GeriCan BARTU Futbol bu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Futbol bu

FENERBAHÇE dün gece farklıydı. Kazanmak için oynayan takım işte böyle mücadele eder. Bastırır, topa hakim olur. Topa girer, ikili mücadeleye girer, rakibinden topu söker alır.

Fenerbahçe oynadığı maçların hiçbirinde dün akşamki kadar çok şut atmamıştı. Fenerbahçe istekliydi. Önemli olan da buydu.

Tabii doğru gitmeyen birşeyler yine vardı. Fenerbahçeliler defansları sıkıştığında topu rastgele ileri doğru vuruyorlar. Halbuki topa hakimsin, ona sahip ol, telaşa kapılma. Ama nerede... Netice de bu yüzden iki gol yediler. Hem de 2 farklı galibiyetten beraberliğe razı olarak.

Şansı da yoktu

Denizlispor sakindi. Fark yememeyeyim anlayışındaydı belki, ama beraberlikle ayrıldı sahadan.

Bakıyorsun Fenerbahçe kötü oynamadı. Böyle oynayan bir takım berabere kalabilir, yenilebilir de söylecek çok fazla bir şey bulamazsın. Bazen şans da yanında değildir, tıpkı dün akşamki gibi. Deniz 3 tane şut attı kaleye. Olumlu işler yaptı. Orta sahadaki markajcı adamdı, ileride de oyuna girebildi. Oyunu kuralına göre oynadılar, ama dedim ya şans da yoktu. Alex’in bir şutu da direkten döndü. Kezman’ın şutları kaleci Süleymanou’nun üstüne geldi diyebilirsiniz, ama bir gerçek de var ki Denizlispor kalecisi de günündeydi. Fenerbahçe ile oynanan ilk maçta hasta gibi yatıyordu, dün biraz vakit geçirmeye çalıştı, ama Denizli’nin en iyi futbolcusuydu. Çok önemli kurtarışlar yaptı.

Çirkin tartışma

Bu arada Tuncay ile Kezman’ın sahada sebep olduğu çirkinlikler var ki, Kezman haklıydı gösterdiği tepkide. Tuncay’ın Kezman’ın kızdığı o pozisyonda Sırp oyuncuya pas vermesi gerekirdi. Vermedi, üstelik bir takım hareketler yaptı. Kezman da ona aşırı tepki gösterdi.

F.Bahçe kötü oynamadı dedik. Yalnız beraberlik de bir işaret. Demek bazı şeyleri yanlış yaptı. Yoksa o 2 beraberlik golü yenmezdi. Neticede kıran kırana bir maç oldu. Fenerbahçe şampiyonluk kovalıyor, Denizlispor kümede tutunma çabasında. Puan iki taraf için de aslanın ağzındaydı.

Hakeme söyleyecek bir şey yok, mükemmel idare etti, taviz vermedi. Herşeyi de gördü. Fenerbahçe 2 puandan daha oldu. Fenerbahçe seyircisi, yönetimi rahatsız ama futbol bu. İyi oynarken kaybedebiliyor, kötü oynarken de kazanabiliyorsun.
X

Mustafa Denizli yanlış yaptı

Derbideki Luis Aragones'i ve Mustafa Denizli'yi nasıl buldunuz? ARAGONES'in elinde pek fazla silahı yok. Derbiye de klasik kadrosuyla çıktı. Zaten beklenen 11'i de buydu. Mustafa Denizli ise en büyük sürprizi yaptı. Bu sürprizi ise baştan aşağı yanlıştı. Holosko, Bobo ve Tello'yu kulübeye hapsederek, Fenerbahçe'nin ekmeğine yağ sürdü.                      

Derbide, Fenerbahçe'nin Beşiktaş'a karşı hiçbir fazlalığı yok. Cisse atıldı ama maç boyunca topla daha çok oynayan, daha iyi pas yapan, daha organize olan Beşiktaş'tı. Üstelik Fenerbahçe rakibinden daha eksikti. Alex yok, Kazım yok, Deivid etkisiz. Mustafa Denizli'nin böylesine kritik bir maça böylesine acemice bir kadroyla çıkması şaşırtıcı. Ondan beklenmedik bir takım sahaya sürdü. Anlaşılır gibi değil. İlk yarı Fenerbahçe'yi durdur, ikinci yarı vur.

Kaleciler gol attırdı                            

Böyle bir mantıkla bir derbiye çıkılır mı? Üstelik şampiyonluğa oynayan bir takımın böyle bir anlayışı olur mu? En iyi kadronu sahaya süreceksin. Nerede olursan ol ezeli rakibini yenmek için oynayacaksın. F.Bahçe'nin ölüsü, Beşiktaş'a yetti. Bunda da Mustafa Denizli'nin rolü çok büyüktü. İki takım da komik goller yedi. Kaleciler asist yapıyor. Olacak şey değil. F.Bahçe'de Alex eski görüntüsünden çok uzaklarda. Üstelik Aragones onu daha geride oynatıyor. O zaman sambacının verimi de düşüyor. Nitekim oyundan da çıktı.

İyi bir Alex, güçlü olduğu zaman ve ileriye dönük oynadığında her takım için büyük tehlike.

Derbiden Fenerbahçe zaferle ayrıldı. Aragones'in bunda payı yok. Fenerbahçe kazandıysa, Mustafa Denizli'nin yanlış kadro sahaya sürmesi en büyük etkendi.

Uyumları yok...

Gökhan Zan ve Zapotocny ikilisi Beşiktaş savunmasının ideal ikilisi midir?

DERBİDEKİ
kadroya bakıldığında, Mustafa Denizli'nin tercihi göz önüne getirildiğinde ideal ikili diyebiliriz Gökhan Zan ve Zapotocny için. Israrla bunları oynatıyor. Bana göre bu ideal mi değil mi, derbide ortaya çıktı. Hücum yapmaya gücü olmayan ve yapamayan Fenerbahçe, kornerden gelen bir topla ilk golü, kalecisinin pasıyla da ikinci golü bularak üç puanı aldı.

Burada bir tuhaflık var. Gökhan Zan ve Zapotocny için kötü futbolcu diyemeyiz. Ama, bu ikisi büyük uyumsuzluk gösteriyor. Bunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Oyundan kopuklar. Konsantreleri hiç yok. Volkan topa vuruyor. Beşiktaş ceza sahasına doğru süzülen topu ikisi de seyrediyor. Güiza alıyor, şık bir vuruşla galibiyet golünü atıyor. Yerleşimi ve adam paylaşmayı da bilmiyorlar.

Cisse de dengesiz. O da rakibe çok ters giriyor. Hep arkadan hareket yapıyor. Derbide ilk gördüğü sarı kart bence ağırdı. Ama ikinci hareketi kartlıktı. Uğur'u iki kez kaçırdı ve çok erken atılarak bir anlamda takımına ihanet etti.

Yakışanı yaptılar

F.Bahçe-Beşiktaş derbisinde tansiyon beklenenden düşük oldu. Bunun sebebi hakem mi yoksa futbolcular mıydı?

BU
maçın tansiyonu diğer derbilere nazaran düşüktü. Bunda da en büyük sebep yöneticilerin maç öncesi gereksiz demeçlerden kaçınmalarıydı. Olay böyle olunca, centilmenlik içinde geçen bir derbi izledik. Tribündeki idarecisinden, taraftarına sahadaki futbolcularına kadar iki camiaya da yakışan buydu.

Fenerbahçe taraftarı sadece takımını destekledi. Ne rakip seyirciyle ne de rakip futbolcuyla uğraştı. Örnek bir tablo sergiledi.

F.Bahçe ile G.Saray arasındaki maçlar daha farklı oluyor. Orada medya da devreye giriyor. Eski yaralar kaşınıyor. İki camianın dışında federasyondan, MHK'dan bile demeç verenler çıkıyor. F.Bahçe-G.Saray derbisindeki heyecan da yüksek tansiyon da Beşiktaş ile oynanan karşılaşmalarda bu yüzden görünmüyor.

Hacettepe'yi doğradı

G.Saray-Hacettepe maçındaki skandal yönetimiyle gündeme oturan Süleyman Abay, maçın kaderini belirledi mi?

BİR
yerde tesir etti. Galatasaray'ın böyle bir maçı kazanması için hakeme ihtiyacı yoktu. Kötü de olsa üç puanı alırdı. Hacettepespor, ilk yarıda Tozo atılana kadar fevkalade başarılıydı. İyi top kullandı, pozisyonlar buldu ve de öne geçti. İkinci yarıda da penaltıyı yapan oyuncuyu değil, yanlış oyuncuyu oyundan atan Süleyman Abay, Hacettepespor'un kolunu kanadını kırdı. Tek kelimeyle, doğradı. Böyle bir Süper Lig hakemi olur mu?

G.Saray'ı Berlin'de çok kritik bir maç bekliyor. Hacettepespor önündeki gibi mücadele ederlerse büyük hayal kırıklığına uğrarlar. Daha fazla mücaele edecek, sahada daha sağlam olacak. Skibbe de düzgün kadro sahaya çıkarmak zorunda.
Yazının Devamını Oku

Güzel skor

FENERBAHÇE önemli bir galibiyet aldı. Beşiktaş’ı yenerek zirve yarışında tekrar iddialı konuma geldi. Bol pozisyonlu, heyecanı yüksek, bol şutlu, keyif veren bir derbi oldu. Beşiktaş, oyunun büyük bölümünde iyi oynayan taraftı. 10 kişi kalmalarına rağmen, Fenerbahçe karşısında bunun eksikliğini hissetmediler. Fenerbahçe de Alex ile zaten 10 kişi oynuyordu. Sambacı çok kötü günündeydi. Sarı lacivertliler, girdiği pozisyonları da cömertçe harcadılar. Rahat kazanacakları maçı zora sokarak bitirdiler. Güiza, nihayet gole kavuştu ama kaçırdığı yine akıl almaz pozisyonlar var. Herşeye rağmen Fenerbahçe kazandı. Beşiktaş gibi ezeli bir rakibi yenmek önemlidir ve keyif verir. Ancak, sarı lacivertliler futbol adına bir şey vermiyor. Bir kere paslaşmayı bilmiyorlar. İleriye topu götürecek orta sahada oyuncuları yok. Alex oyundan çıkıyor, ama Emre yedekler arasında otururken şans bulamıyor. Ali Bilgin en son olarak sahaya giriyor, Emre yine kulübede oturuyor. Fenerbahçe’de antrenör kaprisine gerek yok. Alex yoksa, Emre sahada olmalı.

Kazım enteresan bir adam. Oyunla alakası yok. Eğlenmeye sahaya çıkıyor. Ne pozisyon üretiyor, ne mücadele ediyor, ne rakibi rahatsız ediyor ne de oyunu. Varlığı ile yokluğu belli değil.

Skor, Fenerbahçe açısından çok güzel ama futbol olarak aynı şeyleri söylemek güç. Bu tabloyla, Fenerbahçe şampiyonluğa nasıl gider, bilemem. Zor görünüyor. As oyuncuları kenarda bekletilen ve eksik kalan bir rakibi daha rahat ve iyi futbolla yenmeleri gerekirdi.

Holosko oynamalıydı

Beşiktaş tarafında da Mustafa Denizli’nin enteresanlıkları vardı. İmkanlarını kullanmadı. "Benim bildiğim" doğru diyor. Bizim ülkemizde biryerlere gelmiş hocalar, tuhaflıklar yapıyorlar. Fenerbahçe’nin arkası yavaş. Oraya süratli adam koyacaksın. Kim bu? Holosko. Beşiktaş savunması iki gol yiyor. Evlere şenlik. Böyle bir defans ve kademe anlayışı olur mu? Fenerbahçe’nin yediği gol de komedi.

Bünyamin Gezer, Cisse’yi oyundan attı. Fransız, Uğur’a arkadan sert girdi, kartı haketti. Ama ilk gördüğü sarı kart ağırdı. Birinci sarıyı verince, ikinciyi de başka bir pozisyonda vermek zorunda kalıyorsun. Beşiktaş’ın kaderiyle oynadı. Ama, Beşiktaş 10 kişi kalmanın eksikliğini hisseti mi? Bence hissetmedi. Fenerbahçe’den daha iyi oynayan taraftı. Bu yüzden sahadan yenilgiyle ayrılmadı, savunmasının kurbanı oldu.









Yazının Devamını Oku

Volkan yaktı

AVRUPA’da kritik bir maç oynuyorsun. Bir anlamda kaderini belirleyecek. Her yönüyle maça odaklanmalısın, rakibi iyi analiz etmelisin ve çok da iyi hazırlanmış olmalısın. Bu tür maçlarda en önemli nokta kalecinin çok iyi oynaması. Ama, Fenerbahçe’nin kalecisi Volkan, bu olması gerekenlerin yanından geçmiyor. Fenerbahçe gibi bir takımın kalecisi bu kadar vurdumduymaz olursa, takımın aldığı skor da bu olur

Porto karşısında maça çok iyi başlayan bir Fenerbahçe var. Volkan o kadar akıl almaz bir gol yiyor ki bir anda her şey bitiyor. Tahmin edilmeyecek şekilde diri başlayan bir Fenerbahçe, pozisyonlar buluyor ve rakip kaleye yükleniyor. Ama bu sezon birçok maçta takımını yakan Volkan yine sahneye çıkıyor ve yapacağını yapıyor. Yumruk vuracağı topu eliyle kontrol etmek isteyince, golü de yediriyor. Bir kalecinin görevi golü önlemektir, golü attırmak değil.

İkinci gol ise Fenerbahçe’yi oyundan koparmaya yetti. Lisandro topu düzeltiyor, vuruyor savunma hala seyrediyor. Yasin, çenesini konuşturuyor. Rakip topu eliyle alır veya başka bir şeyiyle düzeltir. Sen müdahaleni yap. İtirazını sonra yaparsın. Bu kadar çok hata yapılır mı, amatör maç mı bu? Böyle iki tane abuk subuk gol yersen, nasıl maç kazanacaksın?

En iyisini alsan da boş

Şampiyonlar Ligi’nde geçen sezon yarı finalin kapısından dönen takım ikinci tura şimdiden mendil salladı. Kadıköy’de galibiyeti yok. Tek hedef kaldı o da UEFA Kupası. Dinamo Kiev’i deplasmanda yenmek zorundasın. Ama, daha sahalarında maç kazanamıyorlar, Ukrayna’da zoru nasıl başaracaklar. Göreceğiz. Porto’yu yenselerdi, işin şekli daha başka olacaktı.

Yazının Devamını Oku

Şahsiyetsiz oynuyorlar

F.Bahçe ve G.Saray'ın deplasmanlardaki başarısızlığının sebebi nedir?

İKİ takımın da becerikli diye nitelendirilen oyuncuları iş yapamıyor. Becerili diye nitelendirilen oyuncular sahada yok. Fenerbahçe'nin zayıf bir orta sahası var. Topu kaybetmemek için sürekli geriye oynayan bir orta saha ne yapar? İleriye doğru şişirilen bilinçsizce toplarla sonuca gitmek mümkün değil. Serseri mayın gibi atılan toplar var. İsabetli pas yok. Bu bakımdan da iyi futbol beklemek Fenerbahçe açısından çok lüks.        

Galatasaray'a dönüyoruz. Bütün golleri yabancılar atıyor. Yabancılarını çıkarın, sarı kırmızılılar da vasat bir takım olur. Onlar da Fenerbahçe gibi top kullanamıyor. Hem süratli değiller hem de çabuk oynayamıyorlar. İyi de top kullanamıyorlar. Paslar yerini bulmuyor.

İkili mücadelelerde ayakta kalamıyorlar. Kötü takım olunca, deplasmanda maç kazanmak da zorlaşıyor. Fenerbahçe de Galatasaray da iç sahada bir şekilde oyunu koparıyorlar ama dışarıda şahsiyetsiz oynadıkları için tel tel dökülüyorlar.

Gol atması mümkün değil

Yazının Devamını Oku

Mehter takımı

FENERBAHÇE ne oynar, ne yapar, nasıl bir takımdır anlamak mümkün değil. Sezon başında yapılan iki önemli transfer var. Biri Emre Belözoğlu, diğeri Daniel Güiza. Büyük umutlarla geldiler. Dün, Ankaragücü karşısında bu iki oyuncu dört kez topa vurabildi. Olacak iş değil. Böyle bir savunma, böyle bir orta saha, böyle bir forvet ne iş yapar? Böyle bir Fenerbahçe olabilir mi? İleriye top şişiren bir takım nasıl şampiyonluğa oynar? Futbol özürlü adamlarla Fenerbahçe nereye kadar gider? İyi niyetle oynuyorlar. İyi niyetle ve yeteneksizlikle de bu kadar olur. İleriye bir tek top getiren Gökhan var. O da topu kime vereceğini, kime atacağını bulamıyor. Yazık çocuğa, çırpınıp duruyor. Ona bir kişi ayak uyduramıyor. Alex, geriye geliyor. Sol bekten topu alıyor, sağ beke veriyor. İleriye doğru hiçbir hamle yok. Duran toplarda görünüyor. Onlarda da etkili değil. Korner atmaya giderken yoruluyor herhalde.

A.Gücü’ne helal olsun

Rakip sahada ne çoğalma var, ne kaleye şut atmak var, ne verkaç denemesi var, ne kanat bindirmesi var. Böyle bir sistem, böyle bir kadro tek kelimeyle ayıp. Koskoca Fenerbahçe’de hiçbir şey yok. Yazık günah verilen paralara. Mehter takımı gibiler. Bir ileri, iki geri gidiyorlar.

Ankaragücü kafa kafaya oynadı. Daha iyi mücadele etti. Sağlamdı ve toplara sert girdi. Varını yoğunu ortaya koydu. Helal olsun. Başkanları Cemal Aydın ceza kurulunda. O da ayrı konu ya. Hakemlerle temas halinde. Sanane hakemlerden. Fenerbahçe, hakemleri ayarlıyormuş. Ne işi olacak Fenerbahçe’nin hakemlerle. Bunlar her sene ortaya konan aynı oyunlar. Ne hikmetse, kritik durumdayken herkes konuşuyor. Bunlar güzel şeyler değil. Takımını da moralsiz hale getiriyor. Seyirci, yönetimi istifaya davet ediyor. Sahadaki takımla işi yok, oyuncularına destek vermek yerine yönetime tepkisini gösteriyor. F.Bahçe böyle şartlar altında sahaya çıkan bir rakibe teslim oldu. Ankaragücü önünde pozisyonları yok. Maliyeti küfelerle Euro yüklü bir takım, ligde tutunmaya çalışan başka bir takım karşısında tel tel dökülüyor. Bu takımın adı da Fenerbahçe.

Hakem Fırat Aydınus, olgun bir maç yönetti. Güleryüzlü. Bu güzel. Ama faul veriyor, pozisyonu anlatmaya çalışıyor. Sen düdüğünü çal, ilerle. Futbolcu topunu oynasın. Sen sohbet yapmayacaksın. Fenerbahçe, ligdeki kayıplarına bir yenisini daha ekledi. Zirveden bir adım daha uzaklaştılar. Zaten, yokları oynayan bir takım için dün bir puan bile çoktu.
Yazının Devamını Oku

Ada yaramış

MİLLİ Takım için kazanmak güzel. Özel maç da olsa Avusturya karşısında üstelik deplasmanda alınan farklı bir galibiyet var. Bu eksiklerle sahaya çıkan ay yıldızlı ekibimiz için önemli. Öncelikle, mükemmel bir Tuncay seyrettim. Teknik olarak çok bir şey yapmıyor ama müthiş fırsatçı ve ateşleyici bir oyuncu. Üç tane birbirinden güzel gol attı. İngiltere onda büyük değişiklik yapmış. Kendisini pozisyona sokarak topa vuruyor. Doğal yeteneklerini çok iyi kullanıyor. Oyunun hep içinde ve takip halinde. Daha bir şuurlu olmuş. Böyle bir Tuncay, Milli Takımımız için büyük bir silah. Üstelik takımını ileriye de götürüyor. Devamlı atak halinde.

İki gol yedik. Kimsenin hatası yok. Toplar çok pis yere gitti. Kaleci Volkan’ın boyu 3 metre olsa o topları çıkaramazdı. Milli Takım yardımlaşma açısından fevkalade olumluydu. En azından galip durumdayken, ileride top kullandılar. Eksiklerimiz çoktu. Nihat yok, Emre yok, Servet yok, Semih yok, Arda yok, Hamit yok. Bunlar ay yıldızlı ekibimizin temel taşları. Yarım bir Milli Takım, Viyana’da güzel bir oyun sonrası farklı bir galibiyete imza attı.

Fatih Terim’in takıntıları var. Bazı oyuncuları kadroda değerlendirmiyor, inat ediyor. Fatih Tekke gibi, Gökhan Ünal gibi. Santrfor sıkıntısı ortada. Mehmet Yıldız belki mücadele edebileceği, rakibi bozacağı topları alamadı. Bu tip toplar maçların ikinci yarısında gelir. İlk yarı karambol olmadı ve o toplar ona gelmedi. Genç Eren, çok iyi oynadı. Mehmet Aurelio’yu ise biraz halsiz gördüm. Üstelik çok da pas hatası yaptı.

Hazırlık maçlarını daha fazla oynamalıyız. İspanya karşısına diri çıkmak için bu takımdaki oyuncuların birbirlerini çok iyi tanıması şart. Terim, bir çekirdek kadro oluşturmalı. Milli Takım’da oynatmak için oyuncuyu kadroya çağırmamalı. İki-üç isim denersin ama komple bir takımla bir maça başka kadro, diğer maça bambaşka bir kadroyla çıkmazsın. Beyin ahengi önemli. Bunu da hazırlık maçlarında yakalarsın.

Ay yıldızlılar, Viyana’da güzel bir prova yaptı ve oynadıkları futbol da aldıkları sonuç da çok olumluydu.
Yazının Devamını Oku

Güiza alternatifsiz

Aragones'in Güiza ısrarını doğru buluyor musunuz? Carlos'taki değişimin sebebi nedir? FENERBAHÇE kadrosunda Güiza'nın alternatifi yok. Ondan randıman alınacaksa, orta sahadaki oyuncuların İspanyol golcüyü beslemesi lazım. Fenerbahçe, Ankaraspor'u 2-0 yeniyor ama 18 içinde çoğalamıyor. Orta sahada pas verecek çabuk oynayacak oyuncu yok. Güiza, bitik bir oyuncu değil. Kötü de oynamıyor, mücadele ediyor, çalışıyor. Ama ne göbekten, ne kenardan adama top gelmiyor. Ne yapacak Güiza o savunmanın arasında. Aragones, doğru yapıyor. Güiza bu takımda oynar ama geriden destek şart.

Semih, Güiza'nın yanında görev yapmalı. O orta sahada oynatılıyor. Semih ceza alanı içinde verim alınacak bir isim. Orta sahada da bir şeyler yapmaya çalışıyor ama oranın adamı değil. Golcülüğünden de uzaklaşıyor. Sorun burada. Alex gelince, Güiza da Semih de daha farklı olur.

Carlos için çok şey demeye gerek yok. Kalitesi malum. Büyük bir isim. Sadece fiziki durumu eleştirilebilir ama onun böyle bir durumu da yok. Hücumu seviyor. Ankaraspor maçında atılan iki golde de o var.

Carlos ile oynamayı bilmiyorlar. O ileriye gidince, arkasını kapatacaksın. İyi niyetiyle oynayan ama hiçbir şey yapamayan Uğur da ileri çıkıyor. Edu savunmasına giriyor bu kez o zaman da savunmanın göbeği boşalıyor.

Vederson ile daha uyumlu olurlar. Carlos ileriye gittiğinde kademesine girecek yapıda ve o da vatandaşı gibi toplara iyi vuran, orta yapabilen bir isim. Carlos ileri çıktığında arkasındaki boşluk kapatılırsa, Fenerbahçe o kanattan çok daha etkili gelir.

Baros tek başına olmaz

 Ümit, Nonda ve Baros gibi hücumcuları bulunan G.Saray'ın forveti niçin suskun kalıyor?

TEK santrfor hüviyeti Baros'a uymuyor. Galatasaray ileride tek forvetle oynayacaksa bu ya Nonda ya da Ümit olmalı. Skibbe bunları oynatmıyor. Baros fizik olarak çabuk, süratli ama ikili mücadelede zayıf. Ufak bir darbede dağılıyor. Sağa, sola çok koşuyor. Skibbe tek bir şey yapacak. Rakip savunmayı sırtına alan bir adamı onun yanına koyacak ve birlikte oynayacaklar. O zaman Baros'tan daha fazla verim alır.

Her takım gol sıkıntısı çekebilir. Ama elindeki mevcut kadroya göre bunu en az yaşaması gereken takım Galatasaray. Oyuncu, "Bu maç ben mi oynayacağım, yoksa öbürü mü?" derse kötü. O zaman durum tatsızlaşır. Adamlar bir maç oynuyor, diğerinde yedek kulübesinde. Skibbe, bu işi rayına koymalı.

İstanbul BŞB. karşısında Galatasaray kötü değildi. Çok da iyi değildi ama mücadele ederek kazanmasını bildi. Önemli olan da 3 puan zaten. Lincoln, biraz hareketlenince çok şey kazandırıyor takımına. Mükemmel de bir gol attı. Henüz gene normalin altında. Geçen sezon aldığı ceza nedeniyle futboldan soğudu, ayrılmak istedi. Bu sezon rüzgar tersine esti. Biraz daha moralli ve bu da Galatasaray'ın işine yarıyor. Türk futbolseveri bu tip adamları sever. Galatasaray taraftarı da Lincoln'e büyük destek verdi. Bu sezon daha yararlı bir Lincoln var.

Yönetici işini bilecek

Benfica maçı sonrası hocasından izin alarak Meira ile birlikte gece şehir turuna çıkıyorlar.

Biraz kafa dağıtmak istiyorlar. Lincoln, pofpoflanmayı ve rahat olmayı seviyor. Geç dönmeleri eleştirilebilir, ama gitmelerine kimse karışamaz. Hoca izin vermiş. Yöneticiler bu durumda devreye çıkıyor kendilerinden de izin alındığını söylüyorlar.

Futbolcuya, takımdan sorumlu adam söylemesi gerekeni söyler. Bu da Galatasaray'da Adnan Sezgin ve Michael Skibbe'dir. İdareciler, idareciliği bilecek. Kendilerine farklı şeylerle rüzgar yapmayacaklar. Senin işin Galatasaray'ı yönetmek. Kulübü idare etmek. Futbol takımına maydonoz olmayacaksın. Yöneticiler bir şeyin içine çok girerse, orada huzursuzluk olur.

Avantajları kazanmaları

Trabzonspor, lig ve kupada niçin ayrı görüntü sergiliyor?

KÖTÜ
oynamıyorlar, çok da iyi değiller. Yeni bir takımlar. Ama netice almasını biliyorlar. Kupada, Beşiktaş'a karşı kötü oynamadılar, son dakika golüyle puansız ayrıldılar. Bundan sonra bütün her şeylerini lige verecekler. 5-6 yeni isimle oynamalarına rağmen çok iyi yerdeler.

Maçları kazanarak da liderlik koltuğunda oturmayı hakediyorlar. Üç büyükler çok iyi de Trabzonspor mu kötü? Onlar da beklenin altında gidiyorlar. Trabzonspor'un avantajı, rakiplerinden daha fazla maç kazanmış olması. Bordo mavililer, her hafta tecrübe ve moral kazanıyor. Zirve yarışında da sonuna kadar olacakları kesin.

Konuşmayı bilmiyorlar

Bursaspor ile Beşiktaş yöneticileri arasındaki demeç savaşı, maça nasıl yansıdı?

GÜZELLİKLER
isteniyor ama güzel şeyler yapılmıyor. Bursa'da, Beşiktaş seyircisi olsaydı sahadaki mücadele daha güzelleşirdi. Ama önce şu gerçekleşmeli. Seyirci birbirine hakaret etmemeyi öğrenmeli. Olay oradan patlıyor.

Bir taraf seyircisi, diğerine yükleniyor. Öbürü de ona. Karşılıklı hakaretler maçı da iğrenç hale getiriyor. Sinirler geriliyor bu sahaya da yansıyor. Küfür etmeyi bırakacaklar. Takımlarını destekleyecekler. Türk seyircisi bunu beceremiyor. Küfür edince çok iyi taraftar olduğunu sanıyor.

Bursa'da, Beşiktaş iyi mücadele etti. Yeşil beyazlılar da karşılık verdi. İki taraf da yenilmek istemedi. Beşiktaş, iki pozisyona girdi. Birinde Nobre boş kaleye atamadı, diğerinde de Serdar Özkan. Maçı kazanabilirlerdi ama bir puanla yetindiler. Bursaspor da pozisyona girdi değerlendiremedi.

Gerginlik maça da yansıdı. Yansımamasına da imkan yok zaten. Yöneticiler, verecekleri beyanatlara çok dikkat etmeli. Konuşmayı bilmiyorlar. Ayıp denen bir şey var. Futbol seyredeceğimize, futbol konuşup, yazacağımıza nelerle uğraştırıyorlar bizi.
Yazının Devamını Oku

3 puan önemli

FENERBAHÇE yavaş yavaş yükseliyor. Kötü oynarken kazanarak hem moralleniyor, hem de zirve takibini sürdürüp üst sıralara doğru tırmanıyor. Ben, Aragones’in maça Emre ile başlayacağını tahmin ediyordum. Ama o geçen hafta Galatasaray derbisindeki 11’i bozmadı. Semih sakatlanıp, Emre oyuna girince takım değişti. Emre, sahadaki mücadeleye hareket getirdi. İleriye doğru oynamak isteyen bir oyuncu ve dün gece de iyiydi. İki şut attı bunlar güzel şeyler. Böyle giderse becerisini ve şahsiyetini ortaya koyarak takımına daha çok fayda sağlayacak.

İki gol var maçta ve ikisinde de Roberto Carlos’un imzası bulunuyor. Fenerbahçe etkili olduğunda o da iyi oynuyor. Kalitesi ve futbol bilgisi tartışılmaz. Orta sahada iyi niyetle mücadele eden iki adam var. Selçuk ve Josico. Ama dün onlara yardım eden yoktu. Uğur Boral çok kötü. Her aldığı topu eziyor, ileriye doğru gidemiyor ve hücumdaki Güiza’yı besleyemiyor. Geriye oynuyor. Sol açıktaki bir futbolcu yan top yapmaz, geriye oynamaz. Sağ bek Gökhan bile ondan daha fazla bindirme yapıyor. Uğur, her geçen gün kötüleşiyor. Hiç bir olumlu hareketi yok. Top kullanmasını geçtim, pas bile veremiyor. Böyle futbolculuk olmaz. Fenerbahçe forması giyen bir oyuncu, bu kadar laubali mücadele edemez. Aragones onu kesmeli. Her hafta oynatarak genç oyuncusunu daha çok köreltiyor.

Güiza’ya yazık

Güiza ileride yalnız başına. Top gelmiyor. Ne uzun top atılıyor, ne de çizgiye inip önüne top bırakılıyor. Adam da böyle olunca kötü görünüyor. Kezman ile mukayese ediyorlar. Alakası yok. Kezman gene top alıyordu. Ama o topla bile etkisizdi. Güiza’dan bu takım böyle faydalanamaz. İkili mücadeleye giriyor, yeri geliyor defansına yardım ediyor. Çaba harcıyor. Ama arkadaşları onun futbol dilinden anlamıyor. Güiza’ya yazık oluyor.

Alex gelince, Deivid daha çok devreye girince bu takımın gücü daha da yükselecek. Deivid henüz sakatlık sonrası üzerindeki ürkekliği atmış değil. Ama her maç üzerine koyuyor. Carlos’a attırdığı goldeki akıl dolu pası övgüye değerdi.

Ankaraspor iyi bir takım. Topu da iyi kullandılar. Son 15 dakikadaki oyunu, maçın başında sergilese sonuç daha değişik olurdu. Çok enerjik bir ekip ama bunu 90 dakikaya yayamadılar.

Fenerbahçe sezon başındaki o çok kötü görüntüsünü üzerinden atmış. Henüz istenen seviyede değiller daha ama en azından kazanmayı beceriyorlar. Uzun maratonda da önemli olan bu.
Yazının Devamını Oku

Alex'in yanındakiler savaşacak

* İki Arsenal maçında alınan sonuçlar ve Alex'in oynamaması F.Bahçe'yi ne yönde etkiledi? ALEX, F.Bahçe için büyük bir güç. Çok gol atan, çok gol attıran ve maçlara damgasını vuran bir oyuncu. Alex'siz F.Bahçe olmaz. Oyun içindeki becerisi çok fazla. Koşmayı sevmiyor ama takım patronluğunu üstleniyor. Onun yanına savaşçı oyuncular koyacaksın. Takımı öyle kuracaksın. İşte F.Bahçe'deki zaaf da burada.

Deivid döndü. Takıma girecek. Geriye yardım ediyor, hücuma da gidiyor. Gol atıyor. Emre, daha iyi duruma geldiğinde o da takıma girecek. Çabuk hareket edebilen, klas bir oyuncu. Alex'den en iyi şekilde faydalanacaksan, ona yardımcı olan oyuncularla sahaya çıkacaksın. Orta sahada mücadele edemezse Fenerbahçe, sahadan kaybolur. Alex gibi bir silahından da faydalanamaz.

Gerekeni yaptılar

Arsenal karşısında alınan ilk maçtaki farklı yenilgi bazı dersler verdi. Londra'daki rövanşta ise daha kontrollü oynadılar ve beraberlikle döndüler. O maçta Alex yoktu. Çok koştukları bir gerçek ama sambacı olsa daha farklı olurdu. Bu, Galatasaray derbisine de yansıdı. Sahaya moralli çıktılar.

Galatasaray önünde net bir galibiyet aldılar. Sarı kırmızılılardan çok daha fazla mücadele ederek kazandılar. Gücünü bilerek oynayan Fenerbahçe, teknik üstünlüğüyle değil, mücadele gücüyle 3 puana uzandı. Maçı kaybettiklerinde çok şey kaybedeceklerinin bilincindeydiler.

Alex olmadığı için son iki maçta koşup mücadele ettikleri görüşüne katılmıyorum. Sahaya çıkan kadro, yapması gerekeni yaptı. Arsenal önünde de Galatasaray derbisinde de hadlerini bilerek oynadılar.

Aragones kenardan işaretler yapıyor, bir şeyler söylüyor ama futbolcuların onu pek anladığına inanmıyorum. Zaten antrenörlerin maç oynanırken, mücadeleye katkısı sadece oyuncu değişiklikleriyle olur. Hoca faktörü yüzde 10 en fazla da 15'tir.

Her şey yardımlaşma

Bütün iş sahadaki futbolcuda biter. Yardımlaşırsa, birleşirse ve takım olurlarsa başarı da gelir. İdmanlarda rakibin analizi yapılır, hoca oyuncusunun kafasına bazı şeyleri sokar. Ama, sahaya çıktığında futbolcu tek başınadır.

Bu kadroda ikisi oynar

Josico - Selçuk ikilisi F.Bahçe’nin ideal ön liberoları mı? Alex dönünce ne olur?

SELÇUK
savaşan ama yavaş hareket edip, ayağındaki topları kaptıran bir yapıya sahip. Josico ise ona nazaran farklı bir meziyette. Avrupa etiketi var. Daha iyi pas atıyor ve oyunu çabuk görüyor. Ancak, Fenerbahçe ikisine kaldıysa burada düşünmek lazım. Çünkü bu takımda daha önce Aurelio ve Appiah ikilisi oynuyordu. Çabuktular ve çok iyi top kullanıyorlardı. Fenerbahçe'nin mevcut kadrosunda böyle bir orta sahası yok. Kadro buysa bu ikili oynayacak. Galatasaray derbisinde de ellerinden geleni yaptılar.

Mükemmel mücadele ettiler ama mükemmel oynamadılar. Selçuk çok da önemli bir gol attı. Gerideki adamların da çok iyi top kullanması lazım. Gökhan eskiye döndü. Çok daha iyi oldu. Buna Roberto Carlos'un da katılması gerekiyor. Bekler orta sahaya yardım etmeli.

Uğur oynamaz

Alex gelince bu kadrodan bir kişi kulübeye dönecek. Uğur bence bu takımda oynamaz. Çok koşuyor, çalışıyor ama bir tek olumlu hareketi yok. Telaş içinde. Emre gelecek, Vederson gelecek. Aragones'in elinde artık sakatlar iyileşince alternatifler de olacak.

Alex varken Semih ve Güiza'dan birinin oynamaması gerektiği söyleniyor. Böyle bir şey olamaz. Üçü de bu takımda aynı anda oynar. Semih ile Alex'in uyumu mükemmel. Birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Semih'in büyük özelliği Alex ile birlikte oynamayı sevmesi. Bunun da faydasını görüyor.

Bir şey üretemediler

 Benfica zaferi, Galatasaray'ın performansını etkiledi mi?

DAHA
olumlu etkilemesi lazımdı, olmadı. Fenerbahçe karşısında Benfica önündeki Galatasaray'ı göremedim. Buna da Fenerbahçe müsaade etmedi. Benfica, sarı kırmızılıları küçümseyerek sahaya çıktı.

Perşembe gecesi sahada oyunu domine eden takım Galatasaray'dı. 1955 yılından bu yana futbolun içindeyim, bu olayı bizzat yaşadım ve laptoplardan da öğrenmedim.

Dış sahada ay yıldızlı ekibi de bunun içine sokuyorum bugüne kadar bu kadar şahsiyetli ve etkili oynayan bir Türk takımı görmedim. Lizbon'da tek kelimeyle dört dörtlük G.Saray vardı.

F.Bahçe derbisinde erken öne geçtiler. Daha da morallendiler. Ama öyle iki tane gol yediler ki bir anda her şeyi F.Bahçe'nin eline verdiler. İkinci yarıda oyuna hakimdiler ama hiçbir şey üretemediler. Skibbe aynı kadroyu çıkardığı için eleştiriliyor. Ne yapacaktı?

İşine bakacaksın

Başarılı olan kadroyu sahaya sürdü. Bir şeyi anlamadım, Ümit neden çıktı, Nonda neden girdi? Buna gerek yoktu. Ayhan olağanüstü bir mücadele örneği sergiledi. Zaten ondan iyi olanı da görmedim. G.Saraylı futbolcular hakemle de çok diyaloğa girdiler. Lincoln kart görmek için kaşındı, rakibine kart istedi kendi gördü. Hakemler bu konuda kararlılar ve iyi de yapıyorlar.

Arda'ya ayrı değineceğim. Arkadan çok faul yapıyor. Devamlı surat mimikleriyle oynuyor. Tribünlerle ağız dalaşına girmesi büyük hata. El-kol hareketleri yapıyor ve çirkin görünüyor. Tamam sana küfür ettiler, hakarette bulundular ama sen işini yapacaksın. Kulağını tribüne tıkayacaksın. Zaten o tribündeki F.Bahçeliler, küfür ettikleri Arda'nın futbolunu beğenenlerden. Bunu inkar edemezler. Ama seyirci de olgun olacak. Ona küfür edip randımanını düşürmek istemeleri de olacak şey değil. Böyle futbolseverlik olmaz.

Kazanmak önemli

* Trabzon, Hacettepe'yi yenerken çok pozisyon verdi. Lider, niçin rakiplerine üstünlük kuramıyor?

TRABZONSPOR
daha oturmamış bir takım. İyi bir ekip kurdular ama henüz birbirlerini çok iyi anlayamıyorlar. Zaman gerekli. Bu süre içinde de maçlarını kazanıyorlar ve rakiplerine oyun olarak olmasa da skorda üstünlük sağlıyorlar.

Ligin tepesindeler ve liderlik koltuğunda oturuyorlar. Bir sürü yeni oyuncu geldi. Hacettepe karşısında çok pozisyon verdiler ama önemli olan kazanmaktı. Bu takım makine değil. İnsan mücadele ediyor. Kazandıkça kendilerine olan güvenleri de artacak. Seyirci desteğini de artık arkasına alıyor. Bordo mavililer çok daha iyi yerlere gelecek.

Savunma kötü değil...

Æ Beşiktaş, bu defansıyla güçlü rakipler karşısında ne yapar?

FUTBOL
enteresan bir oyun. Kocaelispor'dan 1 dakikada iki gol yediler. Ama büyük takıma karşı hiç gol yemeyebilirler. Geçit vermezler. O pozisyonlar anlıktır. Bu, Beşiktaş'ın kötü defansı olduğu anlamına gelmez. Zaten kötü de değiller. Futbolda bu var. Müthiş bir dirençle oynayan Beşiktaş iyi yolda. Denizli ile siyah beyazlılar her geçen gün üzerine koyarak ilerliyor.

Beşiktaş seyircisini kutlamak istiyorum. 2-0 yenik duruma düşmelerine rağmen takımlarının arkasında örnek bir şekilde durup destek verdiler. Bu galibiyette seyircinin katkısı çok büyük. Ben bu tabloları çok görmüş biri olarak tüylerim diken diken oldu.

Sadece, belalı tezahüratları var ve kötü. Onu bıraksınlar. Allah daha da yüceltsin, öyle desinler. Taraftarının takımına katkısını alkışlıyorum.
Yazının Devamını Oku

Hakederek

FENERBAHÇE dün haklı bir galibiyete imza attı. Alex gibi büyük bir starının yokluğunda, Kadıköy’e moralli gelen ve adeta maça 1-0 önde başlayan Galatasaray’ı devirip zirve yarışında tekrar varoldu. Galatasaray dolu bir takım. Hücum hattı mükemmel. Üstelik, Benfica galibiyetiyle de bu maça bir hayli iddialı çıktılar. Uzun yıllardır futbolun içindeyim, ben Avrupa’da bu kadar etkili oynayan bir Türk takımı görmedim. Portekiz’de tarih yazan Galatasaray, Benfica önündeki 11’iyle dün sahaya çıktı ama Fenerbahçe karşısında bir kez daha tutunamadı.

Derbilerin sonucu belli olmaz derler. Doğru, belli olmuyor. Fenerbahçe dün gece çok çabuk hücuma çıktı ama hala eksikleri var. Emre gibi bir oyuncu yedek beklememeliydi. Aragones, sakatlıktan yeni çıktığı ve henüz hazır olmadığı gerekçesiyle banko oynatmadı sanırım. Eğer, maçın başında görev alsaydı, Fenerbahçe’nin daha iyi top kullanma şansı olurdu. Sarı lacivertliler gücünü bilerek mücadele etti. Akıllı oynadı.

Dün gece iki oyuncu vardı. Bir tarafta Gökhan, diğer tarafta Ayhan. İkisi de mükemmel oynadılar. Takımlarının galibiyeti için formalarını terlerinin son damlasına kadar ıslattılar. Ama, Ayhan’ın çabası Galatasaray’a yetmedi.

Sarı kırmızılılar maça golle başladı ama sonunu getiremedi. Hakimiyet bakımından iki taraf da birbirine ağır bir üstünlük sağlayamadı ama F.Bahçe, golleri bularak 3 puanı aldı.

Müthiş oynadılar

İşin enteresan tarafı maçın en net pozisyonunu Güiza değerlendiremedi. Emre’nin nefis pasında boş kale yerine topu auta gönderdi. Deivid olağanüstü bir gol attı, mücadelesinin karşılığını da aldı. Selçuk ve Josico dün çok çalıştılar. Ama mücadele güçleri ne kadar iyi olsa da top kullanamıyorlar. Yine de görevlerini eksiksiz yaptılar. Volkan’a pek iş düşmedi. Yine hatalı bir çıkış yaptı ama son iki maçtır kalesinde güven veriyor. Edu her ne kadar kendi kalesine goller atsa da bu takımın direkt adamı olduğunu gösterdi. Lugano ile birlikte dün iyi bir maç çıkardı. Fenerbahçeli oyuncuları tebrik etmek lazım. Müthiş bir mücadele örneği gösterdiler.

Galatasaray, Kadıköy’de istediğini yapamıyor. Saracoğlu’nda, Fenerbahçe ezeli rakibine karşı bir başka oynuyor. Zaten, sarı lacivertliler Galatasaray’a karşı oynadığı gibi mücadele etse, diğer maçlarda bu direnci gösterde puan cetvelinde daha yukarılarda olurdu.

Herşeye rağmen güzel ve centilmence bir maç oldu. Hak eden F.Bahçe’ydi ve 3 puanı da onlar aldı.
Yazının Devamını Oku

Volkan sayesinde

FENERBAHÇE, Londra’da büyük bir mücadele örneği verdi. Rakibine bakıldığında ondan daha güçsüz olan bir takım sarı lacivertliler. Ne güçlü forvetleri var, ne de güçlü bir orta sahası ve defansı. Ama dün gece muhteşem bir Volkan seyrettim kalede. Olağanüstü bir kurtarış yaptı ve maçı çevirdi, Fenerbahçe’ye puan getirdi. Volkan için en önemlisi oyunu takip etmesiydi. Konsantrasyonu mükemmeldi. Böyle bir Volkan çok zor mağlup edilir. Ama ne hikmetse Volkan, ligde daha laubali oynuyor, maçları önemsemiyor. Dün geceki gibi olursa değeri de ortaya çıkıyor, takımına da büyük faydası oluyor. Çabuktu, kararlı çıkışlar yaptı, Arsenal’e kalesini kapattı.

Fenerbahçe top kullanamıyor. İngilizler hem topa hem de rakibe sağlam giriyor. Sarı lacivertliler, topu kazanamasalar da dün Arsenal’e fazla pozisyon şansı tanımadılar. Çabuk oynamaya da alışkın değiller ama aldıkları bir puan, bu kadroyla müthiş bir başarı. Burada 5 yediği rakibine, Londra’da eksiklerine rağmen geçit vermedi.

Derbiye yansır

Alex gibi bir organizatörü yoktu Fenerbahçe’nin. Sambacı, bu takımın büyük gücü. Göze hoş gelmeyen bir futbol oynadılar ama onları tebrik etmek lazım. Zaten göze hoş gelen futbol oynuyor diye kimseye puan vermiyorlar.

Gökhan’da tekrardan bir toparlanma var. Dün çok çalıştı. Uğur Boral bir şeyler yapmaya çalışıyor ama çok savruk. Bilinçsizce oynuyor. Kazım ise hiç bir işe yaramayan bir futbolcu. Güçlü bir fiziği var ama futbol kafası yok. O ayrı bir zeka gerektiriyor. Bir açık olarak yüzün kaleye dönük oynayacaksın. O ne yapıyor, rakibe sırtını dönüyor. O zaman aldığı topu geriye arkadaşına oynamak zorunda kalıyor. Hiçbir savunmacı onun yüzünü kalesine döndürmüyor. Bu Fenerbahçe’de Kazım oynamış veya oynamamış, hiç farketmiyor.

Arsenal’in de eksikleri vardı ama o bizi ilgilendirmez. Burada Fenerbahçe’nin alacağı puan önemliydi. Onu başardılar. Şimdi Alex ve Emre de gelecek. Moralli de dönüyorlar ve Kadıköy’de çok önemli bir Galatasaray derbisine çıkacaklar. Bu tablo sarı lacivertlilere olumlu yansır. Pazar akşamı G.Saray’a karşı daha güvenli bir Fenerbahçe olacak.
Yazının Devamını Oku

Tuz, biber ekti!

Alex, Arsenal maçında yok, G.Saray derbisine de yetişmesi zor. Sambacının yokluğunda F.Bahçe ne yapar? FENERBAHÇE zaten kötü. Sarı lacivertliler için tehlike çanları çalıyor. Fenerbahçe iyi yolda değil. Alex, Avrupa sınavlarında fazla varlık gösteremiyor ama onun yokluğu yine de her şeye tuz biber ekiyor. Gol pası veren, atan, rakip eksilten bir oyuncu. Kötü Fenerbahçe için onun eksikliği ekstra kötü bir haber.

Deivid iyileşti ama ona zaman tanımak lazım. Eski formuna kavuşması kolay olmaz. Emre nerede? Ne sakatlıkmış bu. Josico diye bir adam aldılar, takıma katkı sağlasın diye yabancı kontenjanını doldurdular, o nerede? Tümer bir maç oynadı yine sakat. Ne zaman oynayacaklar, hangi takıma karşı oynayacaklar? Ya doktorlarda iş yok, ya tedaviler yetersiz veya yanlış çalışıyorlar. Takıma faydaları olmuyor.

Fenerbahçe kimi oynatırsa oynatsın, elindeki kadro iyi değil. Kötü bir takım Fenerbahçe. Kötü seçimler yapılmış zamanında ve sezon başında. Sahadaki performansı ve sergilediği oyun da içler acısı. Bu da moralsizlik getiriyor.

Eskişehir deplasmanında 2-1 öndesin, rakibin kalecisi atılmış ve sen bu maçta bir puana şükrediyorsun. Güzia o golleri atsa, iş bitecek 3 puan gelecek. Ama, yüzde yüzlük goller kaçıyor. Semih'ten orta saha oyuncusu yaratmaya kalkıyorsun.

Bu adam 18 içi golcüsü. İkinci santrfor olarak faydası çok büyük. Göz göre göre bu hatalar nasıl yapılır? Fenerbahçe sahada zaten eksik. En az 5 oyuncusu hiç yok. Rakip eksik kalsa ne olur.

Elindeki malzeme bu

 Skibbe sürekli aynı 11'i oynattığı için eleştiriliyor. Alman hocanın tercihi doğru mu?

ALMAN
hocanın elinde fazla bir imkan yok. Galatasaray çok dolu bir takım ama çok da sakatı var. Skibbe her türlü alternatifi deniyor. Eleştiriler olacak ama bu körü körüne olmamalı.

Adam elindeki malzemeyi kullanıyor. Esasında aynı takımla mücadele etmek doğrudur. Ama takımını tam kurduktan sonra bu daha iyi olur. Kadro olarak Galatasaray zengin. Yedek kulübesi de iyi. Sakatlıklar bu dönemde arttı. Her şeye rağmen kendi kendilerine problem yaratıyorlar.

İlerideki adamların geriye yardım etmesi şart. Arda, Gaziantepspor maçında çok çalıştı. Takımın en iyisiydi. Lincoln ve Kewell ise yardıma gelmediler. Bu yüzden orta sahaya Mehmet Topal'ın girmesi şart. Barış da iyileşince ve forma giyince, Galatasaray'ın görüntüsü daha iyi olur. Bunlar takımlarına büyük katkı sağlayan oyuncular.

Kendi oyununu oyna

 Beşiktaş bir maç iyi, bir maç kötü. Siyah beyazlı takımdaki bu istikrarsızlığın sebebi nedir?

KAYSERİSPOR
yenilgisi sürpriz değil. Beşiktaş'ın durumunda iniş, çıkış yok. Kayserispor taş gibi bir takım ve seyircisi önünde oynuyor. Fenerbahçe'yi İstanbul'da farklı yenip, evinde Galatasaray'dan puan aldı. Beşiktaş'ın tek pozisyonu var o da Cisse ile. Değerlendiremediler. Kayserispor'un en etkisiz iki adamı Mehmet Topuz ve Turgay. 86. dakikada atılan tek golün mimarı ikisi.

Beşiktaş, yener veya yenilir. Bunlara takılmamak lazım. Devre sonundaki tablo önemli. Her maç sonrası antrenörleri ve futbolcuları ipe çekmemek lazım.

Mustafa Denizli, Delgado ve Tello'nun yerlerinde oynama yaptı. Şilili, ikili mücadeleye daha fazla giriyor diye orta sahaya çekti onu. Delgado kenarda kaldı. Olmadı. Sen kendi oyununu oyna. Futbolcularını verim alacağın yerde sahaya sür. Bırak başka takımı, kendine bak.

Akıllıca işler yapıyorlar...

 Anadolu takımlarının çıkışı onların iyi organize olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa 3 Büyükler’in formsuzluğundan mı?

BİR
gerçek var, Anadolu takımları artık kazıklanmıyorlar. Akıllandılar. Seçici oluyorlar. Hangi oyuncunun faydalı olup, olmayacağını araştırıp öyle transfer ediyorlar.

Anadolu ekiplerinin yabancı oyuncularına bakın, hepsi iyi. Geçen sezonlarda yedek kulübeleri sıradan yabancılarla doluydu. Bu takımların fizikleri de arttı. Çatır çatır futbol oynuyorlar. Hem de topu iyi kullanıp, üstünlük sağlıyorlar. 3 büyükleri sollayıp, zirve yarışında yer almaları ve buralarda olmaları sürpriz değil.

Sahada oynadıkları futbolla rakiplerine kafa tutuyorlar. Defans yapmıyorlar, oyunu çirkinleştirmiyorlar ve hücum oynuyorlar. Bu futbolumuz adına çok olumlu ve güzel.

Yattara'yı sıvazlayacaksın

İstanbul BŞB. karşısında hayata dönen lider Trabzonspor'da, Yattara'nın yedek kalmasını nasıl karşılıyorsunuz?

BELKİ
hazır değil, belki de başka bir sorun var ama Yattara gibi klas bir oyuncu yedek kalmamalı. Çok önemli bir futbolcu. Onu sahada serbest bırakacaksın, sırtını sıvazlayacaksın. O zaman Trabzonspor kazanır. Bizim antrenörler, oyuncunun dilinden anlamıyor. Tamam asarsın, kesersin. Ona lafım olmaz. Ama, futbolcunla da diyaloğa gireceksin. Onun problemlerini çözeceksin. Avrupalı bunu yapıyor ve başarılı oluyor.

Trabzonspor'un golcüleri var ama orta sahada bütün yük Selçuk'un omuzlarında. Serkan o bölgeye kaydırılmalı. Ama, o sağ kanatta mahkum. G.Birliği'nde Ersun Yanal onu orta sahada oynatıyordu, şimdi ne değişti? Trabzonspor'un bu bölgesine destek şart.
Yazının Devamını Oku

Sorun büyük

FENERBAHÇE’de tablo hiç iç açıcı değil. 2-1 galip durumdasın. Eskişehirspor’un bir oyuncusu oyundan atılıyor. Üstelik bu kaleci. Önemli silahlarından birini de çıkarıyor Rıza Çalımbay. Fenerbahçe, skor avantajını yakalamış ve rakibine karşı sayı olarak da üstün. Ama, ne oyuna hakim, ne de top kullanabiliyor. Hiçbir ağırlığı yok. Akıl alacak gibi değil.

Eskişehirspor’u tebrik etmek lazım. Galatasaray’dan sonra Fenerbahçe’den de puan aldılar. İki maçta 4 puanı ceplerine koydular. Fenerbahçe dün gece ne kadar pozisyon bulduysa, Eskişehirspor da o kadar pozisyon buldu.

Fenerbahçe’nin yediği ikinci bir gol var ki içler acısı. Bir değil, iki değil. Geçen sezon böyle bir golle Galatasaray’a şampiyonluğu verdiler. Kaleciysen ve kalenden çıkıyorsan, rakibi de kendi defansını da dağıtacaksın. Volkan ne yapıyor? Geç kalıyor ve adamın üzerine biniyor. Kalesinden çıkmasa, Edu o topu kornere atacak. Daha önce çık. Oyunu takip etse, pozisyonu hissetse çok rahat tehlikeyi önleyecek. Edu’yu da düşür, rakibi de düşür ama o topa yumruğunu vur. Böyle olsa o top armut gibi kale içine düşmez. Profesyonel bir takım böyle bir gol yer mi? Böyle bir kalecin varsa, yersin tabii ki.

Bu nasıl futbol mantığı

Güiza’nın 3 net pozisyonu var. Golleri atamadı. Adamın yanında şanssızlık da var. Birini atsa, skor daha değişik olacak. Semih, orta sahada. Onun orada ne işi var? Semih, orta sahayı derleyip, toparlayacak oyuncu mu? Semih, gol vuruşlarında etkili olan bir oyuncu. Bu nasıl bir futbol anlayışıdır? Uğur Boral, sol taraftan bir tane top getiremiyor. Sağ kanata da bir şey yok. Biraz çabuk ve süratli bir adam karşılarında olunca Lugano ve Edu ikilisi hemen sallanıyor. Dün aynen böyle oldu.

Alex elinden geleni yaptı. Gol attı, penaltı yaptırdı, kaleciyi attırdı, penaltıyı attı. Daha ne yapsın.

10 kişi kalmış bir takıma karşı top kullanamıyorsan, ne yapacağını bilmiyorsan, sen iyi bir takım değilsin demek ki. Fenerbahçe bu işi beceremiyorsa, Semih’ten orta sahada medet umuyorsa, bu Fenerbahçe takımının çok büyük sorunları var demektir. Rakip 10 kişi ama, Fenerbahçe de sahada 5 kişi görünüyor. Bir tarafta 10 kişi canını, dişine takıyor. Diğer tarafta o, 5 kişi de normal oynuyor zaten. Diğer 6’sı ise sahada hiç yok.

F.Bahçe ne futbol oynuyor, ne de mücadele ediyor. Olacak iş değil. Yazık.
Yazının Devamını Oku

Tatsız tuzsuz

MAÇA bakıyorum, ne bir heyecan, ne ne bir futbol var. Ne "Aman aman bu da kaçar mı" denilecek pozisyon, ne de bir organize atak yoktu. Şu F.Bahçe takımında hiç bir oyuncu çıkıp da seyir zevki vermeyecek mi. Tribünde maçı izleyen insanlar evine mutlu dönmeyecek mi? Bakıyorum da genel olarak topu iyi kullanan taraf Ankaragücü. F.Bahçe ise attığı golün üstüne yatar gibi görüntü çiziyor.

Aragones takımı dinlendiyor. Tamam dinlendirsin. Ama 35 yaşındaki Roberto Carlos oynuyor. Asıl dinlendirilmesi gereken Carlos’tu. Bu kadar vurdum duymazlık olmaz. Yani bakıyorsun, iyi oynayıp da sonraki maçta ilk onbirde oynarım mantığı da yok. Semih’in attığı sol ayakla gelen bir mükemmel gol var. Onun dışında Fenerbahçe adına tribünü ayağa kaldıracak bir pozisyon yok. Hadi vazgeçtim, olumlu bir pas da yok.

Tamam bu bir kupa maçı. Böyle maçlara konsantre olmak zor. Bunu kabul ediyorum. Ama Fenerbahçe olarak ortaya bir şeyler koy. Senin kaliten ve ismin var. Hafta sonunda oynanacak Eskişehir ile Arsenal maçları çok çok önemli. Ama kupa Fenerbahçe için bir hedef olmalı.

Maç bitsin havasındaydı

Taraftar bunu kabul etmez. Fenerbahçe’de hangi oyuncu sahaya çıkıp kazanmak istemez. Öyle bir doksan dakika izlendi ki, herkes bir an önce maç bitsin havasındaydı. Yeteneğini sahaya yansıtacaksın. Fenerbahçe’nin adına yakışan futbol oynayacaksın.

Tümer bir senedir ortalarda yok. Adamın umrunda değil. Boşvermiş gidiyor. 45 dakikada gözle görülür bir görüntü çizmedi. Kaliteli bir futbolcuyum diyorsun, şuttan vazgeçtim ama bir olumlu pas ver, oyuna katkıda bulun.

Hakem de Roberto Carlos’a benziyordu. Sahada sanki iki tane Carlos vardı. Kazım’ın kırmızı kart pozisyonunda ters verildi. Bunu taraflı tarafsız herkes gördü. Ancak Kazım’ın yaptığını da profesyonel bir oyuncuya yakıştırmak mümkün değil. Ayrıca Fenerbahçe takımında böyle bir hareketi yapmaya kimsenin hakkı. Sen takımını 10 kişi bırakıyorsun. Çocuk gibi davranıyorsun. Ne yaptığının farkında değilsin. Kazım haftalardır da ortalıkta yok. Takım oyununa da hiç katılmıyor. Katkısı yok, becerisi de kısıtlı. Sonuçta ite-kaka bir kupa galibiyeti elde edildi. Ama bu futbol hiç kimseyi memnun etmedi. Fenerbahçe aslarını oynatmadı. Ortaya konulan futbol da umut vermedi.
Yazının Devamını Oku

Mehmet'e karşı her savunmacı zorlanır

Beşiktaş'a astronomik ücretler karşılığı transfer edilen Zapotocny ve Sivok ikilisinin uyumsuzluğunun sebebi nedir? PEK uyumsuzluk yok aslında. Öyle bir takımla oynadılar ki Sivasspor çok iyi mücadele etti ve topu da çok iyi kullandı. Zaten bunları yapabilen bir takım Sivasspor. Rakibin bir de santrforu var Mehmet Yıldız diye. Ne yaparsan yap, top ondayken alamıyorsun. Zapotocny ve Sivok da onun karşısında çok zorlandı. Mehmet Yıldız'ın karşısında zorlanmayan yok zaten. İşin garip tarafı Mehmet Yıldız'ı büyük takımların düşünmemesi.

Her oyuncu hata yapar. Zapotocny, Sivasspor maçında yenilen golde başrolde. Ancak, bu maçtan önce çok iyi oynuyorlardı. Övgü alıyorlardı. Bu hatalar çoğalırsa o zaman kötü olur.

Mustafa Denizli'nin önemli bir lafı var, "Futbolcu sahada oynadığı oyundan zevk alacak" diye. Denizli, bunu yapıyor ve çok da iyi yapıyor. Futbolcu oynadığı zaman zevk alırsa, rahat olur, istediğini yapar, rakibine üstünlük sağlar. Bu da takımına fayda getirir. Denizli bunun için uğraşıyor. Ancak, bu her dakika hücum oynamak değildir. Savunma yaparken de toplu olarak yapacaksın.

Daha ikinci maç. Beşiktaş'ın büyük kaybı yok. Ligin zirvesinde. Uğur İnceman gibi bir oyuncusu var Denizli'nin elinde. Bana göre Cisse'den çok daha iyi bir oyuncu. Kazanılması, Beşiktaş'ın menfaatine olur. Hem top kullanıyor, hem de hücuma kalkan bir oyuncu. Savunması da var. Kadroya girerse, Beşiktaş'ın oyununu değiştirebilir.

Volkan umursamaz tavır içinde

 F.Bahçe ve A Milli Takım'da alternatifi olmayan Volkan Demirel'in, konsantrasyon eksikliğini neye bağlıyorsunuz?

VOLKAN
'ı anlamak çok güç. Fenerbahçe ve A Milli Takım kalesini koruyan bir file bekçisi bu kadar bariz hatalarla oynamaz. Oyunu takip etmiyor. Kalesinde nerede duracağını hala bilmiyor. Bursaspor maçında uzaktan iki gol yedi. O şutları kalesinde durduğu pozisyona göre çok rahat kurtarması gerekir.

Bu tip toplar aslında kalecilerin sevmediği toplardır. Havanın yağışlı olmasını da hesaba katacaktı. Ama, Volkan oyunda değil. Umursamaz bir tavır içinde. Bu tip toplar bir kaleciyi yıldız yapar ama maalesef F.Bahçe ağlarıyla buluşuyor. Sezon başından beri hep aynı tablo. Alternatifsizlik ona bu rahatlığı vermiyor bence.

Onun karakteriyle ilgili bu durum. Volkan F.Bahçe kalesini koruduğunun farkında değil ve hiçbir şeyi önemsemiyor. Acı olan bu.

Aragones, Kazım konusunda doğru

 Arsenal ve Bursaspor önünde Kazım'ı oynatmayan Aragones'in tercihi doğru mu?

BU
Aragones'in tercihidir. Kimine yanlış, kimine doğru gelir. Ancak, bu kadar disiplinsiz bir adamı oynatmaması da düşündürücüdür. Kazım, Fenerbahçe'ye hangi maçı kazandırdı? Hangi maçta ağırlığını koyarak kahraman oldu. Böyle futbolculuk olur mu? Kendi kendine düşünmesi lazım, "Ben ne yapıyorum" demeli. Acayip hareketler yapıyor, elleri hep havada, itiraz ediyor. En büyük hatası kaleye arkası dönük top alıyor. Açık oynayan bir oyuncu topu önüne alır. Bunun için de darbe yiyor, kendini çok hırpalıyor, topu kaybediyor.

Kazım ne yapmış da bu kadar senaryo yazıyor. Alex mi olmuş? Menajeri gelecekmiş, konuşacakmış. Gelsin, konuşsun. Amatör takım forması giymiyor. Üzerindeki Fenerbahçe forması. Böyle bir laubaliliği amatör kümede bile yapamazsın. Aragones'in, Kazım'ı oynatmaması bence doğru. Kazım'ın yokluğu takıma bir olumsuzluk yansıtmıyor. Vazgeçilmez olur da aranır. Böyle bir konumu da yok zaten.

Servet nerede?

 Trabzon ve Olympiakos maçlarında geçit vermeyen Galatasaray savunması, Eskişehir'de niye çöktü?

İKİ maçın stresinden bu üçüncü maçı hafife almış olabilirler. "Biz bu maçı nasıl olsa kazanırız" demişlerdir. Bu bir düşünce tabi ki. Ama, Galatasaray'ın yediği goller de inanılır gibi değil. Meira ön libero oynuyor. Emre Aşık stoper. Youla ilk golde ikisinin arasından sıyrılıyor, kalesinden çıkan De Sanctis'i de mağlup ederek golü atıyor. Diğer stoper Servet nerede? Hücuma gitti, orada kaldı. Orada kalacaksan, gitmeyeceksin. Her zaman eline top çarpıp, gol atamazsın. Ayrıca, ileride çok da etkili olan bir oyuncu değil. Servet, yüreğiyle oynuyor ama bulunması gereken yerde yok.

Youla aslında o golde topa dengesiz de vurdu. O topun normal şartlarda kalenin ortasından filelerle buluşması lazım. Kötü bir vuruş bile Galatasaray kalesiyle buluştu.

Böyle bir defans anlayışı UEFA Kupası'nda final hedefleyen bir takımda olmaz. Eskişehirspor maçında Galatasaray savunması tek kelimeyle çöktü. Kademeye giremediler, müdahale edemediler. Rakibi durup seyrettiler. Eskişehirspor etkili akınlar yaptı, karşılığını da aldı. Üç puan haklarıydı.

Yattara oyundan çıkmaz

 Trabzonspor'daki düşüş neden kaynaklandı?

GOL
atamama stresine girerlerse Trabzonspor böyle problemler yaşar. Zaten her takım yaşıyor. Mağlup duruma düştüler, çabaladılar ve beraberliği sağladılar. Ondan sonra da gol için yüklendiler ama olmadı. Eğer elinde Yattara gibi bir oyuncu varsa, onu oyundan çıkarmayacaksın. Bırak oynasın. Isaac'in da hiçbir şey yaptığı yok. O yüzden Yattara'dan faydalanmaya mecbursun. Bu tip neticeler alınır ama Trabzonspor bu sezon şampiyonluk yarışının içinde olur. Mühim olan da onlar için zaten bu yarışta varolmalarıdır.
Yazının Devamını Oku

İşte böyle oynayacaksın

FENERBAHÇE, Bursaspor karşısında mücadele etmenin karşılığını, farklı galibiyetle aldı. Buradaki önemli nokta şu. Sarı lacivertliler dün gece çok iyi yardımlaştı. İleride çok fazla adamla hücum yaptı. Ancak, bir de madalyanın öbür yüzü var. Fenerbahçe bu kadar basit ve ucuz goller yememeli. Volkan’a iki şut attılar, ikisini de içeri aldı. Nerede durduğunun, ne yaptığının farkında değil. Volkan’ı anlamak çok güç.

Fenerbahçe, hem koşup, hem de rakibinden daha iyi mücadele ettiğinde ağırlığını oyuna koyuyor. O zaman bu takımın Süper Lig’de iş yapmaması mümkün değil. Sarı lacivertliler böyle oynasaydı, kaybettiği o maçları kazanırdı.

Düdüğünü bırak

Bizim hakemlerimiz çok tuhaf. Alex’e dün yapılan bir hareket ve F.Bahçe’nin de verilmeyen yüzde yüz bir penaltısı var. Böyle komedi olmaz. Sambacıya ceza alanı içinde Ömer kontrolsüz giriyor. Topu kaçıran Alex’i düşürüyor. Benim futbol anlayışımda bunun tartışması bile olmaz. Bunun yanında Alex sarı kart görüyor. Ne yaptı bu adam peki? Rol yapılacak pozisyon var ama bu öyle bir pozisyon değil. Bunu süzemiyorsa, Tolga Özkalfa o düdüğünü duvara assın. Böyle bir kararla bir takımı yakarsın. Maç farklı bitti de bunun üzerinde fazla durulmayacak, yoksa kritik bir maçta yer yerinden oynardı. Tek kelimeyle ayıp.

Arsenal bozgununun Fenerbahçe’ye etkisi olumlu yansımış. Dün daha fazla mücadele etmesini sağladı. Pres yaptılar, oyunu bırakmadılar. Bunlar Hazırsa oynasın

Bursaspor, Galatasaray’ı eze eze yendiği maçtaki gibi değildi. Kenar toplarıyla, kalelerinde golleri gördüler. Savunmada adam paylaşımını yapamadılar. Mücadele edemediler, ayakta kalamadılar. Kötü oynadılar. Bursaspor, yukarılarda olması gereken bir takım. Yusuf gibi bir organizatörüne takımı idare etme şansı da veremediler. Bunda, Fenerbahçe’nin çok daha iyi olmasının rolü de büyüktü.

Takımını görmüyor

Josico diye bir oyuncu almış Fenerbahçe. Neden, takıma güç versin diye. Porto maçında 7 dakika oyunda kaldı, sakatlandı. Dün sahadaydı. Aragones onu oyundan aldı. Bırak, adam hazırsa oynasın. Zorlanmasını istemedi belki ama futbolcu oynayarak açılır. Deivid’i daha erken oyuna sokabilirdi. Onun da golle dönmesi hem kendisine hem de takım arkadaşlarına moral oldu. Aragones, kafasına göre işler yapıyor. Zaten oyunu da seyrettiği yok. Kafası önde, başını kaşıyor. Takımının ne yaptığını görmüyor. Arasıra bağırıyor ama kimsenin onu duyduğu yok.
Yazının Devamını Oku

Siklet farkı

ARSENAL ile Fenerbahçe arasında büyük fark var. Bu dün gece sahada bariz belli oldu. Bu fark kalite ve siklet farkıydı. Öncelikle, İngilizler Fenerbahçe’yi hiç önemsememiş. Adamlar idman bile yapmadı. Özel bir maça gelmiş gibi geldiler, 3 puanı çok rahat aldılar ve gittiler. Onlar için dün geceki maç güzel bir antrenman oldu. İyi ki de böyle oynadılar ve fark büyük olmadı. Bu kadar yavaş oynayan, organize olamayan Fenerbahçe nasıl maç kazanacak? Kazansa da zaten sürpriz olur. Sarı lacivertliler dün gece mücadele etti ama direnci bu kadar. Gol pozisyonu da buldular. O kadar basit goller yediler ki olacak şey değil. Kocaelispor da bu tür goller buldu.

Fenerbahçe savunmasının orta göbeğindeki iki adam Lugano ve Edu, rakibin ekmeğine adeta yağ sürdü. Bunlar bir de en güvenilir isimler. Ne dönebiliyorlar, ne kademeye giriyorlar, ne de adamlarını kontrol ediyorlar. Böyle goller yiyen Fenerbahçe’nin başarılı olabilmesi de beklenmemeli. Böyle oynarsan, Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etmenin zevki de kalmıyor. Hem seyirci için hem de futbolcu için.

Ağırlığı yok

Rakip topu çok iyi kullanan bir takım. Böyle bir takıma karşı oynamak zordur. Sağ tarafta Gökhan dışında varını, yoğunu ortaya koyan yok. Güiza net pozisyonlar buldu ama sadece birini değerlendirebildi. Fenerbahçe’de kurtarıcı olarak Ali Bilgin ve Burak oyuna giriyor. Yedek kulübesi bu kadar zayıf bir takım nasıl maç kazanacak? Büyük takımsan, kulübenin de ağırlığı olacak.

Deivid gibi bir oyuncunun olmaması Fenerbahçe’yi olumsuz etkiledi. Sezon başından beri onu mumla arıyorlar. Geriye yardım ediyordu, hücumda ağırlığını koyuyordu, gol atıyordu, attırıyordu. Vederson da sol tarafı rahatlatan bir isimdi. Roberto Carlos o varken daha etkiliydi. Eleştiriliyor, bir şeyler yapmak istiyor ama eski gücü yok.

Fenerbahçe iyi bir takım değil. Defalarca yazdık, söyledik. Fenerbahçe öncelikle düzgün bir takım haline gelmeden, düzlüğe çıkamaz. Aragones hala bu takımı tanımamış. Fenerbahçeliler çok da üzülmesin dün geceki yenilgi için. Rakip ile arada büyük fark vardı. Ama şu da bir gerçek ki bu Fenerbahçe, eski Fenerbahçe değil.
Yazının Devamını Oku

Denizli'nin rahatlığı oyunculara da yansıyor

Mustafa Denizli yönetimindeki ilk maçında Gençlerbirliği'ni farklı geçen ve lider olan Beşiktaş'ta ne değişti? DEĞİŞEN fazla bir şey yok. Beşiktaş'ın oynadığı futbol gene aynı. Mustafa Denizli ile birlikte biraz hava yakalamışlar o kadar. Ama, daha iyi olacakları da kesin.

Beşiktaş için yeni hocasıyla çıktığı ilk maçta galibiyet çok önemliydi. Gençlerbirliği'ni de deplasmanda yenerek hem morallendiler hem de liderlik koltuğuna oturup rakiplerine gözdağı verdiler. Bu, hem futbolcular hem de Mustafa Denizli adına çok olumlu.

Beşiktaş'ın attığı goller bariz defans hatalarından geldi. Tello'ya gelen topa Gençlerbirliği oyuncusu ıska geçiyor. Şilili mükemmel vuruyor ve takımını öne geçiriyor. Bu her zaman olmaz. İkinci golde ise rakip kaleci serseri mayın gibi ceza alanı içinde dolaşıyor. Sivok kafayı vuruyor, kale içinde kimse yok. Kaleci, defans ve bütün takım izliyor golü. Üçüncü golde de Nobre, rakibiyle birlikte topa yükseliyor. Çok da sert olmayan bir vuruşla ağları havalandırıyor.

Beşiktaş, çabuk kontratağa çıkıyor ve çabuk kapanıyor. Bunlar doğru olanlar. Farkı çok erken yakaladılar. Zaten maçı da erken kopardılar, skor rahatlığına ulaştılar. Ancak, 3-0 galip durumdaki bir takım, deplasmanda olmasına rağmen kendi seyirci desteğini de arkasına almışken bu kadar rakibe top hakimiyeti vermemeli. Topu kullanan Gençlerbirliği. Bundan sonraki maçlarda top hakimiyetini de ellerine geçirdiklerinde şampiyonluğun en büyük adayı olurlar.

Herkes, Mustafa Denizli'nin sistem üzerinde değişiklik yaptığını söylüyor. Sistem öyle kolay kolay oturmaz bir takıma. Aradaki fark şu, Mustafa Denizli rahat ve güleç yüzlü. Bu oyuncularına da tesir ediyor. Ertuğrul Sağlam ise stresli durumdaydı. Bu takıma da yansıyordu.

Beşiktaş, daha mı iyi olur, her zamanki gibi mi devam eder bunu zaman gösterecek. Bir maçta Beşiktaş'ı göklere çıkarmak yersiz olur. Hem Mustafa Denizli için hem de siyah beyazlılar için bu şu an için çok erken.

Yakışanı yapmalılar

 İlk deplasman galibiyetini Kocaelispor önünde alan Fenerbahçe'yi hayati Arsenal maçı öncesi neler bekliyor?

FENERBAHÇE
'nin çok büyük problemleri var. Oynadığı oyun, futbol anlayışı ve topu kullanma becerisi her maç sonrası masaya yatırılmalı. Oyun oynamıyorlar, futbol anlayışları yok ve top kullanma becerisinden de yoksunlar. Dahası da koca Fenerbahçe'nin yedek kulübesinden gelip, oyunu değiştirecek bir ismi yok. Sahaya sürülen takımdan 5-6 oyuncu sarı lacivertli formayı asla giyemez. Fenerbahçe'nin kadrosu hiç bu kadar beceriksiz ve zayıf bir duruma düşmemişti.

Hep söylüyorum. Fenerbahçe standart bir takım olmuş. Tarih boyunca böyle olmadılar. Hep üst düzey oyuncuların oynadığı, seyir zevki veren bir takımdı F.Bahçe. Ama, bugün için o konumda değil maalesef.

F.Bahçe önce haddini bilecek. Elindeki malzemeye göre rakibinden daha fazla koşacak. Kazanmak için her şeyi yapacak. Canını dişine takacak. Ama bu takım skor avantajı da yakalasa, mağlup oluyor. Ligde 7 hafta geride kaldı, 4 mağlubiyeti var. Buna da önlemi Aziz Yıldırım ve yönetim alacak.

Şampiyonlar Ligi'nde kaderlerini belirleyecek Arsenal maçı öncesi tablo bu. İngilizler, maçı kazanmak için geldilerse kazanırlar. Ama, Fener karşısında bir puanı yeterli görürlerse, buradan elleri boş da dönebilirler.

Sarı lacivertli oyuncuların da çok hızlı oynayan Arsenal karşısında yapacağı fazla bir şey yok. Bu maç Kocaelispor sınavına benzemez. Farklı bir maça çıkacak sarı lacivertliler.

Son görüntüsüyle Fenerbahçe'nin şansı yok gibi. Ama, bu görüşü değiştirecek olan da futbolcular. Sahadaki mücadele her şeyi belirleyecek. Çıkıp, kendilerine yakışanı yapmalılar.

Direnmeleri çok zordu

 Sezon başından beri flaş sonuç alan Trabzonspor, Galatasaray karşısında neden çöktü?

GOLLERİ
art arda kalelerinde gördüler. Zaten, mükemmel oynayan bir Galatasaray karşısında da yapacak bir şeyleri yoktu. Bu kadar çabuk oynayan ve topu kullanan Galatasaray'a karşı direnmek de zor.

Onlar değil kim olsa bu sonucu alabilirdi. Galatasaray'a deplasmanda yenildiyse, Avni Aker'de yenebilecek bir takım Trabzonspor. İmkanları olan bir ekip bordo mavililer. Bir yenilgiyle dağılacaklarsa ve o yakaladıkları havadan uzaklaşacaklarsa zaten şampiyonluk yarışının içinde de olamazlar. Trabzonspor seyircisine şimdi destek anlamında büyük iş düşüyor.

Kalli, Skibbe'nin şansı

 G.Saray, Trabzon engelini farklı geçerken Skibbe'nin yüzünden düşen bin parçaydı. Yönetimle sorunları olan Alman hoca ligin sonunu getirebilir mi?

BU
Galatasaray Yönetimi’nin bileceği bir iş. Böyle farklı galibiyet alan ve iyi oynayan bir takımın hocası neden değiştirilsin?

Trabzonspor'a öncelikle futbol oynatmadılar. Birkaç pozisyon verdiler ama rakip de Trabzonspor. Ancak, topu rakibe vermediler. Kendi kontrollerine alıp, üstünlüklerini kabul ettirdiler. Çok koştular, daha iyi top kullandılar ve kazandılar. Sahadaki Galatasaray'a diyecek bir söz yok.

Skibbe tarafından bakarsak, yardımcıları görevden alındı ve yönetim ile arasında pürüzlerin olduğu bir gerçek. Ancak, yöneticiler eski hocaları Kalli'den "Teknik Danışman" olarak faydalanıyorsa bu bence doğru. Bu, Skibbe açısından da fevkalade olumlu bir olay ve büyük şans. Olympiakos'u takip eden Kalli, Skibbe'ye rapor veriyorsa bu G.Saray için artı demektir. Kalli bazı şeyler önerebilir. Bu da olumlu şeylerdir.

Bu durum ne Kalli'ye paye kazandırır ne de Skibbe'yi şamar oğlanına döndürür. Yönetim böyle bir olayı gerçekleştirdiyse onları kutlamak lazım.

Trabzonspor maçı Olympiakos sınavı öncesi şunu gösterdi: Galatasaray bu temposuyla ve süratiyle Yunan ekibini yener. Olympiakos öyle ahım, şahım bir takım da değil zaten. Evinde de çok şanslı. Zaten iddialı olabilmek için de seyircisi önündeki maçları kazanmak zorunda.
Yazının Devamını Oku

Alarm veriyor

BU Fener takımı moralsiz, kaliteli kadrosu yok. Giren adamlar maçı kurtaramaz. Dünkü maçı son dakika golüyle kazanmaları da bir şey ifade etmez. Orta sahası yok, topu kullanamıyor. Oyun başlıyor, topu ayağına alan ilerideki Güiza’ya şişiriyor. Güiza üç adamın arasında ne yapacak? Allah’tan Güiza, Semih’in güzel pasında nefis bir gol attı, bir de son dakikada Semih’e galibiyet golünü attırdı. Uğur Boral’a güzel bir pas verdi. Uğur enteresan bir adam. Bir sürü saçma sapan şey yapıyor, ama muhteşem vurup golü yaptı.

Fenerbahçe, dün kazandı ama bu takım bu ligi götüremez. Fenerbahçe Futbol Takımı’nın 11 oyuncusundan 6’sı sarı lacivertli takımın formasını giyemez. Çok standart bir takım Fenerbahçe. 2-1 galip durumda farkı artırmak şöyle dursun skoru bile koruyamıyor. Bu şekilde bir sürü maç kaybetti. Demek ki kondisyon eksikliği var. Onsekizin içinde ıska geçen defans olur mu? Araya atılan toplar Edu ile Lugano’nun en büyük zaafı. Kocaelispor dün bu şekilde güzel bir gol attı.

Kadrosu iyi değil

Bu Fener takımı, bu elindeki kadroyla en fazla rakibinden daha fazla mücadele eder, en fazla maçı kazanır, bunu da becerikli oyuncularıyla yapar. Tıpkı dün olduğu gibi. Antrenör elindeki imkana göre en iyi kadroyu çıkarıyor. Senin takımının iki açığı ne yaptığını bilmiyor. Allah’tan tek santrfordan ikiye döndüler. Semih, Güiza’ya, Güiza da Semih’e gol attırdı. İkisi yan yana oynayınca daha verimli oluyorlar. Güiza topa nasıl vurulacağını dün attığı golde gösterdi. Fenerbahçe alarm veriyor. Bu nasıl düzelecek? Ben bu oyuncularla pek mümkün görmüyorum. Sürekli maç kazanması için şansının olması lazım. Gol pozisyonuna girmiyor ki, şansı olsun. Kaçırdı diyelim, öyle pozisyonlar da fazla yok. Ne defansta topu kurabiliyor, ne de çabuk oynayabiliyor. Bunları yapması için kaliteli bir kadrosunun olması lazım. Fenerbahçe’nin kaliteli bir kadrosu yok. Bunu herkes kafasına soksun.

Fenerbahçe’nin dünkü görüntüsüyle kazanması bir şey ifade etmiyor. Güzel olan taraf, Semih’le Güiza’nın anlaşması ve gol atmaları.

Yazının Devamını Oku

Bu oyunla olmaz

BİZİM A Milli Takım, futbolcu kalitesi olarak rakipten üstün. Biz topu aldığımız vakit düşünüyoruz, adamlar çabuk oynuyor. Fizik kapasiteleri üstün. Niye üstün? Çünkü biz yavaş oynuyoruz. Böyle olunca da boş adam bulamıyoruz, top tekniğimiz ortaya çıkmıyor. Karşı karşıya üç tane net gol kaçırıyoruz. A Milli Takım oyuncusuysan bunları atacaksın. Hele Yusuf’un kaçırdığı bir gol var, olacak iş değil. Ya Halil Altıntop’un kaçırdıklarına ne demeli? Avrupa’da oynayan bir futbolcunun böyle poziyonları gol yapması lazım.

Türkiye’de bir futbol anlayışı var. Topu geriye verdikleri vakit zannediyorlar ki, iyi oynuyorlar. Kenarlara veriyorlar, sanıyorlar ki açıklar çizgiye inip orta yapacaklar. Senin iki bekinin önündeki açıklar ne iş yapar? Kaleye şut atamazlar, çizgiye inip tehlikeli ortalar yapamazlar.

Estonya’nın bir takım kaptanı var, havadan atılan her topu aldı. Öyle olduğunu görüyorsun niye şişiriyorsun? A Milli Takımımız’ın bu maçı kazanması lazım. Bu kadar yavaş oynayarak maç kazanılmaz. Çabuk oynarsan becerikli ayakların ortaya çıkar, rakip de ikili mücadeleye giremez.

Nasıl kazanacaksın?

Bu A Milli Takım, buradan puan kaybederek dönüyorsa günahtır. Mücadele eden, koşan, varını yoğunu ortaya koyan, tekniği zayıf bir takımla oynadık. Saha da güzel. Daha ne istiyorsun?

Geçen maçın en iyisi Sabri, sağdan korner atıyor, top solbekin ayağına geliyor. Bunu bir kere değil, üç kere yapıyor. Topa vuramıyor. Halbuki o, bu takımda toplara iyi vuran oyuncuların başında geliyordu.

Mevlüt’ün kaçırdığı gol pozisyonu için söylenecek bir şey bulamıyorum. Karambole girdi, soldan sağa dönmeye çalıştı, ayağının dışıyla bıraksa Kazım boş kaleye golü yapacaktı. O terse dönüyor, yani oyunu göremiyor. Yazık, çok yazık. Diyoruz ki: "A Milli Takım rahat kazanır." Bizimkiler topu kullanamıyorlar ki... Topu kullanamadıkları için de becerilerini ortaya koyamıyorlar. Demekki bu takımın becerisi yok. Oyunu istediği gibi hakimiyeti altına alamıyorsa burada boş yere konuşuyoruz demektir.

Bu oyunla, bu netice ile hiçbir yere gidemezsin. Girdiğin fırsatları değerlendiremezsen, Dünya Kupası’na nasıl gidersin? İnşallah bu kaçan fırsatları ileride golle sonuçlandırırlar.
Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI