GeriAhmet HAKAN Fenerli AK Partililer ne diyordur acaba
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fenerli AK Partililer ne diyordur acaba

DÜŞÜNSENİZE:Başbakan’ın “hasta Fenerli” olduğu bir memlekette...

Fenerbahçe’nin “büyük” başkanı, dört gündür hastaneden karakola, karakoldan savcılığa, oradan tekrar hastaneye götürülüyor ve en sonunda da tutuklanarak Metris Cezaevi’nde ikamete mecbur ediliyor.
Merak ediyorum:
Hem “hasta Fenerli”, hem de “hasta AK Partili” olanlar bu durumu, iç ve dış dünyalarında nasıl izah ediyorlardır acaba?

“Türkiye’de yargı bağımsızdır” diye izah etseler... Galatasaraylılarla aynı düzleme düşmüş olacaklar.
“Başbakan’ın bu işlerle ne alakası var ki?” diye izah etseler... Bütün öfkelerini AK Parti’ye yönelten AK Partili olmayan Fenerlilerin hışmına uğrayacaklar.
“Yargı kararı olmadan hiç kimse suçlu sayılamaz” diye izah etseler... Ergenekon, Balyoz falan hatırlatılacak.
“Tutuklamalar yanlış olmuştur” diye izah etseler... Tahliye edilmeyen milletvekilleri sorununda takındıkları tutum sorgulanacak.
“Kirliliklerin üzerine gidiliyor” diye izah etseler... Tuttukları takımın şampiyonluğunun kirli olduğunu kabullenmiş olacaklar...

Kısacası...
Hem “hasta Fenerli”, hem de “hasta AK Partili” olanların durumları bugünlerde çok fena...
Daha önce... Bugünlerde yerinde olmak istemediğim kişi olarak, büyük krizi kucağında bulan Futbol Federasyonu’nun yeni başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ı göstermiştim. Tashih ediyorum:
Bugünlerde asıl “Fenerli AK Partililer”in yerinde olmak istemem.

Bu başkanlar nasıl yapıyor

SEÇİMDEN önce gittim Eskişehir’e ve Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in şehirde yarattığı harikaları gözlerimle gördüm. Parklarıyla, kanallarıyla, heykelleriyle muhteşem bir şehir olmuş Eskişehir.

Geçen gün Büyükçekmece’de idim. Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’ün Büyükçekmece’nin görüntüsünü ve yapısını 12 yılda nasıl değiştirdiğini gözlerimle gördüm.
Her tarafından sevimsiz inşaatların yükseldiği ve bir rant alanı olarak algılanan Büyükçekmece gitmiş, yerine bir kültür ve uygarlık merkezi gelmiş.

Yılmaz Büyükerşen de, Hasan Akgün de muhalefet partisine mensup belediye başkanları... Tıpkı Mustafa Sarıgül gibi...
Yani diğer muhalefet belediye başkanları neyle karşı karşıya iseler, bu başkanlar da aynısıyla karşı karşıya... Ama bu başkanların bir farkı var:
Bu başkanlar, iktidardan şikâyet etmek yerine, verilere teslim olmak yerine, mazeret üretmek yerine bütün yeteneklerini, birikimlerini çözüm bulmak için harekete geçirmeyi başarmışlar.

Bu üç belediyecilik örneğini gördükten sonra...
“İktidar bize üvey evlat muamelesi yapıyor” ya da “Paramız yok” gibi mazeretler ileri süren muhalefete mensup belediye başkanlarının hiçbirini ciddiye alamayacağım.

Keşke

Keşke AK Parti, ta en başta “Tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır” tavrını koyabilseydi.
Keşke CHP, ta en başta “Meclis bütün sorunların çözüm merkezidir” yaklaşımına sahip olsaydı.
Keşke AK Parti, “Yemin etmezlerse milletvekillikleri düşer” tarzı sürçülisan etmeseydi.
Keşke CHP, sonunu göremediği bir eyleme hiç girişmeseydi.
Keşke CHP’li İsa Gök, “AK Parti diz çökecek” demeseydi.
Keşke Başbakan Erdoğan, “Tükürdüklerini yalayacaklar” demeseydi.
Keşke Gürsel Tekin, “Gerekirse milletvekilliğinden feragat ederiz” demeseydi.
...
Keşke bunlar olmasaydı da...
Aklımıza “Tükürdüğünü kim yaladı” ya da “Diz çöken kim oldu” türü fitne fesat kazanını kaynatacak türden sorular gelmeseydi.
Neyse... Neyse...
Geç ve güç oldu ama sonuçta oldu işte!

Gönül huzuruyla yazmak

GÖNÜL huzuruyla yazıyorum:
Kaçma durumu yok, delil karartma ihtimali yok.
Peki söyler misiniz?
Aziz Yıldırım’ı neden tutukladınız?
Yargılandıktan sonra suçsuz bulunursa ne olacak?
Tutuksuz yargılanamaz mıydı?
Yoksa yoksa...
“Şike operasyonu fos çıktı” yaklaşımının ortaya çıkmasından mı korktunuz?
Bu nedenle mi tutukladınız Aziz Yıldırım’ı ve diğerlerini?
O zaman siz tutuklamayı, bir tür “ceza”ya dönüştürmüş olmuyor musunuz?

Gönül huzuruyla yazıyorum:
Üç yıl boyunca kaçmadılar.
“Delil karartma tehlikesi” falan diyorsanız, üç yıldır karartılacak deliller karartılmıştır zaten...
O zaman Deniz Feneri sanıklarını neden tutukladınız?
Yoksa “Önümüze gelene basıyoruz tutuklamayı, bunları tutuklamazsak olmazdı” diye mi yaklaşıyorsunuz olaya?
Hadi bir köşe yazarı olarak ben denge gözetiyorum, peki mahkemelere ne oluyor?
Onlarda mı dengecilik yapıyor?
Bütün bunları yazarken içim acayip rahat... Milim huzursuzluk duymuyorum.
Neden mi?
Çünkü ben bazıları gibi Ergenekon davasında da, Balyoz davasında da “Önünüze gelene basın tutuklamayı!” diye tezahürat yapmadım.
Çünkü ben bazıları gibi Ergenekon Davası’nın gizli soruşturma dosyalarını yazılarıma konu yapmadım.
Çünkü ben bazıları gibi Ergenekon davasında bazı sanıkları peşinen suçlu ilan etmedim.
Çünkü ben bazıları gibi Ergenekon davasında sanıklar hakkında “Tutuklusunuz, tutuklu kalacaksınız” diye bağırmadım.

Eğer Ergenekon’da ya da Balyoz’da farklı bir tutum alsaydım, “Aziz Yıldırım’ın tutuklanması yanlıştır” ya da “Şike soruşturmasında gizlilik ihlal ediliyor” falan diye yazılar yazmazdım, yazamazdım.
Kendime yakıştıramazdım böyle şeyler yazmayı...
Gerçi bazıları “Ergenekon’da öyle / Şike’de böyle” tavrı almayı kendilerine yakıştırabiliyor ama olsun.Ben yine de mesudum, çok mesut...

Haksızlıkta eşitlik

BUNLARI tutukladılar. Şunları tutukladılar. Onları tutukladılar.
Yani? Alayına eşit muamele söz konusu...
Yani? Bir “eşitsizlik” falan yok. İyi de ne yapayım ben bu eşitsizliği...
Haksızlıkta, adaletsizlikte, evrensel normlara aykırılıkta eşitlik sağlayacağınıza...
Hakta, adalette, evrensel normlara uygunlukta eşitlik sağlasanıza...

Herkesin sevdiği ama benim sevmediğim şeyler

Tıkırtı çıkarmanın bile mümkün olmadığı türden butik oteller.
Parlak güneş altında denize girmek.
Vücudu masajcının ellerine bırakmak.
Hep aynı arkadaşlarla takılmak.
Fantastik ve kostümlü filmler.
Reina.
Komedi Dükkanı.
İki kapılı üstü açık arabalar.
Fransızca şarkılar.
Banu Güven.
Bebek... (Semt olanı)

X

Silahla poz verenlerden korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?

İki hafta önce...

Elindeki silahla sosyal medyada poz veren tiplerden korkmamamız, çekinmememiz gerektiğini yazmıştım.

*

Yazıda şöyle demiştim:

*

“Sosyal medyada bazı tipler var. Silahla fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Daracık pantolon, üstten üç düğmesi açılmış gömlek, ucu sivri bir iskarpin ve silah. Tabanca, tüfek... Her türlü silah. Ey vatandaş! Bu tiplerden sakın korkup çekinmeyin! Çünkü bu kişiler, fotoğraf çektirirlerken ellerine aldıkları silahı asla kullanmazlar. Daha doğrusu kullanamazlar. Çünkü kullanacak olan göstermez.”

*

“Isıracak olan köpeğin havlamaması” tezine işaret eden bir yazıydı bu.

Temel kaygısı buydu yazının.

Yazının Devamını Oku

Aslanlar ha! Aslanlar ha!

HDP İzmir il binasında...

Karanlık bir katilin alçakça saldırısı sonucu katledildi Deniz Poyraz.

*

Lanetledik.

Lanetliyoruz.

Lanetleyeceğiz.

*

Bu alçak katile, Türkiye’de selam çakan bir kişi bile çıkmadı.

Oysa

Yazının Devamını Oku

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku