GeriAhmet HAKAN Fenerli yazar neden bu kadar cesur oluyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fenerli yazar neden bu kadar cesur oluyor

GEÇEN gün arabayı almak için otoparka girdim.

Arabanın yanına ulaştım, kapısını açtım.   
Tam içeri girecekken bir otopark görevlisi telaşla yanıma geldi.
Çok gizli ve tehlikeli bir iş yapıyor gibi sesini alçaltarak sordu:
“Sen gazetecisin bilirsin abi... Fener’i küme düşürürler mi?”
Endişelere gark olmuş bir hali vardı. Verilecek cevaptan bir umut devşirmek istiyordu.
Yatıştırmaya çalıştım kendisini...
“Her şey olacağına varır” türü, hiçbir anlama gelmeyen lakırdılar ettim.

* * *

O otopark görevlisi bana...
-  “CHP yemin edecek mi?” diye sormadı.
“Tutuklu milletvekillerinin durumu ne olur?” diye sormadı.
-  “Kürt sorunu çözülecek mi?” diye sormadı.
-  “Kıbrıs’ta neler oluyor?” diye sormadı.
-  “Geçim derdimiz ne olacak?” diye sormadı.
-  “Türkiye nereye gidiyor?” diye de sormadı.
Bunların yerine...
“Fener’i küme düşürürler mi?” diye sordu.
“Sen kafanı yorma... Düşüremezler, düşüremezler...” cevabını işitmeye bel bağlayarak...

* * *

Şimdi söyleyin bakalım...
Böyle bir memlekette Cengiz Çandar’lar, “Ergenekon’da öyle / Fener’de böyle” türü yazılar yazmasın da ne yapsın?
Böyle bir memlekette Cengiz Çandar’lar, hiç takar mı çifte standardı falan...

Deniz Feneri meselesi

İLKELİ olmak gerekir.
“Bizimkilere yapıldı, bunlara da yapılsın” dememek gerekir. “Tutuklansınlar” dememek gerekir. “Ne zaman çıkacakları belli olmayan bir karanlık tünele sokulsunlar” dememek gerekir. “Henüz haklarında bir yargı kararı çıkmadığı halde suçlu ilan edilsinler” dememek gerekir. “Polisten ve savcıdan haklarında bilgi sızdırılsın” dememek gerekir.
Bunun yerine...
Başka davalar söz konusu olduğunda söylenenler söylenmelidir.
“Tutukluluk cezaya dönüştürülmesin” denmelidir. “Adamlar bu zamana kadar kaçmadılar, şimdi niye kaçsınlar ki?” denmelidir. “Üç yılda karartılacak delil mi kaldı?” denmelidir. “Polis ve savcı bilgi sızdırmasın” denmelidir. “Haklarında yargı kararı olmadan kimse suçlu ilan edilmesin” denmelidir.

* * *

“İyi ama Ergenekon ya da Balyoz söz konusu olduğunda yapılanlar ne olacak?” derseniz...
Ben de şöyle derim:
“Onlar öyle yaptı, biz de öyle yapalım” denilerek nasıl çıkacak karanlıklar aydınlığa?

Tutukluluğun bizdeki anlamına dair notlar

-  Türkiye’de tutuklu yargılanırsan “Var ki suçu tutuklanıyor” derler.
-  Türkiye’de tutuksuz yargılanana “Beraat etti” muamelesi yapılır.
-  Türkiye’de herhangi bir sanığın tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesi, o sanığın ayvayı yediği anlamına gelmektedir.
-  Dünyanın her yerinde tutukluluk bir “istisna” iken bizde “asıl”dır.
-  Bizde cezalar hüküm verilerek infaz edilmez, tutuklama kararlarıyla infaz edilir.
-  Aylarca tutuklu yatıp dava sonunda hüküm giymeyenlere Türkiye’de kocaman bir “pardon” denir.
-  Türkiye’de bir davada tutuklu yargılanan bir şahıs, tutuksuz yargılanmaya başlarsa o davanın ciddiyetini kaybettiğine inanılır.
-  Türkiye’de bir sanığın tutuklanması için ortada “delilleri karartma” ya da “kaçma” şüphesi bulunması gerekmez.
-  Türkiye’de davaların uzaması sorununa şöyle bir çözüm bulunmuştur: Henüz haklarında karar verilmemiş sanıklara “tutuklama” suretiyle “ceza” verilerek.

Bencil Baykal

AK Parti ile CHP heyetleri görüşüyorlar. Bir anlaşmaya varılacak gibi... Herkes “Oldu bu iş, galiba yemin edecekler” yorumunu yapıyor.
İşte tam bu sırada...
Deniz Baykal, AK Parti ile görüşmekte olan CHP’lilerin elini zayıflatacak bir çıkış yapıyor.
Diyor ki: “Hemen yemin edelim.”
Sanki en başta “Yemin etmeyi içime sindiremem” diyen kendisi değilmiş gibi...

* * *

Varsın partin zor durumda kalsın, varsın partinin eli zayıflasın, varsın yapılan eylem boşa çıksın...
Hiç ama hiç önemli değil.
Yeter ki Deniz Baykal gündemden düşmesin.

Hayattan çıkarılmayı hak eden yedi tip

BİR: Her dakikasını cep telefonuna ayıran, bedeni sizin yanınızda olup ruhu cep telefonunda olan tip...
İKİ: Sosyal medyada etkinlik sağlamak adına her türden mütecaviz hareketi çekmeyi mubah sayan tip...
ÜÇ: Kariyerinde yükselince ya da yeni bir sevgili bulunca karakteri, davranışı ve yaklaşımı değişen tip...
DÖRT: Kendisini aşırı ciddiye alan ve tüm motivasyonunu burnundan kıl aldırmamaya ayarlayan tip...
BEŞ: Kendi ezikliğini bastırmak ve gizlemek amacıyla önüne gelene “ezik” demeyi alışkanlık haline getiren tip...
ALTI: Hiçbir kayda değer gerekçesi olmadığı halde sürekli kendini öven ve kendinden söz eden tip...
YEDİ: Gittiği restoran ya da kafede garsonlara kötü davranmayı alışkanlık haline getiren tip...

Basının iki günahı

-  HİLAL CEBECİ VAKASI: Twitter’da yatak odası fotoğraflarını paylaşarak ve “Ben aslında Abdullah Gül’ün bile ne iş yaptığını bilmeyen çok saf bir kızım” numarası çekerek prim yapmaya çalışan Hilal Cebeci adlı bir vatandaş çıktı ortaya... Olur, çıkar... Her yerde çıktığı gibi bizde de çıkar. Normaldir. Ama normal olmayan, dünyanın her yerinde gülünüp geçilen bu türden tiplerin, bizde biraz fazla revaç bulabilmesi... Hilal Cebeci adlı vatandaşın uyguladığı bu “keriz çekme” stratejisi, en fazla bir iki mavra konusu yapılıp geçilmesi gerekirken, basında fena halde tutuyor. Kendisiyle röportajlar yapılıyor, haberlere konu oluyor. “Vatandaş” da ucuz stratejisinin basın tarafından bu kadar kolay yenmesinden yararlanarak eli her defasında biraz daha artırıyor.

-  EROL KÖSE VAKASI: Bu vatandaş da Hilal Cebeci adlı vatandaşın bir başka versiyonu... Twitter’da ona sallıyor, buna sallıyor. Ağız ishali olmuş durumda... Attığı iftiraların, “Aman bulaşmayalım şuna, üzerimize sıçramasın” falan diye sessizlikle geçiştirilmeye çalışılması, bu vatandaşın cüretini daha da arttırıyor. İşte tam bu sırada basının bilinçsiz desteği devreye giriyor. Bu iftira ve hakaret makinesi, gazete sayfalarında ciddi röportajların kahramanı oluyor. Kendisine sorular soruluyor, o da freni boşalmış kamyon gibi cevaplar veriyor. Adamın rezil olmak gibi bir kaygısı, bir derdi yok. “Ne kadar rezil olursam o kadar iyi” yaklaşımıyla saydırdıkça saydırıyor. Türk basını da rezillikten popülerlik çıkarmaya çalışan bu kifayetsiz muhterisin gönüllü oyuncağı oluyor.

Dostluğu ne zaman bitiririm

-  Dostumun politik olarak apaçık bir haksızlığı savunmaya başladığını fark ettiğim zaman...
-  Dostumun bütün tavır ve görüşlerini, bir mutlak güce göre ayarlamaya başladığını fark ettiğim zaman...
-  Dostumun kendisiyle dostluk ettiğim için kariyerinin zarar göreceğini düşünmeye başlayabileceğini fark ettiğim zaman...
-  Dostumun kendisine yönelttiğim eleştirileri “düşmanlık” olarak algılamaya başladığını fark ettiğim zaman...

  

 

X

Aziz’in şahlanışına dair serbest çağrışımlar

Kaosa pek de mütevazı olmayan bir katkı... Çarşıyı karıştırmak istedi galiba. Ve başardı da!

- İnsan kendisini dinledikçe... “Amma da çok şey biriktirmiş” demekten kendini alamıyor doğrusu.

*

- Artık Ali Koç’a karşı başkaldırmanın vaktinin geldiği inancıyla konuştu. Şarkısı: “Başkaldırıyorum, varın benim farkıma.”

*

- “Aziz Yıldırım tarzı polemik” diye bir şey var. İnsan nefret etse de özlüyor bu tarz polemiği.


Yazının Devamını Oku

Bir muhalefet partisi yerli aşı konusunda şu tutumu alabilir

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmış.

Demiş ki:

*

“Yerli aşı meselesinden siyaset devşirmeye çalışıp da böyle önemli bir sürecin baltalanmasına müsaade etme. Bırak Sağlık Bakanlığımız süreci olması gerektiği gibi yürütsün. Bu konuyu da algı operasyonuna kurban edersen bu sefer altında kalırsın.”

Tam olarak ne demek istiyor Akşener?

Pek anlayamadım.

*

Erdoğan’a,

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş için yazdım: Ne zaman istifa edilir ne zaman istifa edilmez

Eğer grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

EZİP GEÇERSEN NE OLUR?

EĞER grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

Gol yağdırmışsan...



Acayip organize bir takımla sahaya çıkmışsan...

Yazının Devamını Oku

Silahla poz verenlerden korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?

İki hafta önce...

Elindeki silahla sosyal medyada poz veren tiplerden korkmamamız, çekinmememiz gerektiğini yazmıştım.

*

Yazıda şöyle demiştim:

*

“Sosyal medyada bazı tipler var. Silahla fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Daracık pantolon, üstten üç düğmesi açılmış gömlek, ucu sivri bir iskarpin ve silah. Tabanca, tüfek... Her türlü silah. Ey vatandaş! Bu tiplerden sakın korkup çekinmeyin! Çünkü bu kişiler, fotoğraf çektirirlerken ellerine aldıkları silahı asla kullanmazlar. Daha doğrusu kullanamazlar. Çünkü kullanacak olan göstermez.”

*

“Isıracak olan köpeğin havlamaması” tezine işaret eden bir yazıydı bu.

Temel kaygısı buydu yazının.

Yazının Devamını Oku

Aslanlar ha! Aslanlar ha!

HDP İzmir il binasında...

Karanlık bir katilin alçakça saldırısı sonucu katledildi Deniz Poyraz.

*

Lanetledik.

Lanetliyoruz.

Lanetleyeceğiz.

*

Bu alçak katile, Türkiye’de selam çakan bir kişi bile çıkmadı.

Oysa

Yazının Devamını Oku

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku