GeriAhmet HAKAN Elli yıl
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Elli yıl

ORHAN Pamuk’un “Yeni Hayat” adlı romanı şu cümleyle başlar:

Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.”

*

Hanefi Avcı’nın başına gelenler ise şöyle özetlenebilir:

“Bir gün bir kitap yazdım ve bütün hayatım kaydı.”

*

Hanefi Avcı bir gün bir kitap yazdı ve şunlar oldu:

-  Kitap ağustos ayında çıktı, eylül ayında tutuklandı.

-  O zamana kadar “en kahraman polis müdürü” olarak anılırken bir anda “terörist” haline geldi.

-  Solculara işkence yapmış polis olmasına falan bakılmadan bir sol örgütün yardım ve yatakçısı ilan edildi.

-  Yargılandığı davada örgütün elebaşı olmakla suçlananlar bile çıktı ama o hep içeride kaldı.

-  Hakkında ileri sürülmeyen iddia kalmadı.

-  İlker Paşa’ya sahip çıkan Başbakan, onun adını bile ağzına almadı.

-  Susurluk’ta askerin rolünü ortaya koyması, 28 Şubat’ta Batı Çalışma Grubu’nu ifşa etmesi falan unutuluverdi.

-  Üyesi olmakla itham edildiği örgütün diğer üyeleri, “Biz böyle bir adamla aynı davadan yargılanmak istemiyoruz” dediler.

-  Her tutuklunun hakkını savunan birileri çıktı ama onun hakkını savunacak lobi, dernek, grup çıkmadı.

* * *

Ve en sonunda savcı mütalaasını açıkladı.

50 yıl istemiş savcı...

Kitap yazmadan önce hakkında bir gün hapis yatacak kadar bile suçu yoktu.

Kitap yazdıktan sonra...

50 yıl hapis yatacak ithamlar ve iddialarla karşı karşıya...

* * *

Hanefi Avcı için 50 yıl hapis cezası isteyen savcı, aynı zamanda MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da peşine düşen savcı imiş.

Başbakan Erdoğan’ın devreye girmesiyle Hakan Fidan, savcının elinden kurtulmuştu...

Hanefi Avcı için istenen 50 yıla bakınca insan ister istemez şöyle diyor:

Hakan Fidan çok büyük bir badire atlatmış.

Sevmemek için 15 neden

TÜRKİYE’yi sevmek için çok neden var:

Mesela İstiklal Caddesi... Mesela Galata Kulesi... Mesela Mevlana... Mesela “Tanrı misafiri” kavramı... Mesela İzmir... Mesela Bodrum... Mesela Yaşar Kemal... Mesela Şener Şen... Mesela simit... Mesela vapurlar... Mesela Türk kahvesi...

* * *

Ama Türkiye’yi sevmemek için de çok neden var.

Ben yüzlerce neden içinden sadece 15’ini seçtim.

Takdim ediyorum:

*

1- Güç kimdeyse ona doğru bitmek tükenmek bilmeyen yöneliş...

2- Türk’ün Türk’e Türk propagandası yapması ve bunun yadırganmaması.

3- Arabada kırmızı ışıkta durmuş bekliyorsunuz. Henüz sarı ışık yanmadan arkadan kornalara basılıyor... İşte bu durum...

4- Gürültüsüz tatil yapılamaması...

5- Fırından ekmek alırken bile bir tanıdığın torpilinin aranması...

6- Nüfusun büyük bölümünün hayatının hiçbir evresinde roman okumaması...

7- “Değnekçilik” diye bir mesleğin olması...

8- Çok üniversite olması ama üniversitenin olmaması...

9- Eleştirinin düşmanlık olarak algılanması...

10- Şiddete meyyallik... En kıytırık meselelerde bile kül tablasını alıp adamın burnuna çakma...

11- Sevinci havaya ateş açarak göstermek.

12- Analara büyük saygı duyulduğu iddia edilirken edilen küfürlerin çoğunun içine anaların özenle yerleştirmesi.

13- Herhangi bir ideolojik görüşün bayraktarlığını yapmayanlara “Senin de ne olduğun belli değil kardeşim” denmesi...

14- Her alanda yenilgiyi centilmence kabullenememek.

15- 5 kişilik çekirdek ailenin 8 cep telefonuna sahip olması...

Takıldıklarım

-  DEVE: Deveden düşen belediye başkanı, “Biz başbakanımızın izinden gidiyoruz, o da attan düşmüştü” diye demeç vermiş... Şubat ayı çok yağcılık yaptı.
-  AHMEDİNEJAD: İran Meclis Başkanı, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’a Parlamento’da söz vermemiş ve “Burayı terk et, hadi selametle” demiş... İki şeyi düşünelim: BİR: İran’da demokrasi yok... İKİ: Aynı şey burada olursa ne olurdu?

-  YILDIRIM: Daha düne kadar “yoluna can kurban” denilen Aziz Yıldırım’ın şimdi istifası isteniyormuş... Nankörlük her yerde var ama futbolda biraz fazla var galiba...

-  METE TUNÇAY: Siz bakmayın şimdi her yerde Kemalizm ve Atatürk eleştirisi yapıldığına... Bu işi erken dönemde başlatan isim Mete Tunçay’dır. Üstelik husumetsiz bir şekilde yapmıştır bu işi... Fakat dün Milliyet’te çıkan röportajını okuyunca Mete Tunçay’ın 30 senedir söylediklerini aynen tekrar ettiğini fark ettim... Anlattığı anekdotlar bile aynı... Keşke kendisini biraz zenginleştirse...

-  MAKAM ARACI
: Türkiye’de her şey değişiyor ama değişmeyen tek bir şey var: Makam aracı saltanatı... Bu alanda yaprak bile kımıldamıyor. Neden acaba?

CEMRE BİRAND: İnsanın arkasında kendisini bu kadar güzel, bu kadar doğal, bu kadar insani, bu kadar abartısız anlatacak bir eş bırakması ne güzel bir şey! (Bakınız: Cemre Birand’ın Ayşe Arman’a söyledikleri... Hürriyet Pazar) Cemre Birand, Mehmet Ali Birand’ın en önemli şansı imiş... Bunu anladık.

İşte böyle bir şey

“AKP mensupları genel başkanları ve başbakanlarını, Başbakan da kendisini padişah olarak görmek istiyor.”

Süleyman Soylu-DP Genel Başkanı-Mart 2009–Kastamonu nutku.

*

Onun karizması, onun yaptığı hizmetler, onun Türkiye ve milletle bütünleşmesinde başkanlık sistemine zaten ihtiyaç yoktur ki... O gönüllerin ilelebet ve ebedi lideridir.”

Süleyman Soylu-AK Parti Genel Başkan Yardımcısı-Şubat 2013-Malatya nutku.

Sırada ne var?

-  AYKIRI gidene ilk önceleri “darbeci” deniyordu.

-  Sonra önüne gelene “Ergenekoncu” deme modası başladı.

-“Tutuklanacaksınız” da bayağı popüler oldu bir ara...

-  “Balyozcu” sıfatının kullanıldığı günler de geldi.

-  KCK operasyonlarının ardından “Seni gidi KCK’lı seni” modası başladı.

-  Son moda: DHKP-C... Aykırı gidenlere artık “DHKP-C’li” diyorlar.

Ajda’ya köşe yazarlığı tüyoları

İYİ başladın Ajda... İyi de gidiyorsun.

Ama henüz bu alanda “süperstar” kıvamını yakalayamadın.

Kıvamı yakalaman için senin için bir “dikkat edilmesi gereken hususlar” listesi çıkardım.

Umarım yararlı olur:

* * *

-  Yazılarında yeni kuşaklara “Kapı açık,/arkanı dön ve çık,/istenmiyorsun artık” diyebilmenin önemini anlatan bir bölüm olmalı...

-  Ne çok ünlü tanımışsındır sen... İnce dokunuşlar, küçük alaylarla onları anlatmalısın bize...

-  Estetikle ilgili bir-iki şey yazdın. Evet ama yetmez... Daha çok yazmalısın. Çok oyuncaklı bir alandır bu.

-  Ajda Pekkan ve efsaneleri var... Mesela “Ajda bardağı”... Nereden çıktı, nasıl çıktı? Bunları anlat bize...

-  Yeni ünlüler için “hep ünlü olmak ve hep ayakta kalmak” konulu bir bölüm çok faydalı olabilir.

-  Janjanlı konulara girmekten çekinme... Mesela at şu başlığı: “O vince neden bindim?”

-  Köşende Semiramis’e de yer vermeye ne dersin? Altta küçük bir bölüm... “Semiramis’in günlüğü” falan gibi bir şey?

X

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku

Neden herkes aşıdaki büyük müjdenin farkına varamadı?

Sıtkı sıyrılmıştı milletin.

Tabii benim de.

*

- Öyle çok müjde verildi ki...

- Öyle çok milyon rakamı telaffuz edildi ki...

- Öyle çok hayal kırıklıkları yaşandı ki...

- Öyle çok rakamlarda revizeye gidildi ki...

Biz artık “Şu kadar milyon aşı gelecek” beyanlarına yüz vermez olduk.

*

Yazının Devamını Oku