Güncelleme Tarihi:
Bireysel silahlanmaya ilişkin tartışmaların sıkça yaşandığı ABD, son 24 saat içinde gerçekleşen üç ayrı saldırıyla adeta “şoka girmiş” durumda.
Teksas eyaletinde El Paso şehrindeki Cielo Vista alışveriş merkezinde bir süpermarket zincirine düzenlenen ve 20 kişinin hayatını kaybettiği saldırının üzerinden 13 saat geçtikten sonra, bu kez Ohio eyaletinin Dayton kentinden bir saldırı haberi geldi.
Üzerinde kurşun geçirmez zırh ve bol miktarda yedek şarjör bulunan saldırganın, kentin popüler eğlence mekânlarının bulunduğu bölgede, çevredekilere ateş açtığı ve 9 kişiyi öldürdüğü belirtildi.
30’a yakın kişinin yaralandığı olaya, polisin acilen müdahale ettiği ve saldırganın, daha fazla katliam yapamadan etkisiz hale getirildiği bildirildi.
Bir barın önünde gerçekleştiği belirtilen saldırının, ağır silahlı beyaz bir erkek tarafından gerçekleştirildiği bilgisi verilidi.
24 yaşındaki Conor Betts olarak açıklanan saldırgan olay yerinde vurularak hayatını kaybetti. Vali Nan Whaley, saldırganın çelik yelek giydiğini ve üzerinde yedek mühimmat taşıdığını söyledi.
Öte yandan cumartesi günkü saldırıda hayatını kaybeden ve yaralananların çoğunun, yakında okula başlayacak çocukları için okul alışverişi yaptığı bilgisi verildi.
Polis, sadece bir şüphelinin gözaltına alındığını, yakalanırken hiç ateş edilmediğini açıkladı.
ABD medyası, şüphelinin isminin Patrick Crusius olduğunu yazarken, 21 yaşındaki bu kişinin, saldırıdan önce bir manifesto yazdığı iddia edildi.
Dört sayfalık söz konusu manifestoda, “Christchurch saldırganını ve onun manifestosunu destekliyorum” ifadeleri alıyor.
Saldırının İspanyol istilasına karşı bir yanıt olduğuna değinilen manifestoda, “Kışkırtıcı olanlar onlar, ben değilim. Ben bu kültürel ve etnik istila sebebiyle ülkemi koruyorum. Sebeplerim kişisel değil” ifadeleri yer aldı.
Aynı manifestoda, “Kısaca, ABD içten içe çürüyor ve bunu barışçıl yollarla durdurmak imkânsız. Rahatsız edici gerçek şudur ki, liderlerimiz, hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, bizleri yıllardır yüzüstü bırakıyor” kısımları oldukça dikkat çekiyor.
Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde iki camiye düzenlenen silahlı saldırıda 50 Müslüman katledilmişti.
Bu ırkçı saldırı sonrasında katilin, bir manifesto yayınladığı ortaya çıkmıştı.
ABD’de 24 saat içinde üçüncü saldırı haberi Chicago’dan geldi. Kentte bir otomobilden açılan ateş sonucu 7 kişinin yaralandığı bildirildi.
Chicago Sun-Times gazetesinin haberine göre olay, kentin batı yakasındaki Douglas Park’ta, kimliği belirlenemeyen silahlı bir kişinin siyah bir araçtan ateş açmasıyla gerçekleşti.
Diğer yandan olaydan saatler sonra, birkaç blok ötedeki ayrı bir silahlı saldırıda 2 kişinin yaralandığı bildirildi.
El Paso'daki saldırıdan birkaç saat sonra, Ohio eyaletindeki Dayton şehrinde de, polisin verdiği bilgiye göre silahlı bir saldırgan şehir merkezinde etrafa ateş açtı.
Dayton polisi saldırıda 9 kişinin hayatını kaybettiğini, 27 kişinin yaralandığını duyurdu. 15 yaralı, hastaneden taburcu edildi.
24 yaşındaki Conor Betts olarak açıklanan saldırgan olay yerinde vurularak hayatını kaybetti. Vali Nan Whaley, saldırganın çelik yelek giydiğini ve üzerinde yedek mühimmat taşıdığını söyledi.
Dayton Polis komiseri Yardımcısı Matt Carper, o sırada yakınlarda devriye gezen polisin olaya hızla müdahale ettiğini ve saldırganı, ateş açmaya başladıktan 1 dakika sonra vurduğunu açıkladı, "Polisin o sırada çok yakında olması büyük şans" dedi.
Saldırganın açtığı ateş sırasında 22 yaşındaki kız kardeşi Megan Betts'i de öldürdüğü belirtiliyor. Saldırı gece saat 1 sıralarında, yaklaşık 140 bin nüfuslu Dayton şehrinin eski ve turistik Oregon bölgesinde, Ned Peppers Bar'ın önünde düzenlendi.
Oregon'da birçok gece kulübü, bar, sanat galerileri ve dükkanlar bulunuyor.
Betts'in saldırıyı tek başına düzenlediği tahmin ediliyor.
Saldırganın motivasyonuyla ilgili henüz herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı söyleniyor. Vali Whaley, "Saldırganın ne düşündüğünü bilmiyoruz" dedi.
Komiser Yardımcısı Carper da, soruşturmanın henüz çok başında olduklarını söyledi.
BBC'ye konuşan görgü tanığı Jae Williams, önünden ateş açılan Ned Peppers Bar'ın hemen yanında bir rap konserinde olduğunu söylüyor:
"Bize hızla binayı boşaltmamız söylendi. Çok şaşırdım. Hızla ve bir tehlike yaşamadan binadan ayrıldık. Oregon'dan da çıkmamız söylendi. Arabama bindim, o sırada birçok polis arabası ve ambulansları gördüm."
Bir başka görgü tanığı da Reuters'a, yakınlardaki bir gece kulübünde eğlenirken silah seslerini duyduğunu anlattı
"Çığlıklar, polis araçları, kaos… Güvenlik görevlileri ve herkes etrafta koşturup insanlara dışarı çıkmalarını söylüyordu. Hepsi garip davranıyordu, kötü bir şey olduğunu anlıyorduk. Sonra dışarı çıkıp caddeye adım attığınız anda, ölüleri görünce, bu sefer farklı bir şey olduğunu görüyorsunuz. Asla yaşamayacağınız, yaşamadığınız ve kimsenin yaşamasını istemeyeceğiniz bir şey."
ABD Başkanı Donald Trump, olayları kınarken, Amerikalı siyasiler de, konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
Trump, El Paso saldırısı sonrası attığı tweetinde “El Paso’daki saldırı sadece trajik değil, aynı zamanda bir korkaklık eylemi. Bu ülkede bugünkü nefret dolu eylemi kınayan herkesin yanında olduğumu biliyorum. Masum insanları öldürmeyi meşrulaştıracak hiçbir sebep veya bahane olamaz” ifadelerini kullandı.
Trump ayrıca silahlı saldırılar nedeniyle ülkede 5 gün sürecek milli yas ilan etti.
ABD’li pek çok politikacı da bu eylemleri kınarken, Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis de, masumlara yönelik bu tür saldırıların kabul edilemeyeceğini belirtti.
Son iki saldırıyla birlikte ülkede bu yıl içinde çeşitli saldırılarda 130 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Diğer yandan ABD’nin gerginlik yaşadığı İran’dan saldırı nedeniyle başsağlığı mesajı geldi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, yayımladığı mesajda ABD halkı ve kurbanların yakınlarına başsağlığı diledi, acılarını paylaştıklarını ifade etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Trump’a bir telgraf göndererek taziyelerini iletti.









































