Güncelleme Tarihi:
Hristiyanlık öğretilerine sıkı sıkıya bağlı bir ailenin en küçükleri Sam bir gün ortadan kaybolur. Bu kayboluşun sorumluluğu ise evin genç kızı Thomasin’e kalır. Doğa üzerine kurulu güçlü metaforları, 15. yüzyıl atmosferini ve hikayenin mistik değerlerini yansıtan muhteşem sinematografisi ile dikkat çeken film, oyuncu performanslarıyla da hafızalara kazınıyor.
Çekildiği döneme kıyasla oldukça etkileyici bir korku belgeseli olan Häxan, pagan köklerinden günümüz Avrupası’na uzanan evrimini masaya yatırarak nefis bir cadılık öğretisi macerasına çıkarıyor.
Dorothy’nin sihirli yolculuğu hangimizin hayal gücüne etki etmedi ki? Bu muhteşem hikayenin en güzel detaylarından biri intikam alma sebebiyle küçük kahramanımızın peşine düşen lanetli Batı cadısıydı. Tabii bir de onu bu kötü cadıya karşı koruyan ‘iyi cadı’ Glindamız var!
Cadıların yakıldığı, idam edildiği ve toplumdan dışlandıkları bir efsane olmaktan daha fazlası. Sosyolojik incelemeler de bunu kanıtlamaya yetiyor. Tam da bu mitten beslenen hikayesiyle Black Sunday, çok uzun yıllar önce idam edilen bir 17. yüzyıl cadısının düşmanlarından intikam almak için torununun bedenini kullanarak geri dönüşünü konu ediniyor. Barbara Steele’in iki ayrı karaktere hayat verdiği göz dolduran performansı ise bu yasaklı filmi daha da çekici kılıyor.
Polanski sinemasının göz bebeği olan bu film, yeni evli bir çift üzerinden paranoyalardan beslenen bir anlatı sunuyor. Bu anlatının en dikkat çeken yanı ise rüya sahneleriyle gerilimin yüksek bir çizgide tutulması ve akıllara kazınan ayin sahnesi diyebiliriz.
17. yüzyıl Fransası’na doğru kışkırtıcı bir yolculuğa ne dersiniz? Şehir vebadan kırılıyor, ölüm ve yaşam kol kola… Bu kilisedeki rahibeler ‘cadı işi’ bir dokunuşla cinsel arzularına yenik düşüyor.
Bu hafta yeniden uyarlamasıyla sinemalarda izleme fırsatı yakalayacağımız Dario Argento’nun kült filmi Suspiria; şeytani bir topluluğun barınağında geçen, kara büyü üzerine kurulu anlatısı ve içine çeken sinematografisiyle kelimenin tam anlamıyla bir başyapıt.
İşte tam bir “Ne dilediğine dikkat et” filmi… İlişkilerinde bir türlü dikiş tutturamayan üç kadın bir gece, öylesine bir ritüelle hayallerindeki erkeği tasvir eden bir dilek tutar. Ne hikmetse ertesi gün kasabaya tam da diledikleri gibi bir adam gelir. Mizah yönü kuvvetli, farklı dinamiklere sahip bir cadılık masalıyla karşı karşıyayız.
İnternetin popüler olmaya başladığı dönemde çıkış yapan film, yanında kayıt cihazlarıyla yola çıkmış üç sinema öğrencisinin doğaüstü sebepler ile ormanda kayboluşu üzerine kendinden sonra çekilecek hikayelere öncülük edecek kadar sağlam bir anlatıya sahip.
Son anına kadar parçaları birleştirmek için uğraşacağınız tüyler ürperten bu hikaye, anne-oğul arasındaki sorunlu ilişkinin bir yansıması olarak okunabileceği gibi soyut varlıklar, şeytani ruhlar ve ölüm ekseninde baş döndüren bir deneyim vadediyor.









