Güncelleme Tarihi:
Pedro Almodovar’dan modern bir Frankenstein hikayesi! Kızına tecavüz eden bir adamdan intikam almaya çalışan psikolojisi bozuk bir plastik cerrahın, üzerinde çalıştığı yapay deri araştırmalarını bir saplantıya dönüştürmesi üzerine oldukça etkileyici bir film.
Kelimenin tam anlamıyla bir Alfred Hitchcock klasiği olan Vertigo, yükseklik korkusu nedeniyle polisliği bırakıp özel dedektiflik yapan Scottie Fergusson’ın işi gereği bir arkadaşının karısını takip etmesini konu alıyor. Sinematik açıdan muhteşem bir deneyim sunan film, olay örgüsündeki karmaşıklığıyla da saplantılı bir aşka uzanıyor.
Sevdiğiniz insanı kaybetmemek ve hatta ‘elinizde tutmak’ için ne kadar ileri gidebilirsiniz? Bu hikaye, kendi sınırlarınızı aşarak bu soruya vereceğiniz cevabın peşinde.
Tam karşı binasında yaşayan kadına obsesif bir tutkuyla aşk besleyen Tomek, öyle ki aşık olduğunu düşündüğü kadının evini teleskopla izleyecek kadar ileri gidebiliyor. Saplantılı bir şekilde bu röntgeni rutini haline getiren Tomek, nihayet bir gün cesaret edip duygularını itiraf eder.
Şehrin arka sokaklarında birbirinden ağır hikayeleri vardır insanların. Sodom ve Gomore kadar lanetlenmiş Kolera Sokağı’nda Salih’le Tina’nın saplantılı tutkusu hangimizde iz bırakmamış olabilir ki? “Hastayım sana. – Geçmiş olsun.” repliğiyle hatırlayacaksınız.
Sinemanın efsane yönetmenlerinden Stanley Kubrick’in Vladimir Nabokov’un müthiş kitabından uyarladığı Lolita, orta yaşlarını geçmiş bir yazarın kısa bir süre için oda kiraladığı evde 15 yaşındaki bir kıza aşık olmasını ve onunla ilgili saplantılı düşlerini konu ediniyor.
İki kaybolmuş ruh… Cahit ve Sibel. Yolları aynı sebepten düştükleri hastanede kesişen iki genç, sıkışıp kaldıkları hayattan herkesin istediğini yaşayacağı tüden anlaşmalı bir evlilikle kurtulmayı planlar. Hesaba katmadıkları ise birbirlerine gerçekten aşık olma ihtimalleridir. Birol Ünel ve Sibel Kekilli’nin muhteşem bir performans sergiledikleri nefis bir Fatih Akın filmi…
Psikolojik sorunları olan kocasından kaçıp kızıyla birlikte İstanbul’a gelen Dünya, geçimini sağlamak için bir pavyonda çalışmaya başlar ve bir gün Nazım öğretmenle kesişir yolu. Tam her şey yoluna girmiştir, hayatları oturmuştur ki saplantılı aşık geri döner.
Bekir Uğur’a aşıktır, Uğur Zagor’u sever. Zagor ise suç işlemeyi. Bu hikayede saplantılı olma haline bir saplantı söz konusu!
II. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da geçen hikayede henüz 15 yaşında ve ateşli bir hastalık geçiren Michael ile onun bakımını üstlenen Hanna arasındaki zamanla bir sırra dönüşecek tutkulu bir aşk hikayesini konu edinen The Reader, final sahnesindeki mahkeme sahnesiyle hafızalara kazınıyor. Soru şu: bir sırrı korumak için ne kadar ileri gidebilirdiniz?









