Esnek ahlak

Zeynep ATİKKAN

Perşembe günü bu sütunda, Başbakan Mesut Yılmaz'a bir ‘ilk'i başlatması için çağrıda bulunmuş ve ‘yeni bakanların son on yılda edindikleri serveti açıklamalarını' önermiştik. Bunun, toplumun büyük beklentisi olduğunu, gazeteci duyumlarımıza dayanarak yazmıştık.

Ankara'da şu andaki ‘derin gündem' DYP'den ayrılacak olan milletvekillerinin çetelesini tutmak olduğu için, bu konuda kimsenin ne sesi çıktı, ne de soluğu.

Çetelelerin Dolar, Mark üzerinden tutulduğu kelle başına akıl almaz çarpraz kur kuryelikleri yapıldığı yolundaki söylentiler, böyle bir önerinin Türkiye şartlarında ne kadar garip karşılanacağını ortaya koydu.

Tabii ki böyle tuhaf bir öneriye yanıt gelmemesi bizi şaşırtmadı.

Çünkü Türkiye'de, bu kadar yalın bir istek karşısında susmanın adı, ‘esnek ahlaktı'.

Türkiye'de ‘ahlak'ın tanımı günlüktü. İşin esası, ‘ahlak'ı sahiplenmek değil, şartlara göre ahlaksızlığı, ‘ahlak' diye tanımlama ve de pazarlama yönemleri geliştirmekti.

Son esen rüzgara göre de, ‘bugün ahlakla uğraşmak, laiklik mücadelesi veren kahraman güçlere karşı dış mihraklarca işbirliği yapmaktı' kısaca bölücülüktü.

Ve son söz de şuydu.

Burası Türkiyedir. Türkiye'nin özel koşulları vardır.

* * *

‘Bakanlar servetlerini açıklasın' başlıklı yazımın ertesi günü, aynı sayfada Erdal Sağlam'ın, ‘Başbakan'a ihaleler için öneri' başlıklı yazısı yayınlandı.

Ankara'yı yakından izleyen Sağlam da, güvenoyu hesaplarından çok daha önemli bir noktaya dikkat çekip, ‘şaibeler artık kalkmalı' diyerek Başbakan'ı şöyle uyarmıştı:

‘ANAP'lı bakanların, Yılmaz'dan korktukları için bakanlıklarında yapılacak ihalelerde çok hassas olmalarını bekliyoruz. Ancak daha önce de isimleri üzerinde şaibeler dönmüş bazı bakanların icraatları, Başbakan'ı ileride fazlasıyla zorlayacak gibi gözüküyor. İşte bu nedenle, özellikle yatırımcı kuruluşların açacağı ihaleler bakanlar tarafından değil, kurulacak bağımsız bir organ tarafından sonuçlandırılsın'.

Sağlam'ın önerisine, fazilet bekçisi Mesut Yılmaz'dan nasıl bir yanıt geldiğini bilmiyorum. Ama ahlak ve dürüstlük üzerine kurulmuş bir hükümete böyle bir önerinin yapılması son derece anlamlı göründü bana.

* * *

Üçüncü uyarı da, ‘Ve ilk ihtiyaç: Siyasi ahlak' diyen Oktay Ekşi'den geldi.

Ekşi, dünkü yazısında şöye diyordu:

‘Siyasi ahlaksızlığın arş-ı alaya(en yüksek nokya) çıkmasını izleyen bir dönemde sorumluluk yüklenen 55'inci hükümet acaba programında, siyasi ahlak konusuyla ilgili hiçbir vaatte neden bulunmadı?

Bir dizi yazı gibi, günlerdir ahlak uyarısı yapılıyor köşelerden. Üstelik, bu kadar büyük bir destekle gelen bir hükümete yöneliyor bu uyarılar.

Bu iddiaları ve uyarıları cevaplandırmayan bir hükümetin meşruiyeti hep sorgulanacaktır.

Bu iddialara kayıtsız kalan bir hükümet, ne özelleştirme yapabilir ne de düzgün icraat.

‘İstikrar paketine gerek yok' deyip komik bir pseudo (sanki) Özal tavrı takınmakla da bitmiyor.

Bu toplum, şartlara göre, ahlak ölçüsü değiştirmenin ağır faturasını artık ödemek istemiyor. Çünkü toplum değişiyor.

Perşembe, cuma ve cumartesi; üç gün arka arkaya, üç değişik yazar, ‘ahlak' deyip aynı uyarıları yapıyorsa, bunu, toplumun sesi olarak değerlendirmeyenlere, siyasetçi değil, başka bir ‘şey' derler.

X