Güncelleme Tarihi:
;Ankara Büyükşehir Belediyesi(ABB) tarafından 1996’da kurulan mehteran takımı, 25 yılı geride bıraktı. Dini ve milli bayramlar, önemli haftalar, festivaller gibi birçok etkinlikte görev alan ABB Mehter Takımı, yurt dışında da birçok kez Türkiye’yi temsil etti. 5 katlı olan ve 42 kişiden oluşan mehteranın bir bölüm üyesiyle Gençlik Parkı içerisindeki ‘Meşkhane’de bir araya geldik, çalışmalarını dinledik.
Mehteran takımının en yaşlı üyesi 56 yaşındaki Ahmet Kurt. Aynı zamanda ‘mehter başı’ olarak görev yapan Kurt, kurulduğundan bu yana mehteranda. Bugüne kadar yolu mehterandan geçen birçok kişinin emekli olduğunu, yeni isimlerin de sınavla katılmaya devam ettiğini belirten Kurt, Türkiye’de Genelkurmay ve Kültür Bakanlığı’nın mehteran takımından sonra üçüncü sırada yer alan Ankara’nın mehteran takımını şöyle anlattı:
“Mehter takımımız 1996’da Büyükşehir Meclisi kararıyla kuruldu. Gönüllü olarak başladık daha sonra bizlere aylık tahsis ettiler, o günden bugüne geldik. Mehteranda görev yapanların hepsi imtihanla alınan arkadaşlarımız. Birçoğu konservatuvar mezunu. Bu arkadaşların tek işleri mehterandır, başka bir işle uğraşmazlar. Her gün çalışmalarımıza devam ederiz, ismine ‘meşk’ deriz. Marşlar, kahramanlık türküleri, tasavvuftan eserleri icra ederiz. Mehteran, savaşlarda düşmana korku, dosta da güven veren, halkı motive eden bir yapıdır. Mehteran hiç kimsenin ideolojisi de değildir. Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altındaki herkesin mehteranıdır. Yılda 200-250 konser veriyoruz. Yurt dışında da birçok konsere gittik.”
Mehteran takımındaki her kişinin ve çaldıkları aletlerin ayrı bir anlamı ve özelliği var. Gencinden yaşlısına bir ahenk içerisinde marşlar ve parçalar çalan mehteran takımının bazı üyeleri ise şöyle:
Zırhçı-Yasin Öztürk: “Zırhın ağırlığı 40 kilo. Yaz-kış tüm programlarda giyiyorum. Fotoğraf çektiren çok oluyor. Mehteranda en çok rağbet görenlerden birisi zırhçı.”
Kösçü-Yarkın İçenöz: “Savaşlarda en önemli yer alan alet köstür. Savaşlara bin tane kös götürülürmüş, düşmana sesiyle korku verirmiş. Görsel anlamda da önemlidir, hilalin ortasında yer alır.”
Çorbacıbaşı-Selim Çınar: “Kurulduğundan beri buradayım. Müzik komutlarını mehterbaşı verir, yürüyüş komutlarını çorbacıbaşı verir. Mehteranın emir komutası bendedir. En önde yürürüm beni takip ederler. Severek yaptığım için 25 yıldır buradayım.”
Davulzen-Vahdettin Erkoç: “Kurulduğundan beri mehterandayım. Severek, zevkle ve gururla çalıyoruz.”
Davulzen-Serkan Yeşbek: “10 yıldır davul çalıyorum. Ankara’yı temsil ediyoruz. Kent orkestrası ve tiyatroyla ortak projeler de yapıyoruz.”
Nakkarezenbaşı- Bayram Cansevindiren: “23 yıldır buradayım. Babam da zurnacıydı buradan emekli oldu. Aile boyu mehterciyiz, mehterana gönül verdik.
Hanende-Şahin Cansevindiren: “Solist olarak mehterandayım. Ağabeyimle beraber yer almak güzel ve gurur verici.”
Sancaktarlar-Faruk Olgaç- Selami Beyribey: “15 yıldır sancaktar olarak görev yapıyoruz. Ak sancak barışı, kırmızı sancak savaşı, yeşil sancak da İslamiyeti temsil ediyor. Osmanlı o dönem 100-150 sancakla gidermiş.”
Zurnazenbaşı-Özcan Altunöz “11 yıldır buradayım. Hayatımız müzik. Zurna, nefesli olduğu için hareketli yürüyüşlerde zorlanabiliyoruz. Ama alıştık çok zor gelmiyor. Bizim zurnamız kaba ve uzundur, mehter zurnası olarak geçer.”
Trompetzen-Furkan Arslan: “Trompet 1500’lü yıllardan geliyor. Mehterin başından sonuna kadar vardır. Mehter için önemli bir renk sazıdır.”
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;