’te Hürriyet’te yayınlanan yazısında o geceyi şöyle anlatıyordu:
“Atatürk, süzülmüş, takatsiz ve solgundu. Kesik kesik konuşuyordu. Bir aralık sarayın penceresinden ‘bol bir ışık aksetti.’ Elektriklerle donanmış bir Boğaziçi vapuru sarayın rıhtımına yanaşacak kadar yaklaşmıştı.
Üniversite gençleri alkışlarla tebrike gelmişti. Atatürk kalkmak istedi. Kollarına girildi, pencere kenarındaki bir koltuğa oturtuldu. Eliyle vapurdaki gençleri selamladı. Vapurda alkış tufanı koptu.
‘Yaşa’ sesleri ve ‘Dağ başını duman almış’ marşıyla hareket eden vapurun ardından Atatürk’ün ağzından şu sözler döküldü:
“Bu bayramlar ve yarınlar sizindir, güle güle...”
Uzun yıllar boyunca her 10 Kasım’da Hürriyet’te tam sayfa olarak Atatürk resimleri yayınlandı. Bu çizimlerin hepsi özgündü. Altlarında tarihi bir imza vardı: Etem Çalışkan. 1928 doğumlu Çalışkan, hemen herkesin zihninde yer etmiş Atatürk portrelerini çizen ünlü bir gazeteci, hattat, ressam.
Onu anlatan en önemli ifadelerden birisi “Atatürk ressamı.” Anıtkabir kitabelerinin yazılışında Emin Barın’ın asistanıydı. Atatürk’ün “Nutuk”unu el yazması olarak kaleme aldı. Kaligrafi ustası ve “K. Atatürk” imzasının yaratıcısı. 1982’de emekli olsa da, zaman zaman Hürriyet’te yayınlanan Atatürk portrelerinin altında onun imzası vardı.
DÜNYANIN SAYGI DUYDUĞU LİDER
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Yarın (bugün) 10 Kasım. Büyük bir liderin, büyük bir devlet adamının, dünya çapında bir liderin, bütün dünyanın saygı duyduğu bir liderin, Birleşmiş Milletler’in dünya tarihinde önemli bir lider olarak tanıdığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 83’üncü ölüm yıldönümü. Bize düşen görev mirasını, güzel Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmaktır. Bunu yapacağız.
O MİLLİ ORTAK DEĞERDİR
MHP Lideri Devlet Bahçeli: Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 83’üncü yıl dönümünü anacağız. Atatürk, Türk milletinin varlığına kast eden her türlü sinsi tertibin farkına vararak onları deşifre etmiştir. O, Türk milletinin tarihi ve milli ortak değeridir.
MAVİ GÖZLÜ BOZKURT
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener: Ortak bir hüznümüzün, mavi gözlü bozkurtumuzu ebediyete uğurladığımızın yıl dönümü. Aramızdaki ayrık otlarını saymazsak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’nin her kimlikten, her renkten vatandaşının şükranla andığı bir liderdir.























