Güncelleme Tarihi:
“Her bir sözcük hem çok fazla hem çok az. Sevdiği bir insanı kaybetmenin acısını ne giderebilir. Biz, bugün burada, kaybettiğimiz vatandaşlarımızı anıyoruz. Ferhat Unvar, Mercedes Kierpacz, Sedat Gürbüz, Gökhan Gültekin, Hamza Kurtovi, Kaloyan Velkov, Vili Viorel Pun, Said Nesar Hashemi, Fatih Saraçoğlu ve kurbanlar arasında saldırganın annesi Gabriele Rathjen. On insan, on yaşam öyküsü, on yaşam rüyası bilinçlice ve acımasızca söndürüldü.”
“Cani terör onları nargile barda, onların kendilerini emniyette hissettiği yerde yakaladı. Onlar bir daha geri gelmeyecekler. Teröre kurban gidenlerin eşleri, aileleri, çocukları, kardeşleri ve akrabalarıyla birlikte biz de yas tutuyoruz. Bu cani, acımasız, öldürücü terör saldırısı hepimizi sarstı. Yasımıza acı ve öfke karıştı.
“Sizin acınızı bir vatandaş olarak paylaşmak ve Cumhurbaşkanı olarak şu mesajı açıkça vermek için buradayım; Bizim ortak ülkemizde yaşayan herkes, güven ve barış içinde yaşama hakkına sahiptir. Devletin vazifesi bu hakkı korumaktır. Bunun için daha fazlasını yapmak zorunda. Bunun için her şeyi yapmalı. Kine, nefrete, terör ve şiddete karşı birlikte durmalıyız. Bu bizim sınavımız.”
“Bu canilik tesadüf değil. Bu saldırının, göçmen kökenlileri, Müslümanları dışlayan, onlara karşı kışkırtan, havayı zehirleyen bir evveliyatı var. Bu hava, teröristleri silaha sarılmaya ve öldürmeye yönlendiriyor. Bu saldırı hepimize yapılmış bir saldırı.
“Evet, bizim ülkemizde ırkçılık var ve bu öyle birkaç haftadan beri de değil. Evet, yaygın bir İslam düşmanlığı var. Koyu tenli insanlar veya başörtülü olanlar ayrımcılığa, saldırıya, hakarete, şiddete maruz kalıyorlar. Hepsinin, kendilerini koruyan bir devlet istemeye hakkı vardır.”
Alman Anayasası’nın ‘İnsan onuruna dokunulamaz’ maddesini hatırlatmak istiyorum. Bizim ülkemizde ikinci sınıf vatandaş yok. Saldırı, özgürlüğü, barışı ve birlikte yaşamı hedef aldı. Bu haklara herkesin sahip çıkması gerekir.”
Saldırıya kurban giden Türk ailelerin temsilcisi olarak konuşan Kemal Koçak ise Hanau doğumlu olduğunu, okul eğitimini burada aldığını, Hanau’da futbol antrenörlüğü yaptığını, bir lokal işlettiğini söyledi. Ailesinin, Alman ve yabancı arkadaşlarının, tanıdıklarının bu güzel şehirde birlikte yaşadığını belirten Koçak, şöyle konuştu:
“O nedenle 19 Şubat 2020 Çarşamba gecesi olup bitenlerden şoke oldum. Biz bir aile ferdini kaybettik, arkadaşlarımızı kaybettik, tanıdıklarımızı, sadık müşterilerimizi kurban verdik. Hanau kendi vatandaşlarını ve sevgi dolu insanlarını kaybetti. O gece teröre kurban giden 9 kişi, sevgi, yaşam doluydu. Bu genç insanları unutamayız. Irkçılığa, nefrete ve şiddete birlikte durmalıyız, sesimizi yükseltmeliyiz. Böyle bir acı bir daha yaşanmasın. Bunu hep birlikte başarabiliriz.”
Hessen Eyaleti Başbakanı Bouffier ise saldırganın ırkçı saiklerle hareket ettiğini belirterek, hayatını kaybedenlerin yabancı olmadıklarını, Hanau kentini ve Hessen Eyaleti’ni kendilerine yurt edindiklerini söyledi. Irkçılığın ve nefretin toplumda yeri olmadığını vurgulayan Bouffier, “Bu, bizim açık toplumumuza karşı bir saldırıydı. Aşırı sağa ve ırkçılığa karşı uyanık olunması, buna anlayış gösterilmemesi gerekir. Irkçılığa her zaman karşı durmak herkesin görevi” dedi.
Belediye Başkanı Claus Kaminsky de Hanau kentinin 19 Şubat ile anılmasının çok acı olduğunu belirtti. Başbakan Merkel’in, “Irkçılık ve nefret zehirdir” şeklindeki sözlerine hak verdiğini belirten Kaminsky, ırkçılara yönelik, “Biz daha çoğuz ve sizin nefretinizden daha kuvvetliyiz” ifadesini kullandı. Kaminsky, 19 Şubat’ta hayatını kaybedenler için bir anıt dikileceğini belirterek, yaşanan acıların unutulamayacağını kaydetti. 650 davetlinin hazır bulunduğu törende her bir aile için 25’er kişilik kontenjan ayrıldı.












