GeriAhmet HAKAN F.Bahçelilere açık mektup
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

F.Bahçelilere açık mektup

Ey Fenerbahçeli kardeşim...

“Başkanım hapiste” diye, “takımıma haksızlık yapılıyor” diye, “3 Temmuz’dan beri ağır haksızlıklara maruz kalıyorum” diye öfkeleniyorsun.
Ve kendine bir “hedef” arıyorsun.
Soruyorum sana:
Bulunabilecek en ideal hedef “Cemaat” midir?
* * *
Bak işte!
Sen “Cemaat” dedikçe...
Cemaat mensupları da ayağa kalkıyorlar.
Diyorlar ki:
-  Fenerbahçe’yi ele geçirip ne yapacağız?
-  Ben de Fenerbahçeliyim, ben de takımıma üzülüyorum.
-  Bizim Fenerbahçe’yi ele geçirmeye çalıştığımıza dair bir kanıtınız var mı?
-  Polisin ve savcının sorumluluğunu bize neden yüklüyorsunuz?
-  Biz neden polisin ve savcılığın uygulamalarının sorumlusu olalım ki?
-  Aziz Yıldırım aleyhine yazıp çizen konuşan kişilerin hepsi cemaat mensubu mu?
-  Aziz Yıldırım’ın dava açtığı gazetecilere bakın, kaçı cemaat’e yakın?
Fenerbahçeli kardeşim...
Eğer “olup bitenlerin sorumlusu cemaattir” diyorsan...
Bu sorulara tatmin edici cevaplar vermelisin.
* * *
Bu sorulara tatmin edici cevaplar verilemiyor.
İşte verilemediğinin kanıtı:
-  Bakın efsanevi başkanınız Ali Şen, “Cemaat Fenerbahçe’yi ele geçirmek istiyor iddiasına beni asla inandıramazlar” diyor.
-  Bakın Kadıköy’de yaşananların ardından polisin tutumunu sert bir şekilde eleştirmekten kaçınmayan Nihat Özdemir, “Fenerbahçe’nin şampiyonluğu için canı yürekten dua edenleri zan altında bırakmaya kimsenin hakkı yok” diyor.
-  Bakın daha düne kadar asbaşkanınız olan Cihan Kamer, “Hocaefendi’yi ve hizmeti seven milyonlarca Fenerbahçeli var” diyor.
Uzatmayayım...
Dünkü Zaman gazetesine bir bakın, aynı renklere sevdalandığınız daha nice şahsiyetin benzer sözlerini okuyun.
Neden böyle konuşuyorlar, aynı davaya gönül veren bu insanlar.
Çünkü onlar da biliyorlar ki “Cemaat Fenerbahçe’yi ele geçiriyor” iddiası, kanıtlanabilir bir iddia değildir.
* * *
Fenerbahçeli kardeşim...
“Cemaat” iddiası, kanıtlanamaz bir iddiadır.
Bir adım daha ileri gidiyorum:
Bu iddia, doğru olsa bile kanıtlanamaz.
Teknik olarak imkânsızdır bu.
Çünkü “Cemaat” denilen yapı, başı sonu belli bir yapı değildir.
Biraz soyuttur.
Somut yapılar karşınızda öylece dururken soyut yapılarla uğraşmayı tercih ediyorsanız, işin kolayına kaçıyorsunuz demektir.
Mücadele, kurum ve kuruluşlara karşı yapılır.
Başı sonu pek de belirli olmayan ve bu açıdan “soyut kaçan” bir yapıyla mücadele edilmez, edilemez.
* * *
Fenerbahçeli kardeşim...
Bırakın artık “Cemaat” demeyi...
“İddianame”de haksızlık yapılmışsa tepkinizi iddianameye yöneltin...
-  Somut bir mağduriyet varsa, somut bir mağdur eden vardır...
Kimse mağdur eden, ona çıkışın...
-  Polisin tutumundan memnun değilseniz, polisin başındaki kişiyi protesto edin...
-  Savcının tutumundan memnun değilseniz, tepkinizi Adalet Bakanı’na yöneltin...
-  Başkanınızın tutukluluğundan memnun değilseniz, “Başkanımız serbest kalsın” diye bağırın.
Bunları bir yapmanız, bin kere “Cemaat” diye haykırmanızdan daha hayırlı olacaktır. Yoksa...
Kulübünüzün ileri gelenleri Zaman gazetesine “Cemaat”i devreden çıkaran demeçler verince, “Peki bize bu haksızlıkları kim yaptı, kim yapıyor?” diye şaşkınlığa ve kararsızlığa düşersiniz.

Ergenekon başlamış faili meçhuller bitmiş

2007 yılından beri faili meçhul cinayetler olmuyormuş.
Bunun anlamı şuymuş:
“Ergenekon soruşturması başlamış, faili meçhuller sona ermiş”.
Bunu diyenler, şunu demek istiyorlar:
Memlekette yazar katleden, bilim adamı bombalayan, ona buna suikast düzenleyen ne kadar adam varsa hepsi Ergenekon’dan içeri tıkılınca...
Ortada cinayet işleyecek kimse kalmadı.
* * *
Faili meçhul cinayetlerin sona ermesinden yola çıkarak...
Ergenekon tutuklularının tümüne...
“Karanlık cinayet şebekesinin elemanları” muamelesi çekilir mi?
“Ergenekon soruşturmasının başlaması” ile “Faili meçhullerin sona ermesi” arasında kurulan bağlantı, Silivri zindanında yatan insanları toplum nezdinde “suikastçı / bombacı / katil / tetikçi / azmettirici” yapmaz mı?
Herhangi bir ceza verilmeden zindana tıkılan insanların, bir de bu “ağır töhmet” altında bırakılmaları vicdansızlık değil midir?
Hadi vicdanı falan geçtik, en azından “ayıp” değil mi?

19 Mayıs’taki türbanlılar

Türbanın güçsüz, desteksiz olduğu zamanlarda...
Muhafazakâr kesimin yayın organları, “Türban gösterilerine destek veren türbansız genç kız” fotoğrafına bayılırlardı.
Ne zaman böyle bir görüntü yakalasalar, hemen cilalayarak devreye sokarlardı.
* * *
Muhafazakâr kesimin yayın organlarının eskiden yaptıklarının benzerini şimdi de Kemalist gazeteler yapıyorlar:
19 Mayıs yürüyüşlerine katılan türbanlı kızların fotoğraflarına geniş yer ayırıyorlar.
“Atatürkçü türbanlı kız” görüntüsüne bayılıyorlar.
* * *
Benim buradan çıkardığım “kıssadan hissem” şudur:
Kendilerini güçsüz, güvensiz ve de dışlanmış hissedenler, kendileri gibi olmayanların desteklerinden bir haklılık payı çıkarıyorlar.
Kendilerini güçlü, güvenli ve merkezde hissedenlerin ise böyle bir dertleri olmuyor.

İdris Naim Bey’in faydalı tarafları

“Uludere olayı” yeniden gündeme geldiği günden beri her köşeden aynı talep yükseliyor:
“Vur emrini kimin verdiği açıklansın”.
Konuyla ilgili konuşan yetkililer, bu talebe bir türlü karşılık vermiyorlardı.
Bir çekingenlik vardı bu konuda...
* * *
İyi ki İdris Naim Bey gibi bir İçişleri Bakanı var...
Ve iyi ki İdris Naim Bey, televizyon canlı yayınlarına çıkarak soruları cevaplamaya başladı.
Böylece...
Onun ağzından kaçırdığı “Vur emrini Hava Kuvvetleri’ndeki komutanlar verdi” cümlesiyle bir karanlık nokta açığa çıkmış oldu.
Bu durumdan belki “devlet” hoşnut kalmamış olabilir ama biz “vatandaşlar” gayet hoşnut kaldık.
Sağ olun, var olun İdris Naim Bey...
Lütfen hep böyle ağzınızdan kaçırın da hiçbir meselemiz karanlıkta kalmasın.

Sarıgül kazara başbakan olsa

Olmaz ya...
Diyelim ki oldu.
Bir “mucize” gerçekleşti ve Mustafa Sarıgül, Başbakanlık koltuğuna kuruluverdi.
Benim açımdan durum değişir mi?
Zerre kadar değişmez.
Tayyip Erdoğan karşısındaki pozisyonum ne ise Mustafa Sarıgül karşısındaki pozisyonum da o olur...
* * *
Ancak benim hakkımda “Tayyip Erdoğan’a karşı Sarıgül’ü rakip çıkarmaya çalışıyor” diye karalama yapanlar var ya...
İşte onlar açısından değişen çok şey olur.
Sarıgül kazara “başbakan” falan olsa...
İlk pozisyon değiştiren ve ilk yalamaya başlayanlar bunlar olur.
Nereden mi çıkarıyorum bunu?
Şöyle bir bakıyorum yakın tarihlerine, hemen anlıyorum, “Erdoğan’ın değil, konumunun yalakası” olduklarını...

X

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku