Ertuğrul Özkök: Çamurdan adamların alkışı

Ertuğrul ÖZKÖK
Haberin Devamı

Geçen cumartesi sabahı Atina'daki Zappio Sarayı'ndaki toplantıdan önce çok ilginç bir olay yaşıyoruz.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu, iki Türk gazeteci ile sohbet ediyor.

Yanlarına yaklaşıyorum.

HANGİ DİL

Bilin bakalım hangi dilde konuşuyorlardı?

İngilizce mi?

Hayır.

Fransızca veya Almanca mı?

Hayır.

Türkçe veya Yunanca mı?

O da hayır.

Papandreu ve iki Türk gazeteci İsveç'çe konuşuyorlardı.

Türk gazeteciler Milliyet'ten Şahin Alpay ile Yavuz Baydar.

Her ikisi de bir süre İsveç'te yaşayıp, dili öğrenmişler.

Papandreu da hayatının bir bölümünü İsveç'te geçirdi.

Bütün bunlar olup biterken, İsveç'in Atina Büyükelçisi de bu durumu hayretle izliyordu.

İsveç Büyükelçisi'nin o salonda ne işi vardı diye sorarsanız onun cevabı da şu:

Türk ve Yunan gazetecileri arasındaki ilk sınırlı toplantı Atina'da yapıldı.

Bu toplantı, Atina'daki İsveç Arkeoloji Enstitüsü binasında gerçekleşti.

Yani İsveç bir anlamda bu ilk toplantıya ev sahipliği yaptı.

Atina'da geçirdiğim iki gün boyunca şunun iyice farkına vardım.

İki ülkenin dışişleri bakanları gerçekten büyük bir iş başarıyorlar.

Bu arada Papandreu'nun yakın çevresinden ilginç bazı olaylar öğrendim.

Yunan Dışişleri Bakanı geçenlerde İsrail'i ziyaret etti.

Tel Aviv'de dolaşırken, birden karşısına bir grup insan çıkmış ve kendisini alkışlamaya başlamış.

Bunlar İsrail'i ziyaret eden Türk turistlermiş.

Buradan Lut Gölü civarına gitmişler.

Burası çamur kürü ile meşhur bir bölge.

Orada da çamurlu yüzleri ile ortaya fırlayan Türkler kendisini alkışlamaya başlamışlar.

CEM'İN REYTİNGİ

İsmail Cem ve Papandreu geçen cumartesi bütün gün birlikteydi.

Akropol'e çıktılar, barış için zeytin ağacı diktiler, birlikte Atina metrosuna bindiler.

Akşam Yunan televizyonları iki bakana çok geniş yer verdiler.

Anladığım kadarıyla, Papandreu Türkiye'de ne kadar popülerse, İsmail Cem de Atina'da öyle popüler.

CEM ÜSLUBU

Bazı diplomatlar, ülkeler arası ilişkilerde sadece akla önem verirler.

Duygusal yaklaşımları, kişisel karizmaları, sempati ilişkilerini küçümserler.

Ama Atina'da şunu açıkça gördüm ki, bir dışişleri bakanının çevresinde yarattığı sempati halesi fevkalade önemli.

İsmail Cem de bunu gayet iyi başarıyor.

Medeni görüntüsü, sempatik yaklaşımları etkili oluyor.

O nedenle Türk Dışişleri'nde giderek etkili bir İsmail Cem üslubunun yerleştiğini düşünüyorum.

Bu görüşümün bazı diplomatlarca paylaşılmadığını bildiğim halde gerek bende gerek çevremde oluşan imaj bu.

Bu arada iki bakanın Akropol ziyareti ile ilgili küçük bir ayrıntıya değinmeden geçemeyeceğim.

Kendilerini televizyonda seyrettim.

Papandreu ve Cem, Yunan Kültür Bakanı ile birlikte Akropol'de yürürken, hemen önlerinde, dün sözünü ettiğim o sevimli sokak köpeklerinden biri koşuyordu.

Üstelik suratında müthiş bir görev yapıyor ifadesi vardı.

Önceki akşam Atina'nın soyluluğu temsil eden oteli Grande Bretagne'daki yemekten çıkarken kapıda yine bir köpek sürüsü vardı.

Otelden çıkan smokinli insanlara baktım.

Kimsenin yüzünde rahatsız olduğuna dair en küçük bir işaret yoktu.

Otelin bir salonunda Atina'da yaşayan Giritliler'in gecesi vardı.

Yavuz Baydar'la birlikte kapıdan bir süre içerde eğlenenleri seyrettik.

Tertemiz giyinmiş Giritliler ortada sirtakiyle hora arası bir dans yapıyorlardı.

Orkestra ise bütün bir Ege'yi salona taşımıştı.

NİYE İYİLER

Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yılmaz, her zamanki mizahi zekásıyla, ‘‘Burada niye herkes bu kadar iyi’’ diye espri yapıyordu.

Herkes o kadar iyi miydi bilmiyorum.

Ama herkesin çok keyifli olduğu kesindi.

Yazarın Tüm Yazıları